hoSSohbeT.com  Sohbet  forumlari

Anasayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   hoSSohbeT.com Sohbet forumlari > Tarih Kültür Sanat Forumu > Türkiye > Turizm
Kayıt ol Yardım Sohbet Gazete oku Diyetsaglik Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Turizm Turizm konusundaki tüm sorularınıza yanıtlar, Tatile nereye gidelim, nasıl gidelim?Tavsiyeleriniz...



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09-08-09, 07:57   #1
Bir Varmış Bir Yokmuş
Guest
 
Mesajlar: n/a
Görülmesi gereken yerler; Ayder, Hopa, Batum...

Rize’den sonrasını bilmeyenler, mutlaka gidip görmeli. Ayder yaylasından itibaren yeşil bitki örtüsünün bir başka olduğunu görecekler. Karadeniz bölgesinde ulaşım rahat. Otoyol sayesinde mesafeler hiç de uzak değil. Çok sayıda tünel, bir yerden diğerine güven içinde ve zaman kaybetmeden ulaşmanızı sağlıyor.

HOPA’DAKİ KARADENİZ EVLERİ
Hani şu tepelerde, yamaçlarda, nasıl inip çıktıklarını merak ettiğimiz tipik Karadeniz evleri vardır ya, işte öyle bir köy evinde kaldım Hopa’da. Hopa’ya girmeden, Çamlıköy’e tırmandık. Tropikal ormanda sandım kendimi. Bir orman tünelinden tırmandık da, tırmandık. Tamer Baba ile Sonnur annenin kapısını açtığı mutevazı Laz evinde bulduk kendimizi. Gökyüzünü görebilmek için başımızı kaldırmamız gerekiyordu. Tanrı misafiri ne demekmiş, orada öğrendim. Hani derler ya, yediğiniz önünüzde, yemediğiniz arkanızda, işte öyle… Adetmiş, konuk olduğumuz eve çevredeki komşular akrabalar da “hoş geldin”e gelirlermiş. Hele bir Melahat teyze tanıdım, 75 yaşında, yüzünden gülümseme eksik olmuyor. Her şakaya katlanıyor. Mümkün olsa, misafir için canını verecek.

Zirvede bir tarafınız orman, bir tarafınız Karadeniz Batum limanı manzaralı. Yaprak kıpırdamıyor, ses yok, sadece kuşlar cıvıldıyor. Temmuz ayı sevilmezmiş, yağmurlu olurmuş. Öyle oldu, Bazen gün boyu yağan sağanak yağmurun tadını orada yaşadım. Dindiğinde ne çamur var, ne bir şey. Bir saat sonra kuruyor, günlük güneşlik başka bir iklim yaşıyorsunuz.

Gecesi de bir başka güzel. Zifiri karanlık ormandan bahçenin dibine kadar geldiğini hissettiğiniz çakal ulumaları beni endişelendirdi. Ama onlar umursamıyor, “insandan korkar kaçar” diyorlar. Aşağılardan bir ara köpek sesleri duydum, merak ettiğimi anlamış olacaklar ki gülümseyerek açıkladılar; “Bahçeye domuz geldi herhalde, onu kovalıyorlardır.” Dünya iyisi insanlardı Tamer baba ile Sonnur anne.. Zaman zaman İstanbul’a da geliyorlarmış, çocuklarının yanına. Ama bir buçuk yıldır Çamlıköy’den ayrılmıyorlar, İstanbul’da sıkılıyorlarmış. “Böyle güzel yer, başka yerde yok” diyorlar.

Hopa’yı da gezdim. Ana caddesi, Turgay Ciner caddesi. Koca ilkokul yine Ciner adını taşıyor. Liman işletmesi Ciner Grubu’nun. Türkiye’nin kuzey doğu ucundaki sınır kapısına, doğduğu yerlere hizmet götürüyor olması hoşuma gitti.

