hoSSohbeT.com  Sohbet  forumlari

Anasayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   hoSSohbeT.com Sohbet forumlari > Yaşam ve Eğlence > Eğlence Mizah Komedi > Fikralar
Kayıt ol Yardım Sohbet Gazete oku Diyetsaglik Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Fikralar Temel,Nam-ı Kemal,Nasrettin Hoca vs,vs Tüm Fıkraları Buraya Yazabilirsiniz.



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06-03-06, 15:22   #1
Yeni Üye
 
xaresa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 16-01-06
Nerden: heryerde
Yaş: 26
Mesajlar: 44
Tecrübe Puanı: 0 xaresa 10
xaresa - İCQ üzeri Mesaj gönder xaresa - MSN üzeri Mesaj gönder xaresa - YAHOO üzeri Mesaj gönder
ONLARCA FIKRA en komiklerinden seçmeler...

Cafer komadadir... Yaninda ise karisi... Cafer'in gozleri nemli, kisik sesiyle karisina dogru bakar ve konusmaya baslar:
"Ilk isten kovuldugum zaman yanimda idin... Iflas ettigim gun oradaydin... Vuruldugum zaman ilk gozumu actigimda seni gordum... Trafik kazasi gecirdigimde hastanede hep basucumdaydin...
Karisi takdir edilmenin mutlulugunda tabii.
"Simdi komadayim yine basucumdasin... Sonunda anladim ama, cok gec oldu; yahu sen ne ugursuz karisin..."

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bakan olan görgüsüz birisi soförüne sorar.
"Soför söyle bakalim esekle soför arasinda ne fark vardir? "
Soför bir süre düsündükten sonra mahcup bir sekilde;
"Bilemedim bakanim" diyor
Bakan cevap olarak:
"Esege çüs diyince, soföre ise dur diyince durur" demis.
Bunun üzerine soför çok sinirlenmis ama karsidaki bakan oldugu için bir sey söyleyememis.
Belirli bir süre sonra bu defa soför bakana:
"Bir soru sorabilir miyim bakanim" der. Bakan da:
"Sor bakalim" der. Soför sorar:
"Esekle bakan arasinda ne fark vardir?"
Bakan bir süre sonra:
"Bulamadim soför söyle bakalim" diyor. Bunun üzerine soför de:
" Vallahi bakanim ben de bulamadim... "


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Temel, New York'taki gökdelenlerden birinin 53. katında çalışırken aniden ayağı kaymış ve aşağı doğru uçmaya başlamış... 52, 51, 50, 49, 48... Katları yıldırım hızıyla geçen Temel 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2... Ve 1'inci kata geldiğinde kafasından şimşek gibi şu düşünceler geçmiş:
- Sağa çok şükür Tanrum, haburaya kadar sağ sağlim celduk... Birinci kattan düşsen de nasil olsa pişeycukler olmaz.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Temelin çok guzel bir karisi varmis. Koydeki butun erkekler karisini
gorunce ic cekerlermis.
Bir süre sonra kadin koydeki erkeklerle beraber olmaya baslamis. Evin
onunde uzun kuyruklar olusmus.
Bunu goren Temelin arkadasi Dursun dayanamamis Temele:
Ula Temel karinin neler yaptigini gormuyormusun. Bu kadini neden
bosamiyorsun.?
Temel sinirli bir sekilde cevap vermis.
Ula kariyi bosayayimde digerleri gibi sirayami geceyim


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


- Adamın biri sabah evden ise giderken ilginç bir cenaze kafilesi fark
eder.
- En önde yürüyen köpekli bir adam. Arkasında bir tabut ve onun 10
metre
-arkasında bir başka tabut. Bunları takip eden, tek sıra olmuş 200'den
fazla
adam. Meraklanır. Kafilenin başındaki köpekli adam hiç kuşku yok ki
cenazenin sahibidir. Yanına yaklaşır ve sorar:
-Beyefendi, bu üzüntülü gününüzde hatırlatmak istemem ama ölenler
neyiniz
oluyor?
Adam yanıtlar:
-Öndeki karım, arkadaki de kayınvalidem.
-Vah vah, başınız sağ olsun. Nasıl oldu?
-Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayınvalidem de karıma yardıma
gelmiş.
Köpek onu da öldürmüş. Adam biraz düşündükten sonra sorar:
-Beyefendi, köpeğinizi ödünç alabilir miyim?
-Sıraya geç!



