hoSSohbeT.com  Sohbet  forumlari

Anasayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   hoSSohbeT.com Sohbet forumlari > Tarih Kültür Sanat Forumu > Türkiye
Kayıt ol Yardım Sohbet Gazete oku Diyetsaglik Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Türkiye Ülkemizi ve dünyayı tanıyalım, tanıtalım



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 21-05-10, 17:28   #1
╠► Shetan-ın MeLeqi ◄╣
 
SahiL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-11-08
Yaş: 30
Mesajlar: 10,992
Tecrübe Puanı: 1098 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000
SahiL - MSN üzeri Mesaj gönder SahiL isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
maRdindeki diğer tarihi manastıRlaR











Türk bilim insanları, Mardin'de bulunan Deyrulzafaran, Zindan ve Mor Yakup Kilisesi'nin tarih sahnesindekini yerini, "Lüminesans" tarihlendirme yöntemini kullanarak tespit etti.
Tapınaklardan alınan kemik, taş ve toprak parçalarını kullanarak laboratuvar ortamında yapılan analizlerde, 1500’li yıllara ait olduğu tahmin edilen tapınakların günümüzden 3830 yıl öncesinde yapıldığı ortaya çıktı.

Yeni tarihlendirme bilgisi, bilim dünyasında yeni heyecanlar yaratırken, araştırma sonuçları uluslararası literatürdeki yerini aldı AÜ Mühendislik Fakültesi Fizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Niyazi Meriç, Lüminesans Araştırma Laboratuvarlarındaki çalışmalara Denizli ve Pamukkale’deki fay hatlarının yaşını hesaplayarak başladıklarını anlattı. Daha sonra Türk Tarih Kurumunun talebi üzerine Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Kuru köyündeki "Ermeni toplu mezarları olduğu" iddia edilen mezar örneklerini incelediklerini belirten Meriç, bu mezarların M.Ö 257-597 yıllarında zengin ailelerin özel olarak yaptırdıkları "aile mezarları" olduğunu ortaya koyduklarını anımsattı. Meriç, son çalışmalarında ise Mardin yakınlarındaki Deyrulzafaran Manastırı’nın altında bulunan Hurrilerden kalma güneş tapınağının temelinden alınan kemik ve toprak numunelerin AÜ Mühendislik Fakültesi Fizik Mühendisliği bölümünde bulunan Tarihlendirme Araştırma Laboratuvarı’nda, başkanlığını yürüttüğü ve aralarında doktora öğrencisi Mehmet Koşal’ın bulunduğu bir ekip tarafından Lüminesans Tarihlendirme yöntemiyle incelendiğini belirtti. Meriç, bölgenin tarih araştırmasının ilk kez yapıldığını belirterek, araştırmalarının sonunda tapınağın temelinin günümüzden itibaren 3830 yıl önce atıldığının tespit edildiğini bildirdi. Deyrulzafaran Manastırı’nın, 1293-1932 yılları arasında Süryani Kadim Patrikliğinin merkezi olduğu kabul edildiğini, yazılı kaynaklara göre, yapının M.S. 5. yüzyıldan bu yana Süryani manastırı olarak kullanıldığını aktaran Meriç, manastırın temelinden alınan toprak numunesinin yaş değerlerinin günümüzden 3830 yıl öncesine karşılık geldiğini belirtti. Mardin–Nusaybin yolu üzerindeki Dara antik yerleşim merkezinin çok yakınında, inşa tarihi bilinmeyen, büyük kesme taşlardan oluşan ve halk arasında Zindan olarak adlandırılan yaşı bilinmeyen yapıyı da incelemeye aldıklarını kaydeden Meriç, yaptıkları analizlerde de bu yapının inşa tarihinin M.S. 448 olarak belirlendiğini söyledi. Meriç, ayrıca Nusaybin ilçesinin sınırında yer alan Mor Yakup Kilisesi’nin M.S. 7. yüzyılda inşa edildiğini veya tadilat gördüğü sonucuna vardıklarını da bildirerek, bu tarihlendirmenin, manastırın ikinci parlak döneminde tadilat geçirdiğini gösterdiğini dile getirdi.


"KEMİK SİNYALLERİ İLK KEZ LİTERATÜRDE"
Tarihlendirme çalışmasını doktora tezi olarak yayımlayan Dr. Mehmet Koşal ise bölgedeki toplu mezarlardan toplanan kemiklerle taş, toprak, çanak ve çömlek parçalarını OSL yöntemiyle analiz ettiklerini ifade etti. Türkiye’nin daha önce bilimsel tarihlendirme çalışmaları için yurt dışına bağımlı olduğunu, ancak laboratuvarlarındaki bilimsel birikimle artık bu çalışmaların Türkiye’de de yapılmasının önemine işaret eden Koşal, "Çalışmamızın geldiği nokta, Türkiye’nin de bilim yarışından dünya ile yarışacak noktaya geldiğini ortaya koydu" diye konuştu. Koşal, araştırma sonuçlarını uluslararası dergilerde yayımladıklarını ve sonuçların uluslararası literatüre girdiğini kaydetti. Mehmet Koşal, daha önce Carbon 14 yöntemiyle yurt dışında tarihlendirilebilen kemik analizlerinden de ilk kez tarihlendirmede kullanılan sinyaller aldıklarını, bu konuyla ilgili bilimsel makalelerin de uluslararası dergilerde yayımlandığını bildirdi.

Kaynak: [Üye Olmadan Linkleri Göremessin! Üye Olmak İçin Tıkla...]
__________________
Harf Cerrahı

SahiL
SahiL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 21-05-10, 17:31   #2
╠► Shetan-ın MeLeqi ◄╣
 
SahiL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-11-08
Yaş: 30
Mesajlar: 10,992
Tecrübe Puanı: 1098 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000
SahiL - MSN üzeri Mesaj gönder SahiL isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Cevap: maRdindeki diğer tarihi manastıRlaR



ULU CAMİİ
Mardin Ulu Camii’nde bir çok kitabe olmasına rağmen ilk kuruluş tarihi ve geçirdiği dönemler hakkında kesin bir bilgi yoktur. Bazı araştırmacılar yapının kiliseden camiye çevrildiğini ileri sürse de mevcut veriler bu fikri desteklememektedir. Mardin camilerinin en eskilerinden olan yapı bezemeleri ve planı açısından önemlidir.
[Üye Olmadan Linkleri Göremessin! Üye Olmak İçin Tıkla...]















