hoSSohbeT.com  Sohbet  forumlari

Anasayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   hoSSohbeT.com Sohbet forumlari > Tarih Kültür Sanat Forumu > Genel Kültür Bilim Tarih > Hukuk
Kayıt ol Yardım Sohbet Gazete oku Diyetsaglik Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Hukuk Hukuk dünyasından haberler



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-12-10, 13:21   #1
Banned
 
ILKeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-06-06
Nerden: Nereye Geldik..
Mesajlar: 8,360
Tecrübe Puanı: 0 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000
ILKeR - MSN üzeri Mesaj gönder
Eşya Hukuku

Sularin Eşya Hukuku Açisindan Değerlendirilmesi

Su demek hayat demektir.” Bu kısa ve öz sözden de anlaşılacağı üzere suyun gerek insan yaşamında gerekse diğer canlıların yaşamında vazgeçilmez bir yeri vardır. Su canlıların hayatındaki öneminden dolayı tarih boyunca her zaman önemli olmuş ve özellikle 2001 yılına gelindiğinde hidrolojik çevrim içerisinde su miktarının sabitliğine karşı artan dünya nüfusukirlilikkuraklık ve beraberinde kişi başına tüketilebilecek su miktarının gittikçe azalması karşısında önemini daha da arttırmıştır.


Bilindiği üzere Eşya Hukukumuzdaki temel prensip ancak hukuki anlamda eşyaların ayni haklara konu olabileceğidir. Kanun koyucu eşya kavramı kanuni bir tanım vermekten kaçınarak bu işi hukuk bilimine bırakmıştır. Medeni Kanunun eşya hukuku kitabında belirtilen bazı ana kavramlara (örneğin Medeni Kanun 704 762 684 685 686) ve ilkelere dayanarak doktrinde tanımlanan eşya kavramı genellikle şöyledir:İnsanların üzerinde hakimiyet kurabildiği maddi (veya cismani) kendi başına bir varlığa sahip(sınırları belli)kişisel olmayan şeylere hukuki anlamda eşya denir. Bu tanımdanbir şeyin hukuki anlamda eşya olabilmesi için gerekli dört şartı çıkarmak mümkündür:


-Maddi olma

-Belli sınırlara sahip olma

-Üzerinde hakimiyet kurulabilme

-Kişisel olmama

Hukuki anlamda eşyada bulunması gereken bu nitelikler yukarıda iki anlamını da belirttiğimiz suda var mıdır? Suyunhangi halde bulunursa bulunsunmaddi yani cismani bir şey olduğu ve kişisel bulunmadığı uzun boylu incelemeyi gerektirmeyen açık bir gerçektir. Buna karşılık üzerinde ne zaman ve hangi hallerde insan hakimiyetinin kurulabileceği ve sınırlarının ne zaman belli ne zaman belirsiz olduğu sorunlarına daha yakından eğilmek gerekir.



Doğal su dolaşımı içinde su sürekli bir hareket halindedir.



Yukarıda belirtilen eşya tanımına göre suyun hukuki olarak eşya niteliğini kazanabilmesi içindoğal olarak içinde bulunduğu bu hareketli durumdan herhangi bir biçimde çıkarılıp bir kap içine konarak sınırlarının belli edilmesi ve kişinin hakimiyet alanına sokulması gerekir. Bu yolla eşya niteliğini kazanan sutaşınır bir eşya (MK.762) hükmündedir ayni ve kişisel haklara da konu teşkil edebilir.



Fakat acaba su bu şekilde sınırlandırılıp kişinin hakimiyet alanına alınmadan önce de bir eşya mıdır? Bu anlamda kastettiğimiz su doğal hareket içinde bulunan herhangi bir su varlığından maddi olarak değil; fakat düşünsel olarak koparıp ayırdığımız bir parça sudur. Başka bir deyişle doğal ortamı ve yatağından ve bu yatak içinde bulunan öteki sulardan fiilen ayırmadığımız fakat ayırdığımızı varsaydığımız bir miktar su. İşte ayırdığımızı düşüncemizde canlandırdığımız bu hareket halindeki susürekli bir akım ve yenilenme içinde bulunduğundankesin sınırlardan ve sürekli olarak fiili ve hukuki hakimiyet alanına alınabilme şartından yoksundur.



Prof. Dr. Mehmet Ünal Şekli Eşya Hukuku Kitabında bir şeyin sadece cismani (maddi) varlığa sahip olmasının onun hukuki anlamda eşya sayılması için yeterli olmayacağını ayrıca o şeyin sınırlarının kafi derecede belirlenerek bağımsız varlık kazanması gerektiğini belirtmiş ve maddi bir varlığa sahip olduğu halde sırf sınırları belirlenmediği için atmosferde bulunan hava ırmaklarda akan ve denizlerde toplanan suyu hukuki anlamda eşya saymamıştır. Oysa aynı şeylerin (atmosferdeki hava denizde biriken su) bir tüp veya şişe içine koyulmakla eşya niteliğini kazanacağını ifade etmiştir.

Bu nedenle de doktrinde hakim olan düşünceye göre su Medeni Kanun’un düzenlediği anlamda eşya değildir. Bu haliyle su sınırları belirsiz insan hakimiyetine girmeyen ve herkesin yararlanmasına açık M.K. 715.maddede sayılan sahipsiz mallardan biridir. MK.715’de sözü edilen sahipsiz mallar ne kayıtsız olarak mülkiyete konu olabilen ne de mülkiyete konu olması imkansız fakat her halde üzerinde mülkiyet bulunmayan; doğal niteliklerinin bir gereği olarak yani idarenin tahsisine ihtiyaç kalmaksızın herkesin yararlanmasına doğrudan doğruya açık mallardır ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.



Sınırlandırılıp insanın fiili ve hukuki hakimiyet alanına alınamadığı ve dolayısıyla ayni haklara konu teşkil edemediği sürece hareket halindeki su kamunun ortaklaşa yararlandığı bir mal olarak kalır. Bu durumdaki su ihraz edilmekle örneğin bir kap içine alınmakla hukuki anlamda eşya niteliğini kazanır ve ayni haklara bu arada mülkiyete konu teşkil edebilen sahipli bir eşya haline dönüşür.



Açıkladığımız bu iki hukuki nitelikteki su da dikkat edilirse yalın bir kavram olarak sözünü ettiğimiz sudur. Bir de bileşik kavram olarak sudan söz etmiştik. Bilindiği gibi bu anlamda su doğal ortamı (çoğunlukla yatak) içinde bulunan ve bu ortamla bir bütün meydana getiren sudur. Acaba bu anlamdaki suyun hukuki niteliği nedir?



Bütün olarak düşünülen bu anlamdaki suyun hukuki niteliği bitmeyen tartışmalara konu teşkil etmiştir.




Bileşik anlamdaki su nitelik bakımından farklı iki unsurdan meydana gelmektedir: Hukuki anlamda eşya olan yatak ve hukuki anlamda eşya olmayan hareket halindeki su kitlesi. Doğal olarak bir bütün olarak karşımıza çıkan bu kavram hukuki olarak ta bir bütün bir eşya mıdır?



Hukuki anlamda bir eşya (yatak) ile bu anlamda eşya olmayan sudan meydana gelen bütüne hukuki anlamda eşya niteliği tanımaya imkan yoktur. O halde eşya olmayan su ile eşya sayılan yatağın bir araya gelerek bileşik bir eşya teşkil etmesinden söz edilemeyecektir. Bu nedenledir ki kanun koyucu açık bir hüküm olmaksızın hukuki anlamda bir eşya ve dolayısıyla mütemmim cüz sayılamayacak olan kaynağıarzın mütemmim cüzü olarak açıklamak gereğini duymuştur denilebilir.



Aşağıda göreceğimiz üzere suların çoğunun kamusal alana girmesi ve kaynakların da Medeni Kanun içinde özel olarak düzenlenmesi bu tartışmanın pratik önemini kaldırmıştır.



Kısaca diyebiliriz ki aksi ispatlanmadıkça umuma ait sular (akarsular dereler denizler...vb.) M.K.715.madde uyarınca kimsenin mülkü değildir ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kaynaklar ise M.K 756.madde uyarınca özel mülkiyete konu olabilir.



Son olarak suların taşınmaz olup olmadığı ve izinsiz kullanım durumunda Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından ecrimisil alınıp alınamayacağı hususunda Danıştay 6.Hukuk Dairesinin 1996/5120 Esas 1997/4178 Karar sayılı kararına değinilerek konu bitirilecektir.



Danıştay 6.Hukuk Dairesi yukarıda bahsedilen kararında alabalık üretim tesisi için Tohma Çayından izinsiz olarak alınan su için idarece istenen ecrimisil tutarını yerinde görmemiş ve bu tür sulardan ecrimisil alınamayacağını hükme bağlamıştır. Bahsi geçen kararın gerekçesine bakıldığında ise Medeni Kanunun(eski Yasa) 632.maddesinde gayrimenkul mülkiyetinin konusunun yerinde sabit olan şeyler şeklinde tanımlanarak arazi tapu sicilinde müstakil ve daimi olarak kaydedilen haklar ve madenlerin gayrimenkul olarak kabul edildiği yine aynı Yasanın 641.maddesi uyarınca sahipsiz şeyler ile genel kullanıma açık sular ile ziraate elverişli olmayan yerlerin kayalarıntepelerindağların ve onlardan çıkan kaynakların kimsenin mülkü olmadığının hükme bağlandığı ve anılan yasal düzenlemeler uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan genel kullanıma açık akarsular taşınmazmal sayılmadığına göre 2886 sayılı Yasanın 75.maddesi uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan alınması öngörülen ecrimisilin konusu dışında kaldığından tesiste kullanılan su bedeline ilişkin olarak ecrimisil tahakkuk ettirilmesinde mevzuata uyarlık olmadığının belirtilerek idarece yapılan işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir.



Yani Danıştay 6.Hukuk Dairesi genel suları Medeni Kanun’un(eski Yasa) 632.maddesi kapsamında taşınmazmal olarak kabul etmemiş ve bu bağlamda 2886 sayılı Yasanın 75.maddesi uyarınca ecrimisilin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ya da özel mülkiyetindeki taşınmazlardan alınmazsı ön görüldüğünden mevcut yasal düzenlemeler karşısında ecrimisil alınmasının yerinde olmadığını ifade etmiştir.



Suların ve su ürünü üretim yerlerinin kiraya verilmesinde bu yetki 2886 sayılı Yasanın 51(o)maddesi ve 178 sayılı K.H.K’nin 13/b maddesi uyarınca Milli Emlak Genel Müdürlüğüne açıkça verildiğinden yasal boşluk bulunmaz iken 2886 sayılı Yasada suların açıkça belirtilmemesi direkt taşınmazmal kavramı kullanılması uygulamada idarelerin elini kolunu bağlamakta ve bu tür kararlar emsal gösterilerek ecrimisil ödenmeye fuzuli şagiller tarafından yanaşılmamaktadır. Bu nedenle 2886 sayılı Yasanın 75.maddesinde ecrimisil alınacak haller içerisine genel sulardan kadim hakkı olmaksızın herkesin yararlanmasına kısıtlama getirecek şekilde izinsiz yararlanılması durumunun eklenmesi yerinde olacaktır
ILKeR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 07-12-10, 13:22   #2
Banned
 
ILKeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-06-06
Nerden: Nereye Geldik..
Mesajlar: 8,360
Tecrübe Puanı: 0 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000
ILKeR - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Eşya Hukuku

ecrimisil ile kira arasındaki farklar nelerdir

ECRİMİSİL

Kira ile ecrimisil arasındaki fark nedir. Kirada kiracı ile kiraya veren hukuka uygun ola-rak karşılıklı irade açıklamaları ile bir bedel karşılığında taşınmazın kullanılmasıdır. Ecrimisil de ise hukuka uygun irade açıklaması yoktur. Suiniyetli zilyedin başkasına ait olduğunu bildiği bir gayrimenkulu malikin veya zilyedin rızası olmaksızın sanki kendi malı imiş gibi kullanması kiraya vermesi kiraları toplaması halidir. Ecrimisil sözü hukukumuza Mecelleden aktarılarak kullanıla gelen aslı işgal tazminatı olarak nitelenen zarar giderim halidir. Ecrimisil suiniyetli zilyedin başkasına ait olduğunu bildiği yada bilecek durumda bu-lunduğu bir gayrimenkulü kendi malı imiş gibi kullanması kiraya verip kirayı toplamış olması gibi haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelenen özel bir zarar giderim bi-çimidir.
İYİiniyetli zilyedin başkasına ait gayrimenkulü kiraya vermesi bir iş görmedir. Ancak görülen iş başkasının işidir. Gayrimenkulü kiraya verip kira paralarını alan kimse sahi-binin menfaatine değil fakat kendi menfaatine hareket ettiğinden dolayı ortada başka-sının işini gören kimsenin iş sahibinin yerine kendi menfaatine hareket etmesi durumu vardır ki böyle durumda işi görülen kimse iş görenden BK. m. 414 hükmünce kira pa-ralarının kendisine verilmesini isteyebilir. (1)
Ecrimisil isteyebilmek için şartlar
-haksız işgal olmalı
-Haksız işgalden malik veya zilyedin zarara uğramış olması
-Zilyedin kötüniyetli olması
-Suiniyetli zilyedin elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği semere olmalıHaksız işgal nedir. Haksız işgal bir kimsenin başkasına ait olduğunu bildiği veya bile-cek durumda bulunduğu bir gayrimenkulü kendi malı imiş gibi bizzat kendinin kullan-ması veya kiraya verip kirayı toplamasıdır.
Malikin yada zilyedin zarara uğramış olması gerekir. Zarara uğrama yok ise ecrimisile hükmedilemez. Başkasına ait gayrimenkulü haksız yere kullanarak yararlanmış olan kimse bu yüzden bir zarara uğramamışsa malik veya zilyede işgal tazminatı vermekle mükellef tutulamaz gayrimenkulün haksız yere işgal edilmesi işgal tazminatı talebine hak kazandırmaz. Malik gayrimenkulü kullanmak veya kiraya vermek istemesine rağ-men başkasının haksız olarak elinde tutması yüzünden kullanamamış veya kiraya ve-rememiş olması halinde mal varlığında husule gelecek çoğalma olmamış veya azalma meydana gelmiş olması halidir. Başkasının malını haksız olarak kullanmak sözleşme hükümlerine tabi bir hukuki muamele olmayıp BK. haksız fiillerinden doğan borçlara müteallık hükümlerine tabi haksız bir fiildir. Haksız fiillerin borç doğurması ise haksızlı-ğa uğrayan kimsenin bu yüzden zarar görmesidir.
Bir kimsenin üzerinde hiçbir hakkı bulunmadığını bildiği veya bilecek durumda olduğu bir gayrimenkulü kendisinin kullanması kiraya verip kiraları almış olması zilyedin kötüniyet halidir. Bu halde suiniyetli zilyed elde etmiş olduğu semereleri MK. m. 995 hükmünce esas hak sahibine vermeye ve şayet vermezse bundan dolayı tazminat ö-demeye mecburdur.
İşgal zararı en az kira en çoğu da tam gelir yoksunluğudur. Yani gelir getirecek bir ye-rin işgali nedeni ile malik veya maliklerin o yerden olağan biçimde yararlanmaması yü-zünden mal varlığındaki artışa engel olarak nitelenir. Bu engel olmanın sağladığı mal malvarlığına girmeyen çoğalma en az kira en çoğu da tam gelir yoksunluğu olarak de-ğişebilir.
Mer`aların kuru mülkiyeti Hazineye intifa hakkı ise mer`anın bulunduğu köy beldeye aittir. Mer`aları haksız olarak işgal eden kimselerden istenebilecek ecrimisil haksız eylem sonucu mer`adan hayvanların yararlanmadıkları otun bedeli karşılığıdır. Zira hak sahibinin bu işgal yüzünden zararı belde hayvanlarının yararlanamadığı oranda ot be-delidir.
Kamulaştırılıp da henüz yol haline getirilmeyen ve gelir sağlamaya elverişli olan taşın-mazı işgal eden eski malik bu yer fiilen yol haline getirilerek kamunun yararlanılması-na tahsis edilinceye kadar kamulaştıran kuruma işgal tazminatı ödemek zorundadır. Şu kadar ki kamulaştırma parasını tam ve peşin olarak alamayan mal sahibinin istim-lak edilen taşınmazdaki zilyedliği fuzuli değildir. Para tam ve eksiksiz ödeninceye ka-dar doğal ve medeni semerelerden yararlanma hakkı malike aittir ecrimisil istenemez. Fuzuli işgal kamulaştırma bedelinin ödenmesinden ve şeyin terki için mal sahibine ya-pılması gerekli ihtardan başlar.

Gayrimenkulün mülkiyeti uyuşmazlık konusu ise bu durumda davacı ve davalı ikisi de iyi niyetlidir ta ki mahkeme hüküm verip kesinleşinceye kadar. Kesinleştikten sonra a-leyhine hüküm verilen tarafın kötüniyeti başlar ve ecrimisilin başlangıcı olur. Taşınmazı sonradan kazanan suiniyetli zilyed iktisap tarihinden önceki haksız işgal için ecrimisil ödemek zorundadır. Satımla mülkiyet alıcıya geçer bundan sonra satıcının taşınmaz-da oturagelmesi bir hakka dayanmaz. Böyle olunca o yerin olağan kira parasına eş haksız işgal tazminatı satıcıdan istenir. Tahliye kararı kesinleşti tarihten sonra taraflar arasında var olan kira ilişkisi sona ereceğinden bu tarihten sonra kiracı taşınmazı terk etmemiş ise fuzuli işgal durumunda olduğundan o tarihten sonra emsal kiralar esas a-lınarak ecrimisil istenir. Gayrimenkullerin satışı yata tapu veya noterden gayrimenkul satış vadi şeklinde resmi senede bağlanmış olmadıkça geçerli değil ise de; taşınmazın harici satışı söz konusu olduğunda taşınmaza zilyed olan kimse haricen satış sebebi ile ödediği meblağı almadığı sürece taşınmaz üzerinde hapis hakkı vardır ve özellikle ecrimisil davalarında bu suretle taşınmaza zilyed olan kişinin suiniyetli olduğu kabul e-dilemeyeceğinden ecrimisil de sözkonusu olamaz.
Kötüniyetli zilyed malikin arsasını işgal etmesi ve üzerine yapı yapması haksız eylemdir. Zarar arsanın getireceği gelirden yoksun kalmaktan ibarettir. Haksız eylemlerde bu eylem-den sağlanan yarar değil; uğranılan zararın ödettirilmesi istenilebilir. Malikin bu olaydaki zararı ise arsasının getireceği gelirden yoksun kalmaktan ibarettir. O halde arsa üzerine yapı yapılıp yararlanıldığına göre arsaya düşen işgal tazminatı ecrimisil olarak istenir bi-nanın sağladığı gelir işgal tazminatı olarak istenemez. Örneğin arsa üzerine kötüniyetli zilyed beş daireden oluşan bina yapmış ise beş dairenin her birinin kirası; keza suiniyetli zilyet tarlaya bir ürün ekmiş ise (buğday) bu ürünün satılmasından elde edilen kar ecrimisil olarak istenemez. Arsa veya tarla kiraya verilmiş olsa idi ne kadar kira getirecek-se bu kira miktarı ecrimisil olarak istenir.
Bir taşınmaz malın yararlanma hakkının malik tarafından başka bir kimseye bırakılması halinde işgal tazminatını isteme hakkı yararlanma hakkına sahip olana ait olur. İşgal tazminatı istenen taşınmaz iştirak mülkiyete konu ise (miras şirketi) ortakların birlikte da-vaya katılmaları gerekir. Müşterek mülkiyette ise paydaşlar kendi hisselerine göre dava ederler. Hisseli gayrimenkul de ecrimisile ancak tarafların hisseleri miktarınca hükmedilir taşınmazın tamamı için taktir olunan ecrimisil tek hissedara verilemez.
Mirasçılar arasındaki ecrimisil ise; Yargıtay`ın yerleşmiş uygulamalarına göre ortak ta-şınmazdaki paydaşlar intifadan men edilmedikçe diğer bir deyimle hak talep eden paydaşın taşınmazdan yararlanma istemi taşınmazın şagiline iletilmedikçe birbirlerin-den ecrimisil isteyemezler. Ortak taşınmazdaki paydaşların payları fiziksel olarak ay-rılmış olmadığı için herhangi bir paydaşın ortak taşınmazın bir bölümünü ya da tama-mını işgal etmesinin kötüniyetli işgal sayılamayacağı nedeniyle ecrimisil tazminatı hak sahibi paydaşın yararlanma arzusunun şagil paydaşa iletilmiş olması şartına bağlı kı-lınmıştır. Bu şart gerçekleştiğinde payına tekabul edenden fazlasını işgal eden paydaş kötüniyetli zilyet durumuna düşmekte ve bu şartlar gerçekleştiği tarihten itibaren ecrimisil ödemekle yükümlü tutulmaktadır. Ecrimisilin dayanağı olan MK. m. 995 kötüniyet şartı bu suretle vucut bulmaktadır(1). Ecrimisil davalarında intifadan men ko-şulu koşulu mirasçının ortak taşınmazdan yararlanma isteminin bu taşınmazı kullanan mirasçıya iletilmesi olarak dikkate alınır. Yani mirasçı taşınmazdan yararlanma istemini karşı tarafa iletmiş ise intifadan men koşulu bu istemin karşı tarafa iletildiği tarihte ger-çekleşmiş sayılır. İntifadan men koşulu her türlü delillerle ispat edilebilir. Tanık ihtar-name v.s. Taşınmazın tamamını başkasına kiraya veren paydaşın ya da öteki payda-şın yararlanma isteğine karşı koyup tamamını kullanan paydaşın öteki paydaşa kira payını ya da tazminat vermesi gerekir.
Ecrimisil de faiz ise işgal tazminatı isteği haksız eylemin özel bir türüdür. Nasıl haksız eylemde zararın doğduğu günden başlayarak giderilmesi zorunlu bir durum ise işgal zararı da bu nitelikte bir zarardır. O halde işgal olunmayıp kirara verilmiş olsaydı her ay ödenmesi gereken ve uygulama biçimi gereği olan gelire muaccellik günü olan bö-lümlerine muaccellik gününden başlayarak faiz yürütülmesi gerektiğine göre işgal tazminatı faizinin de bu esasa göre hesaplanması yasanın amacına uygun olur.
İşgal tazminatında zamanaşımı süresi 5 (beş) yıldır. Ecrimisil haksız fiil olmasına rağ-men BK. m. 125`deki haksız fiillere ilişkin 10 (on) yıllık zamanaşımı uygulanmaz. Yar-gıtay`ın kararları da bu yöndedir. "Haksız suretle zapt ve işgal sebebiyle hukuki men-faatleri haleldar olan gayrimenkul maliklerinin talep edebilecekleri tazminat davaları hakkında hususi dairede takarrur etmiş on senelik müruruzaman müddetinin tatbik e-dilmesinde de isabet mülahaza olunmamıştır. Çünkü sarih veya zımni akidden doğan alelumum kira davaları hakkında Borçlar kanununun 126. maddesi mucibince beş se-nelik müruruzaman cari bulunmuş olduğundan akde müstenit olmayan ve fakat hukuki neticesi itibariyle aynı mahiyette bulunan bu misillu tazminat ve münasip ücret davala-rında da beş senelik müruruzaman cereyan etmesi tabii ve zaruridir. Binaenaleyh zikrolunan davalar hakkında da mezkur 126. madde hükmüne tevfikan beş senelik mü-ruruzaman cereyan edeceğine karar verildi (Tev. iç. 25. 5. 1938T. 29 E. 10K.) (2).
Ecrimisil el atmanın önlenmesi davası ile birlikte veya ondan sonrada istenebilir. Ecrimisil gayrimenkulün aynına ilişkin bir uyuşmazlık olmadığı için yetkili mahkeme be-lirlemede HUMK`daki yetki kuralları uygulanır. Yani davalının ikametgahı mahkemesi-dir. Görevli mahkeme ise beş milyarlık kurala göre belirlenir.
ILKeR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 07-12-10, 13:22   #3
Banned
 
ILKeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-06-06
Nerden: Nereye Geldik..
Mesajlar: 8,360
Tecrübe Puanı: 0 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000
ILKeR - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Eşya Hukuku

Tapuda Isim Tashihi Davaları

DAVACI:Taşınmaz Maliki yada Mirasçıları(Zorunlu dava arkadaşlığı)Müşterek Mülkiyette ise sadece tashihini istediği paydaş-ölü ise-tüm mirasçılarıdiğer paydaşların birlikte dava açma zorunluluğu yoktur. Paydaşlardan birisi de hukuki yararı olduğu için diğer paydaşın isminin düzeltilmesini isteyebilir.