Bölgede çok ilgi gören bir yer de Arhavi… Hareketli bir yer. Pazarı, esnafı sımsıcak. Arhavi’de bir Laz düğününe katılma şansım oldu. Tulum eşliğinde Artvin havaları ile çoşanları, tutabilene aşk olsun. Bir de sürpriz vardı, Trabzon’dan gelen Kolbastı Grubu’nu yakından canlı izleme fırsatı buldum. Hızlarına yetişmek mümkün değil. Kısacası Lazlar, misafirperver ve çok cana yakın insanlar. Ülkemizin o güzel yöresinde yaşamaktan memnun ve mutlular.

Bilmeyenler için bir de Laz böreğini anlatayım. Hamur işlerinden biraz uzak durduğum için Laz böreği dediklerinde de pek sarmadı ama bu börek, bildiğimiz böreklerden değilmiş. Laz böreği yöresel bir tatlı. Çok hafif ve soğuk yeniyor. Tadına doyamadım. Hele Sonnur anneninki çok güzel olurmuş, torunu Özge söyledi.

AYDER YAYLASI ŞAŞIRTIYOR, KARAGÖL BİR DAHAKİ SEFERE

Ayder, bu bölgede çok önemli bir turistik bölge. Ayder yaylası, ya da diğer deyişle Kaçkar Dağları Milli Parkı hafta sonları tıklım tıklım oluyor. Yine öyleydi, park edecek yer bulmakta zorlandık. Aynen Uludağ’ı hatıradım. Oraya benziyor. Ama burada her yerden mangal kokuları ve tulum eşliğinde Karadeniz müzikleri yükseliyor. Hemen her yerde horon tepiyorlar. Kıpır kığır bu Karadenizliler. Yerlerinde duramıyorlar. Ayder’de zirvenin sonu yok. Çıkıyorsunuz çıkıyorsunuz, çevreniz hala yemyeşil yamaçlarla çevrili. Yamaçlar yukarıda bulutların arkasında kayboluyor. O bulutların üzerinden kaynayan sular yer yer şelale yaparak aşağılara bulunduğunuz yerlere iniyor. Sonra da çağlaya çağlaya Karadeniz’e doğru akıyorlar. Bu bölgedeki en güzel yerleşim bölgesi Çamlıhemşin. Akarsuyun başında kurulu bu tarihi yerleşim bölgesinde, yemyeşil ormanların oksijen bombardımanına uğruyorsunuz. Aşağılarda rafting kulüpleri var. Yerli ve yabancı turistler gruplar halinde rafting yapıyorlar. Ayder’i mutlaka görmek, bilmek lazımdı, gördük. Daha da güzel olduğunu söyledikleri Karagöl’e gidecek zaman bulamadık, onu da bir dahaki sefere bıraktık. Karagöl de Artvin tarafında, beklenmedik bir manzara ile karşınıza çıkan derin bir gölmüş. Anlata anlata bitiremiyorlar.

PASAPORTLARINIZI YANINIZA ALMAYI UNUTMAYIN

Eveeet, gelelim Gürcistan kısmına…
Karadenizin bu bölgesini gezip de, oralardan geriye dönmek olmaz. İstanbul’a 1250 km uzaklıktaki bu güzel bölgenin devamında sınırı geçip de Gürcistan’a girdiğinizde adeta Karadeniz’in incisi bir görüntü ile karşılaşıyorsunuz. Çoruh nehrinin Karadeniz’e döküldüğü bu koca ovaya yayılan Batum limanının, Türk tarafının hayatında da önemli bir yeri var. Türk tarafı sarp yamaçlardan oluştuğu için havalimanı yapılacak yer yok. Ama Hopa’da havalimanı terminali var. Mesela İstanbul’a gidecek yolcular bu havalimanı terminaline geliyor. Uçağa biniş işlemlerini tamamladıktan sonra Havaş otobüslerine binip yola çıkıyor, gümrükten transit geçip Batum havalimanına gidiyor, uçağa orada biniyorlar. Gelenler de aynı şekilde Batum havalimanından servis otobüsüyle transit olarak Hopa’ya geliyorlar. Zaten bu yüzden oraları bilmeyen çok kişi, Batum’un Türkiye’de mi Gürcistan’da mı olduğunu karıştırıyor.