Mardin'in Çeşmelerinden Üç Örnek

Mardin’de ilk yerleşme M.Ö 4500’lü yıllarda başlamış olup daha sonraları Saburiler, Sümerler, Akadlar, Babilliler, Mitanililer, Asurlular, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Artuklular, Selçuklular ve Osmanlılar ilde hüküm sürmüşlerdir.1 Mardin ili arkeolojik, mimari, etnoğrafik ve görsel değerleri ile insanı büyüleyen Güneydoğu Anadolu’nun açık hava müzesi konumundaki tarihi bir yerleşim yeridir. İlde çok sayıda dini, askeri, sivil mimari eserleri bulunmaktadır. Çeşme; genel su sağlama sisteminden gelen suyun kamunun kullanımına sunulduğu yapıdır. Çeşmeler, pratik bir kullanım amacına hizmet edebileceği gibi, sadece estetik bir nitelik de taşıyabilir. Çeşmeler bulundukları konuma göre çeşitli biçimlerde tasarlanmıştır. Çeşme mimarisinin ilkel bir strüktürü vardır; ancak mimarlık tarihi
açısından önemi cephe tasarımındaki zenginliğidir. Yapıldığı dönemin üslubu içinde belirli yontusal değerler taşır. Herhangi bir çeşme cephesinde kullanılan öğeler, çeşmenin bulunduğun konum ve fiziksel biçimlenişi ile ilişkili olarak çeşme üslubunu belirler. Çeşme mimarisi konumuna göre iki ana grupta ele alınabilir:
1- İç mekanda yer alan çeşmeler,
2- Dış mekanda yer alan çeşmeler.

İç mekanda bulunan çeşmeler konutlarda su ihtiyacı, temizlik ve abdest almak için yapılan çeşmelerdir. Dış mekanda bulunan çeşmeler ise çok çeşitlilik göstermektedir. Bağımsız olarak ya da sebil, türbe, cami, sıbyan mektebi veya giriş kapılarıyla birlikte tasarlanmış olabilirler. Bağımsız olarak tasarlanmış çeşmeler bir geniş meydanın odak noktasında ya da bir avlu içindedir. Ayrıca çeşme tasarımı içinde muslukta akan suyun toplanıp aktığı bir tekne(kurna) ve iki yanında bekleme sekileri bulunabilir.
Su içme ve temizlik amacıyla yapılan çeşmeler, Anadolu Türk mimarlığında su ile ilgili yapılar arasında önemli bir grubu oluşturur. Özellikle kent içi su şebekesi yapımını hızlandıran Osmanlı Devleti XI. yüzyıldan sonra çok sayıda çeşme yaptırmıştır. Ana kaynaktan künkler aracılığıyla saraylara, konaklara ve halka ait konutlara özel su dağıtımı sağlanmış ayrıca hemen hemen her sokakta bir ya da birkaç tane olmak üzere yüzlerce çeşme, “hayır” yapıtı olarak halkın kullanımına açılmıştır. Güneydoğu Anadolu’da Osmanlı öncesinden günümüze kalan çeşme örnekleri sınırlıdır.
Mahalleler arasında bulunan meydan çeşmeleri bağımsız birer yapı olup büyük hacimli dikdörtgen planlı ve içten beşik tonoz dıştan düz dam örtülüdür. Bu bildiri kapsamında Mardin merkezde bulunan birçok çeşmenin ortak özelliklerini bünyesinde barındıran Cevheriye Çeşmesi, Savurkapı Çeşmesi ve Yakuti (Yahudi) Çeşmesi tanıtılacaktır. Mardin’deki bu çeşmeler il merkezinde bulunmakta olup, Mardin merkezde bulunan diğer çeşme yapıları içinde farklı bir önem arz etmektedirler. Bu çeşmeler Sanat Tarihi alanında önemli bir yere sahip olup Anadolu’nun çeşitli yerlerinde benzer örnekleri bulunmaktadır.
Bu eserler gerek tipolojik, gerekse mimari elemanları ve süsleme özellikleri açısından ele alınarak değerlendirilecek ve yapıldıkları devrin özellikleri ortaya konmaya çalışılacaktır.

Cevheriye Çeşmesi



Yapı, Ulu Camii Mahallesi’nde Arzu 110. Sokakta bulunmaktadır. Çeşmenin üzerinde tarihini verebilecek bir kitabe yoktur. Mimari özellikleri, inşa formu, kullanılan malzeme ve süsleme özelikleri itibariyle bölgede XIII. – XIV. yüzyılda inşa edilen diğer mimari eserlerle benzerlik göstermektedir. Buradan hareketle yapıyı XIII. – XIV. yüzyıla tarihlendirebiliriz. Yapı doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen bir kütleden ibarettir. Çeşme dıştan 3.60 x 1.80 m ebadında dikdörtgen bir plana sahiptir. Kuzeye bakan ön cephesi 0.27 m eninde sivri bir kemerle hareketlendirilmiştir. Bu kemer mukarnaslarla bezenmiştir. Ortada 1.85 x1.23 m ebadında bir nişi mevcuttur. Nişin güney duvarının ortasında yerden 0.39 m yükseklikte su borusu bulunmaktadır. Bu su borusu ahşaptan yapılmış olup silmelerle hareketlendirilmiştir. Çeşmeye gelen su, su hazinesinde toplanıp musluktan yalağa akmaktadır. Nişin içine 1.60 x 0.40 m ebadında kuzey - güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen formlu bir yalak yerleştirilmiştir. Musluktan akan su bu yalağın içine dökülmektedir. Yalak 0.24 m derinlikte olup betondan yapılmıştır. Çeşme kırma taş malzemeden yapılmış olup sadedir. Yapıdaki tek süsleyici unsur sivri kemerdeki mukarnas bezemelerdir. Eser günümüzde sağlamdır ve kullanılmaktadır. Mahalle sakinleri çeşmenin suyundan faydalanmaktadırlar.





