hoSSohbeT.com  Sohbet  forumlari

Anasayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   hoSSohbeT.com Sohbet forumlari > Tarih Kültür Sanat Forumu > Genel Kültür Bilim Tarih > Genel Tarih
Kayıt ol Yardım Sohbet Gazete oku Diyetsaglik Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Genel Tarih Osmanlı Tarihi, İslam Tarihi, Dünya Tarihi ve Türk Tarihi Paylaşımlarımız



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24-03-11, 10:50   #1
Psikolojik Deli
 
PySSyCaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29-08-07
Nerden: Bermuda Üçgeninden
Mesajlar: 15,513
Tecrübe Puanı: 211514 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000
Çanakkale Zaferi (Çanakkale ilgili konular burada toplanıcaktır)

__________________
Eğil kulak ver ceddine TÜRKE kefen biçmek hangi itin haddine..!!!


PySSyCaT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 24-03-11, 10:51   #2
Psikolojik Deli
 
PySSyCaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29-08-07
Nerden: Bermuda Üçgeninden
Mesajlar: 15,513
Tecrübe Puanı: 211514 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000
Cevap: Çanakkale Zaferi (Çanakkale ilgili konular burada toplanıcaktır)

PySSyCaT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 24-03-11, 10:51   #3
Psikolojik Deli
 
PySSyCaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29-08-07
Nerden: Bermuda Üçgeninden
Mesajlar: 15,513
Tecrübe Puanı: 211514 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000
Cevap: Çanakkale Zaferi (Çanakkale ilgili konular burada toplanıcaktır)


ZAFERİN 92. YILI BÖYLE KUTLANIYOR

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in eşliğindeki
sporcular, Gelibolu'dan getirdikleri toprak, deniz suyu ve Türk Bayrağı'nı
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e sunacaklar.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve kimi bakanların da katılacağı kutlama
törenleri, Çanakkale 18 Mart Stadı'nda yapılacak.
Kutlamalar kapsamında Şehitler Abidesi'nde de tören düzenlenecek.
Şehitler Abidesi Temsili Türk Şehitliği, Anıt Liman (Morta Koyu), Gelibolu
Yarımadası Tarihi Milli Parkı yolları ile Namazgah Tabyası'nın açılışı,
Başbakan Erdoğan tarafından yapılacak.

Çanakkale Deniz Zaferi'nin 92. yıldönümü kutlamaları kapsamında Ankara'da
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı'nda da bir tören düzenlenecek.

Ankara Garnizonu'nda görevli Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ve
aileleri,askeri okul öğrencileri ile şehit yakınları ile protokolde yer alanlar,
Anıtkabir'e giderek Atatürk'ün mozolesine çelenk bırakacaklar.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, gün dolayısıyla
Van'da Zeve Şehitliği'nde düzenlenecek çelenk koyma törenine katılacak.

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Balıkesir Garnizon Şehitliği'nde, yıldönümü ve
gün dolayısıyla düzenlenen törende bulunacak, ''Devlet Övünç Madalyası
Töreni''nde şehit yakınları ile gazilere madalya verecek.


KKTC'de, ''18 Mart Şehitleri Anma Günü'' çerçevesinde düzenlenecek
törenlerde şehitler anılacak. Girne Boğaz Şehitliği'ndeki törene, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat dakatılacak.

İzmir Kadifekale Şehitliği'ne çelenk bırakılacak ve Devlet Övünç Madalyası
töreni yapılacak.

Limon suyuyla yazılmış kurtuluş mektupları



Kurtuluş Savaşı'nda Afyonkarahisar'ın Sinanpaşa ilçesinden istihbarat sağlayan Haydar Ağa'nın limon suyuyla yazdığı mektuplar, vatanın kolay kazanılmadığını bir kez daha gösteriyor.

Kurtuluş Savaşı'nı sona erdiren Büyük Taarruz emrinin verildiği Afyonkarahisar'daki Türk istihbarat timleri limon suyuyla yazılmış mektuplarla haberleşiyordu.

Sinanpaşa ilçesi ve çevre köylerindeki düşman askerlerinden edindiği bilgileri, Sandıklı'daki Fahrettin Altay Paşa'ya ulaştıran Haydar Ağa ise istihbarat görevlilerinden sadece biri...

Haydar Ağa, toplanan istihbarat bilgilerini limon suyuyla kağıt üzerine dökerek, mektubun düşman askerlerinin ele geçmesi durumunda boş sanılarak dikkat çekmemesini sağlıyordu.

Beyaz kağıt üzerine limon suyuyla yazılan bilgiler ateşe tutulduğunda görülür hale geliyor ve yetkili kişilerce okunuyordu.

Limon suyuyla yazılan mektuplar, ekmekler içinde gerekli yerlere ulaştırılırken, okunduktan sonra ateşte yakılarak imha ediliyordu.

HAYDAR AĞA'NIN TEK TORUNU

Türk kuvvetlerine istihbarat sağlayan Haydar Ağa'nın hayattaki tek torunu 63 yaşındaki Fevzi Varol, yaptığı açıklamada, Kurtuluş Savaşı'nda istihbaratçı olan dedesiyle her zaman gurur duyduğunu belirtti.

Dedesinin emrinde çalıştığı Fahrettin Altay Paşa ile tanışma fırsatı bulduğunu bildiren Varol, dedesinden kalma birçok anısının bulunduğunu söyledi.

Varol, dedesinin Fahrettin Altay Paşa'ya bir mektubunda, ''Paşam, çevremizde Yunan askerlerinde bir hareketlilik göremiyorum, ancak dün gördüğüm düşte Çanakkale şehitlerimizin bizimle birlikte olduğudur'' diye yazdığını, bu satırları unutamadığını ifade etti.

Dedesinin çevre köylerde de sevilen bir insan olduğunu vurgulayan Varol, dedesinin himayesinde Çakal Bölüğü diye adlandırılan 60 kişilik bir istihbarat timinin olduğunu kaydetti.

Haydar Ağa'nın kullandığı evde bugün torunu Fevzi Varol ile onun torunları yaşıyor.
PySSyCaT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 24-03-11, 10:53   #4
Psikolojik Deli
 
PySSyCaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29-08-07
Nerden: Bermuda Üçgeninden
Mesajlar: 15,513
Tecrübe Puanı: 211514 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000
Cevap: Çanakkale Zaferi (Çanakkale ilgili konular burada toplanıcaktır)

PySSyCaT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 24-03-11, 10:56   #5
Psikolojik Deli
 
PySSyCaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29-08-07
Nerden: Bermuda Üçgeninden
Mesajlar: 15,513
Tecrübe Puanı: 211514 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000
Cevap: Çanakkale Zaferi (Çanakkale ilgili konular burada toplanıcaktır)

Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu

Valideciğim,
Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi!
Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. Tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmesi, bana, annemden gelen mektubu selamlıyor gibi geldi. Hepsi benden tarafa doğru eğilip kalkıyordu ve beni, annemden mektup geldi diyerek tebrik ediyorlardı.
Gözlerimi biraz sağa çevirdim güzel bir yamacın eteklerindeki muhteşem çam ağaçları kendilerine mahsus bir seda ile beni tebşir ediyorlardı. Nazarlarımı sola çevirdim cığıl cığıl akan dere, bana validemden gelen mektuptan dolayı gülüyor, oynuyor, köpürüyordu... Başımı kaldırdım, gölgesinde istirahat ettiğim ağacın yapraklarına baktım. Hepsi benim sevincime iştirak ettiğini, yaptıkları rakslarla anlatmak istiyordu. Diğer bir dalına baktım, güzel bir bülbül, tatlı sedasile beni teşhir ediyor ve hissiyatıma iştirak ettiğini ince gagalarını açarak göstermek istiyordu.
İşte bu geçen dakikalar anında, hizmet eri:
-Efendim, çayınız, buyurunuz, içiniz, dedi.
-Pekala, dedim. Aldım baktım, sütlü çay...
-Mustafa bu sütü nereden aldın? dedim.
-Efendim, şu derenin kenarında yayıla yayıla giden sürü yok mu?
-Evet, dedim. Evet ne kadar güzel.
-İşte onun çobanından 10 paraya aldım.
Valideciğim, on paraya yüz dirhem süt, hem de su katılmamış. Koyundan şimdi sağılmış, aldım ve içtim.
Fakat bu sırada düşünüyorum. Ben validemin sayesinde onun gönderdiği para ile böyle süt içeyim de, annem içmesin, olur mu? Şevket neden içmiyor?
Fakat yukarıdaki bülbül bağırıyordu: "Validen kaderine küssün, ne yapalım. O da erkek olsaydı, bu çiçeklerden koklayacak, bu sütten içecek, bu ekinlerin secdelerini görecek ve derenin aheste akışını tetkik edecek ve çıkardığı sesleri duyacak idi."
Şevket merak etmesin, o görür, belki de daha güzellerini görür.
Fakat valideciğim, sen yine müteessir olma. Ben seni, evet seni mutlaka buralara getireceğim. Ve şu tabii manzarayı göstereceğim. Şevket, Hilmi de senin sayende görecektir.
O güzel çayırın koyu yeşil bir tarafında, çamaşır yıkayan askerlerim saf saf dizilmişler. Gayet güzel sesli biri ezan okuyordu.
Ey Allah'ım, bu ovada onun sesi be kadar güzeldi. Bülbül bile sustu, ekinler bile hareketten kesildi, dere bile sesini çıkarmıyordu.
Herkes, her şey, bütün mevcudat onu, o mukaddes sesi dinliyordu. Ezan bitti. O dereden ben de bir abdest aldım. Cemaat ile namazı kıldık. O güzel yeşil çayırların üzerine diz çöktüm.
Bütün dünyanın dağdağa ve debdebelerini unuttum.
Ellerimi kaldırdım, gözlerimi yukarı diktim, ağzımı açtım ve dedim :
-Ey Türklerin Ulu Tanrısı! Ey şu öten kuşun, şu gezen ve meleyen koyunun, şu secde eden yeşil ekin ve otların, şu heybetli dağların Halkı! Sen bütün bunları Türklere verdin. Yine Türklerde bırak. Çünkü böyle güzel yerler, seni takdis eden ve seni ulu tanıyan Türklere mahsustur.
"Ey benim Yarabbim! Şu kahraman askerlerin bütün dilekleri; ism-i celalini İngilizlere ve Fransızlara tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği ihsan eyle, ve huzurunda titreyerek, böyle güzel ve sakin bir yerde sana dua eden biz askerlerin süngülerini keskin, düşmanlarını zaten kahrettin ya, bütün bütün mahveyle!"
Diyerek bir dua ettim ve kalktım. Artık benim kadar mes'ut, benim kadar mesrur bir kimse tasavvur edilemezdi.
Dünyanın en güzel yerleri burası imiş. Yalnız bu memleketlerde düğün olmuyor. İnşallah düşman asker çıkarır da, bizi de götürürler, bir düğün yaparız, olmaz mı?
Kadir'e mektup yazdım.
Valideciğim, evdeki senet vesaireyi kimselere kat'iyyen vermeyin ve sorarlarsa biz bilmiyoruz deyin.
Çantayı al, sandığa koy. Ben sana vaktiyle anlatmış idim., bu dünya böyledir.
Fakat sen merak etme. O parayı vermese, adliyedeki adam vermezdi. Hani nasıl aldık. Yalnız zaman ister.
Valideciğim, çamaşır falan istemem, paralarım duruyor, Allah razı olsun.
Oğlun
Hasan Etem
4 Nisan 1331
(17 Nisan 1915)
PySSyCaT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 24-03-11, 10:56   #6
Psikolojik Deli
 
PySSyCaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29-08-07
Nerden: Bermuda Üçgeninden
Mesajlar: 15,513
Tecrübe Puanı: 211514 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000
Cevap: Çanakkale Zaferi (Çanakkale ilgili konular burada toplanıcaktır)



ADANA (842)

ADIYAMAN (11)

AFYON (95)

AKSARAY (285)

AMASYA (32)

ANKARA (1772)

ANTALYA (183)

ARTVİN (10)

AYDIN (1746)

BALIKESİR (2779)

BARTIN (254)

BAYBURT (21)

BİLECİK (854)

BİNGÖL

BİTLİS (59)

BOLU (1405)

BURDUR (606)

BURSA (3737) ( En fazla şehit veren ilimiz )

ÇANKIRI (972)

ÇANAKKALE (1788)

ÇORUM (1333)

DENİZLİ (2195)

DİYARBAKIR (49)

EDİRNE (858)

ELAZIĞ (159)

ERZİNCAN (282)

ERZURUM (109)

ESKİŞEHİR (843)

GAZİANTEP (502)

GİRESUN (114)

GÜMÜŞHANE (39)

HATAY (283)

İÇEL (1218)

ISPARTA (55)

İSTANBUL (1648)

İZMİR (1720)

KAHRAMANMARAŞ (213)

KARAMAN (455)

KARS (1)

KASTAMONU (2425)

KAYSERİ (771)

KIRIKKALE (232)

KIRKLARELİ (366)

KIRŞEHİR (448)

KOCAELİ (583)

KONYA (2488)

KÜTAHYA (1487)

MALATYA (141)

MANİSA (2174)

MARDİN (7)

MUĞLA (671)

MUŞ (7)

NEVŞEHİR (525)

NİĞDE (509)

ORDU (56)

RİZE (71)

SAKARYA (526)

SAMSUN (44)

SİİRT (40)

SİNOP (1488)

SİVAS (25)

TEKİRDAĞ (646)

TOKAT (47)

TRABZON (155)

TUNCELİ (30)

URFA (383)

UŞAK (818)

VAN (36)

YOZGAT (661)

ZONGULDAK (753)



TOPLAM : 48148


Alıntı
PySSyCaT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 24-03-11, 10:57   #7
Psikolojik Deli
 
PySSyCaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29-08-07
Nerden: Bermuda Üçgeninden
Mesajlar: 15,513
Tecrübe Puanı: 211514 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000
Cevap: Çanakkale Zaferi (Çanakkale ilgili konular burada toplanıcaktır)


"KINALI ALİ"



Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da onlarla sohbet ediyor, "Nerelisin?" gibi sorular soruyordu. Gözleri bir ara, saçının ortası sararmış bir delikanlıya takıldı. Yanına çağırdı ve merakla sordu: "Adın ne senin evladım?"



"Ali, komutanım." "Nerelisin?" "Tokatlıyım, komutanım, Tokat'ın Zile kazasındanım..." "Peki evladım, bu kafanın hali ne? Saçlarının ortası neden kırmızı boyalı böyle?" "Cepheye gelmeden önce, anam saçıma kına yaktı komutanım. Neden yaktığını da bilmiyorum."



"Peki" dedi üsteğmen. "Gidebilirisin Kınalı Ali." O günden sonra Ali'nin adı, Kınalı Ali oldu. Cephede tüm arkadaşları Kınalı Ali demekle yetinmiyor, saçındaki kınayı da alay konusu yapıyorlardı. Kınalı Ali, arkadaşlarına karşı sevecen ve dürüst tutumu sayesinde, kısa sürede hepsinin sevgisini kazandı. Bir gün memleketine mektup göndermek için arkadaşlarından yardım istedi. "Anama, babama burada iyi olduğumu bildirmek istiyorum. Ama okumam yazmam yok. Biriniz yardım edebilir misiniz?"



Biri değil, birçok arkadaşı yardıma geldi. "Sen söyle biz yazalım" dediler. Kınalı Ali söylüyor, bir arkadaşı yazıyor, diğeri de söylenenlerin doğru yazılıp yazılmadığını denetliyordu.

"Sevgili anacığım, babacığım hasretle ellerinizden öperim. Ben burada çok iyiyim, beni sakın merak etmeyin." Kız kardeşini, kendinden küçük erkek kardeşinin sağlığını ve hatırını sorduktan sonra, köydeki herkesin burnunda tüttüğünü ve kimsenin kendisini merak etmemesini söyledikten sonra, "Biz burada var oldukça bilesiniz ki düşman bir adım bile ilerleyemeyecektir" cümlesi ile bitiriyordu.



Tam zarf kapatılırken, Ali, "İki üç satır daha ekleteceğini" söyleyerek, mektubun sonuna şunları yazdırdı: "Anacığım, beni buraya gönderirken kafama kına yaktın ama, burada komutanlarım da, arkadaşlarım da benle hep dalga geçiyorlar. Cepheye gitmek sırası yakında inşallah kardeşim Ahmet'e gelecek, Onu gönderirken sakın kına yakma saçına. Burda onunla da dalga geçmesinler. Tekrar ellerinden öperim anacığım."



Gelibolu'da savaş giderek şiddetleniyordu. İngilizler, kesin sonuç almak için tüm güçleriyle yükleniyorlardı. Cephede savaşan askerlerimiz önceleri birer, birer, sonraları beşer, beşer, onar, onar şehit oluyorlardı. Gelibolu düşmek üzereydi. Kınalı Ali'nin komutanı, bu durum karşısında çaresizdi. Kendi bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildi. Genç erlerine insan bedeninin süngü ve mermilerle orak gibi biçildiği bu cepheye göndermek zorunda kalmaması için Allah'a dua ediyordu.

Komutanlarını düşünceli ve sıkıntılı gören Kınalı Ali ve arkadaşları, komutanlarına gidip, ondan kendilerini cepheye göndermesini istediler. Askerlerinin ısrarları üzerine komutanları daha fazla direnemedi ve ölüme gönderdiğini bile, bile bu isteklerini kabul etmek zorunda kaldı. Kınalı Ali ve arkadaşları, sevinç çığlıkları atarak cepheye, bile bile ölüme gidiyorlardı. O gün güle oynaya Gelibolu cephesinde ölümle buluşacakları yere koşan Kınalı Ali'nin bölüğünden tek kişi geri dönmedi. Gidenlerin tümü şehit olmuştu.



