hoSSohbeT.com  Sohbet  forumlari

Anasayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   hoSSohbeT.com Sohbet forumlari > Sevgi - Aşk - Tutku > Forum Kahvesi > Hayat Bilgisi / Kişisel Gelişim
Kayıt ol Yardım Sohbet Gazete oku Diyetsaglik Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Hayat Bilgisi / Kişisel Gelişim Hayat Bilgisi



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14-11-06, 19:44   #1
Özel Erkek Üye
 
Üyelik tarihi: 20-03-05
Yaş: 12
Mesajlar: 16,863
Tecrübe Puanı: 123506 hoSSohbeT 1000 hoSSohbeT 1000 hoSSohbeT 1000 hoSSohbeT 1000 hoSSohbeT 1000 hoSSohbeT 1000 hoSSohbeT 1000 hoSSohbeT 1000 hoSSohbeT 1000 hoSSohbeT 1000 hoSSohbeT 1000
FELSEFE NEDİR? FELSEFENİN DOĞUŞU

FELSEFE NEDİR? FELSEFENİN DOĞUŞU

Felsefe nedir? Tüm sorular arasında belki de en belirleyici olan bu felsefi soruya, «felsefe» ve “filozofi” kelimelerinin savruk bir biçimde kullanıldığı («işletme felsefesi», «spor felsefesi», “yeni fılozoflar”, vb.), günümüz dilindeki çeşitli anlamlarını sıralamaya çalışarak veya Antikçağ'dan günümüze felsefe tarihinin köşe taşlarını oluşturan farklı sistemleri inceleyerek cevap verilebilir. Bu terimlerin anlamındaki çok değişik çeşitlemelerin ötesinde, felsefenin özünü ve onun devamlı temalarını ortaya koymak uygun olacaktır.
«Felsefe nedir» sorusuna, bu kelimenin etimolojisi temel alınarak cevap verilebilir: Yunanca filosofia Arapçada felsefe olmuş, oradan da aynen Türkçeye geçmiştir. Yunanca, filo «seviyorum»; sofia ise «bilgelik» demektir. Dolayısıyla felsefe «bilgelik aşkı»dır. Ancak felsefesi aşk olan bu bilgeliğin ne olduğu sorusuna cevap bulmak gerekiyor. Öte yandan, felsefe Yunanistan'da doğduysa, ne zamandan beri var, hangi biçimler altında ortaya çıkmış ve nihayet birtakım filozoflar yaşadıysa ve hâlâ da yaşıyorsa, bunlar kim ve özgül faaliyetleri ne?
Bu sorulara nesnel ve yansız bir cevap vermek mümkün değil. Nitekim felsefî öğretiler ve filozoflar öylesine çeşitlidir ki, bir ikilemle karşı karşıya kalınır. Ya bu öğretilerden biri veya diğerince önceden titiz bir biçimde hazırlanmış ve tüm felsefeyi a priori (ön- sel) olarak içeren tek bir cevap verilir ki, bu durumda cevap kendi içinde tutarlı, ancak bütünü itibarıyla tek bir öğretinin üstünlüğüne tabi olacaktır; veya zorunlu olarak kısmî, dağınık ve hatta kendi aralarında çelişkili, olası bir cevap yelpazesi önerilecektir. Bu durumda ansiklopedik bütün, kendi içinde birçok tutarsızlık barındıracaktır. İşte şimdi ünlü Fransız felsefe profesörü Jules Lachelier'nin, 1864'te Paris Yüksek Öğretmen Okulu'nda dersine başlarken, bilinçli bir kışkırtıcılık taşıyan şöyle bir itirafta bulunması daha kolay anlaşılabilir: «Felsefe nedir? Bilmiyorum.» Gerçekten felsefenin ne olduğunu söyleyebilmek için, her şey den önce felsefenin belli bir tarzda olduğunu veya var olduğu veri olarak almak gerekir. Ne var ki felsefenin katılığı, filan yarın tek başına filozofu ete kemiğe büründürdüğünü veya falan öğretinin, tüm diğerlerini dışlayarak yetkin bir biçimde felsefeyi tem sil ettiğini a priori olarak kabul etmeyi yasaklar. Buna karşılık ş varsayım ele alınabilir: felsefenin ilk hareket noktasını oluştura fikir, yüzyıllar boyunca, hiçbiri gerçekte mükemmel ve kesin b' sonuca ulaşamamış birtakım araştırmalar doğurmaktan geri durmamıştır.
lşte bu anlamdadır ki, Kant 'a göre, çoğul olarak birtakım filozoflardan değil de, tekil olarak filozoftan söz etmek gerekir; çünkü bu kelime, diyordu Kant, «bir saf fikri» ve hatta deyim yerin deyse bir ideali «karakterize eder». Ve yine bu anlamda felsefeyi muazzam çeşitliliklerine rağmen, ortaya çıkışı haklı veya haksız bir biçimde «felsefe tarihi» olarak adlandırılan şeyi oluşturan filozofları ve öğretileri birbirine bağlayan ve tek bir proje altında bir araya getiren bir fikir olarak bakabiliriz.
FELSEFENİN DOĞUŞU