Yakutiye (Yahudi) Çeşmesi

Çeşme, Yenikapı Mahallesi’nde Manastır 132. Sokakta bulunmaktadır. Yapının üzerinde tarihini verebilecek bir kitabe yoktur. Mimari özellikleri, inşa formu, kullanılan malzeme ve süsleme özeliklerinden hareketle yapıyı XVI. – XIX. yüzyıla tarihlendirebiliriz. Çeşme kaynaklarda Yakutiye çeşmesi olarak geçmesine rağmen halk arasında Yahudi Çeşmesi olarak adlandırılmaktadır.



Çeşme, kuzey - güney doğrultusunda uzanan bir kütleden ibarettir. Yapı dıştan 4.74 x 3.55 m ebadında olup dikdörtgen bir plana sahiptir. Doğu-batı yönünde geniş sivri bir kemerle örtülüdür. Batı cephesi 0.21 m eninde sivri bir kemerle hareketlendirilmiştir. Sivri kemer sade olup üzerinde herhangi bir süsleme unsuru bulunmamaktadır. Cephenin ortasında 2.87 x 2.41 m ebadında bir nişi mevcuttur. Nişin güney duvarının ortasında yerden 0.20 m yükseklikte su borusu bulunmaktadır. Nişin içine 0.20 m derinliğinde, 2.63 x 0.80 m ebadında doğu - batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen formlu bir yalak yerleştirilmiştir. Musluktan akan su bu yalağın içine akmaktadır. Su birinci yalaktan, 0.46 x 0.16 m ölçülerindeki bir kanal vasıtasıyla daha küçük boyutlu ikinci bir yalağa akmaktadır. Bu yalak 0.80 x 0.46 m ebatlarındadır. Çeşmenin kuzeybatı köşesinde beyaz taştan yapılmış 0.70 x 0.81m ölçülerinde dikdörtgen formlu bir kurna bulunmaktadır. Bu kurnanın ortasında 0.23 m derinliğinde bir oyuk açılmıştır. Bu oyuğun içine hayvanların içmeleri için su doldurulmaktadır. Çeşme kesme taş malzemeden yapılmış ve sadedir. Eser günümüzde sağlam olup kullanılmaktadır.

Savurkapı (Babussor) Çeşmesi

Yapı, Savurkapı Mahallesi’nde Cumhuriyet Caddesi’nde bulunmaktadır. Yapının üzerinde üç satırlı bir kitabe mevcuttur. Yapının kitabesi fazla tahrip olduğunda bazı kısımları okunamamaktadır. Yalnız kitabenin birinci satırının sonunda 610 H (1212 M) tarihi açıkça okunabilmektedir. Kitabenin formu, yazı tekniği, yazı üslubu XIII - XIV. yüzyıla işaret etmektedir. Gerek kitabenin formu, yazı tekniği, yazı üslubu ve gerekse yapının mimari özellikleri, inşa formu, kullanılan malzeme ve süsleme özeliklerinden hareketle yapının XIII - XIV. yüzyılda inşa edildiğini söyleyebiliriz. Çeşme, Savur merkezde Cumhuriyet Caddesi’nin batısında
caddeye yaklaşık olarak 10 m. mesafede bulunmaktadır. Çeşmenin doğusunda yol geçmektedir. Çeşmeye on basamaklı bir merdivenle çıkılmaktadır. Yanındaki evin kuzey duvarına bitişik olan yapı, dıştan 5.62 x 2.66 m ölçülerinde olup kuzey – güney doğrultusundan uzanan dikdörtgen bir plandan ibarettir. Doğu-batı yönünde geniş sivri bir kemerle örtülüdür.



Yapı sivri kemerli eyvanlı çeşmeler grubuna girmektedir. Yapının doğu cephesi 0.32 m. eninde sivri bir kemerle hareketlendirilmiştir. Sivri kemer sade olup üzerinde herhangi bir süsleme unsuru bulunmamaktadır. Cephenin ortasında 2.90 x 1. 77 m ebadında bir niş mevcuttur. Nişin güney duvarının ortasında yerden 0.50 m yükseklikte çeşme bölümü bulunmaktadır. Çeşme bölümünün süslemelerle hareketlendirildiği göze çarpmaktadır. Çeşme kısmı dışa 0.15 m. taşıntı yapan dikdörtgen formu bir çerçeveyle hareketlendirilmiştir. Çerçevenin etrafı kalın bir silmeyle çevrelenmiştir. Borularda akan suyun toplandığı su hazinesi üç dilimli kemerli bir açıklıkla dışa açılmaktadır. Üç dilimli kemerin etrafı üzüm salkımı ve asma yaprağı süslemeleriyle bezenmiştir. Su hazinesinde toplanan su iki boru vasıtasıyla dışa akmaktadır. Bu boruların yerleştirildiği kısımlar dışa taşıntılı dikdörtgen formlu birer kütleden ibarettir. Su borularının ortasında dışa kabartmalı iki kulplu testi yanlarında ise tek kulplu testi süslemeleri bulunmaktadır. Nişin içine 0.32 m. derinliğinde, 1.30 x 0.80 m ebadında kuzey - güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen formlu bir yalak yerleştirilmiştir. Musluktan akan su bu yalağın içine akmaktadır. Yerden 0.35 m yükseklikte olan yalağın ön kısmının iki köşesi birer topuz süslemesiyle hareketlendirilmiştir. Çeşmenin üst kısmında kabartma tekniğinde cel-i sülüs hatla taş malzemeye Arapça yazılan üç satırlık kitabe yer almaktadır. Kitabenin etrafı dört yönde mukarnas süslemeli bir bordürle çevrelenmiştir. Kitabenin üstünde kemer alınlığında iki tane ebatları farklı eşkenar dörtgen bulunmaktadır. Bu eşkenar dörtgenlerin içerisinde ma’kili yazı süslemeleri mevcuttur. Düzgün kesme taş malzemeden inşa edilen yapı günümüzde sağlamdır ve kullanılmaktadır.