DAVALI: Tapu Sicil Müdürlüğü ( Hazine vekili var ise Tapu Sicil Müdürlüğüne izafeten Hazine vekiline tebligat yapılır.)Uygulamada dava dilekçesinde; bazen taşınmazın diğer mirasçıları da davalı olarak gösterilmektedir.Bu uygulama kesinlikle usulsüzdür.Aşağıda anlatılacağı üzere iştirak halinde mülkiyet sözkonusu ise birlikte Davacı sıfatı ile dava açılmalıdır.

GÖREV:Taşınmazın değerine göre Asliye yada Sulh Hukuk Mahkemelerieğer taşınmaz Kadastro mahkemesinde davalı ise Kadastro Mahkemesi

YETKİ :Taşınmazın yada taşınmazlardan herhangi birisinin bulunduğu yer mahkemeleri.

HARÇ:Maktu Harç alınır. Dava mülkiyete ilişkin olmadığı için nisbi harç alınmaz.Tapu sicil müdürlüğü harçtan muaf olduğu için davanın kabulüne karar verildiği takdirde talep halinde davacıya yatırdığı harç iade edilmelidir. H.G.K.

VEKALET ÜCRETİ:Eğer Davalı adına Hazine vekili duruşmalara katıldığı ve "Red Kararı" verildiği takdirde Maktu Vekalet Ücreti takdir edilir. Davacı vekili lehine ise vekalet ücreti takdir edilemez.

YARGILAMA GİDERİ Davanın kabulüne karar verilse dahi Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri hükmedilemez.

ÖRNEK:Tapu Kaydı Maliki; Ömer oğlu Hasan Kılınç
Değiştirilmesi istenilen ad; Ömer oğlu Hasan Hüseyin Kılınç(Nüfusta ki adı)

GÖZÖNÜNDE BULUNDURULMASI GEREKLİ HUSUSLAR:
1- Dava konusu olan tüm taşınmazlara ait tapu kayıtları tespit tutanakları senetsizden tescil edilmemiş ve dayanak kayıtları varise tüm dayanak tapu kayıtlarıeğer "Hükmen Tescil"ile tesciline karar verilmiş ise buna ilişkin mahkeme kararıtahsis var ise"Tahsis Kararı"satış yada bağış v.b.işlemlerde ise"Akit Tablosu" celbedilir.
2-Tespit tutanaklarında adı bulunan "Tespit Bilirkişileri" yada diğer tutanaklarda (Akit Tablosu gibi)tanık yada imza sahibi kişiler hayatta ise en az ikisi mutlaka tanık sıfatıyla dinlenireğer ölü iseler nüfus müdürlüğünden ayrı ayrı ölü olduklarına ilişkin nüfus kayıtları istenir.Eğer hepsi de ölü ise oldukça yaşlı ve tarafsızdavacıyı ve murisini tanıyan enaz iki tanık dinlenir.
3-Tapu kaydında adı yazılı olan kişinin (Ömer oğlu Hasan Kılınç)köyde yaşayıp yaşamadığıyada bu isim ve soy isimde birisinin var olup-olmadığı nüfus müdürlüğünden sorulur.
4- Değiştirilmesi istenilen kişinin (Ömer oğlu Hasan Hüseyin Kılınç)'ın nüfus kaydı ve ayrıca aynı köy yada belde de aynı ad ve soyad da birisi olup-olmadığı var ise bunlara ait nüfus kayıtları istenir.
5-Gerekli görülür ise zabıta araştırması da yapılabilir.
6-Uygulamada keşif yapılmamaktadırancak eğer davacının talebi ve özellikle tashihini istediği ad soyad ve baba adının düzeltilmesi istenmiş ise ve mahkemede bu konuda tereddüt oluşmuşsa taşınmaz üzerinde ayrı ayrı keşif yapılıpmümkünse tespit bilirkişilerin de keşif mahallinde dinlenmesi istenebilir.


*Uygulamada iştirak halinde mülkiyetin sözkonusu olduğu(taşınmazın ölü olan kayıt maliki adına kayıtlı olması halinde)davayı açan mirasçı diğer mirasçıları duruşmada hazır edemediği yada noter kanalı ile muvafakatlarını alamadığı görülmektedir. Bu durumda davacıya terekeye mümessil tayin edilmesi için mehil verilmelidir.

* Tapuda ki Cins Düzeltilmesine ilişkin talep (örneğin tarla yazılı kaydın bahçe olarak düzeltilmesi talebi) Tapu sicil nizamnamesine göre tapu idaresine ait idari bir görev olduğu için Tapu Sicil Müdürlüğüne başvurulmalıdır.

*Sağ olan paydaşın kaydının tashihini diğer paydaş isteyemez.

*İskan kanununa göre yada Toprak tevzii Komisyonunca yapılan Toprak dağıtımı sonucu verilen taşınmazlara ait tapu kayıtlarındaki isim yanlışlıklarının düzeltilmesi idari merciye ait olduğu için bu yanlışlıklar idari yoldan düzeltilmeden tapu kaydının tashihine karar verilmesi mümkün değildir.

* Maddi hatanın düzeltilmesi Tapu sicil Müdürlüğü tarafından yapılmalıdır.

Sevgili Genç hukukçular biliyorsunuz ki Tapuda isim tashihi davalarında esas itibariyle dava niteliği itibariyle karışık ve teknik bir dava olmamakla birlikte genellikle taşınmaz maliki olan malik yada mirasçıları taşınmazın özellikle taşrada satıştaksim ipotek tesisi ve bağış gibi konularda tapudan intikal yaptırılacağı sırada yanlışlığın farkına varılmakta ve davacı intikal işlemlerinde engel çıkması ve devir işlemlerini yapamaması üzerine “Rica-minnet” ve ısrarla yetkili hakimden “alel-acele” bir iki gün içerisinde yanlışlığın düzeltilmesi talep edilmektedir. Eğer “vatandaşın işi görülsün” ve “benim de iş yüzdem artsın” diyor iseniz ben bu davalarda dilekçe önüme geldiğinde hemen kaleme evrakı havale etmiyorum. Ne yapıyorsun diyor iseniz;
Davacının eline öncelikle aşağıda yazılı olan notu veriyor ve bu belgeleri tamamlayıp bana tekrar getirmesini istiyorum. Davacı belgeleri tamamladığında;
1-Nüfustan alınacak bütün belgeler özellikle tespit bilirkişilerin sağ olup-olmadıkları kayıt malikinin nüfus kaydı
2-Kayıt maliki dışında aynı ad-soyadında ikinci bir kimsenin olup-olmadığı ve
tapu kayıtlarında yazılı olan ad ve soyadında birisinin olup olmadığı
3- Veraset ilamına göre dahili davacılar belirlenmiş oluyor.
Bu durumda eğer taraf teşkili sorunu yok ise davacıya sadece tespit bilirkişileri sağ ise onlardan ikisini ölü iseler tarafsız ve mümkünse yaşlı iki kişiyi duruşma günü hazır etmek kalıyor ki bu durumda dava uzamadan ve sürüncemede kalmadan ilk duruşmada karar verilmesi imkanı doğmuş oluyor.

TAPUDA İSİM DÜZELTME DAVALARI
1-Dava konusu olan taşınmazların TAPU KAYITLARI ve TESPİT TUTANAKLARI Tapu Sicil Müdürlüğünden ayrı ayrı istenecek
2-Kayıt malikinin nüfus kaydı ile Tespit tutanağında adı olan ve hayatta bulunan en az iki TESPİT BİLİRKİŞİSİ' nin tanık sıfatıyla dinlenilmesi için duruşma günü hazır edilmesi sağlanacakölü iseler ayrı ayrı nüfus kayıtları celp edilecek (Nüfus Müdürlüğünden istenecek)
3-Eğer dava konusu olan taşınmazlar ölü olan muris adına kayıtlı ise murisin VERASET İLAMI istenecek (Sulh Hukuk Mahkemesine dava açılacak)Mirasçılar davaya dahil edilecek yada tüm mirasçılar birlikte dava açacak.Yeni medeni yasaya göre mirasçılandan birisi yalnız başına dava açabilmektedir.

HÜKÜM ÖRNEĞİ:
H Ü K Ü M : Davanın KABULÜ ile Ankara ili Haymana ilçesi ..........köyünde kain bulunan ..... parsel nolu taşınmazlara ait tapu kayıtlarının malik hanesinde bulunan .......oğlu .............adının iptali ile ...... oğlu .............olarak düzeltilerek tapuya tesciline
Talep halinde peşin alınan harcın davacıya iadesine
Davanın mahiyeti icabı yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına
Dair mahkememizce verilen karar davacılar ile davalı Hazine Vekilinin yüzüne karşı kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.
ILKeR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 07-12-10, 13:24   #4
Banned
 
ILKeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-06-06
Nerden: Nereye Geldik..
Mesajlar: 8,360
Tecrübe Puanı: 0 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000
ILKeR - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Eşya Hukuku

Eşyanin Tercihli Menşeinin Tespiti Hakkinda Yönetmelikte Değişiklik Yapilmasina Dair

Yönetmelik no :

MADDE 1- 21/2/1999 tarihli ve 23618 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Eşyanın Tercihli Menşeinin Tespiti Hakkında Yönetmeliğin değişik 24 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 24- EUR.1 Dolaşım Sertifikaları:

a) 23 üncü maddeye rağmen istisnai olarak;

1) Hata ihmal veya özel durum nedeniyle ihraç anında düzenlenmemiş olması; veya

2) Bir EUR.1 Dolaşım Sertifikasının düzenlenmiş ancak teknik nedenlerle ithalatta kabul edilmemiş olduğu hususu Odalar ve gümrük idarelerine tatmin edici bir şekilde ispat edilmesi

halinde ait olduğu ürünün ihracından sonra düzenlenebilir.

b) Bu durumda ihracatçı;

1) Eşyanın cinsi nevi niteliği ve miktarını ambalaj şeklini marka ve numaralarını işaretlerini çıkış işleminin yapıldığı gümrük idaresinin adını gümrük beyannamesinin tarih ve sayısını belirterek yazılı talepte bulunur.

2) Söz konusu eşya için ihraç sırasında EUR.1 Dolaşım Sertifikası verilmediğini veya EUR.1 Dolaşım Sertifikasının ithalatçı ülke gümrük idaresince teknik nedenlerle kabul edilmediğini sebepleri ile birlikte yazılı olarak beyan eder.

3) Usulüne uygun olarak doldurulmuş EUR.1 Dolaşım Sertifikası ve Başvuru Formunu imzalayıp talep yazısına ekler.

Bu şartları yerine getiren ihracatçının talebi bağlı olduğu Oda ve ilgili gümrük idaresi tarafından incelenir. Söz konusu ihraç eşyasına ait gümrük beyannamesi ve ekleri diğer evrak ile varsa bu işleme dair dosyaların incelenmesi ve kontrolü sonucunda ihracatçının beyanına tamamen uygun olduğu anlaşıldığı takdirde EUR.1 Dolaşım Sertifikası verilir ve vize edilir.