-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sherlock Holmes ile Dr. Watson kampa giderler. Güzel bir yemek yiyip bir sise de sarabi devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra Holmes uyanir ve arkadasini dürtükler.
"Watson, yukariya bak ve bana ne gördügünü söyle".
Watson cevap verir:
"Milyonlarca yildiz görüyorum."
Holmes sorar:
"Bu sana neyi gösteriyor?"
Watson bir an düsünür ve yanitlar:
" Astronomik olarak milyonlarca galaksinin ve dolayisiyla milyarlarca gezegenin varligini görüyorum. Yildizlarin konumuna bakarak saatin 3'üçeyrek geçtigini çikariyorum. Teolojik olarak tanrinin kudretini ve kendi acizligimizi görüyorum. Meteorolojik açidan da bugün havanin çok güzel olacagini tahmin ediyorum. Neden sordun? Sana ne gösteriyor?"
Holmes arkadasini sabirla dinlemistir ama artik dayanamaz:
"Ulan hiyar, çadirimizi araklamislar!"

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Clinton, Küba’ya gelecekmiş. Kübalılar toplanmış, bir hoşluk yapacaklar. Ülkenin en iyi ress****** başvurmuşlar. Bir tablo yap, Adı,'Clinton Küba da' olsun" diye. Ressam "Hadi oradan" demiş. "Ben adamı görmedim bile. Adam hayatında Küba’ya gelmedi. Şimdi ben nasıl 'Clinton Küba da' diye atmasyondan resim yaparım?" Tesadüf bu ya, bizim Temel, puro almaya Havana'ya gelmiş o sırada. Sıkıntıyı duymuş.
- "Ben size istediğiniz tabloyu yaparım. Bana bir sandık puro verirseniz" diye. Vermişler Temel bir hafta sonra, Kübalıları çağırmış. "İşte tablonuz" demiş. Tuvalin üzerini örten bezi hızla aşağı çekivermiş. Kübalılar da dönüvermişler. Tabloda, yatakta iki kişi, al takke ver külah.
- "Bu ne" diye gürlemiş, Turizm Bakanı"Bu ne? Bu kadın kim?"
- "Clinton'un karisi" demiş, Temel.
- "Peki bu üstündeki adam kim?"
- "Clinton'un uşağı"
- "Peki Clinton nerde ulan"
- "Clinton Küba’da" demiş Temel!

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. seçtigi adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu. Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına çağırdı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu: - "Para nerede?" Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi: - "Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neden bahsettiginizi anlamıyorum." Tercüman tercüme etti: - "Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş. " Baba 38'liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beyninedayadı: - "Şimdi sor bakalım, para nerede." Tercüman işaretle sordu: - "Para nerede?" Sağır-dilsiz kan ter içinde isaretle yanıt verdi: - "Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacınn kovuğunda yüz bin dolar var." - "Ne söyledi?" dedi Baba. Tercüman yanıtladı: - "Dedi ki, hala neden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz g.. istermiş."


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

18 yaşındaki kız, annesine iki aydır adet görmediğini söyler.
Annesi , çok tedirgin olur ve eczaneye bir hamilelik testi almaya
gider ve sonuçlar kızın hamile olduğunu gösterir.
Anne çıldırmıştır, bağırır çağırır ve "bunu yapan hangi domuz,
bilmek istiyorum" der. Kız telefon açar ve yarım saat içinde bir
Ferrari evin önünde durur, içinden hafif kırlaşmış saçları ve çok
pahalı bir elbisenin içinde manyak yakışıklı bi baron iner ve kapıdan içeri girer.
Anne baba ve kızla beraber otururlar.
Herif, "kızınız durumu anlattı" der , "kişisel durumumdan dolayı
kızınızla evlenemem" der, "ancak tüm sorumluluğu alıyorum"
Eğer bir kız çocuğu doğarsa annesine bir ev, bir yazlık villa ve 1
milyon dolarlık bir banka hesabı,
eğer bir erkek çocuk olursa birkaç fabrika ve bir milyon dolarlık bir hesap,
eğer ikiz doğarsa her ikisine de 500 bin dolarlık hesap ve bir fabrika vereceğim, der.

