hoSSohbeT.com  Sohbet  forumlari

Anasayfa Bugünki Mesajlar Forumlarý Okundu Kabul Et
Geri git   hoSSohbeT.com Sohbet forumlari > Ülkemizi ve dünyayý tanýyalým,tanýtalým > Türkiye
Kayıt ol Yardım Sohbet Okey Gazete oku Spor gazeteleri Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumlarý Okundu Kabul Et

Türkiye Türkiyemizin güzelliklerini taniyalim tanitalim

   


Etiketler: ,

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 07-08-06, 22:25   #11
Yayamaz Kayimca
Dekan
 
Yayamaz Kayimca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 14-10-05
Nerden: Güneþin dogabildigi hey yeyden..
Mesajlar: 11.437
Benim Modum:
Tesekkür: 0
22 Mesajýna 28 Kere Teþekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 29 Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of
Yayamaz Kayimca isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Cevap: Hasankeyf!Ýn HerÞeyÝ...

Hasankeyf

Veysel TÝRYAKÝ*

Antik dönemden günümüze kadar bir çok kültür ve medeniyetin ev sahibi. Ortaçað sonlarýna kadar Mezopotamya ile Anadolu'nun kesiþim noktasýnda ticaret ve ekonomik geliþmenin odak noktasý.

Doðu ve batý kavimlerinin gözbebeði.Egemenlik mücadelelerinde merkez.

En parlak dönemini yaþadýðý XII. yüzyýlda Artuk oðullarýnýn baþkenti artýk hüzün dolu. Bizans, Sasaniler, Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ve Selçuklular olmak üzere bir çok kültürü günümüze taþýyan bu belde tarihi bir sorumluluðu üzerimize yüklüyor. Ve artýk Hasankeyf, binlerce yýlýn yorgunluðu, doðanýn acýmasýzlýðý, insanoðlunun ilgisizliði karþýsýnda Dicle'nin kýyýsýna yaslanmýþ bizleri izliyor. Zamanýnda medreseler, rahathane, darüþþifa ve diðer eðitim kurumlarýyla bölgenin ilim ve kültür merkezi olan Hasankeyf, ulaþým yollarý ve ticaret merkezlerinin yer deðiþtirmesiyle önemini ekonomik anlamda yitirirken bir milleti "millet" yapan tüm unsurlarý bugünlere ulaþtýrmayý da ihmal etmedi.

Yüzlerce cami, kilise, saray ve þehir kalýntýsýyla günümüze ulaþan Hasankeyf sorumsuz yönetim, eðitimsiz insanlar eliyle asýrlardýr yaðmalanýyor. Halkýn maðaralarda yaþýyor olmasý, fakirlik ve ilkellik belirtisi zannedilerek alelacele küçük beton evlerden oluþan konutlar tarihsel kent üzerine yapýlarak pek çok anýt yok edilmiþtir. Bunlardan çýkan kýymetli eþya ve sanat eserlerinin hikayeleri hala anlatýlmaktadýr.

Arkeolojik çalýþmalarýnda yeterince yapýlmadýðý herþeyi ile üzerimizde bir sorumluluk olarak duran bu þehir restore edilip dünya insanlýðýna bir kültür mirasý olarak sunulmalýydý. Ýç ve dýþ turizme açýlarak bölgenin canlanmasýna sebep olabilir, daha da önemlisi tarihi sorumluluðu yerine getirmenin hazzýný gelecek nesillere aktarabilirdik. Bu doða harikasý þehir artýk yorgun ve hüzünlü. Hala doðal yapýsýný koruyan belki dünyanýn nadir kentlerinden "Hasankeyf" Ilýsu Barajý gölünde intihar edeceði günü bekliyor. Belki de "insanlýðýn ayýplarýný" örtmek için.

Her köþesinde deðiþik medeniyetlerin ortaya çýktýðý, binlerce maðarasý ile bir çok kültüre beþiklik etmiþ Hasankeyf'te çocuklarýn da sevgi dolu kalpleri biraz buruk, fakat ýþýl ýþýl gözleri, koþup oynadýklarý tarihi mekanlarýn Dicle sularýyla barýþacaðý günleri beklemenin umudu ile bakýyor. Yapýlacak çok þeylerin olduðuna inandýðýmýz insanlýk mirasý Hasankeyf ve Ilýsu Barajý'ný barýþtýrýp beraberce yaþatmak yine bizlerin elinde. Eski çaðlardan beri iskan yeri olarak kullanýlan maðaralarý, nehre inen gizli su yollarý, iyi korunan yekpare taþtan ve muhteþem kapýlarýyla KALE'si, Artuklular döneminde Fahrettin Kararslan tarafýndan yaptýrýlan döneminde dünyanýn en muhteþem yapýsý açýlýp kapana özelliði ile Dicle'yi aþan beþ kemerden oluþan KÖPage RankÜ'sü, alçý süslüme ve kitabeleriyle Eyyubilerin Hasankeyf'teki ilk eseri olan ULU CAMÝ'si, 1400'lü yýllarýn baþýnda Dicle'nin kýyýsýna Eyyubi sultaný tarafýndan yaptýrýlan mabedin kalýntýlarý yanýndaki minare hala geçmiþi haykýrýyor. Taþta dile gelen ayetler, süsler ve kitabeler sanatýn zirvesinden bir nefes gibi bize sesleniyor.

Bugün harab ve bitap da olsa bir dönemin merkezi olarak Hasankeyf'in ayakta kalan eserleri bizim duymayan kulaklarýmýza seslenmeye devam ediyor. Koç Camii, Kýzlar Camii, Zelnel Bey Türbesi, Ýmam Abdullah Zaviyesi ve Hamam kalýntýsý beldenin geçmiþi hakkýnda bilgi veriyor sanýrým.

Binlerce yýlýn ihtiþamýný, binlerce maðarasýyla anýt ve eserleriyle bugüne taþýyan Antik belde Hasankeyf'in feryadýna kulak verelim. Herþeyini beraber paylaþtýðý Dicle'nin kendisini yutacaðýný duymak onu kahrediyor. Dicle onu yutmadan o intiharý düþünüyor bir ölüm sessizliðinde.

Þimdi bize düþen bu koca þehri tüm hatýralarý ile yaþatmak.Zaman sorumluluklarýmýzý kuþanma zamaný, Barajdan vazgeçmediðimiz gibi, Hasankeyf'ten de vazgeçmeden.

Veysel TÝRYAKÝ
Hasankeyf eski Kaymakamý
1998



"Maðara - Forum"

AVNÝYE TANSUÐ

Hasankeyf’te gün batýmý (1)... Zirveye yakýn bir maðaradayýz. Tarihi Kentler Birliði’nin "forumölarýndan biri baþlýyor (2)...

"Maðara - Forum"u, Genel Danýþman Oktay Ekinci, Hasankeyf’i sular altýnda býrakacak Ilýsu Barajý (3), (4), (5) hakkýnda Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Kültür ve Eðitim Komisyonu Genel Raportörü Vlasta Stepova’nýn raporundan sözederek açýyor. Stepova, geçen yýl bölgeye 4 günlük bir ziyarette bulunmuþ, Hasankeyf’te ise sadece bir gün kalýp, barajýn kültür varlýklarý üzerine etkileri konusunda 100 sayfalýk bir rapor yazmýþtý. (6) Stepova, bölgedeki tarihsel ve kültürel mirasýn önemli olduðunu anlatmakla birlikte, Hasankeyf’in kurtarma kazýlarý ile kurtulabileceðini, böylece barajýn yapýlmasýnda bir sakýnca olmadýðýný belirttiðinden, Ekinci, tartýþmayý bu baþlýk altýnda açýyor... Þimdi mesajlardan bazý alýntýlar:

Oktay Ekinci: "... Þimdi biz bu hanýmýn kurtarýlabileceðini iddia ettiði bir maðaranýn içindeyiz. Dünyada bu dokuyu, bu kentsel bütünlüðü, bu binlerce yýllýk yaþanmýþ ve birbirine geçmiþ olan deðerleri kurtaracak hiçbir teknoloji yok. Çünkü kent bir bütündür. Kurtarma kazýlarýnda iki risk vardýr; gelecek kuþaklara sanki ‘en deðerlisi oymuþ da kurtarýlmýþ’ izlenimini verir. Ki, kesinlikle taþýnamayacak olan o doku kurtarýlamayacaðýndan, en önemli unsurlarý da aktarmamýþ olursunuz. Ayrýca, kurtarma kazýlarýnda ‘hangisi deðerlidir?’ kararý verilemez"!

Prof. Dr. Metin Sözen: "Hasankeyf’in sorumluluðunu kim yüklenecek? Bu ortak bir sorumluluktur, birilerinin karar verme mekanizmasýnýn çok önünde ve ötesindedir. Bugün vereceðimiz kararý bizim kuþak adýna tartýþmamýz lazým. Hasankeyf’de, acaba bizler bu büyük kararý verme yetkisine sahip miyiz, ne oranda sahibiz ve buna yetkimiz var mý?’ Bu yüzden bütün herkese soruyorum. Türkiye’de yaþayanlara, dünyada o raporlarý yazanlara soruyoruz , belli angajmanlar içinde gelip, burada Türkiye hakkýnda bir takým kararlar vermek isteyenlerin de sorularýnýn arkasýndakini aramak zorundayýz. Bu konuda taraflýyýz. Çünkü dünya ile iliþkimiz namuslu ve dikkatli olmak zorundadýr."

Cengiz Varnatopu, Edirne Belediye Baþkaný: "O araþtýrmacý bayanýn bir günde hazýrladýðý raporundaki görüþe katýlmýyorum. Ýnsanlar geçmiþini görmezlerse, geleceklerini de tayin edemezler. Geçmiþ medeniyetleri bilmek, bulmak, araþtýrmak durumundayýz. Ben baþka projeler önerilerek burasýnýn kurtarýlmasýndan yanayým."

Vahap KUSEN, Hasankeyf Belediye Baþkaný: "Bugün size Hasankeyf’in çok küçük bölümünü gezdirebildik. Ben TKB kurucularýndaným ve hemen her toplantýya katýldým. Her toplantýda da baðýrarak ses getiririm, ‘Hasankeyf kurtulmalýdýr,’ diye. TKB’nin esas temasý da tarihi ve kültürel deðerleri gelecek kuþaklara aktarmaktýr... O bayanýn gezisinde ben de bulundum. Giderken vah vahlar ederek ayrýldýðýný hatýrlýyorum. Þimdi ben kamuoyuna seslenmek istiyorum. Taliban Buda heykellerini yýktýðýnda, Ecyad Kalesi yýkýldýðýnda ne de üzüldük. Tepki verdik. Beni sevindiren þey tarihi kültür deðerleri koruma bilinci oluþtu, ama yurt içinde kaybedeceðimiz þeyler için çýt çýkarmýyoruz. Halfeti’yi kaybettik biliyorsunuz. Samsat’ý ise hiç kimse duymadý. Sýra Hasankeyf’de. Bu tarihi miras hepimizin... Bugün 100’e yakýn TKB baþkaný var, þimdi 100 kiþiyiz, yarýn 1000 olacaðýz. Umarým Hasankeyf barajla birlikte gelecek nesillere hizmet eder ve Hasankeyf’e kamouyunda sahiplenme bilinci doðar ve Hasankeyf yýllarca yaþar..."

tansug@webdekultursanat.com

Adresler

(1)
http://www.dergi.org/111999/0801.htm
(2) http://tkb.blogspot.com/
(3) http://www.gap.gov.tr/Turkish/Yayin/yl14.html
(4) http://www.dsi.gov.tr/bolge/dsi10/wwwroot/
index.html
(5) http://www.hasankeyf.itgo.com/
(6)http://assembly.coe.int/Documents/
Working%20Docs/doc01/EDOC9301.htm

Milliyet Gazetesi
13 Haziran 2002
Perþembe







Hasankeyf soluklandý

Hayata geçirilmesi halinde 30 bin insanýn yaþamýný etkileyecek, binlerce yýllýk tarihi mirasý yok edecek Ilýsu Barajý Projesi'nin en büyük firmasý konumundaki Ýngiliz Balfour Betty projeden çekildi.