SONUÇ:

Çeşme; genel su sağlama sisteminden gelen suyun kamunun kullanımına sunulduğu yapıdır. Çeşmeler, pratik bir kullanım amacına hizmet edebileceği gibi, sadece estetik bir nitelik de taşıyabilir. Mardin’deki mimari eserlerde karşımıza çıkan çeşmelerin Anadolu’da fazla örnekleri bulunmaktadır.
Mardin merkezdeki çeşmeler genellikle bağımsız bir şekilde inşa edilmiş olup mahalleler arasında yer almaktadır. Bu çeşmeler mahalle sakinlerinin su ihtiyacını karşıladığı gibi yoldan gelip geçenlere de hizmet etmektedirler. Mardin merkezde yer alan çeşmeler, sivri kemerli bir niş içerisinde yer alan tek cepheli yalın yapılardır. Bu yapılarda işlevsellik ön planda tutulduğundan süslemeye fazla yer verilmemiştir.
Bu çalışmada Mardin merkezde çok sayıda bulunan çeşmelerden üç tanesi ele alınmıştır. Bunlar; Cevheriye Çeşmesi ( XIII. – XIV. yüzyıl), Yakutiye Çeşmesi (XVI. – XIX. yüzyıl) ve Savurkapı Çeşmesi(XIII - XIV. yüzyıl ) dır. Bu üç çeşme de bağımsız mahalle çeşmesi olup inşa edildiği dönemin özelliklerini yansıtmaktadırlar. Mardin’deki bu çeşmeler form itibariyle Bitlis4 ve Diyarbakır5 çeşmeleriyle benzerlik göstermektedirler. Yapılarda en çok taş malzeme kullanılmıştır. Taşın çok kullanılmasının sebebi bölgede bol miktarda bulunmasından kaynaklanmaktadır. Düzgün kesme taş ve kabayonu taş birlikte kullanılmıştır. Çeşmeler genellikle sivri kemerli eyvanlı bir form arz etmektedirler. Mardin’deki çeşmelerde diğer yapılara göre daha az süslemeye yer verilmiştir.. Süslemeler genellikle taş malzeme üzerine işlenmiştir. Bu makalede ele aldığımız çeşmelerden, Cevheriye ve Savurkapı çeşmelerinde süsleme unsuruna rastlanmakta olup, Cevheriye Çeşmesi’nde mukarnas süsleme Savurkapı Çeşmesi’nde ise mukarnas, yazı, eşkenar dörtgen, testi, asma yaprağı, üzüm salkımı süslemeleri bulunmaktadır. Mardin’deki çeşmeler bölgesel ve yöresel özellikler göstermektedir. Yapılarda kullanılan sivri kemer yöresel, dilimli kemer Zengi sanatının etkisi olup bölgesel özellikleri yansıtmaktadır.

Araştırma: İrfan YILDIZ, Erkan KOÇ

Konu SahiL tarafından (21-05-10 Saat 17:38 ) değiştirilmiştir..
SahiL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 21-05-10, 17:41   #3
╠► Shetan-ın MeLeqi ◄╣
 
SahiL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-11-08
Yaş: 30
Mesajlar: 10,992
Tecrübe Puanı: 1098 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000
SahiL - MSN üzeri Mesaj gönder SahiL isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Cevap: maRdindeki diğer tarihi manastıRlaR




Mardin Kalesi: Mardin Kalesinin diğer bir ismi "Kartal Yuvası"dır. Şehrin büyük bir kısmının dayanmış olduğu zinin üst kafesine kurulmuş müstahkem bir mevkidir.
Subari, Sümer, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Hamdaniler, Selçuklular, Artuklu, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safaviler, Osmanlılar dönemlerini, kimi zaman zaferleri, kimi hayal kırıklıklarını yaşamış çok önemli bir kaledir.
MS.330 yılında ateşe ibadet eden ve güneşe tapan Şad Buhari isminde bir kral gelip Mardin kalesinde kalır. Rahatsız olan kral, kalede kaldığı süre içerisinde iyi olunca, kendisine bir kasır yaptırıp, 12 yıl burada yaşar. Daha sonra kendi memleketi Pers ve Babil'den birçok asker ve sivil getirip, onları Mardin’e yerleştirir. Getirilen halkın vasıtasıyla MS.442 yılına kadar birçok ilerlemeler görülür. M5.442'da veba salgınından dolayı kaledekilerden sağ kalan olmadı. MS. 542'e kadar Mardin Kalesi boş kaldı.
M.S.975-976'da Hamdaniler'den Hamdan Bin El Hasan Nasır El Devle Bin Abdullah Bin Ham binlerce yıldır hakim bir konumda bulunan bu doğal kaleyi bir takım eklemelerle, daha korunaklı bir hale getirmiştir.
Kalenin ovadan yüksekliği bin metre kadardır. Kalenin bir kısmı sarp kayaların üzerine oturmuştur. Meyilin fazla olduğu insanın çıkıp inmesi ihtimali bulunan yerlerinde, bundan istifade edilerek sur inşa edilmiştir. Kalenin güney kesiminde bir kule hala ayaktadır. Kalede daha önceleri mesken olarak kullanılmaya yarayan kalıntılar gözlenmektedir. Evliya Çelebi her zamanki anlatım özelliğiyle kale ambarlarının çok miktarda erzak,cephane ile dolu olduğunu yazmıştır.
l9.yüzyılın ilk yarısında mevcut olan surların, bugün bazı yerlerde yalnız temellerine rastlanmaktadır. Bir çok kez kuşatılan kale, Timur'u bile çileden çıkaran direnişini, bünyesinde barındırdığı su sarnıçları ve ambarlarındaki bolluk ile sağlamıştır. Dimdik ayakta iken şehrin altı kapısı mevcuttu. Bunlar; İlin batısında Diyarbakır Kapı, Doğuda Savur Kapısı, Kuzeyde Bab-ı Şavt, Kuzeybatıda Bab-ı Hamara, Güneybatıda, Bab-ı Zeytun, Güneyde Bab-ı Cedid (Yeni kapı) dir.
Bu kapıların sağlamlığı kalenin uzun yıllar zapt edilemeyişine önemli bir etkendir. Kartal Kalesinin şöhreti o kadar yaygındır ki, pek çok şaire ilham kaynağı olmuştur.
Kalenin yaşadıklarına şahit olan Mezopotamya’ya medeniyetin ve tekniğin sihirli değneği deyince bu zümrüt ovayı bugün nura boğmuştur. Geceleri güney yönünden muhteşem Kartal Kalesine bakan biri, dağın eteklerinde parıldayan binlerce ışığı göğün yıldızları sanır.