İhracattan sonra verilen EUR.1 Dolaşım Sertifikalarının (7) numaralı "Gözlemler" kutusuna bu Yönetmeliğin 19 uncu maddesinin (a) bendinde belirtilen esaslar çerçevesinde

"SONRADAN VERILMISTIR" "EXPEDIDO A POSTERIORI" "VYSTAVENO DODATEČNĔ" "UDSTEDT EFTERFØLGENDE" "NACHTRÄGLICH AUSGESTELLT" "VÄLJA ANTUD TAGASIULATUVALT" "ΕΚΔΟΘΕΝ ΕΚ ΤΩΝ ΥΣΤΕΡΩΝ" "ISSUED RETROSPECTIVELY" "DÉLIVRÉ A POSTERIORI" "RILASCIATO A POSTERIORI" "IZSNIEGTS RETROSPEKTĪVI" "RETROSPEKTYVUSIS IŠDAVIMAS" "KIADVA VISSZAMENŐLEGES HATÁLLYAL" "MAĦRUĠ RETROSPETTIVAMENT" "AFGEGEVEN A POSTERIORI" "WYSTAWIONE RETROSPEKTYWNIE" "EMITIDO A POSTERIORI" "IZDANO NAKNADNO" "VYDANÉ DODATOČNE" "ANNETTU JÄLKIKÄTEEN" "UTFÄRDAT I EFTERHAND"

ibarelerinden biri yazılır.

İhracatçı ülke gümrük idarelerince düzenlenen ve bu ibarelerden birini taşıyan EUR.1 Dolaşım Sertifikaları ithalatçı ülke gümrük idarelerince kabul edilir. ”

MADDE 2- Aynı Yönetmeliğin değişik 26 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 26- EUR.1 Dolaşım Sertifikasının çalınma kaybedilme ve hasar görmesi hallerinde ihracatçı bağlı olduğu Odaya başvurarak Sertifikanın ikinci bir nüshasının düzenlenmesini talep edebilir.

Oda ilk Sertifikaya uygun olarak doldurulan ikinci bir nüsha Sertifikayı ihracatçıya verir.

Gümrük idareleri ihracatçı tarafından ibraz edilen ikinci nüsha sertifikayı kendilerinde bulunan ve ihraç işlemi yapılmış olan eşyaya ait Dolaşım Sertifikası ile karşılaştırıp ikinci nüshanın doğruluğunu saptadıktan sonra vize işlemini yaparlar. Ancak gümrük vizesi kutusuna vize tarihi olarak hüküm ifade etmek üzere ilk Dolaşım Sertifikasının vize tarihi ve seri numarası yazılır.

Bu şekilde düzenlenen ikinci nüsha Sertifikaların (7) numaralı "Gözlemler" kutusuna bu Yönetmeliğin 19 uncu maddesinin (a) bendinde belirtilen esaslar çerçevesinde

"İKİNCİ NÜSHADIR" "DUPLICADO" "DUPLIKÁT" "DUPLIKAT" "DUPLIKAAT" "ΑΝΤΙΓΡΑΦΟ" "DUPLICATE" "DUPLICATA" "DUPLICATO" "DUBLIKĀTS" "DUBLIKATAS" "MÁSODLAT" "DUPLICAAT" "SEGUNDA VIA" "DVOJNIK" "KAKSOISKAPPALE"

ibarelerinden biri yazılır.”

MADDE 3- Aynı Yönetmeliğin değişik eki (Ek IV) ekte yer alan şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 4- Bu Yönetmelik 1/5/2004 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 5- Bu Yönetmelik hükümlerini Gümrük Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yürütür.
ILKeR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 07-12-10, 13:25   #5
Banned
 
ILKeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-06-06
Nerden: Nereye Geldik..
Mesajlar: 8,360
Tecrübe Puanı: 0 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000
ILKeR - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Eşya Hukuku

Hacizde İstihkak Davası

GENEL OLARAK İSTİHKAK DAVASI

İstihkak davasımalikinhaklı bir nedene dayanmayan dolaysız zilyete karşı açabileceği bir dava türüdür.Dava ile güdülen amaçmalikin mülkiyet hakkına dayanarak malikin dolaysız zilyetliğine kavuşmasını sağlamaktır.Zilyetliği elde edilmek istenen mal taşınır bir mal isedava sonunda alınacak ilamın icra edilmesiamacı sağlar.Buna karşılıktapuya kayıtlı taşınmazlarda istihkak davasının fonksiyonunutapu sicilinin düzeltilmesi davası yerine getirir.
Davacımalın malikidir.Malikdaha önce zilyet olduğu malın zilyetliğini tamamen kaybetmiş olabileceği gibi dolaylı zilyet durumunda da olabilir.
Davalıhaksız zilyettir.Zilyedinmalike karşı zilyetliği haklı bir nedene dayanıyorsamalikin istihkak talebi söz konusu olmaz.Bir ayni yada kişisel hakka dayanan zilyetlik veya malikin yada kanunun tanıdığı yetki ile kurulan zilyetlik haklı bir zilyetliktir.
İstihkak davasında mülkiyet hakkının tespiti ile malın malikine geri verilmesi istenir.Malikkendisinin malın mülkiyetine haiz olduğunu ve zilyedin haklı bir nedene dayanmaksızın malı elinde bulundurduğunu ispat etmelidir.Davalı isekendisinin haklı zilyet olduğunu ispat etmelidir.
İstihkak davası ilesadece kişinin mülkiyet hakkı tespit edilmeyipmalın teslimine de karar verildiğindenistihkak davası aynı zamanda bir eda davasıdır.Bu dava ayni niteliktedir ve zamanaşımına uğramaz.

İCRA VE İFLAS HUKUKUNDA İSTİHKAK DAVASI
Alacağını tahsil etmek içinborçlusunu haciz yolu ile takip eden alacaklıborçlunun malvarlığından alacağını karşılayacaktır.Haciz isteme yetkisini kazanan alacaklının haciz talebi üzerine icra müdürü borçlunun takip konusu alacakbunun faizi ve haciz masraflarını karşılayacak kadar mal ve haklarını haczeder.Alacaklının talebi üzerine mahcuz mallar paraya çevrilip elde edilen para ile alacak karşılanır.Ancak borçlunun malları haczedilirkenaslında üçüncü kişinin mülkiyet hakkına yada rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka sahip olduğu mallar da haczedilmiş olabilir.Bununla birliktemenkul mal daha önceden üçüncü kişi tarafından haczettrilmiş de olabilir.Bu durumdaborçlubu hususu haciz yapan memura bildirmelimemur da bunu haciz tutanağına geçirmelidir.Bu şekildehaciz sırasında borçluya ait bulunduğu çekişmeli olan mallar tutanağa geçirilir.Bu çekişmeli mallaristihkak iddia edilen mallardır.İstihkak iddia edilen bu malların hacizden kurtarılması için başvurulan yol da istihkak davasıdır.
Borçlununüzerinde üçüncü kişinin tam veya sınırlı ayni hakkının bulunduğu ya da üçüncü kişi tarafından haczedildiğini beyan ettiği mallar ve üçüncü kişinin istihkak iddia ettiği mallar da haczedilir fakat bunların haczi en sona bırakılır.(İİK m.85/2m.102/1m.96/1)
Kural olarakbir kimsenin borcu içindiğer bir kimsenin mallarına haciz konulamaz.İİK m.96 ve 97aya maddeleri ilemalları borçlu elinde iken haciz edilen üçüncü kişiyealacaklıya karşı mahcuz mal için istihkak davası açarak mallarını hacizden kurtarma imkanı tanınmıştır.Yineüçüncü kişinin elinde ikenborçlunun olduğu varsayılarak haciz edilen mallar üzerinde üçüncü kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulabilir.Bu durumda alacaklıİİK m.99a görehaczin kalkmasını önlemek için mahcuz mala istihkak davası açabilecektir.
Mahcuz mala istihkak iddiasımalın mülkiyetinin üçüncü kişiye aidiyeti durumunda ileri sürülebileceği gibiüçüncü kişinin mahcuz mal üzerinde müşterek mülkiyet veya iştirak halinde mülkiyet hissesinin olduğu durumda da ileri sürülebilir.Bunun gibimahcuz malın teferruatının bir üçüncü kişiye ait olduğu da iddia edilebilirancak mütemmim cüzün borçludan başkasına ait olduğu ileri sürülemez.Ziramütemmim cüzbir malın ayrılmaz parçası olduğundano maldan ayrı olarak mütemmim cüz mülkiyeti söz konusu olamaz.Bir malın malikio malın mütemmim cüzlerinin de malikidir.Teferruatta iseasıl maldan ayrı olarak başka bir mülkiyet kurulabilir.
Önceki zilyetsonraki kötü niyetli zilyete karşı her zaman istihkak davası açabilirfakat kötü niyetli zilyetkendisinden sonraki hiçbir zilyet aleyhine istihkak davası açamaz.
Hacizde istihkak davasınıİcra ve İflas Kanununun 9697/6 ve 99. maddelerine dayanarak;Borçlu elinde iken haciz edilen bir mal üzerindeüçüncü kişi tarafından veya borçlu tarafından üçüncü kişi lehine hak iddia edilmesi üzerinemahcuz malı hacizden kurtarmak maksadıylaüçüncü kişinin alacaklıya karşı veya üçüncü kişi elinde iken haciz edilen bir mal üzerinde hak iddia eden üçüncü kişiye karşı alacaklınınhaczin kalkmasını önlemek içinicra tetkik merciinde açtığı bir davadır. şeklinde tanımlayabiliriz.
Mahcuz mala istihkak davasındahaciz edilmiş bir mal üzerinde istihkak iddia edilmektedir.Mahcuz mala istihkak davasının açılabilmesi içinbu haczin mutlaka icrai yani kesin olması şart değildir;icraiihtiyatigeçiciilave veya tamamlayıcı haciz çeşitlerinden birinin uygulanması ile haczedilen mallar için de istihkak davası açılabilir.
Mahcur mal için açılacak istihkak davasıüçüncü kişi lehine sonuçlanırsao mal üzerindeki haciz kalkar.Buna karşılıkistihkak davasıo malı haczettirmiş olan alacaklı lehine sonuçlanırsamal borçlunun sayılırbu durumda alacaklımalın satılmasını ve satış bedelinden alacağının ödenmesini isteyebilir.
İSTİHKAK DAVASININ KONUSU
Mahcuz mal üzerinde herhangi bir hakkın varlığının iddia edilmesimahcuz mala istihkak davasının açılmasına imkan vermez.Yani alelade bir hakka dayanarak istihkak davası açılamazancak belirli haklara dayanarak istihkak davası açılabilir.
İİK m.96/1 ve 99. maddelerinde mülkiyet ve rehin hakkına dayanarak istihkak davası açılabileceği belirtilmiş ise de bu sayma tahdidi değildir.Mahcuz mala istihkak davasının dayanağının sadece bu haklardan ibaret olmadığı doktrin ve uygulamada kabul edilmektedir.Mal üzerindeki haczin kalkmasını veya o hak ile yüklü olarak malın haciz edilmiş sayılmasını gerektiren her türlü hakkın mahcuz mala istihkak davasına konu teşkil edebileceği görüşü yabancı hukuktan mülhem olarak doktrinde ileri sürülmüştüruygulamada da benimsenmiştir.
Mahcuz mal üzerinde istihkak konusu yapılabilecek haklar;
· Tam ayni hak olan mülkiyet hakkı
· Sınırlı ayni haklar(Menkul rehniipotek veya intifasükna yada diğer irtifak hakları)
· Tapu siciline şerh verilmek suretiyle kuvvetlendirilmiş şahsi haklar(Vefaiştiraşufa hakları) olabilecektir.
Her şahsi hak tapu siciline şerh edilemez.Bir şahsi hakkın tapu siciline şerh verilebilmesi için kanunda buna açıkça müsaade eden bir hüküm olmalıdır.
Tapu sicilin şerh verilmemiş olan herhangi bi şahsi hakmahcuz mala istihkak davasına konu olamayacaktır.Ancaktapu siciline şerh verilmemiş olmakla beraber bazı şahsi haklarında mahcuz mala istihkak davasına konu teşkil edeceğinin kabulünde pratik zorunluluk olabileceği doktrinde ifade edilmiştir.Malik olmayan bir kimsenin başkasına kiraya verdiği şeyi kiracıdan geri isteme hakkımalik olmayan mudiin tevdi ettiği şeyi müstevdadan geri isteme hakkı ve malik olmayan bir kimsenin başkasına ariyet olarak verdiği şeyi ariyet alandan geri isteme hakkı bu pratik zorunluluklardan bazılarıdır.
İstihkak iddiasının konusualacaklar da olabilir.Borçlunun borçlusu üçünü kişi alacağın varlığını inkar ediyorsa bu uyuşmazlık m.89 veya 120ye göre çözümlenir.Fakat borçlunun borçlusu alacağın varlığını kabul ediyor ve fakat başka bir üçüncü kişi o alacağın takip borçlusuna değilkendisine ait olduğunu iddia ediyorsabu konudaki uyuşmazlık istihkak davası yoluyla çözümlenir.