Bu olaydan kısa bir süre sonra Kınalı Ali'ye anne, babasından mektup geldi. Onun yerine komutanı aldı mektubu ve buruk bir ifade ile okumaya başladı. Cepheye gitmeden önce arkadaşlarına yazdırdığı mektubuna aile adına babası yanıt veriyordu.



"Oğlum Ali, nasılsın, iyi misin? Gözlerinden öperim, selam ederim. Öküzü sattık, parasının yarısını sana gönderiyoruz, yarısını da yakında cepheye gidecek küçük kardeşine veriyoruz. Şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum. Fazla yorulmuyorum da. Sen sakın bizi düşünme." Babası mektupta köydeki herkesten akrabalarından haberler verdikten sonra "şimdi ananın sana diyeceği var" diyerek sözü ona bırakıyordu.



Mektubun bundan sonraki bölümü Kınalı Ali'nin anasının ağzından yazılmıştı, şöyle diyordu anası:

"Oğlum Ali, yazmışsın ki, kafamdaki kınayla dalga geçtiler. Kardeşime de yakma demişsin. Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga geçmesinler. Bizde üç işe kına yakarlar;



1- Gelinlik kıza. Gitsin ailesine, çocuklarına kurban olsun diye.

2- Kurbanlık koça. Allah'a kurban olsun diye.

3- Askere giden yiğitlerimize. Vatana kurban olsun diye. Gözlerinden öper, selam ederim. Allah'a emanet olun."
PySSyCaT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 24-03-11, 10:58   #8
Psikolojik Deli
 
PySSyCaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29-08-07
Nerden: Bermuda Üçgeninden
Mesajlar: 15,513
Tecrübe Puanı: 211514 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000
Cevap: Çanakkale Zaferi (Çanakkale ilgili konular burada toplanıcaktır)


Üsteğmen Zahid'in Vasiyeti


"Bu günlerde her zamankinden daha önemli muharebelere gireceğiz. Bilirsin , her muharebeye giren ölmez. Fakat eğer ben ölürsem sakın gam yeme... Beni ve seni yaratan Allah bizi nasıl dünyada birbirimize nasib etti ise , benden şehitlik rütbesini esirgemediği taktirde , elbette , ruhlarımızı da birbirine kavuşturur. Vatan yolunda şehit olursam bana ne mutlu. Ancak , sana bir vasiyetim var :

Birincisi benim için kat’iyyen ağlama...

İkincisi, eşyamın listesi ilişikte. Bunları sat , ele geçecek paradan "mihr-i muaccel" ve "mihr-i müeccel" ini al , üst tarafı ile bana bir mevlüt okut. Eğer bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma..."

Ayrıca mektubun içinden kırmızı kordelaya bağlı bir de saç demeti çıkar. Saçın tazeliği bunun mini mini bir yavrunun başından kesilmiş olduğunu göstermektedir.

İşte o zaman herkes Zahid’in evli olduğunu ve Nadide isminde de bir yavrusunun varlığını öğrenir. Çünkü Zahid Üsteğmen cepheye gelirken arkasında evlad ü iyal düşüncesini de bırakmıştır. Ve savaş boyunca ne izin isteyerek evine gitmeyi düşünmüş ne de o konuda iki çift laf etmiştir.

Zahid , 9 Ocak 1916’da şehit olur.

Gümüşhane' nin Şiran ilçesinden Üsteğmen Zahid , Aziziye ilçesinin Kılıç Mehmet Bey köyünden Ahmet Efendi’nin kızı, eşi Hanife Hanım'a yazdığı ve vasiyetini bildirdiği mektubunu şu cümle ile bitirir :

“Bu vasiyetimi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim.”
PySSyCaT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

  • Submit Thread to Digg Digg
  • Submit Thread to del.icio.us del.icio.us
  • Submit Thread to StumbleUpon StumbleUpon
  • Submit Thread to Google Google
  • Bookmarks

    Seçenekler
    Stil

    Yetkileriniz
    You may not post new threads
    You may not post replies
    You may not post attachments
    You may not edit your posts

    BB code is Açık
    Smileler Açık
    [IMG] Kodları Açık
    HTML-KodlarıKapalı
    Trackbacks are Açık
    Pingbacks are Açık
    Refbacks are Açık



    Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:32 .


    Powered by vBulletin Version 3.8.7
    Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
    Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
    Sohbet ve Sohbet odalari sitesi

    Sohbet Chat Forum Oyunlar1