![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Yardım | Sohbet | Okey | Gazete oku | Spor gazeteleri | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Kim kimdir? Biografi |
| Etiketler: fatih kisaparmak |
![]() |
| | Seçenekler | Arama | Stil |
| | #1 |
| Kaderine Gülümse.. ![]() ![]() Üyelik tarihi: 05-05-05 Nerden: bilsin . . . ツ ★deli1isi★ . . . İşte . . .
Mesajlar: 17.953
Benim Modum: Tesekkür: 239
359 Mesajına 546 Kere Teşekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 10000 | Fatih Kısaparmak Fatih Kısaparmak ![]() 1961 yılında Elazığ’da doğdu. Annesi Yıldız Hanım, ülkemizin birçok il ve ilçesinde binlerce aydın insan yetiştirmiş, emekli bir ilkokul öğretmeni; babası Necip Bey ise, sırasıyla ortaokul ve öğretmen okulu müdürü, il milli eğitim müdürü, ortaöğretim genel müdürü ve bakanlık teftiş kurulu başkanı olarak hizmetler vermiş; basılı beş eseri de bulunan bir bürokrattır. Fatih Kısaparmak, 1991 yılında, şiir kitabı ve albümleriyle yüksek tirajlara imza atmasının yanısıra; TRT, Kanal 6 ve Kanal 7 televizyonlarının ana haber spikerliği görevini de başarıyla yürüten, ekonomist Şebnem Ergür’le evlendi. Bu evlilikten, Ozan ve Kaan adlı iki erkek çocukları dünya’ya geldi. Fatih Kısaparmak, temel eğitim döneminden itibaren, Ankara Devlet Konservatuvarı ve TRT Ankara Radyosu’nda müzik; Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde ise resim çalışmalarında bulundu. Ankara Deneme Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarında, Tasvir Gazetesi adına TBMM foto muhabirliği yaptı. Üniversite döneminde ise, başta Varlık olmak üzere çeşitli edebiyat-sanat dergilerinde şiirleri, röportajları ve araştırmaları yayımlandı. Yukarı Fırat Havzası’ndaki inceleme ve derlemelerini topladığı “Dil Folkloru Açısından Harput Ağzı” isimli bilimsel çalışma, basılı ilk eseridir. Ayrıca, “Ve Ağır Sevdam” adını taşıyan bir şiir kitabı da bulunmaktadır. 1985 yılında besteci, söz yazarı ve yorumcu olarak profesyonel sanat yaşamına atıldı. İlk çalışması olan “Kilim” ile milyonluk bir satış grafiğine ve büyük kitlelere ulaştı. Bu başarısını daha sonra ürettiği 15 müzik albümüyle de sürdüren Kısaparmak, 200’den fazla besteye imza attı. “Çağdaş Ozan”, “Bay Kilim" ve "Türkü Baba" olarak da tanınan sanatçı, inançla tekrarladığı "Çağdaş Halk Müziği" kavramını, yıllarca süren mücadelesi sonunda yaygın bir ekol haline getirmesinin yanısıra, “Özgün Müzik” akımının kurucuları arasında da yer aldı. TRT Türk Halk Müziği Repertuvarı bakımından "türkü formunda beste" çığırının açılmasını sağlamak suretiyle, geleneksel Anadolu müzik kültürünün genç kuşaklara aktarılmasında önemli bir işlev ve görev üstlendi. Kısaparmak, sırasıyla “Grup Kilim”, “Grup Mozaik” ve “Grup Avrasya” adlı üç ayrı konser orkestrası kurdu. Erzincan ve Gölcük depremzedeleri ile Zonguldak grizu faciasında hayatını kaybedenlerin yanısıra Darülaceze, Unicef vb. kurumlar yararına “Toplumsal Dayanışma Konserleri” düzenledi. Türkiye’nin yanısıra ABD, Almanya, Avusturya, Fransa, Hollanda, Belçika, KKTC, Bosna, Venezuela, Kazakistan ve Özbekistan’da, büyük izdihamların yaşandığı çok sayıda resital ve konser verdi. Malatyaspor ve Elazığspor’da, toplam 3 dönem yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunan Fatih Kısaparmak, İstanbul-Elazığ Kültür Vakfı’ndaki kurucu üyeliğinin yanısıra, Elazığlılar Dayanışma Derneği’nde de yönetici ve genel sekreter olarak çalıştı. Ülkemizin önde gelen kurum ve kuruluşlarınca 70’e yakın ödüle layık görülen sanatçı, 2000 yılında ise, halk müziğimize ve folklorumuza katkılarından dolayı, Fırat Üniversitesi Senatosu tarafından “Fahri Doktora” unvanıyla