hoSSohbeT.com  Sohbet  forumlari

Anasayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   hoSSohbeT.com Sohbet forumlari > Ülkemizi ve dünyayı tanıyalım,tanıtalım > Türkiye
Kayıt ol Yardım Sohbet Okey Gazete oku Spor gazeteleri Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Türkiye Türkiyemizin güzelliklerini taniyalim tanitalim

   


Etiketler: ,

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 15-06-07, 18:20   #1
FiraR
Profesör
 
FiraR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13-06-07
Nerden: Teksastan
Mesajlar: 1.777
Tesekkür: 0
1 Mesajina 3 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 4 FiraR is on a distinguished road
ŞANLI URFA

Şanlıurfa



ORADA BİR HAZİNE VAR UZAKTA

Hem uzak hem yakın, haritaya bakarsanız uzak, bir uçağa atlarsanız yakın, Bir hazinenizin olmasıyla ilgilenmiyorsanız uzak, azıcık meraklıysanız çok yakın, gitmek üşendiriyorsa uzak, amacınız bilmekse burnunuzun dibi...orada bir hazine var ve o bizim hazinemiz: ŞANLIURFA


PEYGAMBERLER ŞEHRİ

Şanlıurfaya ayak bastıktan sonraki birkaç saat içinde buraya neden "Peygamberler Şehri" dendiğini anlıyorsunuz. İnsanlık tarihi ne kadar geriye gidebiliyorsa, bu toprakların tarihide o kadar geriye gidiyor.Paleolitik çağlardan sümerler, Asur'dan Pers'lere Büyük İskenderden Osmanlı'ya kadar o denli çok iz ve kalıntı varki, dünyanın bütün arkeologları bir araya gelseler bile tam anlamıyla bir envanter çıkarmak uzun zaman alır. Ne varki yörenin zenginliklerini ayrıntılarıyla açıklayan ve bir yerli turisti bu hazinenin boyutlarını kavramaya yönlendiren nitelikli bir rehber kitap yok. Ya yabancı kaynaklara başvurmak yada bulunabilecek mütevazi yayınlarla yetinmek gerekiyor. Belki de bu yüzden bu işlevi şehrin ilkokul çağındaki çocukları üstlenmiş durumda. Ziyarete gelmiş biri olduğunuzu anlar anlamaz etrafınızı sarıyorlar ve küçük bir bahşiş karşılığında tarih dersi veriyorlar. Altı yaşında bir çocuğun hazırola geçmiş halde, hiç teklemeden, büyük bir hızla, ezbere şunları söylediğini gözünüzün önüne getirmeye çalışın. :" Kral Nemrut birgün yatağına yatmış. Rüyasında kahini görmüş. Kahin, Kral Nemrut Efendi'ye demişki: Krallığın elden gidiyor. Bu yıl bir çocuk doğacak, senin putperest dinini ortadan kaldıracak, krallığına son verecek. Kral Nemrut, kahine kızmış ama rüyada olduğu için bir şey yapamamış, Krallığını korumak için o yıl doğan bütün çocukları öldürmeye başlamış. Ama annesi Nuna hanım gizlice bir mağarada selamı üzerindne olsun Hazreti İbrahim efendimizi doğurmuş. İbrahim Hazretleri yedi yaşına kadar mağaradan çıkmamış. Sonra büyüyüp baba evine gelince Nemrut'un putlarını parçalamaya başlamış. Gerçek Tanrı'nın putlar olmadığının anlatmış. İste bu bulunduğumuz nokta Kral Nemrut'un Hazreti İbrahim efendinmizi ateşe attığı tepedir. Ama o sırada Allah tarafandan ateşe denmiş ki " Ey ateş, İbrahime karşı serin ol! Ateş İbrahime karşı serin olmuş. Yani suya dönüşmüş. Ateşi yakan odunlar balık haline gelmiş. İste bu balıklı gölün suyudur. işte bunlarda balıklarıdır. Ahan şuraya da hazreti İbrahim düşmüş, orada gül bahçesi olmuştur. Yalanım varsa iki gözüm aksın.

Dünya üzerinde birçok turist çeken özel nokta arasında bazıları akıllara durgunluk vermesiyle anılır. Şanlıurfanın bunlardan biri olmaması için hiç bir sebeb bulamıyorum. Konukevleriyle, kendine özgü eşsiz mutfağıyla, mırrısıyla, tarihiyle, doğasıyla, şaşırtıcı güzellikteki turistik tesisleriyle ve o unuttuğumuz gerçek anadolu insanıyla Şanlıurfa Türkiye'nin en çok turist çeken yerlerinden birisi olmaya hazır bir ilimizdir.


ŞANLIURFA'DA NE NEREDE (birgün gerekebilir)

Hz.Eyyüb Türbesi : Viranşehir ilçesinin 20 Km. ilerisindeki Nebi Köyü'nde. Hanımı Hz.Rahime'nin ve Elyasa Peygamberin türbeleri de aynı yerdedir.

Hz.Şuayb Makamı : Şanlıurfa'nın 85 Km.doğusunda, Harran'a 45 Km.mesafedeki Şuayb Şehri kalıntılarındaki mağara ev peygamberin makamı olarak kabul edilir. Şehirdeki yüzlerce kaya mezarı üzerine evler inşa edilmiştir. Aynı bölgede tufan sonrası Hz.Nuh'un gemisinin indiği yer olduğuna inanılar cudi dağıda bulunmaktadır.

Hz.Musa Kuyusu : Günümüzde yağmurlu köy olarak adlandırılan tarihi soğmatar kenti içinde Hz.Musa'nın kuyusu ve asasının izi olduğuna inanılan iki ziyaret yeri vardır.

Urfa Müzesi : Şehitlik semtindeki müzede arkeoloji ve etnografik eserler sergilenmektedir. Bu eserlerden özellikle neolitik ve kalkolitik çağlara ait buluntular çok ender görülebilenleridir.

Hasan Padişah Camii : 15.Yüzyılda Akkoyunlu Hükümdarı uzun hasan tarafından yaptırılmıştır.

Rızvaniye Camii : Halil-ül Rahman gölünün kuzey kenarını kaplayan 18.yüzyıl yapısı, ahşap kapısı ve bitki süslemeleriyle ünlüdür.

Halil-ül Rahman Camii: 13.yüzyıl yapısı bina en eski camilerden biri. Halil-ül Rahman gölü kıyısındadır.

Eyyubi Medresesi: Ulu Caminin bitişiğindeki, günümüze sadece kitabesi kalmış.12.yüzyıl yapısı. Şu an yerinde 18.Yüzyıl yapısı medrese ve Firuz Bey çeşmesi bulunmaktadır.

Urfa Kalesi : Halil-ül Rahman gölünün güney kanadındaki tepenin üzerinde surlarla çevrili, güney kısmı kanallarla korunan, 3.yüzyılda yapıldığı kaya mezarlarından ve sütunlardaki süryani yazıtlarından anlaşılan, sekiz büyük kapılı kale.

Balıklı Göl : Şanlıurfadaki bu tarihi değerlerin buluştuğu noktadaki, içindeki balıkların kutsal olduğuna inanılan Hz.İbrahim'in ateşe atıldığı yer. Hemen yanında ona inanarak ardından atlayan Zeliha'ya atfedilen Aynzeliha gölü vardır.

Mevlid-i Halil Camii: Halil-ül Rahman gölünün 100 m. kadar ilerisinde, içinde Hz.İbrahim'in doğduğu mağara olduğuna inanılan kovuğu da barındıran osmanlı yapısı.

Eyyüb Peygamber Kuyusu: Peygamberin adıyla anılan semtte bulunan ve 5.Yüzyılda yapılan kuyudaki suyun şifalı olduğuna inanılır.

Geleneksel Urfa Evleri: Kara meydan semtinde Devlet Güzel Sanatlar Galerisi olarak kullanılan Hacı Hafızlar Evi; Halepli bahçesindeksi Sakıb'ın köşkü; Haşimiye Meydanın'daki 16.yüzyıl Osmanlı Gümrük hanı; şehirdeki geçmişin mirası mimari eserlerden başlıcalarıdır.