Üçüncü kişinin tapu siciline şerh verilmek suretiyle kuvvetlendirilmiş şahsi(nisbi)hakkı ile yüklü olan borçlu gayrimenkulünün haczi halinde;üçüncü kişininşerh verilmiş bu şahsi hakkını(vefaşufa veya iştira hakkını) istihkak iddiasına konu yapabilmesi içinbunda hukuki menfaati olmalıdır.Üçüncü kişibu hukuki menfaateancakicra müdürlüğünce düzenlenen ve artırma şartnamesinin mütemmim cüzü olan mükellefiyetler listesine giren böyle bir şahsi hakkına karşı borçlu ve/veya alacaklı tebliğden itibaren 3 gün içinde itiraz ettiği takdirde sahip olabilecektir.(m.128/1)
Borçlu ve/veya haciz alacaklı mükellefiyetler listesinin kendilerine tebliğinden itibaren 3 gün içinde itiraz ettikleri takdirdeicra müdürü dosyayı hemen tetkik merciine verir.Böylece mahcuz mala istihkak uygulanmış olur.

Borçlunungayrimenkul satış vaadine konu teşkil eden gayrimenkulünün haczedilmiş olması halinde lehine satış vaadinde bulunulmuş üçüncü kişiningayrimenkul satış vaadinden doğan ve tapu siciline şerh edilmiş şahsi hakkına sahip olduğunumahcuz mala istihkak iddiasıyla bildirmesine gerek yoktur.Zirabu hakkın şerh edilmesitek başınabu hakkın kullanılması konusunda hukuki güvenceyi temin etmektedir.Ayrıca mahcuz mala istihkak davası açılmasında hukuki bir menfaat yoktur.Ancaklehine gayrimenkul satış vaadinde bulunulmuş ve şerh verilmiş kişilerin hakları datapu siciline şerh verilmiş şahsi haklarda olduğu gibi icra müdürünün düzenleyeceği mükellefiyetler listesine kaydedilir
ILKeR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 07-12-10, 13:26   #6
Banned
 
ILKeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-06-06
Nerden: Nereye Geldik..
Mesajlar: 8,360
Tecrübe Puanı: 0 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000
ILKeR - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Eşya Hukuku

Hacizde istihkak kurumumalın borçlu elinde iken haciz edilmesi ve malın üçüncü kişi elinde iken haciz edilmesine göre ayrı hükümlere göre yürütülür.
A)MALIN BORÇLU ELİNDE İKEN HACİZ EDİLMESİ DURUMUNDA İSTİHKAK DAVASI
1. İSTİHKAK İDDİASI VE DAVASI
a-)Borçlu ve/veya Üçüncü Kişinin İstihkak İddiasını İcra Dairesine Bildirmesi:
· Haciz Sırasında İstihkak İddiasının Bildirilmesi : Hacizmahalde yapılırkenborçlu elinde olan ve fakat borçlu tarafından o mal üzerinde üçüncü kişiye ait mülkiyet hakkının yada sınırlı bir ayni hakkın mevcut olduğu iddia edilirse;veya haciz yapılacağından haberdar olanmal üzerinde tam veya sınırlı bir ayni hakkı olan üçüncü kişi tarafından bu hakkın varlığı haciz sırasında iddia edilirse;icra dairesiborçlu elinde iken haciz edilen mal üzerinde üçüncü kişinin lehine olmak üzere borçlu veya üçüncü kişi ya da her ikisinin ileri sürdükleri istihkak iddiasını haciz (yada icra) tutanağına geçiripalacaklı ve borçluya bildirmekle görevlidirler.(m.96/1)
İcra dairesi aynı zamandaistihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmeleri için alacaklı ve borçluya üç günlük süre verir.Alacaklı ve borçlu kendilerine bildirilen bu üç günlük süre içinde itiraz etmedikleri takdirdeistihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar.(m.96/2) İcra müdürünün alacaklı ve borçluya gönderdiğiistihkak iddiası ve itiraz hakkını içeren bildirideüç günlük itiraz süresinin açıkça yazılı olması gerekir.Üç günlük sürenin açıkça belirtilmediği bildiriye dayanarakalacaklı ve borçlunun sükutu halinde istihkak iddiasınıkabul etmiş sayıldıkları sonucuna varılamaz.

Üçüncü kişimahcuz menkul mal üzerindeki istihkak iddiasını mülkiyet hakkına dayandırmış olup daalacaklı ve borçlu üç gün içinde bu iddiaya itiraz etmezseüçüncü kişinin mülkiyet iddiası kabul edilmiş sayılacağındano mal üzerindeki haciz kalkacaktır.
Üçüncü kişininmahcuz menkul mal üzerindeki istihkak iddiası sınırlı bir ayni hakka dayanıyorsa ve alacaklı ve borçlu bu iddiaya itiraz etmezseo mal üzerindeki ileri sürülen sınırlı ayni hakkın varlığı kabul edilirmal bu hakla yüklü olarak icra işlemine konulur.Meselamal üzerinde rehin hakkı olduğu iddia edilmiş ve bu durum alacaklı ve borçlunun iddiaya itiraz etmemeleri nedeniyle kabul olunmuş isemal rehin hakkıyla birlikte haciz edilmiş sayılacağındanmahcuz malın paraya çevrilmesi sırasında bu rehin hakkının dikkate alınması gerekecektir.(m.115/1 ve 116/2)

İcra müdürünce kendilerine bildirilen istihkak iddiasına karşıalacaklı veya borçlu tarafından üç gün içinde itiraz edilirseicra müdürü uyuşmazlığın çözülmesi için dosyayı hemen tetkik merciine verir. (m.97/1) İcra müdürüistihkak davasını taraflardan birinin açmasını beklemez yada davayı kimin açacağı konusunda bir karar veremezdosyayı hemen icra mahkemesine vermekle yükümlüdür.
İcra müdürünün tetkik merciine intikal ettireceği dosyaicra takip dosyasının tamamı olmayıp istihkak iddiasına konu teşkil eden mahcuz mala ilişkin olmak üzere istihkak işlemlerini gösteren dosyadır.(m.96/1-2m.97/1) Dosyayı alan icra mahkemesiöncelikletakibin devamı yada taliki hakkında bir karar verir.Tetkik merciinin vereceği takibin devam veya (verilen kararın kesinleşmesine kadar) taliki kararı damahcuz mallardan sadece istihkak iddiasına konu teşkil eden mallar hakkındadır.Mahcuz mala istihkak davasının istihkak iddiasının ileri sürülmediği mahcuz mallarla bir ilgisi yoktur.Tetkik merciidosyanın kendisine intikali üzerine takibin talikine karar vermiş olsa bilebu kararın mahcuz mala istihkak konusu yapılmayan mahcuz mallara ilişkin takibe etkisi olmaz.İstihkak konusu mal dışındaki mallar için takip devam eder.

· Hacizden Sonra İstihkak İddiasının Bildirilmesi : Malın haczedildiğinihaciz yapıldıktan sonra öğrenen borçlu yada üçüncü kişihaczin yapıldığını öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine istihkak iddiasını bildirmelidir.Bu süre hak düşürücü bir süredirdolayısıyla süre içinde bir iddiada bulunulmazsaaynı takipte bu iddianın ileri sürülmesi hakkı kaybedilir.(m.96/son) Yedi günlük süre borçlu ve üçüncü kişi için ayrı ayrı işlemeye başlar;borçlu için borçlunun haczi öğrenmesinden itibarenüçüncü kişi içinüçüncü kişinin haczi öğrenmesinden itibaren işlemeye başlar.
Ayrıca;İİK m.97/9 a görekendisine istihkak talebinde bulunma imkanı verilmemiş olan üçüncü kişinin haczi öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içinde icra mahkemesinde mahcuz mala istihkak davası açabileceği belirtilmiştir.Malın haczedildiğinihacizden sonraki bir tarihte öğrenen üçüncü kişinin icra dairesinde istihkak iddiasında bulunması yada icra mahkemesinde istihkak davası açabilmesi için öngörülen süre yedi gündür ve her ikisinde de bu yedi günlük sürehaczin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.Yanihaczihaczin yapıldığı tarihten sonra öğrenen üçüncü kişihaczi öğrendikten itibaren yedi gün içinde icra dairesi veya icra mahkemesine başvurmakta seçim hakkına sahiptir.İstihkak iddiasında bulunmak istemeyen üçüncü kişi doğrudan icra mahkemesine giderek istihkak davası açabilir.
Fakat buradahaczi öğrenme zamanı sorunu ortaya çıkmaktadır.Kanun koyucu bununla ilgili m.96/son maddesinin 2. cümlesinde bir düzenleme getirmiştir.Buna görebir haczi öğrenme karinesi kabul edilmiştir.Bu kesin kanuni karine uyarıncaüçüncü şahıslarhaczin yapıldığını gerçekten daha sonraki bir tarihte öğrenmiş olsalar bilekarinenin haczin öğrenildiğini kabul ettiği tarihten itibaren yedi günlük istihkak davası açma süresi işlemeye başlayacaktırhak düşürücü süre bu karinenin kabul ettiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.
Öğrenme karinesine göreistihkak iddiasının yapıldığı veya istihkak davasının açıldığı tarihte istihkak müddeisi ile birlikte oturan kişiler ya da bu kişilerin iş ortaklarıistihkak iddiasının yapıldığı tarihte;veya üçüncü kişi m.97/9 uyarınca süresi içinde istihkak davası açmışsadavanın açıldığı tarihte malın haczini öğrenmiş sayılırlar.(m. 96/3) Örneğinhaciz borçlunun evinde yapılmış olup daborçlu haczedilmek istenen malın eşine ait olduğunu belirterek eşi lehine istihkak iddiasında bulunmuş iseborçlu ile aynı evde oturan eşibu karineye görehacziborçlunun(eşinin)istihkak iddiasında bulunduğu tarihte öğrenmiş sayılır.

İcra müdürühacizden sonra icra müdürlüğüne bildirilen istihkak iddiasını da icra (veya haciz) tutanağına geçirir.Haciz sırasında yapılan iddiada olduğu gibi alacaklı ve borçluya bu iddiayı bildirir ve kendilerine üç günlük itiraz süresi verir.Alacaklı ve borçlu üç gün içinde itiraz etmiş veya sadece alacaklı yada sadece borçlu itiraz etmiş veyahut her ikisi de itiraz etmemiş olabilir.İstihkak iddiasına karşı sadece alacaklı itiraz etmişborçlu iddiayı kabul etmiş iseicra müdürü dosyayı icra mahkemesine tetkik edilmesi için gönderirborçlunun kabulü sadece borçlu için hüküm doğurur.Yanialacaklı yada borçludan sadece biri veya her ikisinin itiraz etmesi halindeicra müdürü dosyayı derhal icra mahkemesin göndermekle görevlidir.