DIÞ HABERLER SERVÝSÝ

Uzun zamandýr tasarlanan ve Ýngiliz hükümeti tarafýndan desteklenen Ilýsu Barajý Projesi'nde dün yeni ve sevindirici bir geliþme yaþandý. Binlerce yýllýk bir tarihi mirasa sahip Hasankeyf'i sular altýnda býrakacak olan ve sivil toplum örgütleri tarafýndan tepki gören projeyi üstlenen Ýngiliz inþaat þirketi Belfour Beatty, projeden çekildiðini nihayet açýkladý.

Balfour Betty, Ilýsu projesini gerçekleþtirecek ihaleci müteahhit firmalar konsorsiyumunun en büyük firmasýydý. Gerçekleþmesi durumunda Ýngiltere hükümetinin hazinesinden de 200 milyon sterlinlik ihracat kredisiyle desteklenecek olan proje hakkýnda, Balfour Betty firmasý üzerinde yoðun baskýlar vardý. Bir süre önce harekete geçen çevre örgütlerinin, Ýngiltere ve Ýsviçre'nin projeden desteklerini geri çekmeleri yönündeki istemi, dün yaþanan geliþme ile önemli oranda sonuç verdi. Ýngiltere Kürt Dernekleri Federasyonu (FED-BÝR) de projenin Ýngiliz devleti tarafýndan desteklenmesine karþý çýkmýþ bu yönlü giriþimlerini kampanyaya dönüþtürmüþtü. Kabinesinde projeye muhalif bakanlarý susturmaktan da geri kalmayan Ýngiltere Baþbakaný Tony Blair ise Ortadoðu'da su savaþýna yolaçacak potansiyele sahip projeye destek verdi. Ýngiltere bu tutumuyla insani dýþ politika ilkesini de ihlal etmiþti.

Firma dayanamadý

Sonunda Balfour Betty firmasý, sivil toplumun kararlýlýðýna dayanamayacak noktaya geldi ve dün þirketin yönetim Kurulu Baþkaný imzasýyla yapýlan açýklamada, geri çekilmeye iliþkin olarak, þu ifadelere yerverildi: "Varolan sorunlarýn, sosyal ve ekonomik geliþmeyle ilgili sorunlarýn çözülemediði anlaþýlýyor. Ve proje kapsamýnda karmaþýk, çevresel ve sosyal sorunlar yoðun biçimde etüt edilmiþtir, kapsamlý çevresel raporlar incelenmiþtir. Sonunda Çevresel etkiler, Arkeolojik ve tarihi mirasýn korunmasý, yeniden iskanýný düzenlenmesi ve komþu ülkelerin su ihtiyaçlarý olarak sýralanan dört kriterin yerine getirilemeyeceði anlaþýlýnca projeden çekilme kararý alýnmýþtýr."

30 bin kiþi etkilenecek

Ilýsu Barajý projesi, Türkiye'nin Fýrat ve Dicle nehirleri üzerinde kurmayý planladýðý 22 tartýþmalý barajdan sadece bir tanesini oluþturuyor. Proje gerçekleþirse, bölgedeki 52 köy ve Hasankeyf dahil 15 kasaba su altýnda kalacak. Ayrýca 30 bin insanýn evlerinden olmalarý bekleniyor. Bugüne kadar barajýn bölgeye vereceði olasý zararlar üzerine yapýlan araþtýrmalar, yapýlmak istenen barajýn baþta Hasankeyf yöresinde yerleþim birimlerini ortadan kaldýracaðý ve doðal dengeyi bozacaðýný belirtiyor. Diðer yandan Ilýsu Baraj Projesi kapsamýna giren antik kent Hasankeyf'in ise tamamen sular alatýnda kalacaðý ve tahrip olacaðý da araþtýrma sonuçlarýnda hazýrlanan raporda ortaya konuluyor. Suyun biyolojik dengesinin bozulacaðý da aktarýlan raporlarda, bunun sonucu olarak, çok sayýda doða güzelliðinin yok olmasýnýn yanýnda, su içinde zararlý bitkilerin yetiþeceði ve çeþitli tahribatlarýn yaþanacaðý vurgulanýyor. Bu arada proje ile beraber, Dicle nehrinden, Türkiye'nin güneyindeki ülkelere az su gidecek olmasý nedeniyle bölgede bir su savaþýnýn çýkacaðý yolunda görüþler de dile getiriliyordu.

Özgür Politika Gazetesi,
14.11.2001

__________________
Yayamaz Kayimca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-08-06, 22:29   #12
Yayamaz Kayimca
Dekan
 
Yayamaz Kayimca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 14-10-05
Nerden: Güneþin dogabildigi hey yeyden..
Mesajlar: 11.437
Benim Modum:
Tesekkür: 0
22 Mesajýna 28 Kere Teþekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 29 Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of
Yayamaz Kayimca isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Cevap: Hasankeyf!Ýn HerÞeyÝ...

Hasankeyf, Hemen , Þimdi!
Zeynep Oral

Bizim sayfaya, "Kültür / Sanat" sayfasýna taþýnmasýna çok sevindiðim Talat Halman, birkaç gün önceki "Zeugma Zabanisi" baþlýklý yazýsýnda , "yeni kültür cinayetleri" yaþanmadan harekete geçme zorunluluðunu vurguluyor , acilen "Alarm Listesi" hazýrlanmasýný istiyordu.

Hemen belirteyim, böyle bir "Alarm listesi" var. Nicedir birçok Sivil Toplum Kuruluþu, arkeologlar, sanat tarihçileri, mimarlar odasý tehdit altýnda olan doðal SÝT alanlarý, tarihsel yerleþimler ve kültürel mirasýmýzý korumak için bir izleme komisyonu kurdu ve çalýþmalarýný sürdürüyor. (Bakýnýz: Milliyet Sanat Dergisi , 15 Ekim sayýsý.)

En büyük tehlike ve imdat çanlarý nereleri için mi? Derhal özet bir liste:

-Ilýsu barajý - Hasankeyf (Çok acil... Çok acil... Çok acil...)

-Sekiz adet barajýn projelendiði, Tunceli, Munzur Vadisi (1971'de Ulusal Park ilan edilmiþti)

- Yortanlý Barajý - Bergama... Hoþça kal Asklepios!

- Hidro elektrik santrallerle katledilen Fýrtýna Vadisi ...Birinin temelleri atýldý bile. Doðal SÝT alaný olmasýna, aleyhte nice rapor bulunmasýna karþýn , durum Danýþtay'da...

-Çine Barajý- Eðer yapýlýrsa, hoþça kal Karya kentleri, su yollarý , antik köPage Ranküler, kaya mezarlarý...

-Artvin, Coruh Vadisi - On bir adet baraj projelenmiþ. Beþ bini aþkýn insan yerinden olacak.

-Evrensel kültür mirasý Troya'yý tehdit eden Çanakkele- Selçuk otoyolu . (Kýrk metre geniþlikte olacakmýþ.)

Liste böyle uzayýp gidiyor. Kimsenin barajlar, santraller, otoyollar yapýlmasýn dediði yok! Herkesin dediði, bunlar yapýlýrken tarih, sanat, kültür deðerleri ve birikimi , insan yaþamlarý da göze alýnsýn! Ama Zeugma örneðinde olduðu gibi býçak kemiðe dayanmadan, son anda deðil, daha projelendirme evresinde dikkate alýnsýn! Üstelik altýna imza atmýþ olduðumuz uluslararasý antlaþmalar da bizi buna zorluyor.

AB Sürecinde

Artýk günümüzde dünyada hiçbir ülke, ben kendi topraklarýmda istediðimi yaparým diyemiyor. Doða ve kültür mirasý, insanlýðýn ortak malýdýr. Sorumluluðu, koruma hak ve görevi uluslararasý topluma aittir.

Avrupa Birliði , "... ilerlemenin gerçekten insanlýðýn hizmetinde olabilmesi için, Avrupa ruhuna uygun olarak maddi olmayan deðerlere ve özellikle çevrenin korunmasýna önem verilmesi".. düþüncesini savunuyor. Savunmakla kalmayýp, ekonomik büyüme iþlemleri sýrasýnda çevre, doða ve kültürel mirasa zarar verenlere hukuki yaptýrýmlar koyuyor. "Avrupa Çevre Politikasý" çerçevesinde böyle açýlmýþ nice dava var.

Henüz üye deðiliz ama AB Üyelik sürecindeyiz. Bu gerçekleri yok sayamayýz.

Önümde, çeþitli Sivil Toplum Kuruluþlarýnda görev alan avukat Murat Cano'nun Avrupa Parlamentosu Baþkanlýðý'na, Avrupa Birliði Konseyi'ne, Avrupa Komisyonu'na sunulmak üzere, Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliðine yazdýðý baþvuru mektubu var. Þu yukarýda özetlemeye çalýþtýklarýmý ayrýntýlarýyla anlatýyor. Türkiye''in doðal ve kültürel varlýklarýný yok eden, yok edecek olan bayýndýrlýk projelerine, birlik üyesi ülkelerin katýlmamasý , kredi ve kredi onayý vermemesi ; verilmiþ kredi onaylarýnýn iptal edilmesini istiyor.

Yalnýz o mu?!

Þu sýralar internet ve elektronik posta gruplarýyla içli dýþlýysanýz, bilgisayarýnýza ABD, Ýngiltere, Almanya, Fransa ve Portekiz'den "Save Hasankeyf" - "Hasankeyf'i Kurtarýn!" çaðrýlarýnýn akýn ettiðini göreceksiniz. Tümünün çaðrýsý ve isteði, Murat Cano'nunkinden farklý deðil.

Þimdi sýký durun: 31 Ekimde (iki gün sonra) dünyanýn çeþitli ülkelerinden Sivil Toplum Kuruluþlarý Ýngiltere'de bir araya gelip "Hasankeyf'i kurtarýn" çýðlýðýný dünya kamuoyuna duyuracak.

Bu arada belirteyim ki Hasankeyf'i , yöredeki 215 antik siti, Asur, Sümer, Roma , Bizans, Abbasi, Artuklu ve Osmanlý eserlerini sular altýnda býrakacak ,34 bin kiþiyi yerinden edecek Ilýsu Barajýnýn yapýmý için kurulan konsorsiyumdan , bir süre önce Ýsveç ayrýldý.

Hasankeyf'i kurtaracak beþ ayrý alternatif proje üretilmiþken bu inat niye?

Gelin kendi topraklarýmýzdaki bu kültür mirasýný korumayý baþkalarýna býrakmayalým. Biz üstlenelim.

Hemen. Þimdi. Çok geç olmadan

29 Ekim 2000

http://www.zeyneporal.com



Hasankeyf Kurtarýlabilir!
AYDIN BOLKAN
AK Parti Milletvekili Afif Demirkýran, Meclis'te yaptýðý konuþmada Ilýsu Barajý'nýn revize edilerek Hasankeyf'in kurtarýlabileceðine dair ciddi iddialarýn olduðunu söyledi

ANKARA - AK Parti Batman Milletvekili Afif Demirkýran, Ilýsu Barajý altýnda kalma tehlikesiyle yüz yüze gelen antik kent Hasankeyf'in kurtarýlabileceðini söyledi. Meclis'te gündemdýþý bir konuþma yapan Afif Demirkan, "Yýllarýn ve insanlýðýn ilgisizliðine raðmen halen doðal yapýsýný koruyan antik kentin insanlýðýn ayýplarýný örtmek için Ilýsu Baraj Gölü'nde intihar etmesine göz yummamalýyýz" dedi.