Ancak düşük olursa....
O zamana kadar sessizce bekleyen baba elini dostça adamın omuzuna koyar ve
" o zaman tekrar s...ersin evladım"


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Üçüncü köprü ihalesini Japon,
Amerikan ve Kayseri'li Türklerden oluşan bir konsorsiyum almış.
prüyü inşaa etmişler tam açılışın yapılıp kurdelanın kesileceği an köprü büyük bir gürültüyle çökmüş.
Japon 'gitti tüm emeklerim mahvoldu kumlarım' diye yakarıp harakiri yapmış.
Amerikalı 'gitti tüm çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek çıkartmış tabancasını ve intihar etmiş.
Tüm bunları izleyen Kayserili müteahhit de derin bir oh çekerek yanındakilere seslenmiş
'lan iyi ki hiç çimento koymamışım ha, mahvolurdum bunlar gibi.'

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Üç damadı olan bir kayın valide, damatlarının kendisine olan sevgisini sınamaya karar verir. Günlerden bir gün birinci damadıyla birlikte "Sen nehri" nin kıyısında yürüyüşe çıkar. Sanki tökezlenmişçesine kendini suya atar. Arkasından birinci damat da atlar ve kayın validesini kurtarır.

Hikâye bu ya ertesi gün damadın evinin bahçesine pırıl pırıl bir Peugeot 306 gelir.
Vites koluna bağlı zarif bir kart ve kartın üzerinde:
"Beni kurtardığın için teşekkür ederim. Seni seven kayınvaliden"


Kısa bir süre sonra meraklı kayınvalide ikinci damadı ile yürüyüşe çıkar. Benzer bir senaryo derken, ikinci damat kayınvalidesini hem kurtarır. Hem de büyük bir özenle evine getirip sağlığıyla ilgilenir.

Ertesi gün ikinci damadın evinin önüne de çil çil bir Peugeot 406 coupe getirirler.
Vites koluna bağlı zarif bir kart ve kartın üzerinde:
"Beni kurtardığın için teşekkür ederim. Seni seven kayınvaliden"


Sıra kayınvalidenin en çok kuşkulandığı damadına gelir. Tam birlikte giderken kayın valide bir punduna getirip kendini suların içine bırakır. Bırakır ama damat hiç oralı olmaz. Zavallı kadıncağızı bir sonraki köprünün ayaklarından boğulmuş olarak karaya çıkartırlar.

Ertesi gün üçüncü damadın evinin önüne son model olağanüstü bir Porsche Carrera Turbo gelir.
Vites koluna bağlı zarif bir kart ve kartın üzerinde:

"Beni kurtardığın için teşekkür ederim. Seni seven kayınpederin"

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İki aile varmış ve her iki ailenin de birer kız çocuğu varmış. Birgün misafirlikte sohbete baslamışlar;
-Eee sizin kızdan ne haber?..
-Valla işte ne olsun biliyorsunuz işe girdi geçen sene. Başını kaşıyacak vakti yok. İlk başlarda geceleri fazla mesai yapıyordu. Sonra hafta sonları da çalışmaya başladı. Patronu çok sevmiş her işi ona veriyormus. Derken Ankara seyahatleri başladı. Bizimki çanta sekreter gibi patron nereye o oraya. Sonra Paris seyahatleri filan en sonundabu iş böyle olmayack dediler, patronu ev tuttu. Deli gibi çalışıyor evladım. Ee, peki sizinki ne alemde?
-Valla bizimki ****** oldu, ben sizin kadar güzel anlatamıyorum..

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İsveç Kralı V’inci Güstav vasiyetnamesinde:
-“Öldüğüm zaman” sözleriyle başlamıştı. Biraz düşündükten sonra. 92 yaşındaki bu kral iki kelimeyi sildi ve de:
-“Eğer günün birinde ölürsem...”

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kadin kocasina:
- Bizim oglan büyüdü artik. Ona bazi seyleri anlatmalisin. Bu senin görevin.
- Yahu, ben nasil anlatayim, utanirim.
- Kolayi var, bu isin arilar ve kuslarda da ayni oldugunu söylersin.
Adam, oglunu yanina çagirir ve anlatmaya baslar:
- Bak oglum, geçenlerde annenle kavga etmistim ya. Annen esyalarini toplayip annesine gitmisti.
- Evet baba, hatirladim.
Baba devam eder:
- O gün bu olayi kutlamak için seninle birlikte gece klubüne gittik. Içerken iki bayanla tanistik. Isi ilerlettik.
- Evet baba, hatirladim.
- Sonra bayanlari klüpten çikartip bir otele götürdük. Sen seninkini, ben benimkini alip odalarimiza çekildik.
- Evet baba, hatirladim.
- Hah, iste bu is arilarda ve kuslarda da böyledir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