İcra mahkemesiicra dairesi tarafından gönderilen dosya üzerinde veya lüzum görürse ilgilileri davet edip duruşmalı olarak yapacağı inceleme sonunda varacağı kanaate göretakibin devamına yada talikine karar verir;bu kararı üçüncü kişiye tebliğ ya da tefhim eder.
İstihkak iddiasına alacaklı ve/veya borçlunun itiraz etmesi üzerine icra dairesinin dosyayı icra mahkemesine göndermesiyleicra mahkemesihenüz ortada açılmış bir dava bulunmadığından incelemesini sadece takibin devam veya talikine karar vermek maksadıyla yapar.Bu konuyu mahkeme kendiliğinden inceleyip karara bağlarertelenmesine yönelik bir talep gerekli değildir.
İstihkak davasınınsatışı geri bırakmak amacıyla kötü niyetle kullanıldığı ciddi sebepler vasıtasıyla anlaşılıyorsaicra mahkemesitakibin ertelenmesi talebini reddederyani takibin devamınaicra işlemlerinin icra edilmesinin devamına karar verir.
İcra mahkemesinin vereceği takibin taliki yada devamı kararının üçüncü kişiye tefhim yada tebliğinden itibaren yedi gün içindeüçüncü kişi mahcuz mala istihkak davası açmaya mecburdur.Bu yedi günlük süreeğer icra mahkemesi takibin taliki yada devamı kararını ilgilileri davet edip duruşma yaparak vermiş isekararın duruşmada tefhiminden itibaren;eğer icra mahkemesi incelemeyi dosya üzerinde yapıp karar vermiş isekararın üçüncü kişiye tebliğinden itibaren başlayacaktır.Bu yedi günlük süre de hak düşürücü süredirsüre geçtikten sonraaynı takip için istihkak davası açılamayacaktıristihkak iddiasından vazgeçilmiş sayılırmahcuz mal için istihkak iddiasında bulunulmamış gibi icra işlemleri devam eder.
Ancakyedi gün içinde alacaklıya karşı istihkak davası açmayan üçüncü kişinin sadece alacaklıya karşı istihkak iddiasından vazgeçtiği sayılır;üçüncü kişinin genel hükümlere göregenel mahkemelerde borçluya karşı dava açma hakkı saklıdır.(m. 97/6) Mahcuz mala süresinde istihkak davası açılmaması halindemahcuz mal satılarak alacaklının alacağı karşılanır.Bu durumdaalacaklı gerçekten mevcut olan takip konusu alacağını kanunda öngörülen hükümlere göre elde ettiği içindaha sonra üçüncü kişialacaklıya karşı genel mahkemelerde sebepsiz zenginleşme davası açamaz.Sebepsiz zenginleşme halikendi borcunuüçüncü kişinin malının bedeli ile ifa etmiş borçlu bakımından gerçekleşmiştirdolayısıyla üçüncü kişi borçluya karşı genel mahkemelerde sebepsiz zenginleşme davası açabilecektir.
ILKeR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 07-12-10, 13:28   #7
Banned
 
ILKeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-06-06
Nerden: Nereye Geldik..
Mesajlar: 8,360
Tecrübe Puanı: 0 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000
ILKeR - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Eşya Hukuku

c-)Karar
aa)Genel Olarak
Malın borçlu elinde iken haciz edilmesi halinde üçüncü kişinin haciz alacaklısına karşı açmış olduğu mahcuz mala istihkak davası sonucunda tetkik mercii davanın kabul veya reddine karar verir.
Alacaklıya karşı mahcuz mala istihkak davası açan üçüncü kişi bu dava ile mahcuz mal üzerinde kendisine ait olduğunu iddia ettiği hakkın varlığını tespit eden bir karar verilmesini tetkik merciinden talep ettiğine göre mahcuz mala istihkak davası bir müspet tespit davasıdır.
Mahcuz mala istihkak davasının kabulü yönündeki karar müspet tespit hükmü olduğu halde davanın reddine ilişkin karar menfi tespit hükmündedir.

bb)Mahcuz mala istihkak davasının davacı üçüncü kişi lehine sonuçlanması(Davanın Kabulü)
İcra tetkik mercii davacı üçüncü kişinin istihkak iddiasını haklı bulursa davanın kabulüne karar verir. İstihkak iddiasına konu teşkil eden hakkın mülkiyet veya diğer bir hak olmasına göre kararın etkisi farklı olacaktır.
Davacı üçüncü kişi mahcuz mala karşı istihkak iddiasını mülkiyet hakkına dayandırmış ise davanın davacı lehine sonuçlanması halinde verilen karar davacı üçüncü kişinin sahip olduğunu iddia ettiği mülkiyet hakkının varlığını tespit eden müspet tespit hükmüdür. Bu hükmün doğal sonucu olarak mahcuz mal üzerindeki haciz kalkacaktır. Bu yüzden mahcuz malın mülkiyetinin davacıya aidiyetine karar veren tetkik mercii haczin kaldırılmasına da karar verir.
Hâkim yargılama giderlerine ve davayı kazanan taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirmiş ise yargılama giderleri arasında karşı tarafa yükletilecek vekâlet ücretine talebe gerek olmaksızın resen karar verir.
Ayrıca mülkiyet hakkına dayandırılan mahcuz mala istihkak davası sonunda davacı üçüncü kişi lehine verilen hüküm sadece müspet tespit hükmü olup malın davaya taraf olamayan borçlu elinden alınıp davacı üçüncü kişiye verilmesine ilişkin hüküm fıkrası ihtiva etmez.
Davacı üçüncü kişi mahcuz mala karşı istihkak iddiasını rehin hakkına dayandırmış ise davanın davacı lehine sonuçlanması halinde verilen karar davacı üçüncü kişinin mahcuz mal üzerinde sahip olduğunu iddia ettiği rehin hakkının varlığını tespit eden müspet tespit hükmüdür. Bu hükmün doğal sonucu olarak mahcuz mal üzerindeki haciz kalkmayacak dava konusu mal üzerinde davacı üçüncü kişi lehine varlığı tespit edilen rehin hakkı ile yüklü olarak haciz edilmiş sayılacaktır.
Rehin hakkına dayandırılan mahcuz mala istihkak davasını davacı üçüncü kişi aleyhine sonuçlandıran hüküm ise bir menfi(olumsuz)tespit hükmüdür.
Mahcuz mala istihkak davası sabit olur ve m.97/1 uyarınca istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti anlaşılırsa haciz edilen malın değerinin %15 inden aşağı olmamak üzere kötü niyetle itiraz edenden alınmasına asıl dava ile birlikte hükmedilir.(m.97/sondan 4.f)
Davalı haciz alacaklısının veya borçlunun kötü niyetinden kasıt davacı üçüncü kişinin istihkak konusu hakkının varlığını bilmeleri veya bilmelerinin gerekmesine rağmen itiraz etmiş olmalarıdır.(MK.m.3)
Davacı üçüncü kişi lehine sonuçlanan mahcuz mala istihkak davasında borçlunun tazminata mahkûm edilebilmesi içi husumetin borçluya da yöneltilmiş olması gerekir. Aksi halde borçlunun davalı olarak yer almadığı yargılama sonunda onun hakkında hüküm verilmesi söz konusu olmayacaktır.
Mahcuz mala istihkak davasının davacı 3. kişi lehine sonuçlanması halinde haciz alacaklısının tazminata mahkûmiyeti konusunda uygulamada bir takım problemler ortaya çıkmaktadır.
Başkasının borcu için malı haciz edilen 3. kişi haciz alacaklısına karşı açtığı mahcuz mala istihkak davasını kazandığı takdirde istihkak iddiasına itiraz eden davalı haciz alacaklısının kötü niyetli olduğunun sabit olunması halinde tetkik mercii mahcuz malın değerinin %15inden aşağı olmamak üzere asıl dava ile birlikte davalıyı tazminata mahkûm eder. (m.97)
Mahcuz mala istihkak davasının istihkak iddiasına itiraz etmiş olan davalı haciz alacaklı aleyhine sonuçlanmış olması onun kötü niyetli olduğunu göstermez. Davacı 3.kişi lehine %15lik tazminata hükmedebilmesi için davalı haciz alacaklısının kötü niyetli olduğunun ispatı gerekir.
Kötü niyetin istihkak iddiasına itiraz edildiği sırada mevcut olması gerekir. Hacizli alacaklı istihkak iddiasına itiraz ettikten sonraki bir tarihte istihkak iddiasının dayandırıldığı hakkın gerçekten mevcut olduğunu öğrenmiş ise mahcuz mala istihkak davası aleyhine sonuçlansa bile %15lik tazminata mahkûm edilmeyecektir.
Davalı haciz alacaklısının istihkak iddiasına itiraz ederken kötü niyetli olduğu hususunun ispatı her türlü delil ile mümkündür. Zira tetkik mercii mahcuz mala istihkak davasını basit muhakeme usulüne göre ve umumi hükümler dairesinde görecektir.(m.97/sondan 8.f.)
Mahcuz mala istihkak davasını kazanan davacı 3.kişi lehine asıl dava ile birlikte karara bağlanacak tazminat mahcuz malın değerinin %15inden aşağı olmayacaktır. %15lik tazminat tavan değil taban olup istihkak iddiasına itiraz edilmesi yüzünden uğranılan zararın daha fazla olduğu davacı 3.kişi tarafından iddia ve ispat edilmesi halinde tetkik merciince %15in üzerindeki bir tazminata hükmedebilecektir. %15lik tazminata hükmedebilmesi için ise davacı 3.kişinin bu oranda bu zararının varlığını iddia ve ispat etmesi gerekmez.
Mahcuz mala istihkak davasını kazanan ancak lehine %15lik tazminata hükmedilmeyen davacı 3.kişi genel mahkemelerde haciz alacaklıya karşı tazminat davası açabilir mi?
Mahcuz mala istihkak davasını kazanan davacı 3.kişi lehine %15lik tazminata hükmedilmemesi tazminatın dava dilekçesinde talep edilmemesinden veya davalı haciz alacaklının kötü niyetinin sübut bulunmamasından ileri gelmiş olabileceği gibi tazminat talebi tetkik merciince dikkate alınmamış ya da reddedilmiş de olabilir.
%15lik tazminata tetkik merciince ve mahcuz mala istihkak davasını davacı üçüncü kişi lehine sonuçlandıran karar ile birlikte hükmedilmesini kanun öngördüğünden (m.97/sondan 4.f.) bu tazminat için 3.kişi genel mahkemelerde ayrı bir dava açamaz. Davacı 3.kişinin %15lik tazminat talebi tetkik merciince ret edilmiş ise mahcuz mala istihkak davası sonunda verilip süresinde temyiz edilmeyerek veya kanun yolları tüketilmek suretiyle kesinleşen hüküm maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder.
Mahcuz mala istihkak davası lehine sonuçlanan davacı 3.kişi %15lik tazminat için genel mahkemelerde dava açamaz ise de gerçek zararının tazmini için genel hükümlere göre dava açmasına engel yoktur. Tetkik merciince lehine %15lik tazminata hükmedilen davacı 3.kişi e%15i aşan zararlarının tazmini için genel hükümlere göre mahkemede dava açabilecektir.
cc)Mahcuz mala istihkak davasının davalı haciz alacaklı lehine sonuçlanması(Davanın Reddi)
aaa) Tetkik merciince verilen takibin talik veya devamına ilişkin kararın tefhim veya tebliğinden itibaren 7gün içinde üçüncü kişinin tetkik merciinde haciz alacaklıya karşı mahcuz mala istihkak davası açması gerekir ( m. 97/f.6). Haciz sırasında borçlu tarafından lehine istihkak iddia edilmeyen ve haczin yapıldığını sonradan öğrenen üçüncü kişi haczi öğrendiği tarihten itibaren 7gün içinde tetkik merciinde haciz alacaklıya karşı mahcuz mala istihkak davası açabilecektir (m.97/f.9). 7 günlük süre içinde istihkak davası açmayan üçüncü kişi haciz alacaklısına karşı o takip bakımından istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılır. 7 günlük dava açma süresi hak düşürücü süre olup davanın bu süre içinde açılıp açılmadığını tetkik mercii resen dikkate alır. Üçüncü kişi mahcuz mala istihkak davasını 7 günlük süre geçtikten sonra açmış ise tetkik mercii davayı esasa girmeden usuli bir karar ile reddeder.