Dünyada belki de bir baþka benzeri olmayan ve muazzam bir kültür varlýðý ve bir doða harikasý olan Hasankeyf'in, Ilýsu Barajý'nýn yapýlmasýyla sular altýnda kalacaðýna dikkat çeken Demirkýran, "Tarih mi, enerji mi? diye baktýðýmýzda, özlemim, tarihi tahrip etmeyen enerji ve enerjiye kucak açan tarih bilincidir" dedi.

Baraj revize edilebilir

Ilýsu Barajý'nýn ilk projede petrol merkezi olan Raman Daðý'ný da sular altýnda býrakmayý öngördüðüne dikkat çeken Demirkýran, projenin bu nedenle 1974 yýlýnda deðiþtirilerek, Batman ve çevresinin sular altýnda kalmasýnýn önlendiðini söyledi. Demirkýran bölge halkýnýn ne tarihinden ne de Ilýsu Barajý'ndan vazgeçmek istediðini belirterek, "Ancak, dünya mirasý haline gelen bu kültür varlýðý þehrini de 60-70 yýllýk bir ömre sahip olabilecek bir baraja da feda etmek istemiyor" dedi. Ilýsu Barajý'nýn revize edilerek Hasankeyf'in kurtarýlabileceðine dikkat çeken Demirkýran, þunlarý söyledi: "Bunun mümkün olabileceðine dair ciddi iddialar mevcuttur. Örneðin, Ilýsu Barajý su kodunun 525 metreden 475 metreye düþürülmesi veya Ilýsu Barajý yerine daha küçük kapasiteli birden fazla baraj yapýlmasý veyahut 40 metre yüksekliðinde, 800 metre uzunluðunda bir set çekilmesiyle antik kent Hasankeyf'in kurtarýlabileceði iddia edilmektedir. Tabii ki, tüm bu iddialar ve öneriler ciddi çalýþmalarla somutlaþtýrýlmalýdýr. Böylece, Zeugman'ýn baþýna gelenler Hasankeyf'in baþýna gelmemiþ olur."

Tarihi Hasankeyf kenti nedeniyle birçok firmanýn finansmaný üstlenmekten kaçýndýðýna da dikkat çeken Demirkýran, "Her halükarda, Hasankeyf'i, Ilýsu Barajý'na tamamen kurban etmemeliyiz. Hasankeyf'in, alýnacak tedbirler ve iyi bir tanýtýmla dünya harikasý bir açýk hava müzesi ve turizm merkezine dönüþtürülmesi hiç de zor olmasa gerek. Yýllarýn ve insanlýðýn ilgisizliðine raðmen halen doðal yapýsýný koruyan bu antik kentin insanlýðýn ayýplarýný örtmek için Ilýsu Baraj Gölü'nde intihar etmesine göz yummamalýyýz" diye konuþtu.


Yeniden Özgür Gündem Gazetesi/Ýstanbul
28 Þubat 2003 Cuma






Tarih, Suya Kurban!

Cengiz MUMAY
Hürriyet Gazetesi


Yýllardýr baraj sularý altýnda ‘‘batacak’’ ‘‘kurtulacak’’ haberleriyle gündemde olan ‘‘antik kent’’ Hasankeyf, hýzla dramatik sona doðru yol alýyor. Üç bin yýllýk geçmiþe ve çok zengin bir tarihe sahip Hasankeyf için geriye sayým baþladý. Bölgeyi sular altýnda býrakacak olan Ilýsu Barajý'nýn dýþ kredi sorununun çözümünde sona yaklaþýlýrken, sekiz bin nüfuslu kente yeni yerleþim alaný bulunmasý için çalýþmalar hýzlandýrýldý.

Hasankeyf'i su altýnda býrakacak olan Ilýsu Barajý, bölgede ‘‘yedi Çukurovalýk cennet’’ yaratacak Güneydoðu Anadolu Projesi'nin (GAP) önemli halkalarýndan biri. Ýlk projeye göre Ilýsu Barajý 1100 rakýma kadar olan yerleri yutacaktý. Ancak çok önemli bir ‘‘petrol merkezi’’ olan Batman ile kaynaðýyla burayý besleyen ‘‘petrol daðý’’ Raman su altýnda býrakýlamazdý. Bu nedenle Ilýsu Barajý yýllarca askýya alýndý. 1974'te yapýlan yeni çalýþmalar sonucu bu önemli merkezler, kodun 894'e düþürülmesiyle kurtarýldý.



Siirt, Mardin, Batman ve Þýrnak gibi dört ilin sýnýrlarý içinde oluþacak olan Ilýsu Baraj Gölü projesinin son halini almasýyla birlikte antik Hasankeyf kentinin su altýnda kalmasý konusu tartýþýlmaya baþlandý. ‘‘Kodun bir kez daha düþürülerek’’ Hasankeyf'in kurtarýlmasý istendi. Ancak Devlet Su Ýþleri Genel Müdürlüðü uzmanlarý, Hasankeyf'i kurtarmak için yapýlacak olan 100 metrelik kod düþürme iþleminin gerçekleþmesi halinde, Ilýsu Barajý'ný yapmanýn bir anlamý kalmayacaðýný ve projenin ekonomik olmaktan çýkacaðýný belirttiler ýsrarla.

Tarih bilinci ‘‘depreþen’’ Hasankeyfliler iþin peþini býrakmadýlar. Sanatçýlar, gazeteciler harýl harýl çalýþarak komiteler oluþturdular. Türkiye'nin önemli merkezlerinde ve yurtdýþýnda toplantýlar yapýldý. Hiçbir þey fayda etmedi. 40 yýla yakýn süredir iþleyen çark, altý-yedi yýl içinde Hasankeyf'i bir iki camisinin minaresi gözükecek bir ‘‘baraj adasý’’ haline getirecek.



‘‘SON YIKIM’’IN ADI Þehmus Kartal, Hasankeyfli... Doðduðu Hasankeyf'e 1983-1987 yýllarýnda belediye baþkanlýðý yapmýþ. O zamanlar kasaba, bugün ilçe olan Hasankeyf'in baðlandýðý ‘‘yeni il’’, Batman'ýn þu andaki Kültür Müdürü... Mezopotamya uygarlýklarýnýn en önemli merkezlerinden biri olan Hasankeyf'in tarihte birçok yýkým yaþadýðýný anlatýyor. Gerçekleþmesini dilemediði baraj yapýmýnýn ‘‘son yýkým’’ olacaðýný söyleyen Kartal, baþlýca yýkýmlarýn ‘‘13. yüzyýldaki Moðol istilasý’’, ‘‘1966'daki afet evleri yapýmý’’ ve hiç bitmeyen ‘‘define avý’’ olduðunu belirtiyor.



Mezopotamya'nýn bu en eski yerleþim biriminde, tarihte bilinen en eski darphanelerden birinin bulunduðu biliniyor. Ancak yüzyýllardýr depremler, toprak kaymalarý sonucu yüzlerce metre yüksekliðindeki tarihi kentin altýnda kaldýðý belirtilen darphaneye, 13 yýldýr sürdürülen kazýlara raðmen ulaþýlmasý pek mümkün görülmüyor. Definecilerin talanýna, çeþitli yerlerde ele geçirilen buluntulara raðmen, Hasankeyf'in halen bir ‘‘altýn deposu’’ olduðuna inanýyor yöre insanlarý...



Bize anlattýklarý öykü, -söylence demek daha doðru olur- definecilerin Hasankeyf konusundaki ýsrarlarýnýn nedenini daha iyi açýklýyor.



1964 yýlýnda, artýk geçit vermeyen tarihi Hasankeyf KöPage Ranküsü'nün yerine ‘‘Dicle'nin iki yakasýný bir araya getirecek’’ yeni köPage Rankü yapýlmasý için hafriyata baþlanýr. Bir iþ makinesi operatörü ile yardýmcýsý vardýr sadece alanda. Kepçeyi sallarlar topraða... Ardýndan gözlerine inanamazlar. Kepçe altýn dolmuþtur. 200 metre ötelerindeki halka hissettirmeden yanlarýna alabildikleri kadar altýnla kaçarlar. Çok geçmeden çalýþan kimse olmadýðýný gören Hasankeyfliler köPage Rankü ayaðýnýn kazýldýðý yere giderler. Görüntü gözalýcýdýr. Altýn toprakla harmanlanmýþ onlarý beklemektedir. Yüküyle yetinenler hemen Hasankeyf'i terk ederler ve göç baþlar.



SÝT ALANINDA DEFÝNE Tüm yerleþim alanýnýn 1978 yýlýnda SÝT bölgesi ilan edilmesine karþýn, Mardin Arkeoloji Müzesi yetkilileri, Hasankeyf kazýlarýnýn baþladýðý 1985 yýlýndan 90'lý yýllarýn baþýna kadar definecilere ruhsat vermekten imtina etmedi. Hasankeyf Kurtarma Kazýlarý Baþkaný Prof. Oluþ Arýk, bu çalýþmalarý ‘‘SÝT alanýnda define aranmasýna ruhsat veren zihniyet, eski eser katliamýna çanak tutuyor ve bilimsel çalýþmalarýmýzý engelliyor. Biz antik kentte kazý çalýþmalarýmýzý sürdürüyoruz. Tüm bu SÝT alanýnýn sorumluluðu bilimsel çalýþmalar için bize verilmiþ. Definecilerin burayý kazmasý, iþ makineleriyle hafriyat yapmasý önce nezakete, sonra da bilime ve yasalara aykýrýdýr. Halk yýllardýr define konusunda kýþkýrtýlýyordu’’ derken, muhtelif dönemlerde belediye baþkanlýðý görevinde bulunmuþ kiþiler de ‘‘Çalýþmalarý engellemeye çalýþýyoruz. Ancak jandarma denetiminde, ellerinde ruhsatla çalýþan kiþilere karþý elimizden bir þey gelmiyor’’ serzeniþinden öteye gidemiyorlar.



Hasankeyf'te sona yaklaþýlmasýna en çok üzülenlerden biri olan Prof. Dr. Oluþ Arýk, 1986 yýlýndan beri maddi olanaksýzlýklar yüzünden özveriyle yürütülen Hasankeyf kazýlarýnýn da sorumlusu. Hazýrladýðý çok kapsamlý bir raporu GAP Ýdaresi Baþkanlýðý'na sundu. Antik kentin tarihi geçmiþinden, içerisinde bulunan çok sayýda eserden söz ettikten sonra, ‘‘Hasankeyf'i kurtarmak ne demektir’’ sorusunun ele alýnmasýný isteyen Arýk, yanýtýný da kendisi veriyor: ‘‘Burada sözkonusu olan yalnýzca bazý tarihi mimarlýk anýtlarý, bazý sanat buluntularý ve kültür yadigarlarý deðildir. Yalnýzca doða özellikleri ve güzellikleri de deðildir. Bunlarýn hepsini bir araya getirerek yaþanmýþ bir tarihtir önemli olan. Burayý aynen korumak, gelecek kuþaklarla paylaþmaya hazýr halde býrakmak amaç olmalýdýr.’’



KÜLTÜR MERKEZÝ Prof. Arýk, Hasankeyf'in tarihine, bugününe ve geleceðine iliþkin bilgiler de veriyor bize. Hasankeyf'in çok eski çaðlardan beri Mezopotamya uygarlýklarý ile Anadolu arasýnda önemli bir merkez olduðunu anlatýyor. Dicle Nehri kenarýndaki bu antik kentin ticari geçit ve üs olduðunu belirtiyor.



Roma Çaðý'nda Dicle üzerinde bir köPage Rankü kurulduðunu, arazinin kolay iþlenmesi dolayýsýyla da oldukça heybetli bir görünüme sahip kalenin yapýldýðýný anýmsatan Prof. Arýk, ‘‘Doðu Roma'nýn Hýristiyanlaþmasý ve Bizans Dönemleri'nde bugünkü Süryaniler'in öncüsü olan bu bölgeye özgü bir Doðu Kilisesi'nin geliþtiði bilinmektedir’’ diyor.