OTO tamirciliği yapan İdris, meslektaşı Temel'e Rolls Royce marka son model
arabayı nasıl aldığını sordu...
- Hiç sorma paşuma celeni... Geçen gün altında bu araba olan çok güzel bir
kadın tamirhaneme celdi ve benden arabasını tamir etmemi istedi...
- Eee?..
- Haftalarca tamirhaneleri dolaşmuş, hiçbiri tamir edememuş... Ben iki
saatte tamir ettum...
- Sonra?..
- Kadın çok memnun oldu... Beni evine davet ederek içki ikram etti...
Kafayı bulduğumuzda, üzerindeki eteği çıkararak "Dile benden ne dilersen"
dedu... Haçan ben de Rolls Royce'u dilerum dedim...
- Akıllı adamsın ula Temel, zaten senun cibi bir adama da etek
yakuşmazdu!..

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

3 erkek çocuğu olan bir ailenin bir de inekleri var ve ineklerini çok
seviyorlar, herşeyleri canları, ciğerleri o inek. Bir gün evin annesi
ahıra gidip bakıyor ki inek ölmüş. O da hemen orda kriz geçirip ölüyor.
Sonra en büyük oğlan ahıra gidiyor, bakıyor ki inek de anne de ölmüş
buda intahar etmek için boğaz köprüsüne gidiyor. Tam atlayacak iken bir
peri kızı geliyor. (Peri kızı da taş ki ne taş). Oğlana;
- ''beni beş kere _kersen hem ineği hem de annenizi diriltirim''
diyor.
Tabii büyük oğlan hemen;
- ''tamam'' diyor.
Gel gelelim iki diyor üç diyor dördüncü de kalıyor... 5. yi yapamayıp
kendini köprüden atıyor aşağı. Sonra ortanca oğlan geliyor ahıra bir
bakıyor ki anne ve inek ölmüş. Oda gidiyor köprüye. Peri kızı yine geliyor
bu sefer beni;
- ''on kez _kersen ineği'de annenizi'de abinizi'de diriltirim'' diyor.
Oğlan bir başlıyor o da en son 8 e kadar gelebiliyor. O da kendini
atıyor köprüden. En son da küçük oğlan geliyor ahıra bir bakıyor ki anne
ölmüş bu da gidiyor köprüye. Peri kızı geliyor yine;
- ''Bu seferde beni 15 kere _kersen 4'ünüde diriltirim'' diyor. Bunun
üzerine küçük oğlan 18 olmazmı'' diyor.
peri kızı;
- ''olur'' diyor.
Oğlan;
- ''ya yirmi olsa'' diyor.
peri kızı;
- ''tabbii o da olur'' diyor.
Oğlan bu sefer;
- ''25'de olurmu'' diyor..
Tamam deyince peri kızı, oğlan gözleri parlayarak;
- ''Bak sonra inek gibi ölmek yok ama'' ( ANLAYANA ÇOK KOMİK !!! kahkaha )

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ünlü dis hekimi Sam ve karisi Becky, 50. Evlilik yildönümlerini kutluyorlardi.
Sam birden soruverdi:"Sevgilim, bu 50 yil içinde beni hiç aldattin mi?"
Becky: "O nereden çikti?" diye sinirlendi. "Cevabi ögrenmek istemezsin herhalde?"
Sam: "Isterim, lütfen anlat"
Becky: "Madem öyle, 3 kez aldattim seni"
Sam:"3 kez öyle mi? Kimlerdi bunlar?"
"Ilki" diye anlatmaya basladi Becky: "Hani sen 30 yasindaydin ve kendi dis
klinigini kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi açmiyordu. Sonra
bir banka müdürü eve geldi hiçbir sey sormadan tüm kagitlari imzaladi ve sen
en modern aletlerle klinigi açmistin"
Sam :"Ooooo Becky. Benim için kendini feda ettin haa. Benim sevgili karim.
Ya ikincisi?"
"Hani 50 yasinda kalp krizi geçirmistin ya, kritik bir by pass ameliyati
olman gerekiyordu, hiç bir doktor o cesareti gösteremiyordu. Her an
ölebilirdin. Dr. Bakey onca yoldan kalkti geldi ve senin ameliyatini yapti.
Sen hayata döndün"
Sam: "Ah benim sevgili karim. Hayatimi kurtarmak için kendini bir kez daha
feda ettin öyle mi? Hiç kimsenin böyle bir karisi yok. Peki 3. aldatisin?"
Becky: "Hatirliyor musun kocacim, yillar önce Dis Hekimleri Odasi Baskani
olmak istemistin de 247 OYUN EKSIKTI"