Kız Kalesi : ( Kal'at ül al Mara-Lorna-Jurekm) Merkeze bağlıdır. İlin 5 km. doğusunda yayı andıran üç kaleden biridir. Tarihte çok önemli bir koruyuculuk görevi üstlenmiştir. Kalede, kral kızına ait taştan yapılmış bir taht, su sarnıçları, kuyular, mağaralar ve kalıntılar mevcuttur.
Kal'at ül Mara'da modern anlamda havacılık sporunu geliştirmek ve turizmi canlandırmak amacı ile teleferik projesinin uygulamaya konulması düşünülmektedir.

Erdemeşt Kalesi : Bülbül Köyü ile Arur Kalesi arasında kalan tepe üzerindeki kaledir.

Anır Kalesi : Mardin'e 5 km uzaklıkta, Deyrulzafaran Manastırının arkasında bulunan tepenin üzerinde çok eski geçmişe sahip kaledir.

Dara Kalesi: ( Daras Anastasiupolis) Merkeze bağlı kale, Mardin şehrinin 30 km. doğusunda, meşhur Dara Harabeleri içinde yığma bir tepe üzerinde yükselir. Burası Yukarı Mezopotamya Bölgesinin en ünlü tarihi şehri iken bugün bir köy görünümündedir. Oysa ki, tiyatro sahneleri, su sarnıçları, su değirmeni, barajı, mahsara, köprü, 40 m. derinliğinde yer altındaki zindanı ve üniversitesiyle çok önemli bir medeniyet katmanı olarak tarihte parlak bir dönem yaşamıştır.
Kaleyi meşhur İran hükümdarı Dara Yuvaniş yaptırmıştır. Miladın ilk yıllarına kadar İranlılar'la Romalılar arasında el değiştirmiş kale günümüze kadar özeliğini korumuştur.

Rabbat Kalesi : Derik ilçesinin 15 km. batısında, Hisaraltı Köyü sınırları içinde yer almaktadır. Binlerce yıllık bir tarihe sahiptir. Artuklu döneminde onarımdan geçmiş ve bir takım eklemelere maruz kalmıştır. 15 burcu, 4 köşesinde 4 gözetleme kulesi mevcuttur. Burçların yüksekliği 15 metredir. Kalenin doğuda ve batıda iki kapısı bulunmaktadır. Yeraltında inşa edilen barınaklar üzeri toprak yığılı bir şekilde zamanında önemli bir görev yüklenmiştir. Yeraltında saray kalıntıları, erzak ambarları ...

Dermetinan Kalesi : Kale, Mazıdağı ilçesinin 20 km. kuzeybatısında ve Gümüşyuva Köyü sınırları içindedir. Mardin'den sonra Diyarbakır'ın fethine karar veren Timur, Mezopotamya'ya Karadağ istikametinden açılan boğaza hakim olma, Mardin ve Diyarbakır'ın birbirine yardım yollarını kapatma, her iki tarafın geçidini emniyet altına almak amacıyla arazi üzerinde keşifler yaptırmış ve ilk iş olarak kendisine geçit vermeyen Dermetinan Kalesinin fethini emretmiştir. Kalenin fethi beklendiği gibi kolay olmamıştır. l50 m. yüksekliğinde bir tepenin üst düzlüğüne inşa edilen kale Timur'u uzun zaman uğraştırmıştır.
Dermetinan Kalesinde dikkati çeken bir başka özellik Bizans döneminden kalma, kapısında iki mühür bulunan mermer bir mezarlıktır. Burada duvar kabartmalarının orijinal yapısı oldukça önemlidir. Kale, Bizanslılar tarafından yaptırılmıştır. Sekiz burç ve gözetleme kuleleri, kuzeye açılan tek kapı ve içerdeki su sarnıçları...

Zarzavan Kalesi : Sammachisacane (Mardin-Diyarbakır karayolu üzerinde) İpek yolunun en güzel köşelerinden birinde 50 m. yükseklikteki bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Yapılış amacı tamamıyla kervan ticaretiyle uğraşanların güvenliği içindir. Timur'un Mardin'i zaptetme girişimleri sırasında bu kale ele geçirilmiş, karşı koyanlar öldürülmüş ve ardında bir harabe bırakılarak çekilip gidilmiştir.

Savur Kalesi(Sauras) : Kale, Savur ilçesinin sırtını dayadığı yüksek bir tepenin üst düzlüğüne tek beden halinde kurulmuştur. Romalılar tarafından zamanın stratejik kaideleri göz önünde bulundurularak inşa edilmiştir. Romalılarla Araplar arasındaki büyük çekişmelere sahne olan Savur Kalesi devamlı surette el değiştirmiş ve uzun zaman merkezi bir kale olarak kalmıştır.
Kale, İpek yolunun can damarı konumundaki hakim bir mevkide tüm esrarengizliğiyle durmaktadır.

Aznavur Kalesi: Kale, Nusaybin ilçesinin 14 km. kuzeydoğusundadır. Aznavur Kalesi geniş bir vadinin üzerinde iki penin zirvesindedir.
Kale H.360-M.970'de Hamdan Bin A1 Hasan, Hasır Al-davla Bin Abdullah Bin Hamdan taraf inşa edilmiştir. Doğudan batıya 400 m. uzunluğunda genişliği 30-60 m. arasında değişmektedir. Kalenin inşa edilmiş olduğu düzlüğün zemini doğuda 800, batıda 300 m. yüksekliktedir. Kale 14 burç, iki gözetleme kulesiyle tahkim edilmiştir. Güneye açılan tek kapısı doruğa kale meydanına gider, burada kale bedeyinin mekanı görülmeye değer bir özelik teşkil etmektedir. Güneyde Suriye Ovasına hakim bulunan kulesi hala ayaktadır.