‘‘Kuzey Mezopotamya’’ adý da verilen bu bölgenin Mardin ve Midyat gibi ünlü din ve kültür merkezlerinin arasýnda yerini aldýðýný, altýncý ve yedinci yüzyýllarda burada baðýmsýz bir kilise ve cemaatin oluþtuðunu, bu sýrada Ýslam Ýmparatorluðu'nun buralarý ele geçirmesinin bu geliþmeleri durduramadýðýný aktarýyor.



Sýrasýyla erken Ýslam egemenlikleri, Emevi, Abbasi, Mervani ve Hamdaniler’den sonra 11. Yüzyýl'ýn sonlarýnda Selçuklu denetimine giren Hasankeyf, altýn çaðýný Artukoðullarý döneminde (1100-1236) yaþýyor.

Bu dönemden hemen sonra Selahaddin Eyyubi'nin yeðenleri Hasankeyf'i egemenlikleri altýna almýþ, kenti bakýmsýz býrakmýþ, bazý kitabevlerini deðiþtirmiþler. Yine de Ulu Cami, Küçük Saray gibi yapýlar inþa etmiþler. Eyyubiler’in egemenliðindeki kentin, Moðol Ýstilasý ile bahtsýz dönemi baþlamýþ. En sonunda 16. Yüzyýl'da Osmanlý egemenliði ile geliþen olaylar çalkantýlý bir tablo oluþturmuþ. 1964 yýlýnda yeni karayolu ve yeni köPage Rankünün yapýlmasýyla ticaret ortamý yeniden canlanmýþ, ancak gerek karayolunun, gerekse 1967 yýlýnda alelacele yapýlan afet evlerinin çalýþmalarý sýrasýnda bugünkü arkeolojik SÝT alaný içerisinde bulunan pek çok tarihi eser yok edilmiþtir.



Eþsiz tarihi eserler



KöPage Rankü: Tarihi kaynaklarýn ‘‘Ortaçað dünyasýnýn en görkemli köPage Ranküsü’’ diye tanýmladýðý bu eser, 1116 yýlýnda Artuklu Hükümdarý Fahrettin Karaaslan tarafýndan yaptýrýlmýþ. 14. ve 15. yüzyýllarda onarým gören köPage Rankünün 17. Yüzyýl baþlarýnda yýkýldýðý tahmin ediliyor. Dört ayaðý Dicle'ye çakýlý duran köPage Rankü harap halde.



Rýzk Camii: KöPage Rankü'den Kale'ye giden caddenin Dicle kenarýndaki yar üzerine inþa edilmiþ. Kitabesinde 1409'da Eyyubi Sultaný Süleyman'ýn yaptýrdýðý belirtilse de Artuklu ve Zengi mimarisine daha yakýn, arkaik karakterli bir yapý olduðu görülüyor. Kýsmen ayakta kalabilmiþ.



Küçük Saray: Uzun Hasan'ýn sarayý olarak da anýlýyor. Küçük Saray'ýn içinde Ulu Cami, Büyük Saray, Maðara Camii bulunuyor. Bu önemli eserler bakýmsýzlýktan bazý yurttaþlarca hayvan barýnaðý olarak kullanýlýyor.



Mescid-i Ali: 15. Yüzyýl baþlarýna ait bir Alevi mescidi. Akkoyunlular tarafýndan yaptýrýlmýþ.



Zeynel Bey Türbesi: Kapýsýndaki çini kitabelerde Akkoyunlu Hükümdarý Uzun Hasan'ýn oðlu Zeynel Bey ile Pir Hasan adlý bir ustanýn adý geçiyor. Eþsiz çini süslemelerle bezenmiþ türbe, günümüze dek önemli ölçüde ayakta durmuþ.



Koç Camii: 15. Yüzyýl'ýn baþlarýnda inþa edildiði sanýlýyor.



Hürriyet Gazetesi,
30 Aðustos 1998




ZEUGMA KURTULACAK
YA HASANKEYF?

Sabahat Demir
Türkiye Gazetesi


Ülkemizdeki zengin tarihi mirasý koruma açýsýndan Ýþ
Bankasý Genel Müdürü Ersin Özince, Tofaþ Murahhas Azasý Jean Nahum, Türsab Baþkaný Baþaran Ulusoy, Tema Vakfý Baþkaný Hayrettin Karaca'nýn
baþlattýklarý; Türkiye Gazetesi de dahil olmak üzere büyük gazetelerin desteklediði Zeugma'yý kurtarma giriþimi çok önemli bir baþlangýç.

Böylesine güçlü bir sivil hareketin Zeugma'yý kurtaracaðýndan þüphem yok.

Ama Ilýsu Barajý'nýn su toplama havzasýnýn yerleþtirildiði coðrafyada makus kadere boyun bükmüþ, acý sonunu bekleyen; inanýlmaz tarihi zenginliðe sahip mütevazý görünüþlü Hasankeyf ne olacak? Onu kimler kurtaracak?

Geçen yýldan beri ne zaman niyetlendiysem Hasankeyf'e
gitmek kýsmet olmadý. Ama Mezopotamya bölgesine hakim olan kavimlerin en gözde yerleþim yerlerinden biri olan Hasankeyf'e ilgim ve merakým sürüp
gidiyor.

Bursa "Tarihi Kentler Birliði" toplantýsýnda tanýþtýðým Hasankeyf Belediye Baþkaný Vahap Kusen, buranýn adeta bir açýk hava müzesi olduðunu söyleyerek, medyanýn ilgisine raðmen kurtarýlma konusunda yetkililer tarafýndan ciddi bir atýlýmýn yapýlmamasýndan
þikayet etti. Kendisine konuyla ilgileneceðimi söyleyerek yöreyle ilgili doküman göndermesini rica
ettim. Ýki gün önce kendisinden Hasankeyf'le ilgili web
adresleri geldi.

Hemen bunlardan Hasankeyf'le ilgili bilgileri ve fotoðraflarý içeren bir web sayfasýný açtým. Sivil gönüllülerin çektiði fotoðraflar buradaki tarihi eserleri gözler önüne serme açýsýndan oldukça tatmin ediciydi. Nerdeyse gidip yerinde görmüþ gibi oldum. Meraklýlarý için bu web adresini yazýyorum :


http://www.hasankeyf.itgo.com


Ýnsanlýðýn en eski yerleþim birimlerinden olan Hasankeyf'in ne zaman ve kimler tarafýndan kurulduðu bilinmiyor. Bu konuda yazýlý bir kaynak da yok. Ancak, tarihi geçmiþinin Milattan öncesine dayandýðý biliniyor.

Milattan sonraki ilk asýrlarda Bizanslýlarla Sasaniler arasýnda el deðiþtirmiþ. Dördüncü asrýn sonlarýnda buraya saðlam bir kale yapan Bizanslýlarýn hakimiyeti, yedinci asýrda, halife Hz. Ömer devrinde,
Müslümanlarýn burayý fethetmesiyle sona ermiþ.

Halifeler döneminin ardýndan Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlýlar buraya hakim olmuþ. Dicle nehrinin kenarýnda yer almasý, o günlerde ticaretin önemli bir kýsmýnýn nehir yoluyla yapýlmasý sebebiyle Hasankeyf, ticaret ve ekonomi bakýmýndan geliþmiþ.

1232 yýllarýnda Eyyubilerin hakimiyeti sýrasýnda bölgeyi istila eden Moðollar, burayý harabeye çevirmiþler. 14. asrýn baþlarýndan itibaren Eyyubiler, Hasankeyf'i yeniden imar etmeðe baþlamýþlar. Sultan Süleyman döneminde Hasankeyf en parlak dönemini yaþamýþ. Hakimiyet 1515 yýlýnda Osmanlýlara geçmiþ.

Evet, Hasankeyf, binlerce yýllýk macerayý içeren bir
tarih. Ama biz, bu tarihi sulara gömmeðe çalýþýyoruz.
Buna hangi yürek dayanýr?
Hangi vicdan?



__________________
Yayamaz Kayimca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-08-06, 22:32   #13
Yayamaz Kayimca
Dekan
 
Yayamaz Kayimca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 14-10-05
Nerden: Güneþin dogabildigi hey yeyden..
Mesajlar: 11.437
Benim Modum:
Tesekkür: 0
22 Mesajýna 28 Kere Teþekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 29 Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of
Yayamaz Kayimca isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Cevap: Hasankeyf!Ýn HerÞeyÝ...

Hasankeyf’siz Tarih Çekilmez
RAMAZAN YAVUZ/ARÝF ARSLAN

Helenistik döneme ait beþ bin maðara ve zengin tarihi eserleriyle ünlü Hasankeyf’in Ilýsu Barajý göl sularý altýnda kalmamasý için alternatif projeler gündeme getirildi


Hasankeyf’in sular altýnda kalmamasý için sürdürülen çalýþmalar, inþaatçý þirketleri yeni projeler geliþtirmeye yöneltti. Balfour Betty adlý Ýngiliz inþaat firmasýna destek veren Ýngiltere, Ýsveç ve Avusturya’nýn yaný sýra Almanya da, Ilýsu projesinin uluslararasý boyutta ele alýnmasýný istedi. Söz konusu ülkeler, Batman, Siirt, Diyarbakýr, Þýrnak ve Mardin’e baðlý 83 yerleþim birimini etkileyecek Ilýsu barajýna, Hasankeyf’in tarihini sular altýnda býrakmayacak þekilde alternatif projeler hazýrladýklarýný belirttiler. Alternatif projeler hakkýnda herhangi bir ayrýntý henüz yok.


Hasankeyf’in korunmasý için yýllardýr mücadele veren Hasankeyf Gönüllüler Derneði de, uygulanmak istenen proje için “Kesinlikle suya dayalý enerji projesine karþý deðiliz. Bu bölgenin böyle barajlara gereksinimi varsa, mutlaka yapýlacak. Ancak 15 bin yýllýk tarihin korunmasý da gerekiyor. 35 yýl öncesinin projesinde bazý deðiþiklikler yapýlarak Hasankeyf kurtulabilir" dedi.

Öte yandan, Batman Valisi Ýsa Parlak da, Hasankeyf’in bir kültür ve tarih hazinesi olduðunu belirterek, “Ancak ülkemizin de enerjiye ihtiyacý var. Bunun yanýnda tarihi ve kültürel deðerleri de önemsemek gerekiyor. Hasankeyf’e de, enerjiye de ihtiyacýmýz var. Gönül ister ki, Hasankeyf sular altýnda kalmasýn. Alternatif projelerle hem barajýn yapýlmasý, hem de Hasankeyf’in kurtarýlmasý mümkün" dedi.


Hasankeyf Belediye Baþkaný Vahap Kusen de barajýn yapýmýna karþý olmadýklarýný ancak 15 bin yýllýk tarihin de korunmasýnýn gerektiðini söyledi. Kusen, “Baraj da yapýlsýn, ancak tarih de korunsun. Tek gaye ilçemizin turistik bir yer olmasý. Tarih ve baraj bir arada olduðu an ilçemiz binlerce turistin akýnýna uðrar. Birçok medeniyete beþiklik eden Hasankeyf 1978 yýlýnda Kültür Bakanlýðýnca 1. derece arkeolojik SÝT alaný ilan edildi" dedi. DSÝ bünyesinde baþlatýlan baraj hazýrlýklarý ise devam ediyor.