bbb)Mahcuz mala istihkak davası süresi içinde açılmış olup da yapılan yargılama sonunda tetkik mercii davacı üçüncü kişinin istihkak iddiasını haksız bulursa davanın esastan reddine karar verir.
Mahcuz mala istihkak iddiası veya istihkak davası üzerine takibin taliki kararı verilip uygulanmış ve neticede mahcuz mala istihkak davası ret edilmiş ise davalı alacaklının bu dava yüzünden elde edilmesi geciken alacak miktarının %40ından aşağı olmamak üzere davacı üçüncü kişiden tazminat alınmasına hükmedilir. Takibin taliki kararı verilmemiş veya takibin taliki kararı verilmiş olmakla beraber uygulanmadığından takibe devam edilmiş ise alacaklının alacağını almasının dava dolayısıyla geciktirildiğinden söz edilemez. Bu durumda sonuçta dava reddedilmiş olsa bile alacaklı lehine geciktirme tazminatına hükmedilmez.
Kanun tetkik merciince %40lık tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının talepte bulunmasını öngörmemiştir. Tazminata hükmedileceğini ve tazminat oranının %40dan aşağı olmayacağını kanun açıkça belirttiğine göre bu miktar tazminata hükmedilebilmesi için kanaatimizce alacaklının talep etmesine gerek olmadığı gibi zararının bu kadar olduğunu iddia ve ispat etmesine de gerek yoktur. Alacaklı %40ın üzerinde zararı olduğunu iddia ederek daha fazla tazminat istediği takdirde işte ancak o zaman bu fazlaya ilişkin zararın hüküm altına alınabilmesi için alacaklının talepte bulunmuş olması ve fazlaya ilişkin kısmın varlığının ispat edilmesi gerekir.
Mahcuz mala istihkak davasının reddedilmesi halinde evvelce verilmiş olan takibin taliki kararı kendiliğinden kalkar. Talik kararı ile durmuş olan takibe kaldığı yerden devam edilir. Mahcuz mala istihkak iddiasının reddine ilişkin icra tetkik mercii kararı kabili temyiz olup temyiz etmekte hukuki yararı olan davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilebilir.

ccc)Mahcuz mala istihkak davası açılmadan önce mahcuz mal paraya çevrilmiş ve icra veznesine giren para henüz haciz alacaklısına ödenmemiş ise; üçüncü kişi mahcuz mala istihkak davasını mahcuz mal bedeli hakkında açabilecektir (m.97/f.9).

ddd) Mahcuz mala istihkak davasının seyri sırasında haczin kalkmış veya mahcuz malın paraya çevrilmiş olması;

· Mahcuz mala istihkak davasının seyri sırasında çeşitli sebeplerden dolayı haciz kalkmış ise; mesela takip konusu borç icra veznesine tamamen ödendiği (m.12) takdirde takip gayesine ulaşmış olacağı için mahcuz mala istihkak davasına konu teşkil eden mal üzerindeki haciz kaldırılır. Bu durumda artık mahcuz mal söz konusu olmadığı için mahcuz mala istihkak davası konusuz hale gelmiş olur. Tetkik mercii istihkak iddiasının yöneltildiği mal üzerindeki haczin kalkması sebebiyle dava konusuz hale gelmiş ise yargılamaya devam edemeyeceği içi esas hakkında hüküm ittihazına mahal bulunmadığı gerekçesiyle davayı usuli bir kararla ret edecektir.
Mahcuz mala istihkak davasının konusuz kalması halinde yargılama giderleri ile m. 97/13. ve 15. fıkralar uyarınca tazminata karar verilip verilemeyeceği hakkında doktrin ve uygulamada farklı görüşler ileri sürülmüştür.

· Tetkik merciince takibin devamına karar verildiğinden mahcuz mala istihkak davasının seyri sırasında mahcuz mal paraya çevrilmiş ve elde edilen satış icra veznesine girmiş ise;
Bu durumda dava konusuz hale gelmiş olmayıp mahcuz mala istihkak davası mahcuz malın satış bedeli üzerinden devam edecektir. Tetkik mercii bu bedelin dava sonuna kadar haciz alacaklısına ödenmemesi veya teminat karşılığında ya da duruma göre teminatsız olarak ödenmesi hususunda ayrıca karar verir (m.97/79 ve f.10).

d-)Kanun Yolları

Mahcuz mala istihkak davası tetkik merciinde açılmakla beraber yapılacak yargımla sıkı şekil şartlarına (m.68-68a) tabi bir yargılama olmayıp bu davaya basit yargılama usulüne göre ve HUMKun genel hükümleri uyarınca bakılır .(m.97/11)
Mahcuz mala istihkak davası mahkemelerde görülen diğer davalar gibi teknik anlamda tam bir dava olup yargılama sonunda davanın reddi veya kabulü hakkında verilen nihai karar tefhim veya tebliğinden itibaren 10 gün içinde temyiz dilebilir (m.363/f.2).
Tetkik mircinin takip hukukuna ilişkin kararlarının temyizi satıştan başka icra takip işlemlerini durdurmaz. Diğer bir deyişle tetkik mercii kararı temyiz edilmiş olsa bile takibe devam edilir sadece mahcuz malın satışı yapılamaz.
Ancak üçüncü kişinin haciz alacaklısına karşı açtığı mahcuz mala istihkak davasının reddine ilişkin tetkik mercii kararının temyizi bakımından kanunda özel bir hüküm mevcuttur. Haciz alacaklısına karşı açılan mahcuz mala istihkak davasını tetkik mercii reddetmiş ise; bu kararı temyiz eden davacı üçüncü kişi icranın geri bırakılması için Yargıtaydan karar alınmak üzere kendisine uygun bir süre verilmesini icra müdüründen teminat karşılığında isteyebilecektir.
Mahcuz mala istihkak davasının kabul veya reddine ilişkin tetkik mercii kararı tefhim veya tebliğinden itibaren 10 gün içinde HUMK daki şartlar dâhilinde kabili temyiz olduğu gibi Yargıtayın tetkik mercii kararını temyizen inceleyerek vereceği karara karşı da 10 gün içinde HUMK m.440442 çerçevesinde tashihi karar(karar düzeltme) yoluna gidilebilecektir.
ILKeR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 07-12-10, 13:29   #8
Banned
 
ILKeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-06-06
Nerden: Nereye Geldik..
Mesajlar: 8,360
Tecrübe Puanı: 0 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000
ILKeR - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Eşya Hukuku

Mahcuz mala istihkak davası icra mahkemesinde görülmekle beraber mahiyet ve muhtevası bakımından tam bir davadır. Bu yüzden mahcuz mala istihkak davasındaki yargılama sıkı şekil şartlarına tabi bir yargılama olmayıp HUMK un genel hükümlerine göre yargılama yapılır. Mahkemede açılan davada olduğu gibi icra mahkemesi hâkimi davada tarafların iddia ve savunmaları ile delillerini HUMK un genel hükümlerine göre inceleyip değerlendirir. Mahcuz mala istihkak davasına karşı davalı haciz alacaklının davacı üçüncü kişiye karşı mütekabilen tasarrufun iptali davası açması halinde dava ve karşı davada tarafların gösterecekleri bütün delilleri tetkik mercii hâkimi serbestçe takdir eder(m.97).
B) MALIN ÜÇÜNCÜ KİŞİ ELİDE İKEN HACİZ EDİLMESİ HALİNDE İSTİHKAK DAVASI

Üçüncü kişinin sadece kendi yedinde iken haciz edilen mallar üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia etmesi halinde icra müdürü üçüncü kişi aleyhine tetkik merciine başvurup istihkak davası açması için alacaklıya 7 günlük bir süre verir.(m.99)
Sadece kendi yedinde iken haciz edilen mallar üzerinde üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunulmuş olması halinde açılacak mahcuz mala istihkak davacısı haciz alacaklısı davalı ise üçüncü kişidir. Borçlu mahcuz mala istihkak davasında taraf değildir.
Haciz alacaklı üçüncü kişinin yedinde iken haciz edilen mal üzerinde istihkak iddiasını dayandırdığı hakka sahip olup olmadığının tespitini talep ederek mahcuz mala istihkak davası açacağı için bu dava bir menfi tespit davasıdır.

Üçüncü kişinin elinde haciz edilen menkul mal takibin yapıldığı icra dairesinin yetki sahası dışında bulunduğu için haciz istinabe yoluyla gerçekleştirilmiş iseistinabe olunun icra dairesinin memuru tarafından haczin yapıldığı yerde düzenlenen haciz tutanağına üçüncü kişinin istihkak iddiası da kaydedilir.İstinabe olunan icra dairesi düzenlediği haciz tutanağını takibin yapıldığı icra dairesine gönderirTakibin yapıldığı icra dairesinin müdürü üçüncü kişi aleyhine tetkik merciine başvurup istihkak davası açması için haciz alacaklıya 7 günlük bir süre verir(m.99/cüm.1).
Alacaklı icra müdürünün bu kararının kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde tetkik mercii hâkimliğinde üçüncü kişi aleyhine mahcuz mala istihkak davası açmaz ise üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır ve haciz kalkar.

Alacaklı icra müdürünün bu kararının kendisine tebliğinden itibaren 7gün içinde tetkik mercii hâkimliğine başvurup üçüncü kişi aleyhine mahcuz mala istihkak davası açarsa yargılamanın nasıl yapılacağı m.99da gösterilmemiştir.

Malın elinde haciz edildiği üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunmuş olası halinde mahcuz mala istihkak davası açma külfetini kanun koyucu haciz alacaklıya yüklemiştir(m.99).
Ancak m.99un varlığı sırasında istihkak iddiasında bulunmuş olan üçüncü kişinin haciz alacaklının dava açmasını beklemeden ona karşı tetkik merciinde mala istihkak davası açmasına engel değildir.
Malın üçüncü kişi elinde iken haciz edilmesi halinde açılacak mahcuz mala istihkak davasının davacısı haciz alacaklı davalısı ise üçüncü kişi olacaktır.

Menkul mal üçüncü kişi elinde iken haciz edildiğinden zilyetlik karinesinden davalı üçüncü kişi yararlanacaktır. Zilyetlik zilyedi olunan menkul mal üzerinde iddia edilen hakkın varlığına karine teşkil eder. Karinenin lehine olduğu davalı üçüncü kişi istihkak iddiasını dayandırdığı mülkiyet veya rehin hakkının varlığını ispat zorunda değildir. Karinenin aksini iddia eden hacizli alacaklı üçüncü kişi elinde iken haciz edilen menkul malın borçluya ait olduğunu veya üçüncü kişinin o mal üzerinde rehin hakkının bulunmadığını ispat yükü altındadır.

a)Hacizli alacaklı üçüncü kişiye karşı tetkik merciinde açtığı mahcuz mala istihkak davasını kazanırsa üçüncü kişinin istihkak iddiasını dayandırdığı hakkın mevcut bulunmadığı anlaşılmış olur. Kararın kesinleşmesi halinde alacaklının talebi üzerine mahcuz mal paraya çevrilecek ve elde edilen meblağdan alacaklı tatmin edilecektir.

b)Haciz alacaklı üçüncü kişiye karşı tetkik merciinde açtığı mahcuz mala istihkak davasını kaybederse üçüncü kişinin istihkak iddiasını dayandırdığı hakkın mevcut bulunduğu anlaşılmış olur. Bu durumda haczin akıbeti üçüncü kişinin istihkak iddiasını dayandırdığı hakkın mahiyetine göre değişecektir.

Üçüncü kişi mahcuz menkulün kendisine ait olduğunu iddia etmiş ve mahcuz mala istihkak davası davalı üçüncü kişi lehine sonuçlanmış ise mahcuz malın borçluya ait olmadığı anlaşıldığından davanın reddine ilişkin tetkik mercii kararının kesinleşmesi üzerine haciz kalkacaktır.

Üçüncü kişi istihkak iddiasını mülkiyetten gayri bir hakka mesela rehin hakkına dayandırmış ise. Menkul mal üzerinde üçüncü kişi lehine rehin hakkının mevcut olması o malın haczedilip paraya çevrilmesine engel değildir.

O halde davalı haciz alacaklının. Üçüncü kişinin rehin hakkının bulunmadığını iddia ederek açtığı mahcuz malı istihkak davasını kaybetmesi haczin kalkmasını gerektirmez. Mahcuz menkul mal haciz alacaklısının talebi üzerine paraya çevrilirken davayı kazanan üçüncü kişinin rehin hakkı da dikkate alınmak gerekecektir. (m.115-m.116)

Haciz alacaklısının üçüncü kişiye açtığı mahcuz mala istihkak davası sonunda tetkik merciince davanın kabul ve ya reddi yönünde verilen nihai karar kabili temyizdir. Tetkik mercii kararının ilişkin olduğu mal ve ya hakkın değeri kanunda öngörülen para sınırını geçtiği takdirde temyiz edilebilecektir. Tetkik merciinin takip hukukuna ilişkin kararları mahkeme kararının temyizine ilişkin HUMK hükümlerine tabidir.