Rahabdium-Hafemtay Kalesi : Kale Nusaybin ilçesinin 20 km. kuzeydoğusunda. Suriye hududuna yakın bir tepe üzerinde Romalılar tarafından inşa edilmiştir. Tepenin doğusunda bulunan vadiden Nusaybin-Midyat kervan yolu geçmekteydi. Romalıların Suriye'den gelecek tehlikeler için ileri karakolu görevi yapan Hafemtay Kalesi, uzun zaman Araplarla, Romalılar arasında çekişme konusu olmuştur. Bu nedenle de adı tarihte pek kanlı geçmektedir.
Kale gerek Nusaybin Ovasına ve gerekse kervan yolunun geçtiği vadiye, Suriye Ovasına tamamıyla hakim bir durumdadır. Güneyden kuzeye doğru uzanan kalenin 14 burcu, iki gözetleme kulesi mevcut olup uzunluğu 1500 metreyi bulan surlarının yüksekliği 10, burçlar ile gözetleme kulesinin 20 metre kadardır.
Kaleye giriş güneyden tek noktadan yapılır. Kale meydanında su sarnıçları, erzak ambarları bazı bina kalıntıları ile yer altı mahzenleri görünmektedir.

Merdis-Marin Kalesi : Kale Nusaybin ilçesinin 15 km. kuzeydoğusundadır, Marin kalesi, eski Merdis şehrinin üzerinde yüksek bir kayalık üzerine inşa edilmiştir. Çevre genişliği 1500 metredir.12 kule ve burcu vardır. Güneye açılan kapısı eskiden bir demir kapı ile korunurmuş.
Kalenin doğusunda Merdis Kralının şatosu bulunmakta, şatonun altında kayalara oyulmuş, derinliği 5, uzunluğu 18, genişliği 5 metre olan bir mahzen, bunun yanında da suyu eksilmeyen bir sarnıç vardır.
Kalenin kimler tarafından yaptırıldığına dair bir kayıt olmamasına rağmen, inşa tarzından bir Bizans eseri olduğu ve tarihte bir çok kez onarıldığı anlaşılmaktadır. Kalenin burç ve surları günümüze kadar özeliğini muhafaza etmiştir.

Haytam Kalesi : (Turabdin-Dimitriyus) Günyurdu-Dibek Köyleri arasındadır. Servis yolunun 500 m doğusunda 1254 rakımlı Bagok(İzlo) dağının doğusunda yer alır. MS:351 yılında Roma İmparatoru Büyük Konstantin oğlu Kustus tarafından inşa edildi. Kaleye bağlı Basibrin Köyü vardır. Kale çok el değiştirmiş olup, M5.1462'de Uzun Hasan Begin hizmetçisi olan Kör Halil isminde bir Türk Amiri tarafından işgal edildi. Bugün yıkıntılar görünümündedir. Deyrulumur Manastırı yakınındadır.
El Nıhman Kalesi : Bülbül Köyünde bulunan kaledir. Kalede 3 katlı Hapis mevcuttur.


SahiL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 21-05-10, 17:42   #4
╠► Shetan-ın MeLeqi ◄╣
 
SahiL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-11-08
Yaş: 30
Mesajlar: 10,992
Tecrübe Puanı: 1098 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000
SahiL - MSN üzeri Mesaj gönder SahiL isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Cevap: maRdindeki diğer tarihi manastıRlaR

Mardin'deki Kaleler








Mardin Kalesi : Mardin Kalesinin diğer bir ismi "Kartal Yuvası"dır. Şehrin büyük bir kısmının dayanmış olduğu zinin üst kafesine kurulmuş müstahkem bir mevkidir.
Subari, Sümer, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Hamdaniler, Selçuklular, Artuklu, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safaviler, Osmanlılar dönemlerini, kimi zaman zaferleri, kimi hayal kırıklıklarını yaşamış çok önemli bir kaledir.
MS.330 yılında ateşe ibadet eden ve güneşe tapan Şad Buhari isminde bir kral gelip Mardin kalesinde kalır. Rahatsız olan kral, kalede kaldığı süre içerisinde iyi olunca, kendisine bir kasır yaptırıp, 12 yıl burada yaşar. Daha sonra kendi memleketi Pers ve Babil'den birçok asker ve sivil getirip, onları Mardin�e yerleştirir. Getirilen halkın vasıtasıyla MS.442 yılına kadar birçok ilerlemeler görülür. M5.442'da veba salgınından dolayı kaledekilerden sağ kalan olmadı. MS. 542'e kadar Mardin Kalesi boş kaldı.
M.S.975-976'da Hamdaniler'den Hamdan Bin El Hasan Nasır El Devle Bin Abdullah Bin Ham binlerce yıldır hakim bir konumda bulunan bu doğal kaleyi bir takım eklemelerle, daha korunaklı bir hale getirmiştir.
Kalenin ovadan yüksekliği bin metre kadardır. Kalenin bir kısmı sarp kayaların üzerine oturmuştur. Meyilin fazla olduğu insanın çıkıp inmesi ihtimali bulunan yerlerinde, bundan istifade edilerek sur inşa edilmiştir. Kalenin güney kesiminde bir kule hala ayaktadır. Kalede daha önceleri mesken olarak kullanılmaya yarayan kalıntılar gözlenmektedir. Evliya Çelebi her zamanki anlatım özelliğiyle kale ambarlarının çok miktarda erzak,cephane ile dolu olduğunu yazmıştır.
l9.yüzyılın ilk yarısında mevcut olan surların, bugün bazı yerlerde yalnız temellerine rastlanmaktadır. Bir çok kez kuşatılan kale, Timur'u bile çileden çıkaran direnişini, bünyesinde barındırdığı su sarnıçları ve ambarlarındaki bolluk ile sağlamıştır. Dimdik ayakta iken şehrin altı kapısı mevcuttu. Bunlar; İlin batısında Diyarbakır Kapı, Doğuda Savur Kapısı, Kuzeyde Bab-ı Şavt, Kuzeybatıda Bab-ı Hamara, Güneybatıda, Bab-ı Zeytun, Güneyde Bab-ı Cedid (Yeni kapı) dir.
Bu kapıların sağlamlığı kalenin uzun yıllar zapt edilemeyişine önemli bir etkendir. Kartal Kalesinin şöhreti o kadar yaygındır ki, pek çok şaire ilham kaynağı olmuştur.
Kalenin yaşadıklarına şahit olan Mezopotamya�ya medeniyetin ve tekniğin sihirli değneği deyince bu zümrüt ovayı bugün nura boğmuştur. Geceleri güney yönünden muhteşem Kartal Kalesine bakan biri, dağın eteklerinde parıldayan binlerce ışığı göğün yıldızları sanır.

Kız Kalesi : ( Kal'at ül al Mara-Lorna-Jurekm) Merkeze bağlıdır. İlin 5 km. doğusunda yayı andıran üç kaleden biridir. Tarihte çok önemli bir koruyuculuk görevi üstlenmiştir. Kalede, kral kızına ait taştan yapılmış bir taht, su sarnıçları, kuyular, mağaralar ve kalıntılar mevcuttur.
Kal'at ül Mara'da modern anlamda havacılık sporunu geliştirmek ve turizmi canlandırmak amacı ile teleferik projesinin uygulamaya konulması düşünülmektedir.

Erdemeşt Kalesi : Bülbül Köyü ile Arur Kalesi arasında kalan tepe üzerindeki kaledir.

Anır Kalesi : Mardin'e 5 km uzaklıkta, Deyrulzafaran Manastırının arkasında bulunan tepenin üzerinde çok eski geçmişe sahip kaledir.

Dara Kalesi: ( Daras Anastasiupolis) Merkeze bağlı kale, Mardin şehrinin 30 km. doğusunda, meşhur Dara Harabeleri içinde yığma bir tepe üzerinde yükselir. Burası Yukarı Mezopotamya Bölgesinin en ünlü tarihi şehri iken bugün bir köy görünümündedir. Oysa ki, tiyatro sahneleri, su sarnıçları, su değirmeni, barajı, mahsara, köprü, 40 m. derinliğinde yer altındaki zindanı ve üniversitesiyle çok önemli bir medeniyet katmanı olarak tarihte parlak bir dönem yaşamıştır.
Kaleyi meşhur İran hükümdarı Dara Yuvaniş yaptırmıştır. Miladın ilk yıllarına kadar İranlılar'la Romalılar arasında el değiştirmiş kale günümüze kadar özeliğini korumuştur.

Rabbat Kalesi : Derik ilçesinin 15 km. batısında, Hisaraltı Köyü sınırları içinde yer almaktadır. Binlerce yıllık bir tarihe sahiptir. Artuklu döneminde onarımdan geçmiş ve bir takım eklemelere maruz kalmıştır. 15 burcu, 4 köşesinde 4 gözetleme kulesi mevcuttur. Burçların yüksekliği 15 metredir. Kalenin doğuda ve batıda iki kapısı bulunmaktadır. Yeraltında inşa edilen barınaklar üzeri toprak yığılı bir şekilde zamanında önemli bir görev yüklenmiştir. Yeraltında saray kalıntıları, erzak ambarları ...

Dermetinan Kalesi : Kale, Mazıdağı ilçesinin 20 km. kuzeybatısında ve Gümüşyuva Köyü sınırları içindedir. Mardin'den sonra Diyarbakır'ın fethine karar veren Timur, Mezopotamya'ya Karadağ istikametinden açılan boğaza hakim olma, Mardin ve Diyarbakır'ın birbirine yardım yollarını kapatma, her iki tarafın geçidini emniyet altına almak amacıyla arazi üzerinde keşifler yaptırmış ve ilk iş olarak kendisine geçit vermeyen Dermetinan Kalesinin fethini emretmiştir. Kalenin fethi beklendiği gibi kolay olmamıştır. l50 m. yüksekliğinde bir tepenin üst düzlüğüne inşa edilen kale Timur'u uzun zaman uğraştırmıştır.
Dermetinan Kalesinde dikkati çeken bir başka özellik Bizans döneminden kalma, kapısında iki mühür bulunan mermer bir mezarlıktır. Burada duvar kabartmalarının orijinal yapısı oldukça önemlidir. Kale, Bizanslılar tarafından yaptırılmıştır. Sekiz burç ve gözetleme kuleleri, kuzeye açılan tek kapı ve içerdeki su sarnıçları...

Zarzavan Kalesi : Sammachisacane (Mardin-Diyarbakır karayolu üzerinde) İpek yolunun en güzel köşelerinden birinde 50 m. yükseklikteki bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Yapılış amacı tamamıyla kervan ticaretiyle uğraşanların güvenliği içindir. Timur'un Mardin'i zaptetme girişimleri sırasında bu kale ele geçirilmiş, karşı koyanlar öldürülmüş ve ardında bir harabe bırakılarak çekilip gidilmiştir.

Savur Kalesi(Sauras) : Kale, Savur ilçesinin sırtını dayadığı yüksek bir tepenin üst düzlüğüne tek beden halinde kurulmuştur. Romalılar tarafından zamanın stratejik kaideleri göz önünde bulundurularak inşa edilmiştir. Romalılarla Araplar arasındaki büyük çekişmelere sahne olan Savur Kalesi devamlı surette el değiştirmiş ve uzun zaman merkezi bir kale olarak kalmıştır.
Kale, İpek yolunun can damarı konumundaki hakim bir mevkide tüm esrarengizliğiyle durmaktadır.

Aznavur Kalesi : Kale, Nusaybin ilçesinin 14 km. kuzeydoğusundadır. Aznavur Kalesi geniş bir vadinin üzerinde iki penin zirvesindedir.
Kale H.360-M.970'de Hamdan Bin A1 Hasan, Hasır Al-davla Bin Abdullah Bin Hamdan taraf inşa edilmiştir. Doğudan batıya 400 m. uzunluğunda genişliği 30-60 m. arasında değişmektedir. Kalenin inşa edilmiş olduğu düzlüğün zemini doğuda 800, batıda 300 m. yüksekliktedir. Kale 14 burç, iki gözetleme kulesiyle tahkim edilmiştir. Güneye açılan tek kapısı doruğa kale meydanına gider, burada kale bedeyinin mekanı görülmeye değer bir özelik teşkil etmektedir. Güneyde Suriye Ovasına hakim bulunan kulesi hala ayaktadır.