Enerji amaçlý barajýn yapýmýný Ýsviçre firmasýnýn koordinasyonu ile Ýsveç, Ýtalyan, Ýngiliz ve Türk þirketleri üstlendi.Yaklaþýk 1.7 milyar dolara mal olacak ve yedi yýlda tamamlanmasý öngörülen Ilýsu Barajý ile birlikte entegre olarak enerji ve sulama amaçlý Cizre Barajý’nýn yapýmý da ihale kapsamýnda bulunuyor. Barajýn yapýmýna karþý çýkan çevre örgütlerine raðmen, DSÝ anketörleri tarafýndan su altýnda kalacak olan Hasankeyf ve 80 köyde anket çalýþmasý baþlatýldý.




Ilýsu Barajý’nýn bölgeye hayat vereceðine dikkat çeken yetkililer, Ilýsu entegre projesinin hizmete girmesiyle, yýlda toplam beþ milyar kw saat enerji üretileceðini, ekonomiye 400 - 500 trilyon girdi saðlanacaðýný belirtiyor.


DSÝ yöneticileri, barajlarýn üretime geçmesi ile 17 bin kiþinin istihdam edileceðini, 100 haneli dört bin köyün aydýnlatýlacaðý deðerde enerji üretileceðini, Güneydoðu’nun enerji sorununun kökten çözüleceðini söyledi.



Batman’a 30 km mesafede bulunan ve halen bazý maðaralarýnda yirmi ailenin barýndýðý Hasankeyf’in kuruluþu M.Ö. üç binli yýllara dayanýyor. Bizans, Sasani, Arap, Roma medeniyetlerine beþiklik etmiþ olan Hasankeyf’in tarihi yapýlarý Dicle kýyýsýndaki kayalarýn bulunduðu vadinin içine uzanýyor.


NELER YAPILABÝLÝR?


*535 metrelik suda kod düþürülmesi halinde Hasankeyf kurtulabilir.


*40 Metre yüksekliðinde 800 metre uzunluðunda set çekilebilmesiyle antik kent barajdan kurtulur.


*Güneydoðudaki elektrik þebekelerinin yenilenmesi halinde elektrik açýðý kapatýlabilir.


*Botan ve Garzan çayý ile Dicle Nehri üzerinde üç ayrý küçük baraj yapýlabilir.


Milliyet Gazetesi,
31 Mart 2000 Cuma


Hasankeyf'in Sessiz Çýðlýðý!..

Celal BAÞLANGIÇ


Radikal Gazetesi
Sen hiç gördün mü beni?

Eteklerimi okþayarak, Mezopotamya'ya kutsal bir salýnmayla akan Dicle'nin bana nasýl seslendiðini duydun mu hiç? Binlerce yýldýr neredeyse her kavimden, her dinden insanlarýn beni nasýl oya gibi iþlediklerine tanýk oldun mu? Gün batýmlarýnda Dicle'nin nasýl da kýzýla boyandýðýný, mor siluetimin nehre nasýl da düþtüðünü gördün mü? Aslýnda, uygarlýðýn beþiðiyim ben. Sen de sallandýn o beþikte farkýnda bile olmadan. Aynen beni anlatmýþ koca þair 'Anadolu'da:

"Beþikler vermiþim Nuh'a,
Salýncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayýlýr,
Anadolu'yum ben,
Tanýyor musun?"

Bana öyle uzak bakma. Beni yalnýz býrakma. Çünkü, bugünlerde büyük bir felaket dolaþýyor baþýmda. Oysa ben neler görmüþüm, kaç hükümdarlar eskitmiþim bilir misin?"

Hepsi de karýþýp gitti topraðýma. Belki 'Bizans Kralý Konstantin' desem Ýstanbul'dan bilirsin de, örneðin tanýr mýsýn Hamdanilerden Ýyad b. Ganem'i, ya da Mervanilerden Ebu Hasan Ali'yi, Artuklulardan Nasýruddin Mahmud'u... Görmediðim ne Haçlý seferi kaldý, ne Moðollar. Timur, taþ taþ üstünde býrakmadý da yine yaþadým. Sanki beni anlatmýþ Ahmed Arif:

"Binlerce yýl saðýlmýþým,
Korkunç atlýlarýyla parçalamýþlar
Nazlý, sehersabah uykularýmý
Hükümdarlar, saldýrganlar, haydutlar,
Haraç salmýþlar üstüme.
Ne þah, ne sultan
Göçüp gitmiþler, gölgesiz!
Selam etmiþim dostuma
ve dayatmýþým...
Görüyor musun?"

Bugüne dek her þeye karþýn 'dayatmýþým' ama þimdi, onca zaman koyun koyuna yaþadýðýmýz Dicle'nin sularýnda boðmak istiyorlar beni. Demem o ki, eðer ben yok olursam, sen de yok olursun. Kocaman bir parça kopar yüreðinden, bedeninden, aklýndan. (...)

Bakma bugünkü yoksulluðuma. Aslýnda çok zenginim ben. 'Hýsn Keyfa' adýmýn Ermeniceden mi, yoksa Süryaniceden mi geldiðini hala daha tartýþýp dururlar. Söylenceler üretilir Hasankeyf adýmýn üzerine. Bir gün biri tutsak edilmiþ de kalemde, yýllarca mapusluktan bunalmýþ. Yalvarmýþ Sultan'a; "Kalenin içinde ata binip bir dolaþayým" diye. Ýsteðini kabul etmiþ Sultan. Binmiþ ata, sürmüþ Dicle'nin üzerine doðru. Atla birlikte yüz metre uçmuþlar. At ölmüþ, mahkum Hasan kaçmýþ. Ýþte o anda nöbetçiler, "Hasan ne yapýyor" diye baðýrmýþlar, "Hasan keyf!"

Doðru ya da deðil. Ama ben yaþadýklarýmý bilirim. Bir yanýmý Raman daðlarýna dayamýþým. Diðer yanýmda Midyat daðlarý...

Binlerce 'maðara ev'de barýndýrmýþým insanlarýmý. Yumuþacýk kayalarýmý oymuþlar. Yazlarý sýcaktan, kýþlarý soðuktan korumuþum bana sýðýnýp, bende yaþayanlarý. Bizans Kralý Konstantin emir vermiþ, 'bir kale yapýn' diye. Dicle kýyýsýndaki yekpare kayalar üzerine kurmuþlar kalelerini. Kalenin içinden tüneller kazmýþlar Dicle'nin kýyýsýna. Düþmanlar gelir, þehri kuþatýrsa insanlarým susuz kalmasýn diye. Katýrlar indirmiþler tünellerden nehre. Havuzlar kazmýþlar Dicle'nin yataðýndan birkaç metre aþaðýya. Hiç susuz kalmamýþ kentim.

Düþman kolay kolay girememiþ kaleden içeri. Artukoðullarý, muhteþem bir köPage Ranküyle birleþtirmiþ Dicle'nin iki yakasýnda var olan beni. Aslýnda antikçaðdan beri vardý da bu köPage Rankü, en gösteriþlisini yaptý Artukoðullarý. Kenar ayaklarý, batý ve doðu kemerleri ile gören büyülendi bu köPage Ranküyü. Hatta gezgin Yakuti görünce þaþýrdý: "Gezdiðim memleketlerin hiçbirinde daha büyüðünü görmedim." Þimdi birkaç ayaðý durur Dicle'nin üzerinde. Bu kadarcýðýný bile görenler, Dicle'nin sularýna bunlarýn yön verdiðini sanýr. Dicle üzerinden Musul'a, Baðdat'a göndermiþim ürettiklerimi. Hem de o çaðda bilginler yetiþtirmiþim makineler, pompalar, fýskiyeler, su terazileri, müzik aletleri yapan. Varoþlarýmda taþtan hanlar, hamamlar, evler, çarþýlar var. Geçmiþten kalan'kuyumcular çarþýsý' bile benim nasýl da zengin olduðumun bir göstergesi. Onun için sen yine de bakma bugünkü yoksulluðuma. Çünkü sen öyle uzak kalmýþsýn ki benden. Bir Dicle ayrýlmadý yanýmdan. Þimdi de en yakýn dostumun sularýnda boðmaya kalkýyorlar beni. Oysa ben böyle uzak olmasaydým sana, diyelim ki, bir Efes olsaydým, bir Aspendos olsaydým, beni kendi sularýmda boðabilir miydiniz? Böyle yoksul kalýr mýydý, Artukoðullarý'na bile baþkentlik yapmýþ bir kentin insanlarý. Tarihlerinin en utanç verici yýllarýný yaþarlar mýydý?

"Utanýrým,
Utanýrým fukaralýktan,
Ele, güne karþý çýplak...
Üþür fidelerim,
Harmaným kesat.
Kardeþliðin, çalýþmanýn,
Beraberliðin,
Atom güllerinin katmer açtýðý,
Þairlerin, bilginlerin dünyalarýnda,
Kalmýþým bir baþýma,
Bir baþýma ve uzak.
Biliyor musun?"

(...)

Her geçen gün eridim, topraðýn altýna girdim, yok oldum. Kendi kültür mirasýnýzý yiyip bitirdiniz. Kiliselerim, camilerim, kalelerim, çarþýlarým, köPage Ranküm neredeyse yok oldu gitti.

Hele 1967'de büyük bir 'uygarlýk' gösterisi yaptýnýz. Tek ayakta kalan yerim maðaralarýmdý. Herhalde 'ele güne ayýp olmasýn' diye, üzerinde yaþadýðýmýz bu coðrafyayý nasýl da 'muasýr medeniyetler seviyesi'ne ulaþtýrdýðýný dost, düþman görsün diye, beni, yani Hasankeyf'i kurtaracaðýnýz yerde, 'maðara devrinden kurtulalým' diye beni katlettiniz. Maðarada yaþayanlara isk‰n evleri yapmak için; hem de onlarýn yaþayamayacaklarý sýradanlýkta, yani o uyduruk 'zamane evleri' için bütün tarihimin üzerine temel attýnýz.

(...)

Her yýl yeniden ölüp ölüp diriliyorum. Bir 'Hasankeyf sular altýnda kalacak' deniliyor, bir 'Hasankeyf kurtuldu'. Beni sulara gömmeye mahkžm etmeniz yetmiyormuþ gibi, bir de sanki uygarlýklarýmdan bir þeyler kurtarýlabilirmiþ gibi, sanki ciðerimi söküp baþka bir yere taþýyabilirmiþsiniz gibi bir de 'envanter' ve 'kurtarma' çalýþmalarý baþlattýnýz. Yani önce envanterimi çýkartacak, sonra da boðacaksýnýz beni Dicle'nin sularýnda. Duydum ki, çoðunu hiç tanýmadýðým dostlarým varmýþ Ýstanbul'da. Beni kurtarmak için bir 'gönüllüler' hareketi baþlatmýþlar yeniden. Duydum ki, son toplantýda Avukat Murat Cano anlatmýþ beni: "Uygarlýklar kenti Hasankeyf, Mezopotamya'nýn maðaralar baþkenti, eski çaðlarda 'yeryüzü cenneti' olarak anýlan Dicle'nin kuzey geçidi, binlerce yýl önce insan emeði ile kayalara dantel gibi iþlenen Güneydoðu'nun Efes'i... Artuklu devletinin baþkenti, Roma, Bizans, Sasani, Arap medeniyetlerinin muhteþem bir alaþýmý. Türkiyeli dünyalýlar olarak sahip çýkmamýz gereken emanet... Nasýl oldu da böylesine kýymetli bir mirasýn sular altýnda kalmasýna, çamura gömülmesine ramak kaldý? Ilýsu Barajý'nýn su toplama havzasý, iþte tam da binlerce yýldýr dantel gibi iþlenen bu inanýlmaz tarih zenginliðinin üzerini örtecek coðrafyaya yerleþtiriliyor. Üstelik bu barajýn, ayný yörede, baþka bir yerde yapýlmasý, yahut ayný enerjinin baþka yollardan elde edilmesi imkaný varken..."

(...)