MÖ VI. yy başlarında, Antik Yunan'da, daha doğrusu lyonya'da Millet'te (Anadolu'da Eski Yunan kolonisi), «bilge» niteliğini yalnızca tanrılara özgü gören birtakım insanlar, kendilerini filozof yani yalnızca bilgelik «dostları» ilan ettiler. Bu eski geleneğe göre, olaylarla ve görünüşlerle ilgilenmeyip, her şeyin ilkesi'ı olan şeyi araştıranları ifade eden flosofos kelimesini Pitagoras ortaya atmıştır.
Bu filozoflardan ilki olan Miletli Tales (yaklaşık MÖ 624-54'', hiçbir şey yazmamıştır. Bilinen tek şey ona göre, doğanın ilk öğesi olan sudur; bu öğe Anaksimandros 'a göre sonsuzluk; Anaksimenes 'e göre hava, Herakleitos 'a göreyse ateştir. Gerçekten de, doğuşundan itibaren felsefe, dünyanın kökenine ilişkin kozmogonik inanmışlara karşı, doğa bilimi veya gerçek bilgisi olarak kendini göstermiştir. Ve işte insana doğal öğelerin içinde, tanrılarla hayvanlar arasında, hak ettiği yerde bilgece durma imkân verecek olan da bu bilgidir.
Yine bu bakış açısına göre felsefe, daha ilk dönemlerden itibaren, öğrencilerine bilgelik yoluyla esenlik sağlamayı hedefleyen özgül bir faaliyet olarak tasarlanmıştır. Latinlerin sapientia adını verdikleri bu bilgelikle (sofia) kastedilen nedir? Eski filozofların tamamına göre, diyecektir Cicero ; «gerek ilahî ve insanî şeylerin, gererekse bunların dayandıkları ilkelerin bilimidir (veya bunların tam ve derinlemesine tanınmasıdır)»:.Oysa insanlar sitesinde başka? hiçbir faaliyet böylesi tutkulu bir proje ortaya koymamaktadır. Bu bağlamda, filozoflar ve filozof olmayanlar şu fikir üzerinde zımnen anlaşmaktadırlar: eğer felsefe diye bir şey varsa ve boş bir; kelime değilse, filozof da ilahî akılla şu veya bu ölçüde ilişki içinde bir varlık olmalıdır. Bu nedenledir ki, ortaya çıkışlarından itibaren filozoflar, projeleri ölçüsünde alay konusu olmuş, mahkemelere düşmüş ve mahkûm olmuşlardır. Yine de ilk felsefî dünya görüşlerinin gözü pekliği belli bir şiirsellikle örtülüdür. Bu, özellikle MÖ VI. yy sonlarında Sokrates 'ten önceki dilde belirgindir: Karanlık (Skoreinos) olarak anılan Herakleitos 'a göre, doğanın evrensel yasası, «karşıtların birliği» yasasıdır. Bu oluş filozofuna göre, “her şey akar” (panta rheı) . Elealı Parmenides 'e göre, tam tersine; «yalnızca varlık mutlak, tek, sabit ve sonsuzdur». Empedokles 'e göreyse, ilk birliği kıran ve hava, ateş, sonra su ve toprak biçimindeki dört öğesiyle dünyayı meydana getirmiş olan anlaşmazlıktır. Bize yalnızca kimi bölümleri ulaşmış olan bu destanlar, henüz şiir ve °°°°fizik karışımı bir yerdedir; bu da bu düşünürlere, baskı görme korkusu duymaksızın, doğaya ilişkin düşüncelerini ifade etme imkânı vermiştir.
__________________
http://www.hossohbet.com/sohbet.htm
hoSSohbeT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

  • Submit Thread to Digg Digg
  • Submit Thread to del.icio.us del.icio.us
  • Submit Thread to StumbleUpon StumbleUpon
  • Submit Thread to Google Google
  • Bookmarks

    Seçenekler
    Stil

    Yetkileriniz
    You may not post new threads
    You may not post replies
    You may not post attachments
    You may not edit your posts

    BB code is Açık
    Smileler Açık
    [IMG] Kodları Açık
    HTML-KodlarıKapalı
    Trackbacks are Açık
    Pingbacks are Açık
    Refbacks are Açık


    Benzer Konular
    Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
    ÖNEMLİ::Atatürkçülük Nedir? Yayamaz Kayimca Bilelim - Öğrenelim 1 12-12-06 21:50
    Simya NediR? wampiRRella Forum Kahvesi 3 19-10-06 12:47
    felsefe historik Genel Kültür Bilim Tarih 0 23-12-05 01:24


    Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:52 .


    Powered by vBulletin Version 3.8.7
    Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
    Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
    Sohbet ve Sohbet odalari sitesi

    Sohbet Chat Forum Oyunlar1