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Temel Afrika ya safariye gitmis. Ilk günün sonunda gece otelin lobisinde avcilar
konusuyormus.
Ingiliz :
- Ben bugün 1 gergedan vurdum...
Fransiz :
- Ben de 1 aslan vurdum...
Temel :
- Ben de 1 nosut vurdum...
Ingilizve Fransiz anlamamis ama cehaletleri belli olmasin diye de sormamislar.
Ertesi gün yine ava gidilmis gece yine toplanmislar. Ingiliz :
- Ben 2 kaplan vurdum...
Fransiz :
- Ben de 1 fil vurdum...
Temel :
- Ben 4 nosut vurdum...
Ingiliz dayanamamis sormus :
- Kusura bakma ama nosut nasil birseydir? Bunca yillik avciyim hiç duymadim...
Temel :
- Ben de ilk defa burda gördüm. Kara kara birseyler insana benziyorlar. Ellerini
kaldirip nosut nosut diye bagiriyorlar (Nosut = No shoot)...


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Temel kredi ile borsada oynar ve batar.
Acayip borcu birikir; Felaket sıkıntıya girer, acilen para bulması gerekir.
Düşünür, tek çare olarak 2.li bahis oynamaya karar verir.
Ganyan bayiine gider ve orada bu işleri çok iyi bilen birini gözüne kestirir.
- Uyy.hemşerum bana bi kiyak yap da ! Ne istersen verirum.
Adam da - Get kardeşim manyak mısın nesin? der.
- Bokunu yiyeyum bu ikili için bir tiyo ver ne olur da.
- Hemşerim ayakkabı numaran kaç ? - 42
- O zaman git 2 ile 4 e bahis yatır der adam...
Temel de bahisi oynar ve kazanır ...
Temel ihtiyacı olan parayı hala bulamamıştır. Tekrar tiyo ister
- "Hemşerim bir tiyo daha ver.. " diye yalvarır. Adam da ona
- "Yaşın kaç?" der. Temel de - "28" der. Adam - "O zaman git 2 ile 8 e bahis yatır" der.
Temel elindeki tüm parayla bahis oynar ve acayip bir para kazanır.
Artık borçlarını ödeyecek durumdadır. Fakat para tatlı gelir ve amacı Son kez oynayıp kazanmaktır.
- "Uşak son kez bir tiyo ver der" Adam da;
- "Ula Temel senin kinin boyu kaç?" diye sorar. Temel bir müddet düşünür ve
- "24 cm." diye cevap verir. Adam da
- "Git 2 ile 4 e tüm paranı yatır" der.
Temel elindeki bütün parayı yatırır. Yarışlar açıklanır ve Temel büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır.
Gelen atlar 1 ile 2 dir.
Ve Temel o Adama dönerek der ki ;
- "Uy anasini satayum, gururumin kurbani oldum da!"

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Temel Basbakanla birlikte Endonezya'ya gider felaket bölgesini gezerken bir gazeteci ona yaklasarak....
- Temel sizin Karadenizde de böyle tusunami olur mu? diye sorar.
Temel de,
-Valla tusunami olur mu bilmem ama, bizim Karadeniz'de "Rusunami" var, milleti perisan etti..............

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Adamin biri sinemaya gider. Tam sinemada film baslarken önüne saçini
kazitmis biri oturur ve sinemanin isiklari bu saçini kazitmis adamin
kafasina vurur... Arkasindaki adam bir turlu filmi izleyemez. Adam
içinden

"sunun ensesine bi tane yapistirayim" der sonra "Oglum adam iri yari...
Ellese bile beni parçalar" diyip vazgeçerken yanina Temel oturur..
Adam Temel'e donup "Su kafasini kazitmis adamin ensesine bi tane vur
sana
5
milyon verecem" der.
Temel de dayanamaz adamin ensesine bi tane yapistirir ve devam eder
"Ulan Hasan sen burada miydin" der. Adam donup ;
"Ne Hasani kardesim" der
Temel de "Pardon kardesim karistirdim" der ve adam onune donunce 5
milyonunu
alir.
Adam dayanamaz ve Temel'e donup "Kardes bi tane daha yapistir sana 10
milyon
verecem" der.
Temel bi tane daha adamin ensesine vurur ve ilave eder "Hasan sensin be
yeme
beni"
Adam donup "Hasan degilim kardesim be " diyip on koltuklardan birine
oturur.
Temel'in
yanindaki adam artik filmi birakip bu kafasini kazitan adami aramaya
baslar
ve bulur hemen Temel'e donup
"Bak kardesim iste oraya oturmus. Git ensesine bi tane daha vur sana
cebimdeki tüm parayi verecem" der.
Temel hemen kafasini kazitmis adamin arkasina geçip ensesine bi tane
yapistirip
"Ulan Hasan burda miydin, ben de yarim saattir arkadaki adami sen sanip
ensesine vuruyorum"