Tam da koca þair Ahmed Arif'in 'Anadolu'sundaki gibi:
"Nerede olursan ol,
Ýçerde, dýþarda, derste, sýrada,
Yürü üstüne-üstüne
Tükür yüzüne celladýn,
Fýrsatçýnýn, fesatçýnýn, hayýnýn...
Dayan kitap ile
Dayan iþ ile.
Týrnak ile, diþ ile,
Umut ile sevda ile düþ ile.
Dayan rüsva etme beni."
Duydum ki, paneller, dia gösterileri yapýyor, sergiler açýyormuþsunuz. Aslýnda siz de biliyorsunuz; benim kurtulmam demek, sizin kurtulmanýz demektir; benim yaþamam demek sizin yaþamanýzdýr. Yani yapýlacak iþ, 'dünyanýn keyfini kaçýrmamak için Hasankeyf'i kurtarmak'týr. Sizlere minnettarým; eðer ben yok olursam, sizin de yok olacaðýnýzý anladýðýnýz için. Keþke bunu herkes anlasa. Ama ben þimdi, en azýndan Ahmed Arif kadar umutluyum:
"Gör, nasýl yeniden yaratýlýrým,
Namuslu, genç ellerinde.
Kýzlarým,
Oðullarým var gelecekte,
Her biri vazgeçilmez cihan parçasý.
Kaç bin yýllýk hasretimin koncasý,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim.
Bir umudum sende,
Anlýyor musun?"

(*) Radikal Gazetesi'nde 15.05.1999
tarihinde yayýnlanmýþtýr.



Hasankeyf kurtuluyor
Can DÜNDAR
Milliyet Gazetesi
Ýngiliz Daily Telegraph gazetesinin cumartesi ilavesinin kapaðýnda, Oxford'u sular altýnda gösteren bir fotomontaj vardý geçen hafta... Baþlýkta da þu soru:
"Bir yabancý hükümetin Oxford'a bunu yapmasýna izin verir miydik?"
Bu kýþkýrtýcý sorunun altýndaki uzun makale þöyle baþlýyordu:
"Biri size tarihi Oxford kentinin baraj sularýna gömüleceðini, halkýn iþinden ve arazisinden olacaðýný, üstelik bu projenin yabancý bir hükümetçe finanse edileceðini söylese þok olmaz mýydýnýz? 21. yüzyýlda bunun olabileceðine inanmayabilirsiniz ama bu, Hasankeyf'te yaþayanlar için gerçek..."



* * *
Yýlda 3.8 milyar kilowatsaat enerji üretecek Ilýsu Barajý ve onun sularý altýnda kalacak antik Hasankeyf, bugünlerde Londra'nýn gündeminde...
Çünkü 183 köyden 78 bin insaný göçe zorlayacaðý gibi bir ortaçað kentini de suya boðacak barajý, Ýngiliz hükümetinin vereceði 200 milyon poundluk krediyle bir Ýngiliz firmasý yapacak.
Kimi insan haklarý ve çevre örgütleri ile Ali McGraw, Harold Pinter gibi sanatçý ve yazarlarýn yürüttüðü kampanyaya, barajýn yapýmýndan etkilenecek Suriye ve Irak'ýn lobi faaliyeti de eklenince Ilýsu, birden önem kazandý.
Daha önce Ýsveç, projenin tartýþmalý olduðunu görüp kredi vermekten vazgeçmiþti. Blair hükümeti ise muhalefete raðmen projeyi sahiplenmekte diretti.
Ancak bu ay ortaya çýkan birkaç geliþme Hasankeyf'e kurtuluþ ýþýðý yaktý.

* * *
Tartýþmalar büyüyünce Ýngiliz ihraç Kredisi Garanti Departmaný (ECGD), 4 uzman kuruluþtan projeye iliþkin durum raporu istedi. Raporun sonuçlarý 2 hafta önce kamuoyuna açýklandý. Buna göre Türkiye, projenin komþu ülkelere, çevreye, bölge insanýna, tarihi ve kültürel deðerlere etkileri konusunda gerekeni yapmamýþtý.
Bu rapor, Ýngiliz hükümetinin projeye kredi vermesini güçleþtirecek.
Ýkinci geliþme de þu:
Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi'nde Türkiye aleyhine aldýrdýðý kararlarla tanýnan insan haklarý örgütü KHRP, Blair hükümetinin projeye destek kararýný Ýngiliz Yüksek Mahkemesi'ne götürüyor. Ekimde baþlayýp 3 - 4 ay sürmesi beklenen bu duruþmadan çýkacak karar, sadece Ilýsu'nun deðil, dünyadaki bütün baraj inþaatlarýnýn kredilendirilme koþullarý için de örnek olacak.
Bir baþka geliþme:
Bugünlerde kimi insan haklarý kuruluþlarý Ilýsu'yu yapacak Ýngiliz Balfour Beatty þirketinden hisse senedi alýp yapýmý engellemeye çalýþýyorlar.
Projeye mali destek verecek konsorsiyumun ortaklarýndan Amerikan Exim Bank'ýn da çekilmek için bahane aradýðý söyleniyor.
DSi yetkilileri Ilýsu yapýlmazsa Türkiye'nin yýllýk kaybýnýn 300 milyon dolar olacaðýný ve bu iþe en çok Irak'ýn sevineceðini söylüyorlar.
Ancak bu koþullar altýnda beklenen kredinin çýkmayacaðýný artýk Ankara da kabullenmiþ görünüyor. Þu krizde barajý ulusal kaynaklarla yapma imkaný da yok.

* * *
Hem DSi'nin, hem GAP idaresinin baþýnda, 100 yýl ömrü olan bir barajýn 10 bin yýllýk bir antik kenti suya gömmesinden üzüntü duyacak hassasiyette iki bürokrat var. Ancak onlar da Türkiye'nin tarihsel mirasý ile yarýn ümitleri arasýnda sýkýþmýþ durumdalar.
Acaba Türkiye, yaklaþan geliþmeyi görüp "Ben tarihimi korumak adýna ve kamuoyunun duyarlýlýðýný gözeterek bu projeden vazgeçiyorum. Dicle üzerinde baraj için alternatif alanlar arayacaðým" diyemez mi?
Bu arada da Hasankeyf'teki arkeolojik kazýlara aðýrlýk verip burayý büyük bir turizm merkezine dönüþtüremez mi?
Bu yapýlýrsa Hasankeyf, özlenen barýþýn ve uzlaþmanýn sembolü olabilir:
Sadece hükümetle bölge halký arasýnda deðil, ayný zamanda tarihle gelecek arasýnda da...

candundar@superonline.com

Milliyet Gazetesi,
28 Temmuz 2001




__________________
Yayamaz Kayimca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-08-06, 22:36   #14
Yayamaz Kayimca
Dekan
 
Yayamaz Kayimca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 14-10-05
Nerden: Güneþin dogabildigi hey yeyden..
Mesajlar: 11.437
Benim Modum:
Tesekkür: 0
22 Mesajýna 28 Kere Teþekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 29 Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of
Yayamaz Kayimca isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Cevap: Hasankeyf!Ýn HerÞeyÝ...

Ýþte tarihi Hasankeyf'i Disneyland'a çevirecek kurtar(ama)ma planý


Hasankeyf'teki bir kaç tarihi eser 53 milyon dolara Ilýsu Barajý'ný yapacak Avrupalý þirketlerce taþýnacak. Baraj tamamlandýðýnda ise listesi 300 sayfa tutan arkeolojik eserlerin büyük bölümü ile tarihi kültürel doku sulara gömülecek


Özcan Yüksek

Hasankeyf'te, yýkýk Ortaçað köPage Ranküsünün birkaç metre uzaðýndaki yeni beton köPage Rankünün çýkýþýndaki kahvede sandalyeler dýþarý çýkarýlmýþtý, ama soðuk bir öðlen vaktiydi. Yeni yýla iki gün vardý. Bruce Willis'in altmýþ yaþlarýndaki halini andýran bir adam etrafýný sarmýþ olan köylülere sesleniyordu.

"Bugün bayram günüdür. Niye bayram günü? Bu baraj 55 yýldýr realize edilmeye çalýþýlýyor. Kýsmet olursa... Soru sormadan ben söyleyeyim... Mart ayýnda, bu mart ayýnda, üç ay sonra temeli atýlacak."

O sýrada, genç bir mühendis, boþ bir kâðýdý elden ele dolaþtýrýyor, gelenler isimlerini bu kaðýda yazýp imza atýyorlardý.

Aslýnda köylüler konuþmacýyý ayakta dinliyordu. Kaymakam, DSÝ Genel Müdürlüðü'nden bir yetkili, yine DSÝ'den bir baþka yetkili koltuklara oturmuþ, bu bilgilendirme toplantýsýný takip ediyorlardý. Konuþmacý yüksek sesle anlatýyordu, insanlarý heyecana getirmek istediði belliydi, ama taþ köPage Ranküden sýk sýk geçen kamyonlar, otobüsler ve diðer motorlu araçlarýn sesi, onu bastýrýyordu. Bu araçlar Gercüþ'e gidiyordu, çünkü Hasankeyf'e baraj yapýlacak diye bir süredir bu ilçedeki tüm saðlýk merkezleri, askerlik þubesi ve baþka devlet daireleri oraya taþýnmýþtý.

Konuþmacý Proje Koordinatörü Yunus Bayraktar'dý:

"Tekrar ediyorum. Burada iþi yaptýran Devlet Su Ýþleri yetkilidir, iþi kontrol edecek olan DSÝ 10. bölge müdürlüðü yetkilisi ve iþi biz, yapan konsorsiyumun yetkilisi buradadýr. Baþka bir yetkili yok."

Bayraktar, barajýn Ilýsu Köyü'nde olduðunu söyledikten sonra, ince mavi çizginin kalýnlaþacaðýný, barajýn baþladýðý yer ile bittiði yer arasýnda 170 kilometrelik bir göl oluþacaðýný, Hasankeyf'in de bunun tam ortasýnda kaldýðýný panolardan göstererek anlatýyordu.

"Etkilenen bir takým birimler var. Kaçýnýlmaz bir þekilde, bir þeyler getirince, verince, bir þeyler þüphesiz gider, ama Allah'tan Hasankeyf gitmiyor, tam tersine, burada anlatacaðým projelerle, muhteþem bir kültür ve turizm yeri haline geliyor."

"Bu iþ böyle zorla falan yapýlacak iþ deðil. Bu projeler son altý ayda üretilmiþtir. Altý ay öncesinde buraya þehir koymak, bunu taþýmak gibi kavramlar ütopikti. Þimdi gerçek."

Bayraktar, suyun 6364 metre yükseleceðini belirtiyordu. Þimdi bu yerler için devlet þöyle demiþtir, diyerek anlatmaya devam ediyordu:

"Ben tarihimi, hiçbir þekilde bozmam. Kültürel varlýklar ve tarih, bugün olduðundan daha iyi bir þekilde korunacaktýr."

Sonra Hasankeyf'in taþýnacaðý, yani bugün yaþayan halkýn yeni evleriyle, eskiden yaþamýþlarýn yaþadýklarý yerlerin yan yana bulunacaðý yeni yeri gösteriyordu. Hasankeyf için yapýlan planda taþýmanýn 53 milyon dolara mal olacaðý iddia ediliyor. Ancak tarihi yapýlarýn yerinden sökülüp ayrý mekanlara götürülmesini öngören ve turistik tesislerle Hasankeyf'i bir Disneyland'a çevirecek projeye Dünya Bankasý destek vermiyor. Bunun bir kültürel deðerin yok olmasý anlamýna geldiðini düþünen Dünya Bankasý kredi vermeyi reddediyor. 10 bin yýllýk bir tarihi silmek anlamýna gelen proje ekonomik açýdan da oldukça tartýþmalý durumda.



300 milyon dolar için


Her þey, yapýlmasý düþünülen barajdan yýlda 300 milyon dolar saðlamak için tasarlanýyor. Ya da 300 milyon dolarlýk elektrik için. Her þey, Türkiye'nin enerji ihtiyacýnýn yüzde 1'ini karþýlamak için. Belki de, enerji hatlarýndaki kayýplarý gidersek Ilýsu'nun kat kat fazlasý elektrik elde etmiþ olacaðýz.