onurlandırıldı... Ağaçlar Ayakta Ölür Gün gelir bunları da unutursun Gün gelir gözyaşını kurutursun Gün gelir bunları da unutursun Gün gelir yüreğini avutursun Zamanla öyle değişirki insan Gün gelir ateşini soğutursun Ağlama yaşamak kumar olsada Ağlama seni vuran yar yar olsada Ağlama mevsim sonbahar olsada Ağaclar ayakta ölür Ağlama seni vuran yar olsada Ağlama saclarında kar olsada Ağlama yaşamak kumar olsada Ağaclar ayakta ölür Şimdiki aklınla yeniden başlaya bilseydin herşeye Pişmanlıkların olmazdı bugüngü kadar Doya doya gülmeleri zaten unuttun Ve sevmeleri Ve sevilmeleri Seneler nasıl da su gibi aktı Hatırası bile öyle uzak ki Başını koyupta bir omuza Güzel şeyleri duymayalı cok oldu Lanet olsun Varsın kimseler bilmesin hayatta mısın Ah``Bu şarkıların gözü kör olsun`` Gün gelir hayata yine doğarsın Gün gelir kahrolduğuna yanarsın Gün gelir hayata yine doğarsın Gün gelir üzüldüğüne yanarsın Yüzünde acı bir gülümseyişle Anarsın geçmiş günleri anarsın Ağlama seni vuran yar olsa da Ağlama saçlarında kar olsa da Ağlama yaşamak kumar olsa da Ağaclar ayakta ölür Ağlama seni vuran yar olsa da Ağlama buraya kadar olsa da Ağlama sonu intihar olsa da AĞAÇLAR AYAKTA ÖLÜR Belki Belki hiç yaşamadım diye düşün Belki yıldızlara hiç değmedi başın Belki balığa çıkmadın hamsi zamanı Trenlerde hiç sigara içmedin Belki hiç oturmadın o tahta iskeleye Ayaklarını denize sokmadın Belki üşümedin,kalkıp yürümedin Belki ayakların hiç olmadı........ Belki yakacak kömürün var senin Yürüyecek yolların Güneşin var kumsalları yıkayan ve şarkıların Ve oooff olanların.... Senin vapurların var Güvertesinde çay sigara Umutların, çiçeklerin. Ağaçların meyve verir zamanında Kuşların bulutlara inat Battaniyelerin var üşütmeyen Yağmurda şemsiyen ve siyah takım elbisen Canın çektimi gelsin rakı, hatta peynir,hatta kavun İster dua edersin,ister küfür Rüzgarların var senin,püfür püfür En çok sevdiğin şiirler ezberinde Cebinde kirbit ve aspirin Domateslerinse kütür kütür Çocukların var senin,alabildiğine yarın Bir evin,kitapların ve çocuklarının oyuncakları Ve sabahlığı karının Bir adın var sana en çok yakışan Öyle çoğul,öyle yanlız............ Belki hiç yaşamadım diye düşün Belki yıldızlara hiç değmedi başın Belki rizeye hiç gitmedin hamsi zamanı Trenlerde hiç sigara içmedim Belki oturmadın o tahta iskeleye Ayaklarını denize hiç sokmadın Belki üşümedin ve kalkıp yürümedin Belki.... Belki senin belkilerin hiç olmadı..!!! Benim Babam Bu adam benim babam Sekiz köşe kasketiyle Omuzunda sekosuyla hey! Cebinde yok parası Bafra'dır cigarası Yüreğindedir yarası Altı çocuk büyütmüş Bir işçi maaşıyla Bu adam benim babam hey! Ağlama benim babam Ağlama naçar babam Kara gün geçer babam hey! Bir kapıyı kapayan Gene açar babam Ağlama benim babam hey! Ağlama mazlum babam Ağlama naçar babam Kara gün geçer babam hey! Bir kapıyı kapayan Gene açar babam Allah büyük babam hey! Bu adam benim babam Derdi dağlardan büyük Çaresiz (biçare) , beli bükük hey! Bir gün olsun gülmemiş Rahat nedir bilmemiş Gözyaşını silmemiş Bir lokma ekmek için Kimseye eğilmemiş Bu adam benim babam hey! Benim babam mert adamdı Mangal gibi yüreği Yufka gibi kalbi vardı Hayatım boyunca o'na özendim Fedakardı Bir dikili ağacı olmadı belki Ama kendisi Onuruyla yaşayan koskoca bir çınardı Üstümdeki kol kanat Sırtımı yasladığım dağ gibiydi Ben babamın oğluyum Tepeden tırnağa Anadolu'yum... Benim İçin Farketmez Şu yaralı gözlerimde Bir damla yaş kalmadı Yalvardım insanlara Bir duyanım olmadı Ne çileli kulmuşum Kaç kere vurulmuşum Dertlerle yoğrulmuşum Benim için farketmez Aklımdan hiç çıkmadı Vuranların listesi Bunu benim için çal Yıkıkların bestesi