MÜZE ŞEHİR VE PEYGAMBERLER ŞEHRİ: Şanlıurfa, kültür ve medeniyetin dünyaya yayıldığı bölge olarak bilinen ve arkeoloji literatüründe "Bereketli Hilal" olarak adlandırılan topraklar üzerinde kurulmuştur.

Son yıllarda il sınırları içerisindeki Nevala Çori, Şaşkan Höyük ve Göbekli Tepe gibi arkeolojik alanlarda yapılan bilimsel kazılar, Anadolu'nun ilk mimari eserlerinin günümüzden 9000 yıl önce (Neolitik Çağ-M.Ö. 7250-5500) Şanlıurfa'da ortaya çıktığını kanıtlamıştır.

Tarih boyunca zengin kültürlerin harman olduğu bu tarihi kent günümüzde, birer saray güzelliğindeki tarihi evleriyle, sokaklarıyla, hanla-rıyla, hamamlarıyla, camileri ile, çeşmeleriyle, köPage Ranküleriyle, kapalı çarşıları ve geleneksel el sanatlarıyla adeta bir açık hava müzesi görünümü verdiğinden "MÜZE ŞEHİR" olarak tanınmaktadır.

Şanlıurfa'nın diğer bir adı da "PEYGAMBERLER ŞEHRİ " dir.

Musevi, Hıristiyan ve Müslü-manlar tarafından tanınan Hz. İbrahim (a.s.) Şanlıurfa'da doğmuştur.

O'nun doğduğu mağara, ateşe atıldığı tepe ve düştüğü yerde oluşan Halil-ür Rahman ve Ayn-Zeliha gölleri her üç dine mensup insanlar tarafından ziyaret edilmektedir.

Eyyüb peygamberin hastalık çektiği mağara il merkezindeki Eyyübiye semtindedirEyyüb peygamberin hanımı Rahime Hatun'un ve Elyasa peygamberin mezarları Viran- şehir İlçemiz yakınındaki Eyyüb Nebi Köyündedir.

Hazreti İsa (a.s.) Şanlıurfa'yı kutsadığına dair bir mektubunu ve yüzünü sildiği mendile çıkan mucizevi resmini (Hagion Mandiilion) Urfa Kralı Abgar Ukkama'ya göndermiştir. Bunun için Hıristiyanlar Urfa'ya " Kutsan-mış Şehir" anlamına gelen "The Blessed City" demek-tedirler.

Dinler tarihi ve inanç turizmi yönünden önemli bir özelliğe sahip olduğu görünen Şanlıurfa; tarihi mimari eserleri, çevresin-deki Harran, Şuayb şehri ve Soğmatar gibi dünyaca ünlü ören yerleri ile tarih ve arkeoloji turizmini sevenlerin de ilgisini çekmektedir.


TARİH

Yüzeysel araştırma-lar ve arkeolojik kazılardan elde edilen buluntulardan Şanlıurfa bölgesi tarihinin Yontmataş Devrine kadar uzandığı tesbit olunmuştur. Tarih boyunca çeşitli uygarlıklara sahne olan Şanlıurfa’ya Araplar Urhai, El-Ruha; Selevkoslar Edes-sa adını vermişlerdir.

M.Ö.II.bin Hitit vesikalarında geçen Ursu’nun ve Asur vesikalarında geçen Ruhua veya Ru’ua’nın bugünkü Urfa olduğu söylenmektedir. Hz. İbrahim, Hz.Eyyub, Hz. Şuayb ve Hz. Elyasa’ (a.s)’ın Şanlıurfa’da yaşa-mış olmaları, kentte PEY-GAMBERLER ŞEHRİ adı-nın verilmesine neden ol-muştur.

Hz.İBRAHİM PEYGAMBER

Devrin zalım hü-kümdarı Nemrud’un o yıl doğacak bütün çocukları öldürteceğini söylemesi üzerine annesi Hz.İbrahim’i bir mağarada gizlice doğurdu ve İbrahim 10 yaşına gelinceye kadar bu mağarada yaşadı. Mağa-radan çıkıp baba evine gelen Hz.İbrahim , Nemrud ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, onları kırıp parçalamaya başla-yınca Nemrud tarafından, bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atıldı. Allah tarafından ateşe “Ey ateş İbrahim’e karşı serin ve selamet ol” emri verilince ateş su, odunlar da balık oldu. Hz.İbrahim (a.s) bir gül bahçesinin içine düştü.

Hz.İbrahim (a.s)’nın Şanlıurfa’da doğduğu ma-ğara; İbrahim Halilulah’ın makamı (Dergah), düştüğü yer ise Halli-ür Rahman gölü olarak ziyaret edilmektedir.

Hz. EYYUB

Allah Şanlıurfa'da yaşayan Eyyub peygam-beri imtihan etmek için önce malını ve çocuklarını elinden aldı ve daha sonra kendisine ağır bir hastalık verdi. Hasta yattığı ma-ğarada bütün vücuduna kurt düşen Eyyub (a.s.) bütün bunlara rağmen Allah'a ibadetten geri kalmayarak sabır ve şükür gösterdi. Cenab-ı Hak kendisinin bu şükrana karşılık sıhhatini ve malını geri verdi.

Hz. Eyyub bu sebep-ten sabır örneği kabul edilir.

Hz. Eyyub'un hastalık çektiği mağara ve kutsal suyu ile yıkanarak şifa bulduğu kuyu bugün Urfa'nın Eyyub Peygamber semtinde ziyaret edilmektedir.

Hz. Eyyub'un mezarı Urfa'nın Viranşehir İlçesine 20 km. uzaklıktaki Eyyub Nebi Köyü'ndedir. Bu köy bir "Peygamberler Köyü" gibidir. Eyyub Peygamberin Türbesi, hanımı Hz. Rahime'nin türbesi ve Elyasa Peygam- ber'in türbesi buradadır.

Hz. İSA VE URFA

Şanlıurfa'da hüküm süren Osrhoene Krallığı dönemi (M.Ö.132-M.S.244) Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul eden ilk krallardan olduğu, Hz.İsa ile mektuplaştığı ve Hz.İsa'yı dinini yaymak üzere Urfa'ya davet ettiği bilinmektedir. Bu davet üzerine Hz.İsa yüzünü sildiği mendile çıkan resmini (Agion Mandilion) ve Urfa'yı kutsadığına dair bu mek-tubunu Abgar Ukkama'ya göndermiştir.

Bu nedenle Urfa'ya hıristiyanlar-ca bugün bile "Kutsanmış Şehir” anla mına gelen "Blessed City" denilmektedir.

Hıristiyanlık aleminde kutsal sayılan bu mendilin uzun süre Urfa'yı düşmanlardan koruduğuna inanılmış. M.S. 944 yılında Bizans imparatorunun doğudaki kuvvet lerinin komutanı loannes Kurkuas Urfa üzerine yürüyerek Hz. İsa'nın bu mucize-vi resmini almayı başarmış ve onu büyük bir törenle İstanbul'a götürmüştür


AYNZELİHA VE HALİL -ÜR RAHMAN GÖLLERİ

Hz. İbrahim'in ateşe düştüğü yerde oluşan bu iki göl şehir merkezinin güney batısında yer almaktadır. Hz. İbrahim'in düştüğü yer Halil-ür Rahman Gölü'dür. Rivayete göre Nemrut'un kızı Zeliha da İbrahim'e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atmış ve düştüğü yerde Aynzeliha Gölü oluşmuştur.

RIZVANİYE CAMİİ

Halil-ür Rahman Gölü-nün kuzey kenarı boyunca yer alan bu camii, Osmanlıların Rakka Valisi Rızvan Ahmet Paşa tarafından 1716 yılında yaptırılmıştır. Camii avlusunun üç tarafı medrese odaları ile çevrilmiştir.

Rızvaniye Camii, mihrap duvarı boyunca sıralanmış üç kubbesiyle dikdörtgen bir plana sahiptir. Üç gözlü olan son cemaat yerinin üzeri üç kubbe ile örtülü olup doğu ve batıdaki kubbeler yanlara doğru yarım kubbelerle genişletilmiştir.