DSÝ adýna ENCON firmasý tarafýndan hazýrlanan "Yeniden Yerleþim Raporu"na göre, 2005 yýlý için Türkiye'nin enerji talebi 199,600 GWh (giga watt hour). Baraj bittikten bir iki yýl sonra, bu talep 2015 yýlýnda 398,200 GWh olacak. Yine ayný raporun iddiasýna göre Hasankeyf'in yerine yapýlacak Ilýsu Barajý'nýn yýllýk üreteceði enerji miktarý ise 3,8 GWh. Yani, Türkiye ihtiyacýnýn yaklaþýk yüzde 1'i.

Doða Derneði, bu raporu ayrýntýlarýyla inceliyor ve önümüzdeki günlerde kamuoyuna duyurmak üzere cevabi bir rapor hazýrlýyor. Ancak Doða Derneði Genel Müdürü Güven Eken (Atlas Dergisi Doða Editörü) þunu söyledi: "Bu rapor, Dünya Bankasý'nýn belirlediði kural ve standartlarý saðlamaktan çok uzak. Bu nedenle, Ilýsu Barajý, inþa edildiði takdirde, Dicle Nehri'nin doðal yaþamý ve canlýlarýn çok önemli bölümü yok olacaktýr. Týpký Fýrat Nehri'ndeki akrabalarý gibi."

DSÝ için hazýrlanan ve internet sitesinde meraklýlarý için konular "Yeniden Yerleþim Raporu'nu okuduktan sonra bu sitede bilgilerin neden Almanca olduðu ve sitenin adýnýn da (www.ilisu-wasserkraftwerk.com) neden Almanca olduðunu merak edenler için, özneleri sýralamak gerekiyor:



Üç ülkeden üç þirket


Barajýn arkasýnda Almanya, Avusturya ve Ýsviçre'ye ait üç þirket bulunuyor. Yani çevre ve doða koruma deyince dünyada ilk akla gelen ülkeler arasýnda yer alan üç Avrupa ülkesi, Türkiye'nin doðasýný ve kültürünü yok edecek bir projeden kar elde edecekler. Türkiye'nin AB'ye girmesine karþý çýkan Avusturya, kendi þirketinin (VA TECH HIDRO) Türkiye'den gelir elde edebilmesi için, hukukun, kültürel hazinenin ve doðanýn yok edilmesine ses çýkarmýyor.

Bu barajý, bu üç ülkeyle birlikte birkaç Türk þirketinin dahil olduðu bir konsorsiyum inþa etmek üzere yetki almýþ durumda. Almanya, Avusturya ve Ýsviçre kökenli þirketlerin Türkiye'de bu yatýrýmlarý gerçekleþtirebilmeleri için kendi hükümetlerinden ihracat garantisi almalarý gerekiyor. Çünkü bu garantiyi almadan dünyadaki bankalarýn hemen hiç birinden barajla ilgili krediyi bulmalarý mümkün olmayacak. Çünkü bu, bir "Yap-iþlet-devret" modeli.

Dolayýsýyla Hasankeyf'in yaþayýp yaþamamasýna karar verecek olan esas kiþiler ne Hasankeyfliler, ne bu ülkenin yurttaþlarý, ne DSÝ, ne de baþkasý. Hasankeyf'in kaderi bu üç ülkenin hükümetlerinin elinde.

Bu ülkeler bir yandan kendi þirketlerinin ayakta kalmasýný isterken, diðer yandan, OECD üyesi olmalarý gereði, projenin çevresel ve yeniden yerleþimle ilgili standartlarýný yerine getirmek zorundalar. Elbette bu projenin OECD standartlarýný saðlamaktan çok uzak olduðu ortada, çünkü Dünya Bankasý diðer bütün GAP barajlarý gibi, bu projeden de desteðini yýllar önce çekti. Ama Almanya, Avusturya ve Ýsviçre hükümetleri göz göre göre bu oyunun içine girmek istiyorlar. Bu durum, onlarýn ne kendi ülkelerinde ne de bir baþka AB ülkesinde uygulayamayacaklarý kadar "kirli" bir proje üzerinden, kendi þirketlerinin çýkarlarýný ve hayatta kalmasýný saðlayacak.

Baraj yapýlýrsa eðer, Türkiye bu þirketlere 2 milyar dolar ödeyecek. Karþýlýðýnda, yalnýzca Dicle'nin kýyýsýnda yaþayan canlý türlerini, Hasankeyf'i, Hasankeyf'ten belki de daha önemli pek çok arkeolojik ve kültürel hazinemizi vermiþ olacak. Yýlda 300 milyon dolarlýk elektrikle fiziksel olarak aydýnlanmýþ olacaðýz. Tarih ise sularýn karanlýðýna gömülmüþ olacak.

Buna raðmen Kültür Bakaný Atilla Koç "Hasankeyf'in keyfini kaçýrmayacaðýz" dedi, Baþbakan Erdoðan da bizzat Batman'a giderek (Kendisi asla Baþbakan olarak Hasankeyf'i görmemiþtir) Hasankeyf'in taþýnarak kurtarýlacaðýný müjdelemiþti.

Hasankeyf'i taþýyacaðýný söyleyen Baþbakan'a þunu da hatýrlatmak gerekir: Keban Barajý'nýn yapýmý sýrasýnda sökülen bir Roma köPage Ranküsünün taþlarý, bir müzenin deposunda yeniden kurulmayý hala beklemektedir.





Taþýmak mümkün mü?


Belki Hasankeyf'e sadakat treni yüzünden, belki Doða Derneði'nin aylardýr süren teknik ve bilimsel sorgulamalarý yüzünden, belki Atlas dergisinin baraja karþý aldýðý ve okurlarýyla birlikte gösterdiði tavýr yüzünden, son anda projeye þu eklendi:

Yeni bir Hasankeyf kurmak ve tarihi Hasankeyf'i de taþýmak. Sayýn Yunus Bayraktar da zaten, bu altý aylýk yeni ilave projeden söz ediyor. Ama Hasankeyf'i taþýmak mümkün mü? Týpký Rumeli Hisarý'ný Boðazýn kýyýsýndan alýp Ümraniye'ye taþýmak gibi deðil mi? Üstelik, Hasankeyf'te ve çevresinde, sökülemeyecek, kamyona yüklenemeyecek, söküldüðünde daðýlacak, envanterlere sýðmayacak kadar fazla sayýda tarihi yer mevcut. Yaklaþýk 1150 sayfalýk YYEP'nin nerdeyse üç yüz sayfasý, Ilýsu Barajý'nýn altýnda kalacak arkeolojik yerlerin listesine ayrýlmýþ. Her sayfada ortalama beþ yer bulunuyor ve rapor bir çok yerde, Dicle kýyýlarýnýn arkeolojik olarak henüz çok az bilindiðini, araþtýrýldýðýný belirtiyor. Ýnþaata 2005 yýlýnda baþlanacaktý. Ýnþaat yedi yýl (84 ay diye belirtilir) sürecek. Su tutulmasý inþaatýn altýncý yýlýnýn ortasýnda (78 ay sonra) baþlayacak. Rezervuarýn normal su seviyesine ulaþmasý 2012 yýlýný bulacak.



Rapordaki itiraflar


Hasankeyf'in taþýnabileceðini iddia eden rapor birçok çeliþkiyle dolu. Ýþte onlardan bazýlarý:

Raporun 8'inci sayfasý:

"Özellikle Ilýsu Barajý nedeniyle Paleolitik dönem açýsýndan araþtýrýlan Dicle Havzasý'nda elde edilen sonuçlar, gerek Türkiye, gerekse Dünya Prehistoryasý açýsýndan önemlidir." Raporu hazýrlayanlar, sular altýnda kalacak bölgenin insanlýk açýsýndan önemi konusunda heyecanlarýný saklayamamýþ.



Raporun 9'uncu sayfasý:


"Buluntularýn korunmasý amacýyla 53 milyon ABD dolarlýk maliyet çýkarýlmýþtýr. Bu bütçe, alandaki kültürel varlýklarýn korunmasý, kazý çalýþmalarý ve taþýnmalarýnýn saðlanmasý için geliþtirilmiþtir... Fakat bu hesaplamalarda ne zaman biteceði bu çalýþmalarýn kestirilemediði için bu süre 7 yýl olarak varsayýlmýþtýr."



Raporun 75'inci sayfasý:


"1998 yýlý Temmuz ayýnda DSÝ, ODTÜ ve KTB arasýnda imzalanan protokol gereðince, Ilýsu Baraj Gölü altýnda kalacak alanlarda arkeolojik mirasýn korunmasý için baþlatýlan çalýþmalar maalesef günümüze kadar gereðince yapýlamamýþtýr. Yukarýda söz edilen protokole göre ODTÜ, TAÇDAM yönetiminde alanda gerçekleþtirilen yüzey araþtýrmalarý ve arkeolojik kazýlar, bazý kýsýr çekiþmeler yüzünden son iki yýldýr yapýlamamýþ ve Ilýsu Baraj Gölü alanýnda acilen yapýlmasý gereken araþtýrmalar ve kurtarma kazýlarý büyük sekteye uðramýþtýr..." REFERANS GAZETESÝ

__________________
Yayamaz Kayimca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-08-06, 22:38   #15
Yayamaz Kayimca
Dekan
 
Yayamaz Kayimca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 14-10-05
Nerden: Güneþin dogabildigi hey yeyden..
Mesajlar: 11.437
Benim Modum:
Tesekkür: 0
22 Mesajýna 28 Kere Teþekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 29 Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of Yayamaz Kayimca has much to be proud of
Yayamaz Kayimca isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Cevap: Hasankeyf!Ýn HerÞeyÝ...

Barajlarýn Hesap Defteri


Günümüzde büyüyen nüfusun tarýmsal ürün ve enerji gibi gereksinimleri göz önüne alýndýðýnda barajlarýn yapýlmasý kaçýnýlmaz görünüyor. Bu nedenle, baraj yatýrýmlarý Türkiye'nin yatýrým bütçesinin çok önemli bir kýsmýný kapsýyor.


Öte yandan, barajlarýn sayý ve büyüklüðüne yönelik kararlar alýnýrken talebin gerçek büyüklüðü dikkate alýnmýyor ve sonuç olarak Türkiye'deki baraj inþaatlarý akarsular üzerinde geliþigüzel müdahaleler þeklinde sonuçlanýyor. Baraj inþaatlarýnýn çevre, sosyoekonomik yapý ve diðer sektörler üzerindeki etkileri de neredeyse tümüyle göz ardý ediliyor. Barajlar, yaygýn ve yerleþik kanýnýn tersine, en ekonomik, en temiz ve en zararsýz enerji kaynaklarý deðiller. Baraj inþaatlarý çoðunlukla proje safhasýnda öngörülen ekonomik kârý getirmiyor ve kýsa ömürlü projeler olmalarý sebebiyle alandan uzun vadede elde edilebilecek gelir kaynaklarýný da ortadan kaldýrýyor. Türkiye'nin baraj politikasýnýn daha gerçekçi ve ekonomik açýdan akýlcý bir bakýþ açýsýyla hazýrlanmasý ve uygulanmasý zorunludur. Bu nedenlerle, Devlet Su Ýþleri (DSÝ) barajlarý bugün olduðu gibi tekil yatýrýmlar þeklinde uygulamak yerine, su kaynaklarýnýn daha verimli bir þekilde yönetildiði bütüncül su havzasý yönetimi yaklaþýmýný benimsemeli.