Sende söyle sözlerin kurşun olsun Sende söyle o gözler beni vursun Sende söyle inceldiği yerden kopsun Benim için farketmez... Neler neler görmüşüm İnan saymakla bitmez Sende vursan ne çıkar Benim için farketmez Benim tek dostum yollar Yalanmıs tüm sevdalar Kaybedecek neyim var Benim için farketmez Bu Dağ Ne Rüzgarlar Gördü Nisan yağmurlarıyla ıslandım sokaklarda Ağladım ikimize, senden çok uzaklarda Evim barkımdın benim, en son şarkımdın benim Gözlerinden içtiğim mavi rakımdın benim Bu dağ ne rüzgarlar gördü Ne çığlar, ne karlar gördü Beni hiç tanımamışsın Kaç yağmurda ıslanmışım Ne alevlerde yanmışım Beni hiç tanımamışsın Hadi git, bir ihanet borcum olsun Hadi git, anılar sende kalsın Hadi git, senin canın sağolsun Hadi git, sen de git... Düşümde yarattığım hayale sen demiştin Oysa ben seni değil, o hayali sevmişim Evim barkımdın benim, aşkta korkumdun benim Gözlerinden içtiğim yeşil (siyah) rakımdın benim Hadi git, bir ihanet borcum olsun Hadi git, bu şarkım senin olsun Hadi git, senin canın sağolsun Hadi git-me... n'olursun! |
| | |
| | #2 |
| Kaderine Gülümse.. ![]() ![]() Üyelik tarihi: 05-05-05 Nerden: bilsin . . . ツ ★deli1isi★ . . . İşte . . .
Mesajlar: 17.953
Benim Modum: Tesekkür: 239
359 Mesajına 546 Kere Teşekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 10000 | Cevap: Fatih Kısaparmak Bugün Rüzgarın önünü kestiler bugün Halaya zincir vurdular Yaprakların bahara borçlu gününü Çerrahpaşa hastanesine uğurladılar. Yürüdü topalı rüzgar,gündüzlerin üstüne Kanatları kırıldı ak bulutlu sabahın Dilinde türkülerle ve dirençle Geceye karşı, yürüdü yalın ayak. Ben bahar demiştim sana Sen sonbaharı oldun gençliğimin.... Eğrili çarkın eğrileri çoktu Oysa,eğrinin yanında doğruya yer yoktu. Rüzgarın önünü kestiler bugün Halaya zincir vurdular Sersefil zamanın kırık dökük kızıydın Tohumların özlem yüklü bulutundasın şimdi. Ağlasam toprak çatlar utancından. Sabahın alacası tükenir Sırıl sıklam uyanır yürüdüğümüz yollar Bilmeyiz saatler kaça kurulur Yarınlara sancılanır şafaklar İçimdeki yangın korkutur seni Edirne kapıda bir grup vakti İçimde yemyeşil bir dal kırılır. Otuz bahar sonrada olsa Adı sensizlikte olsa yılların Bir ambulans sireninde ve sedyesinde çaresizliğin Hatırlarım seni. Yaşamak türküsü erken bitince Ömür son limana demirleyince Anlatacak çok şey kalır doğmamış bebeklere İşte böyle Zeynep Kimbilir kaç hasta sabahı bekledi Benim seni beklediğim kadar. Bir çocuğun ölümü kadar hazin Bir segah taksimi kadar yaralı Ve öylesine aç ki her taze mezar. Kalem olsa dünyadaki bütün ağaçlar Bütün denizler mürekkep olsa Senin şiirini yazamam yinede. Rüzgarın önünü kestiler bu gün Halaya zincir vurdular Görecek göz olmayınca ışığın ne anlamı var Fatih Kısaparmak Eski Toprak Eski Bir Dost `Hastanede yatıyormuş salim ` dedi Hemen koştum ziyarete `Cok ağrıyor kolum`dedi Dedi ve düştü Eski toprak tükenmişti `Bitti benim yolum`dedi Gözlerimiz nemlenmişti `Gayrı yakın ölüm`dedi Onu en son yalnız gördüm Ağlıyordu mendil verdim Arzun varmı diye sordum `Oğlum`dedi`Oğlum`dedi Emrin varmı diye sordum `Oğlum`dedi Dedi ve sustu `Birkac kitap birde sazım işte bütün malım`dedi `Nerden düştüm pencesine bu hastalık Zalım`dedi `Evladım aldı gitti hayırsızmış gülüm`dedi `Ölüm birşey değil ama bu ayrılık Zulüm`dedi `Ölüm bieşey değil ama bu hasretlik Zalım`dedi Onu en son yalnız gördüm Ağlıyordu mendil verdim Arzun varmı diye sordum `Oğlum`dedi`Oğlum`dedi Emrin varmı diye sordum `Oğlum`dedi Dedi ve sustu Fatih Kısaparmak Git Demek gidiyorsun... Ben bunu hakketmedim! Ne varsa aşka ve cesarete dair Sırtlayıp o büyük yangınınla gidiyorsun demek!! Git........ Oysa Sen öğretmen çıktığın yıl Vurup alnıma kavgayı Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı Akşamlarım olmuştu ve kuduz gecelerim Göz yaşlarım ağlarken Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime O gün bugündür tetikte bir ömrün son kurşunusun Hiç aklıma gelmezdi gülüm Buda bana ders olsun!!!! Demek gidiyorsun... Böyle olsun istemezdim oysa!! Hazin vedaların bu baş dönmesi Cellat kırmızısı bir hüsrandı yollarda. Sen öğretmen çıktığın yıl Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler Eyvahhhhh....... Esmer bir ağadı bileylemişsem Cinnetin ucunu yakmışsam bir kez Cehennemin nizamiye kapısındaysam Ateşten bir nehre dönen bu isyan Hep o gül yangınına kanat çırpar Ve en korsan şarkılar yüzünü şarapla yıkar. Gidiyorsun demek... Ben bunu hakketmedim!! Ne varsa aşka ve cesarete dair Sırtlayıp o büyük yangınınla git. Hadi durma,gençliğimin vebalini, Ve sevgisiz hayatımızın bedelini ödemeden git.. Bu şiiri sana armağan ettim Yanına almayı unutma sakın Issız gecelerde okur ağlarsın Kimseler görmese de kanarsın gülüm Neler çektiğimi o gün anlarsın!!! Sonbahar yağmuruyla ıslandım sokaklarda Ağladım ikimize senden çoook uzaklarda. Şimdi hüzün makamında bütün şarkılar Bu yorgun ses,bu kör lamba,bu ateşi sönmüş soba Tanığıdır yanlızlığın,pişmanlığın tanığıdır. Çünkü,çünkü benim kitabımda, aşk bir defa yaşanır.. Demek gidiyorsun... Git.......................... Bir yanda ölümün alnındaki ter Bir yanda suya düşen sardunya Ve sabahın saçlarındaki kırağı kadar ışıyorsun Hadi durma, Sırtlayıp o büyük yangının vebalini Ve sevgisiz bir hayatın bedelini ödemeden git. Bilirsin,gecenin en karanlık olduğu an Sabahın en yaklaştığı zamandır Ve hiç bir şey hakkında bildiğimiz her şey Aslında YALANDIR.... Demiştim ya... Sen öğretmen çıktığın yıl Vurup alnıma kavgayı Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı, Hüzün sarısı yapraklarını Akşamlarım olmuştu,kuduz gecelerim Göz yaşlarım ağlamıştı Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler. Demek gidiyorsun... Git... Bu şiiri sana armağan ettim Yanına almayı unutma Belki soban sönmüş,kitabın bitmiş,dizlerinde battaniye Yanlızlığın iç çekişini duyarsın Paketteki son sigaran Ve titrek bir mum alevi hüznüyle geçmişe dalarsın Kimseler görmese de kanarsın gülüm. SENDE YANARSIN ?????? Fatih Kısaparmak Gitmeliyim Sen benim ruhsatlı sevdam Ben senin sevda keşin. Ya sen varsın, yada sen! Temmuz geldi, gitmeliyim. Sen şiir olmuşsan, şiir sensizliktir artık Çünkü yokluğuna kurşun işlemez Nicedir gözlerim dalıp gider Ekin tarlasında rüzgar nicedir sarı değil Sessiz hüzünlerle yazılmış alnıma Bir güneşin doğuşunu bekleyerek Ve bir sevdanın dilinden türküler söyleyerek gitmeliyim Temmuz geldi... Babamın ismini verdim oğluma Koçum benim.. Asi kartallar gibi rüzgarlı doruklarda Ve kaçıp sana sığındığım geceler Bütün gözlerim hatırımda Kalbimde uçuşur en deli kuşlar Yüreğim denizlenir bir şiirin koylarında Akar boz bulanık seller içimde Gözlerin gözlerimde direnir Ellerin tutuşur elini tutsam Sen çöl çiçeğisin umutlarımın Ruhsatlı sevdamsın. Seni sevmek yaşamaksa ben hiç ölmedim. Temmuz geldi, gitmeliyim........ Masumduk çocuklar kadar Acılarla olgunlaştık Hayattan öğrendik ne biliyorsak Bu yüzden öfkeliyim yaşanmamış günlere Çünkü, bir hayat yetmedi seni sevmeye. Yüzü cama dayalı bir çocuğun Baba hasretiyle kaç gece bekledim seni. Kırık bir cam parçasıyken gençliğim Her gün biraz daha suskunken Daha bir yorgunken her günden Üzüm ekşisi bir yeşile cinasken gözlerin Temmuz geldi, gitmeliyim... Şarkılar söylerdin, bilinmez makamlardan Şiirler dökülürdü yüreğinden Gözyaşlarım mezesiydi hüzünlerinin. Ya sana doymadan çekip gidersem Artık, ipe dizip türküleri, tesbih yaparsın sapına Son kuşlarda gidince, bir gökyüzü az gelir Gizli bir yas gibi büyür sessizliğim Ağaçta bir kuş yuvası olurum. Yabancı gözlerle aynalardayım şimdi Bir sen kaldın zulasında hayatın birde ben Birde ayaklanmış öfkem... Hem dünüm yeniktir sana, hem yarınım Soframda bir kırmızı gül Hastayken baş ucumda çorba, ütülü gömleğim Ekmeğim, aşım, kadınım, can yoldaşım Kundağım, mezarım, karım Ve de sevmek kadarımsın Derdimin tek anlayanı, yüreğimin güleç yanısın Gün ışığım, gökkuşağım, deli kanımsın Yürekliysen sende beni sev bu gece Kunduramı bağlamayı öğrendiğim gün Kendimi sevdiğim kadar.. Yaşamaksa seni sevmek Ben hiç ölmedim. Fatih Kısaparmak Güneşi Biz Uyandırdık Güller kelepçeli çiğdemler tutsak Aysız gecelerde kanar öfkemiz Düşlerde sevişsek el ele tutsak Dilsiz duvarlara siner öfkemiz Şafak sancıları var kulaklarımda Yarınların ninnisi bozlaklarımda Bir türkü çıldırır dudaklarımda Çiçekli dallara döner öfkemiz Güneşi biz uyandırdık Yıldızların yerine Sesimizi yorgan yaptık Umut türkülerine Alnımızda çizgiler belirmiş derler Gelirse üst üste gelirmiş derler Çıksak şu dağlara delirmiş derler Haykırsak belki de diner öfkemiz Varmışız hayatın buruk tadına Ne aşka muhtacız ne de kadına Yangınla seviştik ışık adına Alevler içinde söner öfkemiz Fatih Kısaparmak
__________________ Egil Kulak ver Ceddine..!! ![]() TÜRK'e Kefen Giydirmek Hangi itin haddine!!! |
| | |
| | #3 |
| Kaderine Gülümse.. ![]() ![]() Üyelik tarihi: 05-05-05 Nerden: bilsin . . . ツ ★deli1isi★ . . . İşte . . .
Mesajlar: 17.953
Benim Modum: Tesekkür: 239
359 Mesajına 546 Kere Teşekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 10000 | Cevap: Fatih Kısaparmak Haram Saltanatı Utanmadan haram lokma yutanlar Şerefini üç kuruşa satanlar Duymasa da Mısır'daki sultanlar Haram saltanatı yıkılır elbet Hortum saltanatı yıkılır elbet Talan saltanatı yıkılır elbet Duymasa da Ankara'da sultanlar Haram saltanatı yıkılır elbet Yalan saltanatı yıkılır elbet Ar damarı ar damarı Şimdi olmuş kar damarı Ar damarı çatlayanlar Bir gün elbet yer şamarı Hey halkım hey Uyan halkım hey hey Hey halkım hey Sanma ki haramla sefa süren var Mazlumun ahından hesap veren var Kara karıncaya gece gören var Haram saltanatı yıkılır elbet Yalan saltanatı yıkılır elbet Talan saltanatı yıkılır elbet Kara karıncaya gece gören var Haram saltanatı yıkılır elbet Hortum saltanatı yıkılır elbet Ar damarı ar damarı Şimdi olmuş kar damarı Ar damarı çatlayanlar Bir gün elbet yer şamarı Hey halkım hey Uyan halkım hey hey Hey halkım hey Fatih Kısaparmak Hayat Bana Yalan Söyledi İlk kez hesaplaşıyorum kendimle... Tuhaftır kalemi,kâğıdı ve seni Onca sevmeme rağmen, Sana ilk kez yazıyorum... Şimdi sen yoksun, seni düşünmek var. Çocukkende seni düşünürdüm her gece, Radyo dinler, şiir yazardım, Her Çarşamba pazara giderdik annemle, Babam maaş aldığında baklava yerdik. Dondurmayı da çok severdik, Ablam üç top yerdi, ben iki top, Yalnızca bu yüzden kavga ederdik. Oysa, oysa hayatımın vaz geçilmeziydi ablam, Onun da yüzü hiç gülmedi, Hayırsızın birine kaçıp mahvetti hayatını, Aklımdan hiç çıkmaz gittiği günkü karanlıklar. Hüznümü büyüttüm o günden beri, kendimi değil, Gözlerimde hâlâ bir çocuk ağlar, Düşlerimi gezdirdiğim bulutlar, Bir tohumun özlemiydi çiçeğe, Ve hâlâ kulaklarımda annemin sesi, Bitirsen şu okulu, bir işe girsen... Şiirle karın doymadığı doğruydu, Bak Cemil okudu mühendis oldu, En güzel kızıyla evlendi Üsküdar’ın, Evinide aldı arabasını da... Ben ise bağlama çalardım kendi halimce, Sesim güzelmiş öyle derlerdi, Nereden bilirdim, Hep hüzünlü türküleri söyleyeceğimi? Hayat bana yalan söyledi. Mektuplar yazardım Almanya da ki abime, Okulu bitireceğime söz verirdim, Masum düşlerimin o en sürgün adasında, Bakışları uzaklara dalıp giden şarkılar Ve mevsimsiz solmuş bir çiçek gibi, Ayaklar altında nasıl ezilirse umut, Benim de güneşimi işte öyle çaldılar. Öyle tutsak aldılar sevinçlerimi. Sensiz geçen ger günü hesabıma yazdılar, Şimdi öyle uzak ki... Çay içip simit yediğimiz o günler, Kardeşine karne hediyesi, uçurtma yaptığım günler Öyle uzak ki... Oysa saçaklarda titreyen bir serçenin, Ekmek tanesine kanat çırpması, Ve bir anne duası kadar içten sevmiştim seni. Fener stadında Beşiktaş maçı, Ve parasızlığımız devam ederken, Bütün mavilerimi sana vermiştim. Kaybetmek alnıma yazılmış sanki Olmadı bir tanem... Hayat bana yalan söyledi. Babanın tayini çıkıp ta gittiğiniz o kış, Yine pençe yaptırmıştık ayakkabılarımıza, Sana söyleyememiştim ama, işten ayrılmıştı babam, Kapanmıştı çalıştığı lokanta. Senet zamanları daha bir çökerdi omuzları, Ve akşam trenlerinin işçi yorgunluğuyla Daha bir uzardı raylar. Sitemlerim bile eğlenmişti hayata, Öfkeli bir yanardağ isyanlara uyanmıştı, Üstelik, üstelik sen de yoktun artık, Oysa, yalnızca sen öpmüştün gözlerimi, Bir yanı hep eksik kalmış çocukluğumun. Aslında her insan yenikti hayata, Ve birazda küskün... Son trende kaçınca istasyondan, Öyle kala kalırdık yorgun ve üzgün, Kendime düşmanlığım bu yüzden, Hep kendime pişmanlığım... Şimdi her şeyim yarım, Fotoğrafının arkasına ne yazdığımı bile çoktan unuttum. Bir silâhım olsaydı, bir silâhım, Yoksulluğu şakağından, Kaybetmeyi kalbinden, Ve sensizliği alnının tam ortasından vururdum. Düzmece duygular harcım değildi, Uzak denizlerin fırtınasıydım, Karlı dağların kekliği... Yoksuldum yoksul olmasına ama onurluydum. Şimdi ne sen varsın, ne o eski sevdalar, Olsun, üstüme devrilse de bu sağır karanlık, Akşam olur şairlere gün doğar, Bir kerecik söyle demiştin, söyleyememiştim hani İşte şimdi söylüyorum: Seni seviyorum. Fatih Kısaparmak Hüzzam Sevda Sen baharı ertelenmiş boynu bükük karanfil Gücenmiş bir şarkısın sen yol ayrımında Sonuncu bahar olsaydın sonbahar değil Keşke böyle bitmeseydi bu hüzzam sevda Ansızın kapılar çarpar Duvardan bir resim düşer Merdivende bir an için titrenir sendelenir Dönsem dönsem mi denir Ağlamaklı bakışlardan sitemler yağar Çekip de gidenden fazla geride kalan tükenir O şiirler tek başına okunmuyor gel yalvarırım Ve o şarkı söylenmiyor sen olmayınca Dönüp de gelirsen diye herşeye rağmen huysuz bebek Anahtarın o paspasın altında hala Yine girdim bulutuna yalnızlığın sensizliğin Aç kurt gibi üzerime yine saldırır hüzün Karanlığın kollarında sayıklayan gece gibi Yine gizlenir ay,yine belirir güzel yüzün Dallarımı insafsızca Söküp kıran bu fırtına Sevdamıza çöken kışın çığ düşüren kar sesidir Eğer bir gün mezarda kırmızı bir gül açarsa Gözyaşlarım yaprağında çiy tanesidir Fatih Kısaparmak Kaçağım Yıllardır Benim güzel annem, sakın bana ağlama Benim canım anam, sakın ola ağlama İp boynuma dolananda Benim güzel annem, sakın bana ağlama Darağacı kurulanda, son isteğim sorulanda Ah çileli annem, sakın bana ağlama Kaçağım ben yıllardır Firariyim kendi kendimden Benim güzel kızım, sakın beni düşünme Benim arslan oğlum, sakın bana üzülme Sazım'ı yere düşürme, bu türküyü bitirme Ben o zaman işte ölürüm, beni düşünme Benim güzel karım, sakın gözyaşı dökme Seni çok sevdim, sakın beni incitme... Fatih Kısaparma
__________________ Egil Kulak ver Ceddine..!! ![]() TÜRK'e Kefen Giydirmek Hangi itin haddine!!! |
| | |
| | #4 |
| Kaderine Gülümse.. ![]() ![]() Üyelik tarihi: 05-05-05 Nerden: bilsin . . . ツ ★deli1isi★ . . . İşte . . .
Mesajlar: 17.953
Benim Modum: Tesekkür: 239
359 Mesajına 546 Kere Teşekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 10000 | Cevap: Fatih Kısaparmak Kilim Sevdiğine sözü olan bir kilim dokur Kilimin dilinden ancak anlayan okur Sırlarımı verdim sana sevgimi verdim Şu gönlümü kilim yaptım yoluna serdim Ayıptır günahtır diye Kilit vurdular dilime Aşkı dokudum kilime Anlıyor musun Yetinmedim türkü yaktım Gayrı bu canımdan bıktım Hani senin olacaktım Dinliyormusun Kilim kalpin aynasıdır gönlün sesidir Her nakışı bir duygunun ifadesidir Kilim sevgiliye cağrı aşka davettir Kimi renkler şikayettir kimi hasrettir Ben şu gönül dergahında aşkı okudum Kilim yare mektupumdur arzıhalimdir Her nakışı bir kelime kalem elimdir Elin değmedi elime İsmin dolandı dilime Aşkı dokudum kilime Anlı yormusun Yetinmedim türkü yaktım Gayrı bu canımdan bıktım Hani senin olacaktım Dinliyor musun... Fatih Kısaparmak Mavi Gül Benim tanıdığım benim sevdiğim Gözlerinin içi gülen bir kızdı Yıllar sonra gördüğüm hayat yorgunu Yaralı bir kadındı yapayalnızdı Yıllar sonra gördüğüm bin defa pişman Ezik bir mavi güldü yapayalnızdı Söyle gülüm ne olur söyle Yıllar sonra ne yaptı böyle Mavi gülüm ne olur söyle Hayak sana ne yaptı böyle Söyle kimler getirdi seni bu hale Özlemleri yarım düşleri kırık Yenilmiş kaybetmiş acılar tanık o güzel gözlerinin ateşi sönmüş Mutluluğa uzaktan bakıyor artık Ah o güzel gözlerin güneşi batmış Mutluluğa uzaktan bakıyor artık Söyle gülüm ne olur söyel Yıllar sonra ne yaptı böyle Mavi gülüm ne olur söyle Hayak sana ne yaptı böyle Söyle kimler getirdi seni bu hale Söyle söyle mavi gül kanıyor musun Yaşanmamış yıllara yanıyor musun Fatih Kısaparmak Mor Salkımlı Sokak Seni düşündüm yine bu akşamüstü Gelmedin mor salkımlar sana küstü Umutsuz bekledim sabaha kadar O çok sevdiğin yağmurlar bile sustu Seni düşündüm de çıldırdım yine Kahrettim seni benden çalan geceye Seni sordum yastığıma Seni sordum boş odama Hesap sordum yumrukladığım duvarlara Mor salkımlı o sokakta ellerimi tut Okşa yine saçlarımı dizinde uyut Ne çok severmişim Gidince anladım... Bu serseri gecelerde sana ağladım Bu akşamda sensizliği anılara sarıp içtim Kaybettikten sonra anlıyor insan Meğerse hiçkimseyi senin kadar sevmemişim Bir dönsen En güzel yerinde biten o rüya Yeniden yaşanır istesen Yıldızları sermez miyim ayaklarına Geldiğin yollara toz olmaz mıyım Yine şafak söküyor Uykuların unuttuğu gözlerim yine tavanda Ne vardı diyorum Ah bir dönseydin son anda Şarjörüme hasret sürdün sazımın Şimdi hüzün işgalinde yüreğim Ve ben hala Mor salkımlı o sokakta Bıraktığın yerdeyim Ekmeğimi sen bölersen çoğalırdım Kaçıp sana sığındığım geceler Pazarlıksız düşlerimdin Gel de Yine bir kuş dirilsin küllerimizden Ekmekle tuz olsun yeter ki sen ver Türküler kondurayım dudaklarına Karımsın Öteki yarımsın VE DE SEVMEK KADARIMSIN Mor salkımlı o sokakta ellerimi tut Okşa yine saçlarımı dizinde uyut Ne çok severmişim Gidince anladım Bu serseri gecelerde sana ağladım Fatih Kısaparmak Nazlı Bebe Toros yaylaları buzlu ayazlı Üşür Nazlı bebe