C)BORÇLU İLE ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN MALI BİRLİKTE ELDE BULUNDURMALARI DURUMUNDA İSTİHKAK DAVASI

Borçlu ile(istihkak iddiasında bulunan) üçüncü kişinin(mesela borçlunun eşinin) hacizli malı birlikte ellerinde bulundurmaları hallinde dahi mal borçlunun elinde sayılır (m.97/a.1 c.2). Bu nedenle bu halde de istihkak davası açma külfeti borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran üçüncü kişiye düşer; yani bu halde de(m.99 değil) m.96 ve 97 hükümleri uygulanır.
Borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran üçüncü kişi m.97ye göre alacaklıya karşı açacağı istihkak davasında m.97 1deki karine gereğince malın maliki sayılan borçlunun gerçekten malik olmadığını bilakis malın kendisine ait olduğunu ispat etmekle yükümlüdür.

Ancak borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran üçüncü kişi lehine bir karine konulmuştur: Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibariyle kadın erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve adet sanat meslek veya meşgale icabı olanlar bunlar farz olunur. Bu karinenin aksini ispat külfeti iddia eden kişiye düşer.
Fakat bu karine yalnız ispat bakımındandır. İstihkak davası ama külfeti yine malı borçlu ile birlikte elinde bulunduran üçüncü kişiye düşer. Mesela kocanın borcundan dolayı evinde haczedilen dikiş makinesi borçlunun elinde sayılır ve istihkak davası(dikiş makinesinin kendisine ait olduğunu iddia eden) borçlunun karısı tarafından(alacaklıya) karşı açılır. Fakat dikiş makinesi mahiyeti itibariyle(davacı) kadına ait farz olunur; dikiş makinesinin davacı kadına ait olmadığını(borçlu kocaya ait olduğunu) ispat yükü davalı alacaklıya düşer.
ILKeR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 07-12-10, 13:31   #9
Banned
 
ILKeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-06-06
Nerden: Nereye Geldik..
Mesajlar: 8,360
Tecrübe Puanı: 0 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000
ILKeR - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Eşya Hukuku

Taşınır Rehni

BİRİNCİ AYIRIM
TESLİME BAĞLI REHİN VE HAPİS HAKKI

A. Teslime bağlı rehin

I. Kurulması

1. Alacaklının zilyetliği
Madde 939.- Kanunda öngörülen ayrık durumlar dışında taşınırlar ancak zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle rehnedilebilir.
Rehnedende tasarrufta bulunma yetkisi olmasa bile rehin konusu taşınıra iyiniyetle zilyet olan kimse zilyetlik hükümlerine göre edinimi korunduğu ölçüde rehin hakkı kazanır. Üçüncü kişilerin önceki zilyetlikten doğan hakları saklıdır.
Taşınır fiilen yalnız rehnedenin hâki-miyetinde kaldığı sürece rehin hakkı doğmaz.

2. Ayrık durumlar
Madde 940.- Yetkili makamlar tarafından izin verilen kuruluşlar ile kooperatiflerin alacaklarının güvence altına alınması için zilyetlik devredilmeden de icra dairesinde tutulacak özel sicile yazılmak suretiyle hayvanlar üzerinde rehin kurulabilir. Bu amaçla tutulacak sicil tüzükle belirlenir.
Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde zilyetlik devredilmeden de taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabilir. Rehnin kurulmasına ilişkin diğer hususlar tüzükle belirlenir.

3. Art rehin
Madde 941.- Rehnedilen taşınırın maliki onun üzerinde bir art rehin kurabilir. Bunun için alacağı ödenince rehnedilen taşınırın sonraki alacaklıya teslim edilmesinin rehinli alacaklıya yazılı olarak bildirilmesi gerekir.

4. Alt rehin
Madde 942.- Alacaklı rehinli taşınırı ancak rehnedenin rızasıyla bir başkasına rehnedebilir.

II. Rehnin sona ermesi

1. Zilyetliğin kaybı
Madde 943.- Taşınır rehni alacaklının zilyet olmaktan çıkması ve onu zilyet olan üçüncü kişiden geri alamaz hâle gelmesiyle son bulur.
Taşınır alacaklının rızasıyla fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyeti altında bulunduğu sürece rehnin hükümleri askıda kalır.

2. Geri verme borcu
Madde 944.- Alacağın ödenmesi suretiyle veya başka bir sebeple rehin hakkı sona erince alacaklı rehinli taşınırı hak sahibine geri vermekle yükümlüdür.
Alacaklı alacağının tamamını almadıkça rehinli taşınırı veya onun bir kısmını geri vermek zorunda değildir.

3. Alacaklının sorumluluğu
Madde 945.- Alacaklı rehinli taşınırın kaybolması yok olması veya değerinin azalması yüzünden meydana gelen zararlardan bunların kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat etmedikçe sorumludur.
Rehinli taşınırı kendiliğinden başkasına devir veya rehneden alacaklı bundan doğan bütün zararlardan sorumlu olur.

III. Rehnin hükümleri

1. Alacaklının hakkı
Madde 946.- Alacaklı ödenmeyen alacağının rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ödenmesini isteyebilir.
Rehin hakkı alacaklıya asıl alacak ile birlikte sözleşme faizlerinin takip giderlerinin ve gecikme faizinin güvencesini sağlar.

2. Rehnin kapsamı
Madde 947.- Rehin taşınırı eklentileriyle birlikte kapsar.
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça alacaklı rehinli taşınırın doğal ürünlerini bütünleyici parçası olmaktan çıkınca malike vermekle yükümlüdür.
Rehin paraya çevirme sırasında bütünleyici parça niteliğindeki doğal ürünleri de kapsar.

3. Rehnin sırası
Madde 948.- Aynı taşınır üzerinde birden çok rehin hakkı bulunduğu takdirde alacaklılara rehin haklarının sırasına göre ödeme yapılır.
Rehin hakkının sırası kuruluş tarihine göre belirlenir.

4. Mülkiyetin geçememesi
Madde 949.- Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmü geçersizdir.

B. Hapis hakkı

I. Koşulları

Madde 950.- Alacaklı borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde borç ödeninceye kadar hapsedebilir.
Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa tacirler arasında bu bağlantı var sayılır.
Alacaklı borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur.

II. Ayrık durumlar

Madde 951.- Nitelikleri itibarıyla paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınırlar üzerinde hapis hakkı kullanılamaz.
Alacaklının üstlendiği yükümlülükle veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla veya kamu düzeniyle bağdaşmayan hâllerde de hapis hakkı kullanılamaz.

III. Borç ödemeden aciz

Madde 952.- Alacaklı borçlunun ödemeden acze düşmesi hâlinde alacağı muaccel olmasa bile hapis hakkını kullanabilir.
Borç ödemeden aciz taşınırın tesliminden sonra meydana gelmiş veya daha önce meydana gelmiş olmakla beraber alacaklı bu durumu teslimden sonra öğrenmiş ise; o şeyin belli bir yönde kullanılacağı konusunda alacaklı tarafından yüklenilmiş bir yükümlülük veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla bağdaşmasa bile alacaklı hapis hakkını kullanabilir.

IV. Hükümleri

Madde 953.- Borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de gösterilmezse alacaklı borçluya daha önce bildirimde bulunarak hapsettiği şeylerin teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesini isteyebilir.
Üzerinde hapis hakkı bulunan nama yazılı kıymetli evrakın paraya çevrilmesi için icra dairesi borçlu yerine gerekli işlemleri yapar.
ILKeR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 07-12-10, 13:33   #10
Banned
 
ILKeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-06-06
Nerden: Nereye Geldik..
Mesajlar: 8,360
Tecrübe Puanı: 0 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000 ILKeR 1000
ILKeR - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Eşya Hukuku

İKİNCİ AYIRIM
ALACAKLAR VE DİĞER HAKLAR ÜZERİNDE REHİN

A. Genel olarak

Madde 954.- Başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar rehnedilebilir.
Aksine bir hüküm bulunmadıkça bunların rehni hakkında da teslime bağlı rehin hükümleri uygulanır.

B. Kurulması

I. Senede bağlı olan veya olmayan alacaklarda
Madde 955.- Senede bağlanmış olan veya olmayan alacakların rehni için rehin sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve senede bağlı alacaklarda senedin teslim edilmesi gerekir.
Alacaklı veya rehneden rehni borçluya ihbar edebilir.
Diğer hakların rehninde yazılı rehin sözleşmesiyle birlikte bu hakların devri için öngörülen şekle uyulması gerekir.

II. Kıymetli evrakta

Madde 956.- Hamile yazılı senetlerin rehni için senetlerin rehin alacaklısına teslimi yeterlidir.
Diğer kıymetli evrakın rehni için senedin ciro edilmiş veya yazılı devir beyanı yapılmış olarak teslimi gerekir.

III. Emtiayı temsil eden senetlerde

Madde 957.- Emtiayı temsil eden kıymetli evrakın rehnedilmesiyle emtia üzerinde rehin hakkı doğar.
Emtiayı temsil eden senetten başka özel bir rehin senedi (varant) düzenlenmişse rehinli alacak miktarının ve muaccel olduğu tarihin senet üzerine yazılmış olması koşuluyla rehin senedinin rehnedilmiş olması yeterlidir.

IV. Art rehin

Madde 958.- Rehinli bir alacak üzerinde sonra gelen bir rehnin kurulması ancak rehnedenin veya sonra gelen rehin alacaklısının durumu önce gelen rehin alacaklısına yazılı olarak bildirmesi hâlinde geçerlidir.

C. Hükümleri

I. Rehnin kapsamı

Madde 959.- Faiz veya kâr payı gibi dönemsel gelir getiren alacakların rehnedilmiş olması hâlinde aksi kararlaştırılmış olmadıkça bunlardan yalnız vadeleri henüz gelmemiş olanlar rehnin kapsamına girer ve rehin vadeleri geçmiş olan edimleri kapsamaz.
Bu tür yan edimler için özel senetler düzenlenmiş ise aksi kararlaştırılmış olmadıkça bunların rehin kapsamına girmesi şekil koşullarına uygun olarak rehnedilmelerine bağlıdır.

II. Rehinli pay senetlerinin temsili

Madde 960.- Ortaklık genel kurulunda rehinli pay senetlerini temsil etmek yetkisi rehin alacaklısına değil pay sahibine aittir.

III. Yönetim ve ödeme

Madde 961.- Özenli bir yönetim rehnedilmiş alacağın muacceliyetinin ihbarını ve tahsil edilmesini gerekli kılıyorsa alacaklı bu işlemleri yapabilir; rehin alacaklısı da alacaklıyı bu işlemlerin yapılmasına zorlayabilir.
Rehin kendisine ihbar edilmiş olan borçlu borcunu asıl alacaklıya veya rehin alacaklısına ancak diğerinin rızasıyla ödeyebilir.
Bu rızanın bulunmaması hâlinde borçlu borcunu tevdi etmekle yükümlüdür.
ILKeR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

  • Submit Thread to Digg Digg
  • Submit Thread to del.icio.us del.icio.us
  • Submit Thread to StumbleUpon StumbleUpon
  • Submit Thread to Google Google
  • Bookmarks

    Seçenekler
    Stil

    Yetkileriniz
    You may not post new threads
    You may not post replies
    You may not post attachments
    You may not edit your posts

    BB code is Açık
    Smileler Açık
    [IMG] Kodları Açık
    HTML-KodlarıKapalı
    Trackbacks are Açık
    Pingbacks are Açık
    Refbacks are Açık



    Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:15 .


    Powered by vBulletin Version 3.8.7
    Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
    Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
    Sohbet ve Sohbet odalari sitesi

    Sohbet Chat Forum Oyunlar1