BATUM’U GÖRÜNCE, GÖZLERİNİZE İNANAMAYACAKSINIZ

Gürcistan’a Hopalı dostumuz Suat’un rehberliğiyle geçtik. Gürcistan vatandaşı Cemal ile çok yakın dostlar. Ailece görüşüyorlar. Cemal’in ağabeyi Gürcistan’ın sayılı güvenlik yetkililerinden biri. Keskin nişancılar ona bağlı. Cemal de Hopa’daydı. İki araba, gümrükteki işlemleri tamamlayıp o tarafa geçtik, Batum’a yemeğe gidiyoruz. Gürcü şarabı içeceğiz, çok meşhurmuş. Sınırdan sonra plajlar ve moteller sıralandı, sahil boyunca. Daha Batum’a varmadan sahilde bir arkadaşına uğradık Cemal’in. Mamuka’nın evinde annesi çay demledi. Bizim gümrükte bir gün önce, muhafaza memuru silah çekip kendisine tacizde bulunan bir Türk’ü ayaklarından vurmuş. Herkes onu sordu. Mamuka’nın annesi çok ayıpladı, ”Türklerin hepsinde silah var. Düğünlerde, sen benim bilmem neyimle nasıl dans edersin diye birbirlerini vuruyorlar. Bizde herkes güven içindedir, kimse kimseyle kavga etmez, silah taşımaz. Evlerde bile silah yoktur, cezası çok ağır” dedi. Utandım tabii.

Gürcistan’a güvenlik sorunu yok, gönül rahatlığı ile ailenizle gidip gezebileceğiniz bir yer. Sık sık devriye arabaları görüyorsunuz. Gençler, sevgililer, gece yarısından sonra bile sokaklarda parklarda keyifle zaman geçiiriyorlar. Heryer ışıl ışıl.

Batum büyük bir şehir. Büyük ve doğal bir limana sahip. Sahilleri plajlardan oluşuyor. Onun arkasında diskotekler, eğlence yerleri var. Onların da arkasında dünyanın en büyük parklarından birine sahip. Parkta gözünüzün alabildiğine uzanan ışıklı müzikli su dansı fıskiyeleri var. İzlemek bir keyif, gençler de müzikle birlikte dans ediyor.

Cemal bizi bir şarap evine götürdü. Ev yapımı şarapların tadına baktık, bir tanesini seçtik, galonla aldık. Sonra sahilde bir açıkhava restoranına gittik. Garson kız soğuk şarabı sürahiye koyup servis yaptı. Yöresel yemeklerinden yemek istedik. Sarımsaklı tavuk ve bizim bazlamaya benzeyen içi peynir dolu büyük pidelerine doyamadık.

Cemal, adeta bir filozof. Türkçeyi az bildiğini söylüyor ama herşeyi mükemmel anlatıyor. Bugüne kadar duymadığım atasözlerimizi duydum ondan. Mamuka da öyle, Türkçe’yi iyi kullanıyor. Yalnız, Karadeniz şivesiyle konuşuyorlar tabii. O bölgede öyle duydukları için, haklı olarak onlar da öyle konuşuyorlar.

Sonra masamıza Cemal’in akrabası Rohin de katıldı. Türkçesi az ama birşeyler anlatabilmek için nasıl çaba harcıyor, görmelisiniz. O da diğerleri gibi dost ve misafir canlısı, bizi mutlaka misafir etmek için ısrar ediyor. Cemal bir ara telefonda babasıyla konuştu. Sonra döndü dedi ki;
“Babam diyor ki, biz Gürcülerde dostluk restoranda yemek yemekle olmaz, evimizde toplanıp birlikte yemek yemekle olur. Bu yüzden sizi eve yemeğe davet ediyor. Hadi kalkın, eve gidiyoruz.”

Birkaç saat sonra Türkiye’ye döneceğimizi, zamanımızın olmadığını zor anlattık. Bir dahaki sefere evlerinde misafir olmayı kabul ettik de öylelikle ısrarından vazgeçti.