Türkiye'de Barajlar


Eldeki en güncel verilere göre, Türkiye'de 258 baraj iþletiliyor. 166 adet baraj inþaat aþamasýnda veya inþaat programýnda, 174'ü projelendirilmiþ ve 241'i ise projelendirme aþamasýndadýr. Tümü tamamlandýðýnda Türkiye’deki barajlarýn sayýsýnýn 839’a çýkarak üç kattan daha fazla artacaðý tahmin ediliyor. Öngörülen tüm barajlarýn yapýlmasý halinde, üzerinde herhangi bir müdahale bulunmayan çok az akarsu kalacak; bu tablonun çevresel etkilerinin ne olacaðý konusunda ise herhangi bir araþtýrma yok. Kesin olan þu ki, bu inþaatlar tamamlandýðý takdirde pek çok su havzasýndaki yerüstü ve yeraltý su dengeleri altüst olacak ve çok sayýda canlýnýn yaþam alaný geri dönüþsüz yok olacak.

Barajlarýn Olumsuz Etkileri




Türlerin ve doðal yaþam ortamlarýnýn yok olmasý


Her baraj, yapýsý, konumu ve boyutlarýna göre deðiþen oranda, akarsularýn doðal akýþlarýný ve yapýsýný deðiþtiriyor. Bu durum, suyun kalitesinin bozulmasý, canlýlarýn yaþam alanlarýnýn tehlike altýna girmesi ve pek çok canlý türünün bu nedenle yok olmasý gibi bir dizi ciddi sorunu gündeme getiriyor. Doða Derneði ve Atlas, Türkiye’deki nadir ve tehlike altýndaki canlý türlerinin yaþadýðý 266 önemli doða alanýný belirledi. Planlanan bütün barajlar yapýldýðý takdirde, bu alanlarda yaþayan nadir canlýlarýn önemli bir kýsmýnýn nesli geri dönüþü olmaksýzýn tükenecek.

Deltalarýn erimesi


Baraj yapmada temel hedef, akarsular gibi doðanýn en dinamik ve üretken sistemlerini dizginleyerek, onlardan "sulama, içme suyu ve enerji gibi gerekçelerle" en yüksek yararý elde etmektir. Bu nedenle barajlarýn ardýndan akarsular, kýyýlardaki deltalarýna tortu taþýyamýyor, deltalarýn kýyýlarý zamanla denizlere teslim oluyor. Tortulara baðlý olarak taþýnan besin maddeleri barajlarda tutulduðu için deltalardaki ve denizlerdeki canlýlara ulaþamýyor. Derbent ve Altýnkaya barajlarý, 5 yýl gibi kýsa bir süre içinde Kýzýlýrmak Deltasý'ndaki kýyý kumullarýnýn 500 metre kadar deniz tarafýndan içeriye doðru aþýnmasýna sebep olmuþtur. Denizin aþýndýrýcý etkisi tarým faaliyetleri baþta olmak üzere deltadaki tüm geçim kaynaklarýný tehdit edecek.

Yeraltý sularýnýn azalmasý ve doðal göllerin kurumasý


Özellikle su kaynaklarý kýsýtlý olan kapalý havzalardaki akarsularda inþa edilen barajlar, suyu havzanýn irtifasý yüksek noktalarýnda tutarak havzanýn aþaðý kesimlerine olan su akýþýný azaltýyor. Bu durumda, havzanýn orta kesimindeki yeraltý sularý aþýrý derecede azalýyor ve bazý durumlarda havzalardaki göller tümüyle kuruyor. Sultansazlýðý, kendisini besleyen akarsulardaki barajlar nedeniyle bugün tümüyle yok olmuþ bir sulak alanýmýz. Orta Anadolu'da buna benzer pek çok örnek bulunuyor.

Ekonomik verimsizlik


Baraj projeleri çoðu zaman hesaplananýn üzerinde bir maaliyetle tamamlanýr. Buna karþýn hidroelektrik santrallardan elde edilen ekonomik gelirin de çoðu zaman tahmin edilenin altýnda olduðu biliniyor. Baraj sahasý altýnda kalan alandan elde edilen ekonomik gelirin miktarý ise proje aþamalarýnda çoðu zaman göz ardý ediliyor. Ýnþaatýn tamamlanmasýyla birlikte su toplama alanýnda yer alan birinci sýnýf tarým arazileri ve taþkýn ovalarý geri dönüþsüz kaybediliyor. Benzeri ekonomik kayýplar sadece baraj sahasý üzerinde deðil barajýn altýnda kalan akarsu boyunca da yaþanýyor. Özellikle yeraltý sularýndaki düþüþ barajlarýn aþaðý kesimindeki tarým alanlarýnda verim kaybýna neden oluyor, bazý alanlarda ise saz kesimi, balýkçýlýk gibi faaliyetler tümüyle ortadan kalkýyor. Birleþmiþ Milletler'e ait 2003 tarihli "Dünya Su Geliþim Raporu'na göre dünyanýn en büyük 227 nehrinin yüzde 60'ýnda barajlar ve türevleri dolayýsýyla doðal bütünlük bozuldu, bu durum tatlý su kaynaklarýnýn arýtýmý ve korunmasýnda hayati öneme sahip olan ekosistemlere zarar verdi. Zamanýnda dünyanýn en büyük barajý olan Nil Nehri üzerindeki Assuan, artýk çözülmesi mümkün olmayan ve ekonomik zararý son derece yüksek sorunlar doðurdu. Baraj nedeniyle Nil Nehri'nin taþýdýðý tortularla beslenen kýyýlar aþýndý, besin maddesi bulamayan Akdeniz'in ekonomik deðere sahip balýk stoklarý büyük ölçüde azaldý.

Sosyoekonomik bozulma


Baraj alanýnda yaþayan pek çok insan inþaatýn tamamlanmasýyla birlikte baþka alanlara göç ediyor ve buralar da önemli sosyoekonomik sorunlarýn parçasý oluyor. Geleneksel yaþam biçiminin ortadan kalkmasýyla, barajdan etkilenen topluluklar taþýndýklarý yeni bölgedeki (çoðunlukla kentsel alanlar) yaþam koþullarýna uyum saðlamakta zorluk çekiyor. Öte yandan, yeni taþýnýlan bölgenin taþýma kapasitesi ve altyapýsýnýn yetersiz olduðu durumlarda bu bölgenin yerli halkýyla barajdan etkilenenler arasýnda sosyal çatýþmalar oluþabiliyor. Kýrsal yaþama dair geleneksel bilginin kaybý da barajlar nedeniyle yer deðiþtiren topluluklarýn karþý karþýya olduðu sorunlardan biri.



Çözüm Önerileri




Tüm barajlar için ÇED (Çevresel Etki Deðerlendirmesi) sürecinin uygulanmasý


Dünyada ve ülkemizde yaþanan büyük ve hýzlý tahribatýn engellenebilmesi için yapýlan çalýþmalar sonucunda ÇED (Çevresel Etki Deðerlendirmesi) yaklaþýmý geliþtirildi. Her türlü projenin çevreye etkisinin dikkate alýnmasý amacýyla ülkemizde de uygulamaya konulan ÇED Yönetmeliði çok sayýda deðiþikliðe uðradý. 23.06.1997 tarihli ÇED Yönetmeliði'nin birinci geçici maddesine göre 07 Þubat 1993 tarihinden önce geliþtirilen projeler için ÇED yönetmeliðinin hükümleri geçerli deðil. Bu geçici maddenin bir an önce iptal edilerek projelendirme tarihine bakýlmaksýzýn tüm barajlarýn ÇED sürecine tabi tutulmasý gerekiyor.

Entegre su yönetimi


Türkiye'de havza bazýnda, entegre su yönetimi uygulamasý gerekli. Ýlgili tüm kamu kurumlarýnýn, STK'lerin, üniversitelerin ve diðer ilgi sahiplerinin birbirleriyle þeffaf bir ortamda tartýþmalarý ve ulusal bir su vizyonu üretmeleri gerekiyor. Öte yandan Avrupa Birliði uyum sürecinde Türkiye mevzuatý ile bütünleþtirilmesi gereken Su Çerçeve Direktifi de ülkemizde entegre su yönetimine baþlanmasý için iyi bir fýrsat oluþturuyor.


Ulusal tarým politikasýnýn su potansiyeli ile iliþkilendirilerek þekillendirilmesi

Tarýmsal yatýrýmlarýn, Türkiye'nin AB ve Ortadoðu ülkeleri karþýsýndaki rekabet gücü dikkate alýnarak hesaplanmasý gerekiyor. Ayrýca, verimli arazilere tarým sektörü yerine sanayi yerleþiyor, buna karþýn verimsiz arazilerde ýsrarla sulu tarým yapýlmaya çalýþýlýyor. Verimsiz arazilerde tarým yapýlmasýnýn su açýsýndan bedeli çok yüksek: Özellikle yaðýþý az olan bölgelerde sulama için hektar baþýna daha çok su kullanmayý gerektiriyor. Bu noktada maliyeti yüksek tarýmsal yatýrýmlarýn teþvik edilmesi yerine daha az yatýrýmla sürdürülebilecek kýrsal kalkýnma çalýþmalarýnýn ön plana çýkarýlmasý daha doðru olacaktýr.


Alternatif enerji kaynaklarý ve enerjinin tasarruflu kullanýmý


Ülkemizde makro düzeyde doðru ve gerçekçi bir enerji planlamasý yapýldýðýný söylemek oldukça zor. Talep tahminlerine bakýldýðýnda, ilgili kamu kuruluþlarýnýn birbirinden son derece farklý rakamlarýyla karþýlaþýlýyor. Enerji arzýnda ise birçok sorunlar yaþandýðý açýk. Hidroelektrik kapasitemiz yüzde 30'larda kullanýlýyor, birçok barajýmýzda elektrik üretilmiyor. Üretilen elektriðin nakil ve daðýtýmýnda büyük kayýplar var. Güneþ, rüzgâr, jeotermal gibi önemli potansiyellerimiz üzerinde ciddi bir deðerlendirme yapýlmýyor. Elektrik kullanýmýnda israfý azaltýp tasarruf saðlayýcý yatýrýmlar ve bunlara iliþkin teþvikler yok. Enerjiye yönelik yatýrýmlarýn yukarýdaki sorun ve fýrsatlar dikkate alýnarak yapýlmasý gerekiyor.

Suyun doðru fiyatlandýrýlmasý


Su, yeri doldurulamaz bir ürün olmasý sebebiyle diðer ekonomik mallardan farklý olarak fiyatlandýrýlmalý. Temel ihtiyaçlarý karþýlayacak miktarda su bedavaya veya çok az bir fiyatla arz edilmeli. Temel ihtiyaçtan fazlasýný kullanmak isteyen tüketicilerin ise gittikçe artan skalalardan suyun bedelini ödemeleri gerekiyor. Elde edilen gelir, sadece su þebekesinin giderlerinde deðil, suyun çekildiði ekosisteme verilen zararýn giderilmesi için restorasyon çalýþmalarýnda da kullanýlmalý.

Suyun ekolojik deðerinin dikkate alýnmasý


Türkiye'de, son 45 yýlda mevcut sulak alan varlýðýnýn yarýsýndan fazlasý tahrip edildi. Bugün sulak alanlarýmýzý ve deðerli nehirlerimizi, tarým ve yerleþim amacýyla kurutmaya, geride kalanlarý kanalizasyon ve endüstriyel atýklarla kirletmeye devam ediyoruz. Su kaynaklarýnýn ve sulak alanlarýn korunmasý için yürürlüðe konmuþ olan Ulusal Sulak Alanlarýn Korumasý Yönetmeliði'nin büyük bir titizlikle uygulanmasý gerekiyor
YAZI: GÜVEN EKEN, DOÐA DERNEÐÝ GENEL MÜDÜRÜ / GÖKMEN YALÇIN, DOÐA DERNEÐÝ DOÐA KORUMA POLÝTÝKALARI KOORDÝNATÖRÜ


__________________
Yayamaz Kayimca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla