hoSSohbeT.com  Sohbet  forumlari

Anasayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   hoSSohbeT.com Sohbet forumlari > Tarih Kültür Sanat Forumu > Genel Kültür Bilim Tarih > Genel Tarih
Kayıt ol Yardım Sohbet Gazete oku Diyetsaglik Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Genel Tarih Osmanlı Tarihi, İslam Tarihi, Dünya Tarihi ve Türk Tarihi Paylaşımlarımız



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 23-03-11, 16:04   #1
Psikolojik Deli
 
PySSyCaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29-08-07
Nerden: Bermuda Üçgeninden
Mesajlar: 15,513
Tecrübe Puanı: 211514 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000
Kahramanlar / Kınalı Hasan

Kahramanlar / Kınalı Hasan

Çanakkale, bir ölüm kalım savaşıydı.
Çanakkale, bir saldırıya karşı, etten ve kemikten bir savunmaydı.
Ülkenin her köşesinden, dağ başlarından, köylerden kopup gelen çocuk yaşta gençlerin, ana kuzuların arslana dönüştüğü yerin adıydı Çanakkale.

Ana kuzuları, Kınalı Kuzular...
Anneler, kuzularını kınalayarak gönderiyorlardı Çanakkaleye.
Her kınalı kuzu, bir kahramandı, bir destandı.

Yozgatlı Hasan’da bunlardan biriydi.
Anresi, saçlarını kınalayıp göndermişti cepheye.
“Haydi yavrum, köyüne, nişanlına veda et; Sabanını, tarlanı, herşeyini feda et; O silâha sarıl ki, böyle günde bir erkek bir dualı demirden başka bir şey kullanmaz.
Bunu tutan bir bilek, Köleliğin uğursuz zincirine uzanmaz.
Git evladım, yıllarca ben oğulsuz kalayım, Şu yaralı bağrıma kara taşlar salayım.
Haydi oğlum, haydi git! Ya gazi ol, ye şehit!”

Kumandanı Hasan’ın saçlarını kınalı görünce yanına çağırır ve sorar:
“Oğlum bir erkek saçlarını kınalar mı?”
Hasan bir cevap veremez, çünkü sebebini kendisi de bilmez.
Hemen bir arkadaşına, annesine göndermek üzere bir mektup yazdırır.

“Anacığım, kardeşlerimi askere gönderirken başına kına koyma...
Zabit efendi bana sordu cevap veremedim. Kardeşlerimde cevap veremeyip mahcup olmasınlar.”

Mektubu alan annesi, anne yüreğinin sıcaklığını yansıtan cevabî bir mektup yollar oğluna.
“Ey oğlum, gözümün nuru Hasan’ım!
Köyümüzde rahat rahat oturalım mı?
Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor.
Sen ecdadından, babandan aşağı kalamazsın.
Ben senin anan isem, beni ve seni Allah yarattı, vatan büyüttü.
Allah, bu vatan için seni yaşattı.
Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor.
Zabit efendiye söyle...
Biz kurbanlık koçları kınalar, öyle kurban ederiz.
Sen dört kardeşin arasında kurbansın.
Sen İsmail’sin.
Sen orada şehit olacaksın inşaallah.
Kurbanlık koçlar nasıl kınalanırsa, bende senin saçını öyle kınaladım.”

Allah seni Peygamberin yolundan ayırmasın.
Seni melekler şimdiden rahmetle anıyor.

Gözlerinden öperim.

Anan Hatice...”

Hasan şehadet şerbetini içer.
Arkadaşları cebinde mektubu bulurlar.
Komutanına kınanın sebebini söyleyememiştir ama yine arkadaşına not düşürmüştür mektubun sonuna.

“Anam yakmış kınayı aday diye
Ben de vatan için kurban doğmuşum.
Anamdan Allah’a son bir hediye,
Kumandanım! Ben İsmail doğmuşum.”