Caminin inşa tarihinden kalma ahşap kapısı zengin bitkisel süslemelidir.

HALİL - ÜR RAHMAN CAMİİ

Halil-ür Rahman Gölü'nün güney batı köşesinde yer alan bu camii, medrese, mezarlık ve Hz. İbrahim'in ateşe atıldığında düştüğü makamdan meydana gelmiş bir külliye halindedir.

Caminin güneydoğu köşesine bitişik kare gövdeli kesme taş minarenin batı cephesindeki kitabede, Eyyübilerden Melik Eşref Muzafferüddin Musa'nın emri ile 1211 yılında yılında yaptırıldığı yazılıdır.

ULU CAMİİ

Urfa merkezindeki cami-lerin en eskilerindendir. Ulu Cami, bazı kaynaklardan anla-dığımıza göre eski bir sinagog iken M.S. V. yüzyıl başlarında St.Stephan Kilisesine dönüştü-rülen ve kırmızı renkteki mermer sütunlarının çokluğu nedeniyle "Kızıl Kilise" olarak da adlandırı-lan bir Hıristiyan kilisesinin avlusuna ait duvarlar, bazı sütun ve başlıkları ile halen minare olarak kullanılan sekiz-gen gövdeli çan kulesi bugün ayaktadır.

İnşa kitabesi bulun-madığından caminin ne za-man ve kim tarafından yap-tırıldığı kesin olarak bilinme-mektedir.

Camideki mevcut kitabeler onarım devirlerine ait olup, inşa tarihi hakkında fikir vermemektedir. Nurettin ZENGİ tarafından tamir ettirilerek bugünkü şeklini alan Halep Ulu Camii ile benzer bir plan gösteren Urfa Ulu Caminin Zengiler zamanında 1170 -1175 yılla-rı arasında yaptırılmış olabi-leceği tahmin edilmektedir.

KALE VE SURLAR

İbrahim Peygam-berin ateşe atıldığı tepe üzerinde yer alan Şanlıurfa kalesi M.S. 9.yüzyılda yaptırılmıştır. Üzerindeki sütunlar M.S. 240-242 yıllarına aittir. Şehrin etrafını çevreleyen surların Harran kapısı, Bey Kapısı'na ait Mahmutoğlu Kulesi ile yer yer bazı duvar ve burç kalıntıları günümüze kadar gele-bilmiştir.

GELENEKSEL URFA EVLERİ

Birer saray güzelliğin-deki Urfa evlerinin biçimlenme-lerinde iklimin, kalker taşının, İslami inanışların, birleşik aile hayatının yaşamının tamamını evinde geçiren kadına onun sıkılmayacağı geniş ve ferah bir ortam yaratma düşün-cesinin ve sosyal geleneklerin büyük ölçüde etkisi vardır.

İslam inancının topluma getirdiği aile mahremiyetinin gereği olarak Urfa evleri haremlik ve selamlık olmak üzere iki bölümlü inşa edilmişlerdir.

Ev halkının oturduğu haremlik bölümü kadın misafirlere, selamlık bölümü ise erkek misafirlere tahsis edilmiştir.

KARAKOYUN DERESİ

Karakoyun deresinin tarihdeki adı Deysan ırmağıdır. Urfa'nın batısından doğan, Şehir içerisinden geçerek Harran ovasında Cüllap ırmağı ile birleşen bu dere günümüzde kurumuş bir durumdadır.

Karakoyun deresi üzerinde batıdan başlamak üzere doğuya doğru Hızmalı köPage Ranküsü, Millet köPage Ranküsü, Justinan su kemeri, Samsat köPage Ranküsü (Eski KöPage Rankü), Hacı Kamil KöPage Ranküsü, Beg Kapısı KöPage Ranküsü ve Demir Kapı KöPage Ranküsü bulunmaktadır.

MUSTAFA KEMAL PAŞA ANIT ÇEŞMESİ

Urfa şehir merkezinin kuzeyinde, Gaziantep, Diyarbakır, Mardin yolu kavşağındaki park içerisin-dedir. I.Dünya savaşında Çanakkale de savaşan Urfalı askerlerin komutanı Mustafa Kemal Paşa'nın (Atatürk) anısına 1917 yılında Urfa Valisi Nusret Bey tarafından yaptırılmıştır.

HARB-İ UMUMİ ŞEHİTLERİ ABİDESİ

Şehir merkezinde, Hükümet Konağı önündeki kavşaktadır. I. Dünya savaşı-nın bütün cephelerinde sava-şa katılan Urfalı şehit ve gazilerin hatıralarına 1917 yılında yaptırılmıştır

HANLAR

Urfa da Osmanlı döneminden kalma çok sayıdaki hanın en güzel örnekleri Gümrük Hanı, Hacı Kamil Hanı, Mencek Hanı, Topçu Hanı, Bican Ağa hanı , Millet Hanı ve Barutçu Hanlarıdır.

ALIŞVERİŞ YERLERİ

Gümrük Hanı ya-kınındaki tarihi Bedesten de mahalli giysi, yaşmak, ehram ve ipek örtüler, sipahi pazarında halı, kilim, kürk ve heybe, Keçeci pazarında keçe, Hüseyniye çarşılarında bakır işleri, Pamukçu pa-zarında ve Yıldız Meydanı ci-varındaki kuyumcularda altın ve gümüş takılar satın alınabilir.

MÜZE

Arkeolojik ve etnografik eserlerin teşir edildiği Urfa müzesi Şehitlik semtindedir. Müzenin giriş katındaki ilk salonda Asur, Babil ve Hitit çağlarına ait taş eserler sergilenmektedir.

Müzenin üst katında yer alan etnografik eserler bölümünde; yöreye ait giysiler, gümüş ve bronz takılar, el sanatlarından örnekler, Urfa evlerinden getirilmiş süslemeli ahşap kapı ve pencere kanatları, hat eserleri, el yazması Kuran-ı Kerimler ve cam eşyalar sergilenmektedir.

HARRAN

Akçakale İlçesi istikametinde, Şanlıurfa ya 44 Km. mesafededir. M.Ö.II.bine ait yazılı vesikalarda adına rastlanan Harran, tarihte önemli bir kültür merkezi olması ve Üniversitesinde yetiştirdiği flozoflarıyla ile tanınır. Doktor ve matematikçilerden Sabit Bin Kurra, Astronomi bilgini Battani, Atomun mucidi Cabi İbn-i Hayyan ve din bilgini İbn-i Teymiyye Harran Üniversitesinin yetiştirdiği alimlerdir.

Konik kubbeli tipik evleri, Anadolunun en eski, en büyük ve en zengin taş süslemeli camii olma özelliğine sahip Emevi

devrinden kalma Ulu camisi, ilk İslam Üniversitesinin kalıntıları ile diğer mimari kalıntılar, iç kalesi ve surları, Şeyh Yahya Hayat El Harrani hazretlerinin türbesi Harran ın ziyaret edilmeye değer yerleridir.

Kültür ve Turizm Bakan-lığı adına, Doktor Nurettin YARDIMCI başkan-lığındaki bir heyetle 1983 yılında başlatılan arkelojik kazı ve restorasyan çalışma-ları Harran'ın tarihini daha açık bir şekilde aydınlığa kavuşturacaktır.

Harran'a20 Km.mesafedeki Han El-Ba'rur Kervansarayı, 45 Km. mesafedeki Şuayb şehri kalıntıları, 60 Km. mesafedeki Soğmatar şehri kalıntıları Şanlıurfa'nın görül-meye değer önemli ören yerleridir.

ÇARMELİK KERVANSARAYI

Suruç İlçesine bağlı Aligör (11 Nisan) Köyünün kuzeyinden Bozova'ya giden yolun 10.uncu Km.sinde batıya sapan yol 4 Km. sonra Çarmelik Kervansarayının bulunduğu Çarmelik (Büyük Han) köyüne ulaşır. Yolun 14 Km.sinin tamamı asfalt olup, otomobille gidilebilir.

Bu anıtsal eser ticaret kervanlarının konaklamaları için Osmanlı döneminde yapılmıştır. Ancak kitabesi bulunmadığından kesin inşa tarihi bilinmemektedir.