Rahabdium-Hafemtay Kalesi : Kale Nusaybin ilçesinin 20 km. kuzeydoğusunda. Suriye hududuna yakın bir tepe üzerinde Romalılar tarafından inşa edilmiştir. Tepenin doğusunda bulunan vadiden Nusaybin-Midyat kervan yolu geçmekteydi. Romalıların Suriye'den gelecek tehlikeler için ileri karakolu görevi yapan Hafemtay Kalesi, uzun zaman Araplarla, Romalılar arasında çekişme konusu olmuştur. Bu nedenle de adı tarihte pek kanlı geçmektedir.
Kale gerek Nusaybin Ovasına ve gerekse kervan yolunun geçtiği vadiye, Suriye Ovasına tamamıyla hakim bir durumdadır. Güneyden kuzeye doğru uzanan kalenin 14 burcu, iki gözetleme kulesi mevcut olup uzunluğu 1500 metreyi bulan surlarının yüksekliği 10, burçlar ile gözetleme kulesinin 20 metre kadardır.
Kaleye giriş güneyden tek noktadan yapılır. Kale meydanında su sarnıçları, erzak ambarları bazı bina kalıntıları ile yer altı mahzenleri görünmektedir.

Merdis-Marin Kalesi : Kale Nusaybin ilçesinin 15 km. kuzeydoğusundadır, Marin kalesi, eski Merdis şehrinin üzerinde yüksek bir kayalık üzerine inşa edilmiştir. Çevre genişliği 1500 metredir.12 kule ve burcu vardır. Güneye açılan kapısı eskiden bir demir kapı ile korunurmuş.
Kalenin doğusunda Merdis Kralının şatosu bulunmakta, şatonun altında kayalara oyulmuş, derinliği 5, uzunluğu 18, genişliği 5 metre olan bir mahzen, bunun yanında da suyu eksilmeyen bir sarnıç vardır.
Kalenin kimler tarafından yaptırıldığına dair bir kayıt olmamasına rağmen, inşa tarzından bir Bizans eseri olduğu ve tarihte bir çok kez onarıldığı anlaşılmaktadır. Kalenin burç ve surları günümüze kadar özeliğini muhafaza etmiştir.
SahiL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 21-05-10, 17:45   #5
╠► Shetan-ın MeLeqi ◄╣
 
SahiL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-11-08
Yaş: 30
Mesajlar: 10,992
Tecrübe Puanı: 1098 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000
SahiL - MSN üzeri Mesaj gönder SahiL isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Cevap: maRdindeki diğer tarihi manastıRlaR




Mardin mutfağını dünyaya tanıtan Cercis Murat Konağı İstanbul’da



Cercis Murat Konağı, Mardin’in mutfak kültürünün sunulduğu, yöreye gidenlerin de gezi programı içine aldıkları bir mekandı. Mardin dışındaki ilk şubesini Suadiye’de açan Cercis Murat Konağı, bölgenin kendine özgü mutfağını tanıtmaya kararlı.

Turizmci Ebru Baybara Demir tarafından işletilen mekanda Mardin’de olduğu gibi aslına uygun olarak yöresel yemekler servis edilecek. Ancak Mardin’deki taş konağın tarihi atmosferini İstanbul’da bulmak mümkün değil ne yazık ki. Yeni mekanda Mardin yemeklerinin yanı sıra şaraplar da olacak. Ebru Baybara Demir "Mardin mutfağında tarçın, kişniş, mahlep, zencefil, yeni bahar, sumak, pul biber ve badem gibi malzemeler sık kullanılır" diye anlatıyor. "Yörede yetişen baharatların çeşitliliği, yemekler yapılırken gösterilen özen ve kimi yemeklerin hazırlık süresinin sabır gerektirecek kadar uzun olması, Mardin mutfağını diğer mutfaklardan ayırıyor." Suadiye sahil yolunda hizmete giren Cercis Murat Konağı kapalı salonunda 300, bahçesinde 250 kişiyi ağırlayabilecek kapasitede.

Mardin’deki Lole Cercis Murat Konağı 1888’de inşa edildi. 1947’ye kadar bu konakta yaşayan Tüfekçioğlu ailesi Halep’e yerleşmek üzere ayrılırken konak da Hacı Tahir Şaar ve Hacı Ahmet Bilezikçi ailelerine geçti. 1956’da konağı alan ve bu tarihi binaya damgasını vuran Cercis Murat (Dilmener) 1977’ye kadar burada yaşadı. Konak Hacı Hıdır Yılmaz tarafından satın alındı. 1992-1998 arasında Mardin İl Turizm Müdürlüğü Hizmet Binası olan konağın taş işlemelerinde 19. yüzyıla ait Süryani motifleri bulunuyor. Turizmci Ebru Baybara Demir tarafından satın alınan konak, 2001’de Mardin mutfağının sunulduğu bir mekan olarak açıldı. 2003’te "Mutfak Atölyesi" olarak tekrar düzenlendi, Mardinli ev kadınlarına ve gençlere de iş olanağı yarattı. Konakta, Mezopotamya, Babil, Şark ve Savur adlı 4 salonla Mezopotamya Ovasına hakim 3 ayrı terasta hizmet veriliyor.


SahiL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

  • Submit Thread to Digg Digg
  • Submit Thread to del.icio.us del.icio.us
  • Submit Thread to StumbleUpon StumbleUpon
  • Submit Thread to Google Google
  • Bookmarks

    Etiketler
    diğer tarihi , manastırlar , mardindeki

    Seçenekler
    Stil

    Yetkileriniz
    You may not post new threads
    You may not post replies
    You may not post attachments
    You may not edit your posts

    BB code is Açık
    Smileler Açık
    [IMG] Kodları Açık
    HTML-KodlarıAçık
    Trackbacks are Açık
    Pingbacks are Açık
    Refbacks are Açık



    Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:05 .


    Powered by vBulletin Version 3.8.7
    Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
    Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
    Sohbet ve Sohbet odalari sitesi

    Sohbet Chat Forum Oyunlar1