KİMSE, KAFASINA GÖRE KADEH KALDIRMIYOR

Gürcü dostlarla oturduğumuz o masada çok önemli bir şey öğrendim. Öyle bizdeki gibi, kadehler doldurulduktan sonra kimse istediği gibi yudumlayamıyor içkisini. Masadaki saygın kişileri bekliyor herkes. Onlar bir konuya dikkat çekiyorlar ve bir temennide bulunuyorlar, ondan sonra herkes kadehini kaldırıyor ve o temenniyle hep birlikte içiliyor içkiler. Cemal’in, çocuklarımız, eşlerimiz, anne ve babalarımızın önemi ile ilgili sözlerinden sonra hep birlikte onlar için, ailelerimiz için içtik şaraplarımızı.

Batum’da saatler bizden bir saat ileri. Para birimi Lari. Bir Gürcü Larisi, 1.68 amerikan doları. Bizim paramız biraz daha değerli. Benzin ise çok ucuz, bizimkinin yarı fiyatına deponuzu dolduruyorsunuz. Hatta Hopa’dan çok kişi, günlük olarak oraya geçip deposunu oradan dolduruyor. Bizim paramız daha değerli olduğu için, herşey daha ucuza geliyor. 4-5 kişi yiyip içiyorsunuz, 60-100 lira arasında hesap ödüyorsunuz.

Işıl ışıl Batum’u geride bırakıp Hopa’ya dönerken, tekrar ve mutlaka gideceğimi düşünüyordum. Gitmeden önce tedirgindim. Arabayı çaldırırız, orada burada soyuluruz, diye düşünüyordum. Bunu oradaki Gürcü dostlara da söyledim. Halime güldüler, ben de çok utandım. Yanılmışım, çok medeni ve güzel bir hayat var Gürcistan’da. Batum’da tarihi binalar da var yeni modern binalar da. Sheraton’un dev oteli tamamlanmış ve ışıklandırılmış, çok güzel görünüyor. Çarmıklı yapıyormuş. İçi de tamamlanmak üzere, yakında açılacakmış.

Batum’u anlatmakla bitiremem. Mutlaka görmelisiniz. Karadeniz geziniz, Batum ile daha da renklenecek, unutulmaz günler yaşayacaksınız. Tavsiye ediyorum.

Sedat ÜRETEN
 
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-08-09, 09:06   #2
Asi
Ord.Prof
 
Asi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07-12-07
Nerden: zιƒιяι кαяαηℓıктαη.
Mesajlar: 8,013
Tecrübe Puanı: 25495 Asi 1000 Asi 1000 Asi 1000 Asi 1000 Asi 1000 Asi 1000 Asi 1000 Asi 1000 Asi 1000 Asi 1000 Asi 1000
Cevap: Görülmesi gereken yerler; Ayder, Hopa, Batum...

Ayder gerçkten mükemmel bi yer... Tşk.ler canısı
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremessin! Üye Olmak İçin Tıkla...]




FzL Яhтıм..! ЯhтSız єdєЯмί..? єTsє βίLє FяKєdєЯ мί..?,
...



AsaLet; boyda değiL, soydadıR.

İnceLik; beLde değiL, diLdediR.

DoğRuLuk; sözde değiL, özdediR.

GüzeLLik; yüzde değiL, yüRekTedir ...




αякαм∂αη кσηυşαηℓαя αякαм∂αη уüяüмєує ∂єναм єтѕιηℓєя...


๓ız๓ız
Asi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

  • Submit Thread to Digg Digg
  • Submit Thread to del.icio.us del.icio.us
  • Submit Thread to StumbleUpon StumbleUpon
  • Submit Thread to Google Google
  • Bookmarks

    Etiketler
    batum , görülmesi gereken , hopa , yerler; ayder

    Seçenekler
    Stil

    Yetkileriniz
    You may not post new threads
    You may not post replies
    You may not post attachments
    You may not edit your posts

    BB code is Açık
    Smileler Açık
    [IMG] Kodları Açık
    HTML-KodlarıAçık
    Trackbacks are Açık
    Pingbacks are Açık
    Refbacks are Açık



    Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:49 .


    Powered by vBulletin Version 3.8.7
    Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
    Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
    Sohbet ve Sohbet odalari sitesi

    Sohbet Chat Forum Oyunlar1