43.80x36.30 m ölçüsünde bir avlunun etrafını çevreleyen ahırlar ile kışlık ve yazlık odalardan meydana gelmiştir. Kervan-saraya giriş kuzey cephe-sinin ortasındaki eyvandan-dır. Bu giriş eyvanı ve avlunun etrafını çevreleyen mekanların büyük bir kısmı bugün yıkılmış bir durum-dadır.

HAN- EL BA'RÜR KERVANSARAYI

Selçuklu dönemine ait olan bu kervansaray Harran ören yerinin 20 Km. doğusundaki Göktaş Köyünde bulunmaktadır. Yolu Şose olup, otomobil ve otobüs ile gidilebilir. Tamamen 65x66 m 'lik bir alan üzerinde inşa edilmiştir. Kervansarayın kuzey cephesindeki portal kitabe-sinde 1128-1129 tarihlerinde El Hacı Hüsamettin Ali Bey İmad Bin İsa tarafından yaptırıldığı yazılıdır.

BAZDA MAĞARALARI

Haran'ın 18 Km. kuzey doğusundadır. Harran ve Şuayb şehir-lerinde inşa edilen yapılar için yüzlerce sene taş alınmasıyla oluşan büyük mağaralardır. Bu mağara-lardan en büyük olanı yer yer iki katlı olup uzun galeriler ve tünellerden meydana gelmiştir.

ŞUAYB ŞEHRİ

Harran dan 45 Km. Han El Ba'rür kervansarayına 25 Km mesafede tarihi bir kent kalıntısıdır. Yolu şosedir. Otomobil ve otobüs ile gidilebilir. Buradaki yüzlerce kaya mezarı üzerine kesme taşlardan yapılar inşa edilmiştir. Bu yapıların bazı duvar ve temel kalıntıları günümüze kadar gelebil-miştir. Oldukça geniş bir a-lana yayılan bu tarihi kentin etrafı yer yer izleri görülebilen surlarla çevrilidir

SOĞMATAR

Harran'a 60 Km. Şuayb şehrine 15 km. mesafededir. Yolu şosedir. Otomobil veya otobüs ile gidilebilir. M.S. I ve II yüzyılda iskan edilmiştir. Soğmatar da bir höyük ve bunun üzerinde M.S. II Yüzyıla ait kalenin duvar ve burç kalıntıları ile köy içerisinde tapınak kalıntıları bulun-maktadır.Kökü Harran sin kültürüne dayanan Sabiizmin ve baş Tanrı Marelahe nin kült merkezi oluğu bilinen Soğ-matar ören yerinin en önemli

kalıntısı baş Tanrı ve mukaddes gezegenlere ibadet edilerek kurban kesilen açık hava mabedidir. Bu mabedin yer aldığı tepe üzerindeki kayalara tanrıları tasvir eden insan röliyefleri ve yazılar işlenmiştir.

Soğamatar da Roma devrine ait çok sayıda kaya mezarı bulunmaktadır. Ayrıca köyün kuzey batı kesimindeki tepeleri üzerinde üç anıtsal mezar (Tapınak) bulunmak-tadır.

ATATÜRK BARAJI

Güneydoğu Anadolu Projesinin (GAP) kaya dolgu barajlarından olan Atatürk barajı Şanlıurfa'nın Bozova İlçesi yakınlarında Fırat nehri üzerin-dedir.

Yılda 8.9 Milyar Kw -Saat Elektrik enerjisi ile Türkiye elektrik enerjisinin yaklaşık 1/3 ünü karşılamaktadır.

Atatürk Barajı yükseklik bakımından Dünya da sekizinci , göl hacmi bakımından onse-kizinci, elektrik üretimi bakımın-dan onyedinci, gövde dolgusu bakımından üçüncü sıradadır.

Baraj gölünde biriken suyun hacmi 48.5 Milyar m3 tür.

Yarıçapları 7.62 m. Uzun-lukları 26.4 Km. olan iki tünel vasıtasıyla baraj gölünün suları Şanlıurfa, Harran , Mardin, Ceylanpınar, Siverek, Hilvan ve Bozova ovaları olmak üzere toplam 730.000 hektar alanı sulayacaktır. Halen tünellerden biri faaliyete geçmiş olup, Harran ovası sulanmaktadır.



GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 18.584 km²

Nüfus: 1.001.455 (1990)

İl Trafik No: 63

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Orta Fırat bölümünde yer alan Şanlıurfa ili, güneyde Suriye toprakları, batıda Gaziantep, kuzeybatıda Adıyaman, kuzeydoğuda Diyarbakır, doğuda Mardin illeriyle komşudur. Yüzölçümüyle illerimiz arasında, büyüklük bakımından 7.sıradadır. Şanlıurfa ilinin büyük bölümünü, hafif dalgalı yayla düzlükleri kaplar. Kuzeydoğusunda yükselen Karacadağ, sönmüş bir yanardağ kütlesi olup zirvesi 1.957 metre ile İl’in en yüksek noktasıdır. Karacadağ’ dan güneye ve güneybatıya doğru il toprakları alçalır ve Suriye sınırları yakınında yükselti 450 m nin altına düşer. Bu kesimde Harran Ovası gibi düzlüklere rastlanır. Şanlıurfa İlinin akarsuları, bütünüyle Fırat nehiri havzasında toplanır. 1990 sayımında Şanlıurfa ilinin nüfusu 1.001.445 olarak belirlenmiştir. Buna göre kilometrekareye 54 kişi düşer.

Şanlıurfa, tarihi geçmişi 9 bin yıl öncesine dayanan, Hz. İbrahim'in doğduğu, Hz. Eyyüb'ün yaşadığı, Hz. İsa tarafından kutsanan kent adeta bir müze şehir görünümündedir. Harran' ı gezerken 4000 yıl öncesinin solunduğunu hissetmemek, Atatürk Barajının suladığı Harran Ovası'nda ise yaratılan bolluk ve bereketi gözlemlememek mümkün değildir.

Kentin adının kökeni kesin olarak bilinmiyor. Bir söylentiye göre “Urfa” adı Süryanice “Orhani” den, bu sözcükse Arapça’da suyu bol anlamına gelen “vurhani”‘den kaynaklanmıştır. Orhani nin “Orhe”, Orha gibi değişik imlalarına da rastlanmıştır. kimileri “Urfa” adının, bu sözcüklerin bozulmasıyla ortaya çıktığını savunur.

Kentin adıyla ilgili halk arasında yaygın değişiklik söylentiler vardır. Bunlardan birine göre, kenti “Ruha” adlı Semud kavminden bir kral kurmuştur. Türkler kenti alınca önce Urfa’ya dönüşmüştür. 1985’te çıkarılan bir kanunla, İstiklal savaşı sırasında Fransız işgalcilerine karşı gösterdikleri şanlı direnişten dolayı Urfa adının başına “Şanlı”getirilerek Şanlıurfa denmiştir.

Şanlıurfa İli’nin Merkez ilçe dışında; 10 ilçesi, 26 belediyesi, 30 bucağı, 1.080 köyü ve 1.624 köy altı yerleşim yeri bulunmaktadır. İdari yönden dağınık ve yoğun bir yerleşim özelliğine haizdir

Urfa ilinin ilçeleri; Akçakale, Birecik, Bozova, Ceylanpınar, Halfeti, Harran, Hilvan, Siverek, Suruç ve Viranşehir'dir.



ÖZEL (COĞRAFİ) KONUM



Şanlıurfa, doğusunda Mardin, batısında Gaziantep, kuzeyinde Adıyaman, kuzeybatısında Diyarbakır illeri ile çevrilmiştir. Güneyinde ise 1921,1926,1929 yıllarında yapılan Ankara Antlaşması ve 1930 Halep protokolüyle çizilmiş bulunan Suriye sınırı ile çevrelenmiş bir sınır şehridir.

Şanlıurfa, coğrafi konumu nedeniyle üzerinde tarih boyunca bir çok devlet ve beyliğin hüküm sürdüğü, değişik kültürlerin geçiş ve kaynaşma alanı olmuştur. İlk ve Orta çağda eski uygarlık merkezlerinden olan Mezopotamya ve Arap ülkeleri ile Avrupa arasındaki bazı yollar, Şanlıurfa üzerinden geçmekteydi. Şanlıurfa, doğuyu batıya bağlayan birçok tarihi, ticari ve askeri yolların üzerinde yer almış olması nedeniyle, geçmişte ve günümüzde önemli bir il olmuştur.

Şanlıurfa, dünyanın ve Türkiye'nin en önemli bölgesel kalkınma projesi olan GAP'ın (Güneydoğu Anadolu Projesi) merkezi durumundadır.

Şanlıurfa, Güneydoğu Toroslar'ın orta kısmının güney etekleri üzerindedir. İlin kuzeyinde yer alan dağlar ve yüksek tepeler genellikle güneye doğru gittikçe alçalır. Büyük ovalar Şanlıurfa'nın güneyinde yer almaktadır. Sıra tepeler oldukça yaygın olup bunların arasında batıdan doğuya doğru sıralanan Suruç, Harran ve Viranşehir ovaları bulunmaktadır.

Şanlıurfa'nın yüzölçümü 18.584 km2’dir. (D.İ.E. 1997 Yıllığı) Bu yüzölçümüyle Türkiye yüzölçümünün yaklaşık ı 3'ünü oluşturur. Şanlıurfa bu yüzölçümü ile Türkiye' nin 7. büyük şehridir.

Şanlıurfa'nın ortalama yükseltisi ise 518 m. dir.



İKLİM



Şanlıurfa kontinental (kara) iklim özelliği gösterir. Yazları çok kurak ve sıcak, kışları bol yağışlı, nispeten ılıman geçmektedir.

Şanlıurfa matematik konum itibariyle Ekvatora daha yakındır. Deniz etkisinden uzak bir bölgede bulunmaktadır. Bu nedenle Kontinental iklim özelliği ağır basmaktadır. Bu özellik sıcaklık ve yağış bakımından kendisini göstermektedir. Atmosfer yeteri derecede nemli olmadığından ve karalar daha çabuk ısınıp daha çabuk soğuduğundan Şanlıurfa'da günlük ve yıllık sıcaklık farkları şiddetlidir. Bölgemizde kaydedilen en yüksek sıcaklık Şanlıurfa ilinde 46.8 C (Temmuz) olarak ölçülmüştür. Şanlıurfa'da en soğuk -12.4 C (Şubat) ölçülmüştür. Şanlıurfa'da yıllık ortalama yağış 462 mm olarak hesaplanmıştır. Yıllık ortalama sıcaklık 18.6 C, buharlaşma 2048 mm, rüzgâr hızı 2.8 m/sn'dir.

Karlı ve don olan günlerin sayısı oldukça azdır. Yılda ortalama 10 günü geçmez. Şanlıurfa'da hakim rüzgarlar kuzeybatı ve batı yönlerinden eserler.



HARRAN



Şanlı Urfa'nın 44 kilometre güneydoğusundadır. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilen tarihi Harran Kenti, kendi adıyla anılan Harran Ovası merkezinde kurulmuştur.

Tevrat'ta Hârân olarak geçen yerin burası olduğu söylenilir. İslam tarihçileri kentin kuruluşunu Nuh Peygamberin torunlarından Kaynana veya İbrahim Peygamberin kardeşi Aran'a (Haran) bağlarlar. 13.yüzyıl tarihçilerinden İbn Şeddad, Hz. İbrahim'in Filistin'e gitmeden önce bu şehirde oturduğunu yazmaktadır. Bu nedenle Harran'a Hz. İbrahim'in kenti de denildiğini, Harran'da İbrahim Peygamberin evinin, adını taşıyan bir mescidin, onun otururken yaslandığı bir taşın varolduğunu söylemektedir.

Harran tarihiyle ilgili en doğru bilgiler arkeolojik kazılardan elde edilen buluntulara dayanmaktadır. Harran adına ilk defa, Kültepe ve Mari'de bulunan M.Ö. II. bin başlarına ait çivi yazılı tabletlerde "Har-ra-na" veya "Ha-ra-na" şeklinde rastlanılmaktadır. Kuzey Suriye'de bulunan Ebla tabletlerinde ise Harran'dan "Ha-ra-na" olarak bahsedilmektedir. M.Ö. II. binin ortalarına ait Hitit Tabletlerinde, Hitit'lerle Mitanni'ler arasında yapılan bir anlaşmaya Harran'daki Ay Tanrısının (Sin) ve Güneş Tanrısının şahit tutulduğu belirtilmektedir.

Harran, Kuzey Mezopotamya'dan gelerek batı ve kuzeybatıya bağlanan önemli ticaret yollarının kesiştiği bir noktada bulunmaktadır. Bu özelliğinden dolayı Harran, Anadolu ile sıkı ticaret ilişkileri bulunan Asurlu tüccarların da önemli uğrak yerlerinden biri idi. Anadolu'dan Mezopotamya'ya Mezopotamya'dan da Anadolu'ya olan ticaret binlerce yıl Harran üzerinden yapılmıştır. Bu da burada zengin ve köklü bir kültür birikiminin oluşmasına neden olmuştur.

Harran; Ay, Güneş ve gezegenlerin kutsal sayıldığı eski Mezopotamya putperestliğinin (Sabiizm) önemli merkezi olması yönüyle ünlü idi. Bu nedenledir ki Harran'da Astronomi ilmi çok ilerlemiştir.

Urfa'nın Hıristiyanlığın en önemli merkezlerinden biri haline gelmesine karşılık, Asur, Babil ve Hitit devirlerinden beri Harran'da süre gelen Sabiizm varlığını M.S. 11. yüzyıla kadar sürdürebilmiştir. Dünyadaki üç büyük felsefe ekolünden birisi "Harran ekolü"dür.

Bugün Cüllab ve Deysan ırmakları kurumuş olduğundan, Harran sudan ve yeşilden mahrum bir ovanın ortasında 5000 yıllık tarihi ile ayakta durmaktadır. Tipik evleri, höyüğü, kalesi, şehir surları ve çeşitli mimari kalıntıları, geceleyin gök yüzünde pırıl pırıl yıldızları ile turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Atatürk Barajı ve Urfa Tünelleri vasıtasıyla Harran Ovasına akıtılacak olan Fırat Nehri, Harran'ı tarihteki yeşil ve verimli günlerine kavuşturacaktır.



ANTİK KENTLER



Şanlıurfa'dan 88 km uzaklıktaki Özkent köyü adıyla anılan tarihi harabelerdir. Geniş bir alana yayılan ören yerinin surlarla çevrili olduğu ve Roma devrinde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Halk arasında Şuayb Peygamberin bu kentte yaşadığına inanılır. Burada Peygamber Makamı olarak ziyaret edilen bir de mağara bulunmaktadır.



Şanlıurfa'ya 73 km uzaklıktaki kent bugün Yağmurlu köyü adıyla anılmaktadır. M.S.1 ve 2'nci yüzyıllarda Süryaniler tarafından iskan edilmiştir. Kökü Harran Sin Kültürüne dayanan Sabiizm ve Baş tanrı Marilaha'nın kültür merkezi olduğu bilinen Sogmatar ören yerinin Baş tanrıya ve gezegenlere ibadet edilen ve kurban kesilen açık hava mabedi en önemli kalıntılarından biridir. Mabedin duvarlarında Süryanice yazılar ve gezegenleri tasvir eden insan rölyefleri işlenmiştir. Ayrıca Kalenin batısında bulunan tepedeki kayalara da tanrıları tasvir eden rölyefler ve Süryanice yazılar işlenmiştir. Nevali Çori adıyla tanınan antik yerleşme yeri, Şanlıurfa ili Hilvan ilçesine bağlı Kantara köyünün sınırları içerisinde Fırat nehrinin sağ tarafında ve onun bir kolu olan Katara Deresinin yanında yer almaktadır. Şanlıurfa merkeze bağlı Kazane (Uğurcuk) yerleşim alanının tarihi MÖ 5000-3000'e dayanmaktadır. Çalışmalar sırasında mimari buluntular, evler, sokaklar ve bu döneme ait eserler bulunmuştur. Bu yerleşim alanında höyüğün tepesinde su deposu inşa edilmiştir. Ayrıca Sümerce'yi Akadça'ya çeviren bir alfabe bulunmuştur.



BALIKLIGÖL



(Aynzeliha Ve Halil-Ür Rahman Gölleri ) Urfa şehir merkezinin güneybatısında yer alan ve İbrahim Peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen bu iki göl, kutsal balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler ile Urfa'nın en çok ziyaretçi çeken yerleridir.

İbrahim Peygamber, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca, Nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından ateşe "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri verilir. Bu emir üzerine, ateş suya odunlar da balığa dönüşür. Hz. İbrahim bir gül bahçesinin içersine sağ olarak düşer. Hz. İbrahim'in düştüğü yer Halil-ür Rahman gölüdür. Rivayete göre Nemrut'un kızı Zeliha da İbrahim'e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atar. Zeliha'nın düştüğü yerde de Aynzeliha Gölü oluşmuştur. Her iki göldeki balıklar halk tarafından kutsal kabul edilerek yenilmemekte ve korunmaktadır.



CAMİ ve KİLİSELER



İnanç Turizminin önemli merkezlerinden olan Urfa'da Ulu Cami , Hasan Padişah Cami, Halil-Ür Rahman Cami, İbrahim Peygamber'in Doğduğu Mağara Ve Mevlid-İ Halil Cami, Eyyüp Peygamber Makamı Ve Kuyusu görülebilecek Camilerdir. İsa Kilisesi, Der Yakup Kilisesi Urfa'nın önemli kiliseleridir.



ÇEŞME,KÖPage RankÜ ve SU KEMERLERİ



Ulu Caminin doğusuna bitişik olan Eyyübi Medresesinin güney duvarında yeralan çeşme 1781 tarihinde Firuz Bey tarafından yaptırılmıştır. Medreseden günümüze sadece 1191 tarihli kitabesi kalmıştır. Aynı yerde bugün görülen tek eyvanlı medrese, Eyyübiler Devri medresesinin üzerine 1781 tarihinde Nakibzade Hacı İbrahim Efendi tarafından yaptırılmıştır. Karakoyun deresinin tarihteki adı Deysan Irmağıdır. Urfa'nın batısından doğan, şehir içersinden geçerek Harran Ovası'nda Cüllap Irmağıyla birleşen bu dere günümüzde kurumuş bir durumdadır. Karakoyun Deresi üzerinde batıdan başlamak üzere doğuya doğru; Hızmalı KöPage Rankü, Millet KöPage Ranküsü, Jünstinyen Su Kemeri, Samsat KöPage Ranküsü (Eski KöPage Rankü), Hacı Kamil KöPage Ranküsü, Beg Kapısı KöPage Ranküsü (Kısas KöPage Ranküsü) ve Demir KöPage Rankü bulunmaktadır. Millet KöPage Ranküsü ile Samsat KöPage Ranküsü arasındadır. Bizans imparatoru Jünstinyen tarafından 525 senesinde yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Kentin güneybatı kesiminde, Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha Göllerinin güneyindeki Damlacık Dağı üzerindedir. Doğu, batı ve güney tarafı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili, kuzey tarafı ise sarp kayalıktır.


GELENEKSEL ŞANLIURFA EVLERİ



Urfa evleri genellikle harem (halk harem der) ve "oda" denilen selâmlık kısmı olmak üzere iki bölümden oluşurlar. Bazen bu iki bölüm, aralarından bir duvarla ayrılmış ve sokak tarafından ayrı birer kapıları olan müstakil iki ev görünümünü verdikleri gibi, bazen de tek kapıyla girilen selâmlık bölümünden sonra ikinci bir kapıyla harem bölümüne geçilen bir plan gösterirler.

Kara Meydan semtindedir. Postahanenin güneyine bitişik olan bu ev, harem ve selâmlık bölümlü olup geleneksel Urfa evlerinin birçok özelliğini üzerinde toplamaktadır. 1888 yılında inşa edilen bu tarihi ev Kültür Bakanlığı'nca restore edilerek Devlet Güzel Sanatlar Galerisi haline getirilmiştir. 1796-1876 yılları arasında yaşayan Şair Sakıp Efendi tarafından yaptırılan bu konak Halepli Bahçe içerisinde bulunur. Nedim Efendi Konağı gibi harem ve selâmlık olarak geniş bir alana yayılır. 1985 yılında Şanlı Urfa Belediyesi'nce tamir ettirilmiştir. (Vilayet Konukevi) : Şanlı Urfa Merkezinde, Vali Fuat Caddesi'nin (Büyükyol) Balıklıgöl'e yakın kesiminde Selahattin Eyyubi Caminin batısındadır. Bu tarihi konak 19. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiştir (1890 yılları). Harem ve selamlık bölümleri vardır. Konakta inşaat malzemesi olarak ünlü Urfa Taşı kullanılmıştır.



HANLAR - HAMAMLAR



Urfa'da Osmanlı Dönemi'nden kalma 8 hamam bulunmaktadır. Bunlar; Cıncıklı, Vezir, Şaban, Velibey, Eski Arasa, Serçe ve Sultan hamamlarıdır. Urfa'da Osmanlı Dönemi'nden kalma çok sayıdaki hanın en güzel örnekleri Gümrük Hanı, Hacı Kamil Hanı, Mençek Hanı, Topçu Hanı, Bican Ağa Hanı, Millet Hanı ve Barutçu Han'dır.



ÇARŞILAR



Şanlıurfa'nın Osmanlı döneminden kalma iş hanları ve çarşılarından oluşan eski ticaret merkezi Gümrük Hanı civarında yoğunluk göstermektedir. Kazaz Pazarı (Bedesten), Sipahi Pazarı, Koltukçu Pazarı, Pamukçu Pazarı, Oturakçı Pazarı, Kınacı Pazarı, Bıçakçı Pazarı, Kazancı Pazarı, Neccar Pazarı, İsotçu Pazarı, Demirci Pazarı, Çulcu Pazarı, Çadırcı Pazarı, Saraç Pazarı, Attar Pazarı, Tenekeci Pazarı, Kürkçü Pazarı, Eskici Pazarı, Keçeci Pazarı, Kokacı (Kovacı) Pazarı, Kasap Pazarı, Boyahane Çarşısı, Kavafhane Çarşısı, Hanönü Çarşısı, Hüseyniye Çarşıları Gümrük Hanı civarında yer alan ve günümüzde de tarihi özelliklerini koruyan önemli alış veriş yerleridir.



ORNİTOLOJİ



Dünyada soyu tükenmekte olan ve Türkiye'de yalnızca Birecik'te yaşayan Kelaynaklar Şanlıurfa yöresindeki hayvan türlerinden en ilgincidir. İbidae soyundan olan Kelaynaklar baş ve gerdanları tüysüz olduğundan bu adla anılmaktadır. Birecik'ten başka Fas ve Cezayir'de yaşayan Kelaynaklar kış aylarında Etiyopya ve Madagaskar'a göç ederler ve şubat ortasından başlayarak Birecik'e gelirler. Kayalık yamaçlarda yuva kurar, yumurtlama döneminden sonra temmuz ayı ortalarında geri dönerler. Birecik'te her yıl Kelaynak Festivali düzenlenmektedir.


ULAŞIM



Şanlıurfa yurdumuzun güneydoğu sınırlarında ve Arap ülkelerine geçişte yer alması ve GAP'ın merkezi oluşu nedeniyle karayolu ulaşımda önemli rol oynamaktadır.


YEME - İÇME



Yemek kültürü oldukça zengin olan Şanlıurfa'da Ayran çorbası, çagala aşı, pakla aşı, hitti bastırması, sarımsak aşı, isot çömlegi, erik tavası, semsek, has (marul) dolması, mimbar, acır bastırması, masluka, lebeni, borani, duvaklı pilav, etli köfte (çiğ köfte), haş haş kebabı, kemeli kebap, tike kebabı, tepsi kebabı, Frenkli (domatesli) kebap, kemeli cacık, bostana, koruk salatası, katmer, aşır aşı, paliza, şıllık, heside, kuymak, zingil, geleneksel yöresel yemekler arasında sayılabilir.


ALIŞ - VERİŞ



Şanlıurfa'da tarihi çarşı ve pazarlarda el dokumacılığı, tarakçılık, ağaç oymacılığı, saraçlık (dericilik), kürkçülük, bakırcılık, kuyumculuk ve taş süslemeciliği ürünleri bulunmaktadır.




Şanlıurfa Tarihi





Şanlıurfa'nın Göbeklitepe mevkiinde yapılan Kazılarda Şanlıurfa Tarihinin M.Ö. 9000 Tarihine kadar dayandığına dair bulgular ve tapınak bulunmuştur.

1984 yılında Fransız araştırmacı Gautier’in başlattığı ve 1946’dan sonra Prof. Kılıç Kökten’in sürdürdüğü yüzeysel araştırmalardaki buluntular, Şanlıurfa ve çevresinin Paleotik (yontmataş), dönemde (MÖ 500.000-8.000) insan yaşantısına sahne olduğunu göstermektedir. Prof. Kılıç Kökten’in Birecik İlçesi sınırlarındaki bulduğu el baltası bölgenin en eski tarihi kalıntısı olarak, yontmataş devrinde avcılık ve toplayıcılıkla geçinen insanların bu sıcak ve bol çeşitli hayvan yaşamına elverişli toprakları yurt tutuklarını göstermektedir. Atatürk Barajı göl alanında kalacak höyüklerde 1979 yılından bu yana yapılan yerli ve yabancı arkeolojik kazılarda bulunan domuz ve diğer hayvan iskeletleri o devirlerde bölgenin sık bir ormanlığa sahip olduğunu kanıtlamaktadır.

1964 yılında Bozova İlçesi, Gölbaşı mevkisinde yapılan arkeolojik kazılarda paleolitik dönem kalıntıları yanında neolitik dönem (MÖ 7250-5500) yerleşmelerine rastlanılmıştır. Ayrıca 1982 yılında Şanlıurfa Müzesi Müdürlüğünce Bozova İlçesine bağlı Şaşkan (İğdeli) köyü yakınlarındaki küçük ve büyük Şaşkan höyükleri arasında kalan arazide yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen bulgulardan bu bölgenin ilk defa günümüzden 7000 yıl önce toprağa bağlanan insanlar tarafından iskan edilmeye başlanıldığı anlaşılmaktadır.

Neolitikten sonraki ilk medeniyet evresi kalkolotik dönem (5500-3200) buluntuları,; Şanlıurfa’nın Bozova ilçesine bağlı Kurban Höyük, Lidar Höyük ve Siverek İlçesine bağlı Hasek Höyük kazılarında tespit edilmiş, ayrıca aynı kazılarda ilk Tunç Çağına ait (MÖ 3200-1800) çok sayıda değerli eserler ele geçirilmiştir.

Dicle ve Fırat arası topraklar için MÖ ikinci bin yıllarına ait Hitit çivi yazılı metinlerde rastlanan ilk ad “Hur Memleketleri”dir. MÖ birinci bin yarısında ise Asur vesikalarında bölgenin “Hanigalbat” adıyla anıldığı görülmektedir. Bu ad, MÖ 13. Yüzyıl ortalarında çöken Mitanni-Hanigalbat devletini çekirdek arazisin teşkil etmiş olmasına dayanır görünmektedir.

Mitanni devletinin çökmesiyle Urfa bölgesine bir Sami kavimi olan haramiler kitleler halinde gelip yerleşmişlerdir. Daha sonra bölgeye Asuriler hakim olmuş, bu devlet MÖ 610 yılında İran ve yeni Babil devletleri tarafından yıkılmış ve Urfa bölgesine (Elcezire) İranlılar hakim olmuştur.

Büyük İskender istilası (MÖ 331) ve bunu izleyen Helenistik devirde Urfa tarihin belgelerle daha belirgin olarak izlemek mümkün olabilmektedir. Büyük İskender'in ölümünden sonra parçalanan imparatorluğun Urfa bölgesi Selevkosların elinde kalmıştır.

Selevkoslar devrinde Grek ve Makedonya yurtlarında Urfa bölgesine büyük bir oranda göçler olmuş ve bunlar eski Grek adetlerine göre kurdukları şehirlere eski yurtlarındaki bazı mahalle ve şehirlerin adlarını vermişlerdır,

Selevkoslar MÖ 334’de Süryanilerin Urhai (Orhay-Urfa) kasabası üzerine Edessa adıyla bir kent kurmuşlardır. Edessa Makedonya’nın başkenti Aigai’nin (şimdiki Vodena) bir mahallesinin adıdır ve Urfa’ya kurucuları olan Makedonyalılar tarafından verilmiştir. Fakat yerli halk bu yabancı ismi benimsememiş ve kente Urhai demeye devam etmiştir.

MÖ 334-136 yılları arasında Urfada hüküm süren Selevkostlar bu bölgede Edessa’dan başka Carhae (yeni bir plana göre düzenlenmiş Harran) Mekadonopolis (Birecik), Nikephorion (Rakka), Anthemsia (Suruç) kentlerini kurmuşlar ve buralara kendi halklarını yerleştirmişlerdir.

MÖ 137 yılında canlanan bizim Eşkaniyan, Batılıların Arsakid dedikleri İran devleti bütün Mezopotamya’yı yeniden eline geçirdi ve bu tarihten çok az sonra da Urfa’da tarihinde ilk ve son defa olmak üzere yerel bir şehir krallığı kuruldu. Urfa dışına bile taşamamış olmasına rağmen, “ Osrhoene Krallığı” adını taşıyan bu küçük devlet MÖ 132’de Arjaw (El’de Aryu) tarafından kurulmuştur. MS Nisan 216’dan 242 yılına kadar Manu IX. Osrhone Kralı ünvanını almış, ancak onun bir Roma kolonisi haline getirilmiş Edessa’da hiçbir hüküm nüfuzu olmamıştır. Bu krallık 242-244 yıllarında ikti sene gibi kısa bir süre son defa olarak Abgar XI.nin Gordianus III. Tarafından Urfa’ya hükümdar tayin edilmesiyle ihya edilmiş, fakat bu Roma imparatorunun öldürülmesi sonrasında halefi Philippus, Sasani hükümdarı Şapur ile anlaşmayı tercih ederek Mezopotamya’yı İranlılara terk etmek üzere bir anlaşma imzalamış, ancak bu anlaşma tatbik edilememiş ve Mezopotamya yine Romalıların elinde kalmıştır. Fakat bu sırada Orshoene Krallığı kesin olarak tarihe karışmıştır (MS 244).

MÖ 132 – MS 244 yılları arasında 376 yıl devam eden Orshoene Krallığı, para basacak kadar özgür ve güçlü İran devletine kafa tutamayacak kadar güçsüzdü.

Urfa Krallığının bütün dünyaya yayılan esas ünü Hıristiyanlıkla ilgisidir. Kral V. Abgar’ın (Kara Abgar-Büyük Abgar) MS 13-50 yılları arasındaki ikinci saltanat devresi Hıristiyanlık tarihi bakımından çok önemli sayılır. Bütün Hıristiyanlık alemince meşhur olan “Abgar Efsanesi”ne göre bu zat, Hz. İsa’ya mektup yazarak Hıristiyanlığı teb’asıyla birlikte kabul ettiğini bildirmiş ve Hz İsa’yı dinini yaymak üzere Urfa’ya davet etmiştir. Bu davet üzerine Hz. İsa, yüzünü sildiği mendile çıkan mucizevi resimini havvarilerinden Addai ile birlikte Kara Abgar’a göndermiştir. Hıristiyanlık aleminde kutsal sayılan bu mendilin uzun süre Urfa’yı düşmanlardan koruduğuna inanılmış, MS 944 yılında Bizans imparatorunun doğudaki kuvvetlerinin komutanı Ioannes Kurkuas Urfa üzerine yürüyerek bu mucizevi resmi almayı başarmış ve onu büyük bir törenle İstanbul’a götürmüştür.