__________________
Eğil kulak ver ceddine TÜRKE kefen biçmek hangi itin haddine..!!!


PySSyCaT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 23-03-11, 16:04   #2
Psikolojik Deli
 
PySSyCaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29-08-07
Nerden: Bermuda Üçgeninden
Mesajlar: 15,513
Tecrübe Puanı: 211514 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000 PySSyCaT 1000
Cevap: Kahramanlar / Kınalı Hasan

ÇANAKKALE ŞEHİDLERİNE



Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi

- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya -
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya

Ne hayâsızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde - gösterdiği vahşetle "Bu: bir Avrupalı"

Dedirir - yırtıcı his yoksulu sırtlan kümesi
Varsa gelmiş açılıp mahbesi yahut kafesi!

Eski Dünya Yeni Dünya bütün akvâm-ı beşer
Kaynıyor kum gibi tûfan gibi mahşer mahşer.

Yedi iklîmi cihânın duruyor karşında;
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!

Çehreler başka lisanlar deriler rengârenk.
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.

Kimi Hindû kimi Yamyam kimi bilmem ne belâ...
Hani tâûna da züldür bu rezil istîlâ!

Ah o yirminci asır yok mu o mahlûk-u asil
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyla sefil

Kustu Mehmed'ciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.

Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyet denilen ***** hakîkat yüzsüz.

Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb
Öyle müthiş ki: eder her bir mülkü harâb.


Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı:

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam;
Atılan her lâğımın yaktığı: yüzlerce adam.

Ölüm indirmede. gökler ölü püskürmede yer;
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

Kafa göz gövde bacak kol çene parmak el ayak
Boşanır sırtlara vâdîlere sağnak sağnak.

Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller
Yıldırım yaylımı tûfanlar alevden seller.

Veriyor yangını durmuş da açık sînelere
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.

Top tüfekten daha sık gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!..

Ne çelik tabyalar ister ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat imân?

Hangi kuvvet onu hâşâ edecek kahrından râm?
Çünkü te'sis-i ilâhî o metîn istihkâm.


Sarılır indirilir mevki-i müstahkemler
Beşerir azmini tevkîf edemez sun'-ı beşer;

Bu göğüslerse Hüdâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-ı bedîim onu çiğnetme!" dedi.

Âsım'ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu çiğnetmeyecek.


Şühedâ gövdesi baksana dağlar taşlar...
O rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna yâ Rab ne Güneşler batıyor!

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!..
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
Bedr'in arslanları ancak bu kadar şanlı idi...

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni târîhe!" desem sığmazsın.

Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb.
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.

"Bu taşındır" diyerek Kâbe'yi diksem başına;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ nâmiyle
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle

Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;

Sen bu âvizenin altında bürünmüş kanına
Uzanırken gece mehtâbı getirsem yanına

Türbedârın gibi tâ haşre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebrîz etsem;

Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana...
Yine birşey yapabildim diyemem hâtırana.


Sen ki son ehl-i salîbin kırarak savletini;
Şarkın en sevgili sultânı Selâhâddîn'i

Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayrân...
Sen ki İslâmı kuşatmış boğuyorken husran;

O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki rûhunla berâber gezer ecrâmı adın;

Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar seni almaz bu cihât...

Ey şehîd oğlu şehîd isteme benden makber
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif ERSOY
PySSyCaT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

  • Submit Thread to Digg Digg
  • Submit Thread to del.icio.us del.icio.us
  • Submit Thread to StumbleUpon StumbleUpon
  • Submit Thread to Google Google
  • Bookmarks

    Seçenekler
    Stil

    Yetkileriniz
    You may not post new threads
    You may not post replies
    You may not post attachments
    You may not edit your posts

    BB code is Açık
    Smileler Açık
    [IMG] Kodları Açık
    HTML-KodlarıKapalı
    Trackbacks are Açık
    Pingbacks are Açık
    Refbacks are Açık



    Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:27 .


    Powered by vBulletin Version 3.8.7
    Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
    Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
    Sohbet ve Sohbet odalari sitesi

    Sohbet Chat Forum Oyunlar1