solgun benizli Yüzüne baktıkça Nazlı bebenin Ağlar Elif kadın hep gizli gizli Kalktı göç eyledi Türkmen obası Elifin`in sırtında Nazlı bebesi Fransız harbinde Yörük elinde Sırtından vuruldu yiğit babası Dağların kuytuluk tenha yerinde Gavurdağları`nın mor segerinde Göz pınarlarında iki damla yaş Yağlı kurşun durur ciğerlerinde Sus ağlama Nazlı bebe Zaten ağlatacaklar Baban nasıl şehit oldu Bir gün anlatacaklar Dayan Elif kadın dayan Kara gündür gececek Sabrın çiçekleri er geç Filizlenip açacak Nazlı kız Elif`in aşk tomurcuğu Şehir Mustafa`nın en son ****** Elinde katıksız bir kuru ekmek Başı boydan boya nazar bonçuğu Yavru ceylan gibi ürkek bakışlı Yay gibi kaşları hilal nakışlı Babası görseydi öper koklardı Kınalı saçları çiğdem kokuşlu Sus ağlama Nazlı bebe Zaten ağlatacaklar Baban nasıl şehit oldu Bir gün anlatacaklar Dayan Elir kadın dayan Kara gündür gececek Sabrın çiçekleri er geç Filizlenip açacak Fatih Kısaparmak O Gün... Her yeni hayata açılan kapı Bir yeni doğuştur bir yeni ölüm Her hayat bir seyahattir evrende Biter elbet bir gün ağlama gülüm 1996 Fatih Kısaparmak Portakal Çiçeğim Zamansız acılarla, yaprakları dökülen, portakal çiçeğimsin sen... Ben bu aşkın uğruna nelerden vazgeçmişim, Ne haldeyim bir görebilsen... Her yerde yokluğun var, nefes alır anılar, Tutsaksın düşlerime... Ben seni düşünmeden, su bile içmiyorum, Sevdanın pençesinde... Gel...gel...portakal çiçeğim gel... Gel...hadi gel...portakal çiçeğim gel... Özlemeye doydum, Sana acıktım artık, Ölümlere doğmakmış bu, hasret, ayrılık, Beni yalnız bırakmıyor yalnızlık... Çıldırıyor gözlerim, uykularım kaçıyor, Tutuşuyor özlemlerim... Toprakta suyu bulan, kök gibi sarıl bana, Hasretinin acemisiyim... Biliyor musun beni, tek sen gördün ağlarken, Farklısın öylesine... Hadi gel sevişelim gel portakal çiçeğim, Bekledim yeterince... Gel...gel...portakal çiçeğim gel... Gel...hadi gel...portakal çiçeğim gel... Özlemeye doydum, Sana acıktım artık, Ölümlere doğmakmış bu hasret, ayrılık, Beni yalnız bırakmıyor yalnızlık...... Fatih Kısaparmak
__________________ Egil Kulak ver Ceddine..!! ![]() TÜRK'e Kefen Giydirmek Hangi itin haddine!!! |
| | |
| | #5 |
| Yaşamak Direnmektir ![]() Üyelik tarihi: 11-03-08 Nerden: 4 Duvar Arasından Yaş: 24
Mesajlar: 2.045
Benim Modum: Tesekkür: 42
3 Mesajına 8 Kere Teşekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 7 | Cevap: Fatih Kısaparmak emeğine sağlık angelica ....Teşekürler
__________________ ![]() VuraL ![]() |
| | |
| | #6 |
| Kaderine Gülümse.. ![]() ![]() Üyelik tarihi: 05-05-05 Nerden: bilsin . . . ツ ★deli1isi★ . . . İşte . . .
Mesajlar: 17.953
Benim Modum: Tesekkür: 239
359 Mesajına 546 Kere Teşekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 10000 | Cevap: Fatih Kısaparmak rica ederim gözlerine saglik VuraL
__________________ Egil Kulak ver Ceddine..!! ![]() TÜRK'e Kefen Giydirmek Hangi itin haddine!!! |
| | |
![]() |
| Bookmarks | |||
Digg | del.icio.us | StumbleUpon | Google |
| Etiketler |
| fatih kisaparmak |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|