Mandilion, Hıristiyan sanatında oldukça yer tutmuş ve hayali resimleri bir çok batı müzesini süslemiştir

Bu ilgi çekici efsanede kral V. Abgar’ın Hıristiyanlığı kabul etmiş olması, tarihi gerçeklere uygun değildir. Hıristiyanlığı ilk kabul eden hükümdar, aynı hanedana mensup, aynı adı taşıyan IX. Abgar’dır ve bu olay 214 yılında gerçekleşmiştir.

3. – 6. Yüzyıllar boyunca Urfa ve bölgesi Roma’ya bağlı kaldı. Romalılar Urfa başta olmak üzere bütün şehirlerin surlarını yenileyip güçlendirdiler.

Halife Hz. Ömer (634-644) zamanında Irak orduları komutanı Sa’ad bin Ebu Vakkas’ın gönderdiği Abdullah bin Alban idaresindeki ordu 639 yılında Urfa’yı almış ve Orshone’yi Diyar’ı Mudar adıyla Şam eyaletine bağlamıştır. İslam idaresi Urfa’daki Hıristiyan halka azami hoşgörüyü göstermiş, İslamın bu tutumu karşısında yerli halk kısa zamanda kendi arzularıyla Müslümanlığı kabul etmiştir.

Emeviler ve Abbasiler zamanında cereyan eden iç ve dış olaylar esnasında Urfa daima İslam imparatorluğunda kalmış, ancak Abbasilerin dağılma yıllarında 1030 yılında Bizans hakimiyetine girmiştir.

Selçuklu Sultanı Melikşah, komutanlarından Emir Bozan’ı Urfa’nın fethine gönderdi. Emir Bozan şehri üç ay sıkı bir şekilde kuşattı. Bu şiddetli kuşatma sırasında dışarıdan yardım göremeyen şehir halkının ileri gelenleri Bozan’ın yanına giderek Urfa’yı ona teslim ettiler (Mart 1087). Böylece Urfa Selçuklu hakimiyetine girmiştir.

Urfa, 1098’de I. Haçlı Seferleri sırasında Prens Baudouin de Boulogne tarafından zaptedilerek Haçlı Kontluğu idaresine girmiştir.

Musul Atabeyi Nurettin Zengi 1144’te Urfa’yı alarak Haçlı Kontluğu idaresine son vermiş, onun bu haraketi II. Haçlı seferlerine başlamasına neden olmuştur.

Eyyübilerden Artuklulara geçen Urfa, Moğol tahribinden sonra Karayülük Osman Bey tarafından Akkoyunlu idaresine geçirilmiş, daha sonra Memlük hakimiyetine girmiş, 1516’da Mercibadık Savaşı neticesinde Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

1650 yıllarında Urfa’yı ziyaret eden ünlü seyyah Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Urfa’dan şu şekilde bahsetmektedir.

“...Nuh tufanından sonra kurulan eski şehirlerden biri de Urfa’dır. Semud kavminden Rohay adında bir hükümdarın yapısıdır. Hz. İbrahim’i bu şehirde Nemrut ateşe attırmıştır. Hz. İsa, buraları Kayseri’nin idaresinde iken, gelip bir kiliseye inmiş. Onun için buraya Deyr’i Mesih derler. Havvariler burada İncil’i gayet hazin bir sesle okurlarmış. Onun için makama "Rehavi" demişlerdir.”

“...Nihayet Emevilerden Muaviye Şam’da iken, asker gönderip burayı Rumlardan alarak İslam ülkelerine katmıştır. Sonra Abbasilerden Me’mun bir sebeple buraya gelip İbrahim Halil Türbesini tamir ettirmişlerdir. Birçok hükümdarın eline geçtikten sonra H.922 tarihinde Yavuz Sultan Selim Mısır’a giderken burasını Hadım Sinan Paşa almıştır.”

“...Kalenin dört tarafı gayya kuyusu gibi uçurum kayalardır. Kale kapısının iç yüzünde bir cami vardır. Urfa camileri hepsi 22 mihraptır. İbrahim Halil Camii, Hasan Padişah Camii, Pazar Camii, Dabbakhane Camii, Ahaveyn Camii ve Çakeri Camii içerisinden İbrahim Halil suyu geçerek havuz ve şadırvanları canlandırır. 67 kadar mahalle mescidi vardır.”

“...Sekiz hamamı vardır. Çarşı ve pazarı toplam 400 dükkandır. İki bedesteni vardır. Saraçhanesi İbrahim Halil nehri kenarındadır...”

XVI. yüzyıl sonlarında Karayazıcı Abdülhalim isyanı nedeniyle çok kanlı olaylara sahne olan Urfa’da karışıklık kısa zamanda bastırılmıştır. 1837 yıllarında Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa kenti kısa bir süre elinde tutmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu’nun I.Dünya Savaşı’ndan yenik çıkması üzerine Urfa 24 Mart 1919 tarihinde İngilizler tarafından işgal edilmiş, 30 Ekim 1919 tarihinde yine İngilizler tarafından Fransızlara devredilmiştir. 11 Nisan 1920’de Fransızları kesin yenilgiye uğratan Urfalılar bu zaferlerinin anısı olarak TBMM’nin kararıyla 1984 yılında “ŞANLI” ünvanına kavuşmuşlardır.
__________________
BaRıŞıN ve ÖzGüRLüĞüN DaĞLaRıNa YüRüYoRuM İşTe !
YiĞiTSeN UsLaNDıR BeNi..!

Konu FiraR tarafından (15-06-07 Saat 18:55 ) değiştirilmiştir..
FiraR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-06-07, 18:32   #2
FiraR
Profesör
 
FiraR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13-06-07
Nerden: Teksastan
Mesajlar: 1.777
Tesekkür: 0
1 Mesajina 3 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 4 FiraR is on a distinguished road
--->: ŞANLI URFA

ŞANLI URFADAN BİRKAÇ RESİM..!






__________________
BaRıŞıN ve ÖzGüRLüĞüN DaĞLaRıNa YüRüYoRuM İşTe !
YiĞiTSeN UsLaNDıR BeNi..!
FiraR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-06-07, 19:41   #3
DuRo
Forum Demirbaşı
 
DuRo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25-04-07
Nerden: sewiyormu acaba demeyi bırakıp harekete geçildiği yerden
Mesajlar: 314
Benim Modum:
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Kere Teşekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 4 DuRo is on a distinguished road
--->: ŞANLI URFA

paylaşım için çok tşk. gzl Türkiyemin her yeri gibi burasıda gzl ama o balıklı gölde balık tutmak serbestmi ? Merakımdan soruomda :))
__________________
๏̯͡๏) DuRo ๏̯͡๏)
Oyun Bittiğinde Şahta Piyonda Aynı Kutuya Girer!
DuRo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18-06-07, 12:06   #4
FiraR
Profesör
 
FiraR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13-06-07
Nerden: Teksastan
Mesajlar: 1.777
Tesekkür: 0
1 Mesajina 3 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 4 FiraR is on a distinguished road
--->: ŞANLI URFA

DURO güzel kardeşim balıklı gölde balık tutmak yasak.Ayrıca serbest olsa bile halk arasındaki inanca göre günah olduğu için hiç kimse balıklara el bile sürmüyor.Umarım merakını gidermişimdir...!!
__________________
BaRıŞıN ve ÖzGüRLüĞüN DaĞLaRıNa YüRüYoRuM İşTe !
YiĞiTSeN UsLaNDıR BeNi..!
FiraR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks
Digg del.icio.us StumbleUpon Google

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıAçık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
"tuncay Şanli İle İlgİlenmİyoruz" SeRGeN Futbol 0 10-09-06 17:50
Urfa Urfa olalı, böyle sayım görülmedi Yayamaz Kayimca Sanat 0 21-07-06 17:31


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:20 .


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sohbet ve Sohbet odalari sitesi

domain

pagerank pagerank pagerank Sports PageRank

Sohbet Chat sohbet Chat sohbet Spor gazeteleri Dvd film Oyunlar1 Gayrimenkul değerleme