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kapinin Tamiri
Meclis Genel Kurul Salonu'nun giris kapisinin tamiri gerekiyormus. Konuyla ilgili bürokrat, iki ayri firmadan marangoz davet ederek kapiyi göstermis,fiyat istemis.
Birinci marangoz:
- 500 milyon liraya olur bu is, demis.. 200 milyon malzeme, 200 milyon iscilik, 100 milyon da kâr...
Bürokrat ikinci marangoza dönmüs:
- Siz ayni isi kaca yaparsiniz?
- 2,5 milyar lira...
- Nasil olur bu kadar fiyat farkI?...
- 1 milyar bana, 1 milyar size, demis ikinci marangoz, 500 milyonu da bu arkadasa veririz kapiyi yapar....
Ihale ikinci marangoza verilmis!

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Nebraska'da yasli bir adam yasardi. Patates ekini icin bahceyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu cok zor bir isti. Tek oglu olan David ona yardim edebilirdi fakat o da hapisteydi. Yasli adam ogluna bir mektup yazdi ve muskulatini izah etti.

Sevgili David,
Patates bahcemi belleyemeyecegimden kendimi cok kotu hissediyorum. Bahceyi kazmak icin oldukca yaslanmis sayilirim. Burada olsan butun derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahceyi benim icin hallederdin.
Sevgiler Baban...

Bir kac gun sonra oglundan bir mektup aldi

Babacigim,
Allah askina bahceyi kazma, ben oraya cesetleri gommustum.
Sevgiler David...

Ertesi gun sabaha karsi 4'de FBI ve yerel polis cikageldi ve tum sahayi kazdi lakin hic bir cesede rastlamadilar. Yasli adamdan ozur dileyerek gittiler. Ayni gun yasli adam oglundan bir mektup daha aldi.

Babacigim,
Simdi patatesleri ekebilirsin. Bu sartlarda yapabilecegimin en iyisini yaptim.
Sevgiler David...

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Temel ile Dursun bir aksam otobanda iki sarisini arabalarina almislar ve issiz, kuytu bir yere gitmek içiin basmislar gaza. Yarım saat sonra gidecekleri yere yaklaştıklarında sarisinlardan biri der ki:
-Simdiden söyleyelim, biz dönmeyiz.
Temel kendinden emin bir sekilde cevap verir :
-Valla bu kadar geldikten sonra biz de dönmeyiz.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Köyün birinde dünyanin en yasli adaminin yasadigini haber almis televizyoncular... Hemen kameralar, naklen yayin arabalari,köye koyulmus... Ihtiyari kahvede en öne oturtup karsisina kameralari koymuslar...

Reha Muhtar sormaya baslamis..
"Bu kadar güzel yasama kimbilir ne güzel anilar sigdirmissinizdir...

Birgüzel aninizi anlatir misiniz?..."

"Anlatayim" demis ihtiyar... "Birgün aganin eseginin taze sipasi kaybolmustu. Gittik köyün delikanlilari sipayi aramaya... Sipayi bulduk dagin ardinda... Baglayip dagdan indirirken serde gençlik var. Sipa gözümüze çok güzel göründü..."

Reha bile kizarmis...
"Aman dede, geç bunu, daha güzel bir anin yok mu?" demis...
"Var" demis ihtiyar...

"Birgün muhtarin kizi kayboldu... Köyün delikanlilari gittik kizi aramaya...
Kizi bulduk dagin arkasinda... Dagdan indirirken serde gençlik var, kiz gözümüze çok güzel göründü..."
"Öhööö... Ühüüü... Pöööhö" diye Reha gene kesmis dedenin sözünü...Kesmese RTÜK kanali kesecek...
"Iyi anilari geç dede" demis. "Sen en iyisi bir kötü anini anlat bize..."

Ufuklara dalan ihtiyarin gözleri dolmuş...baslamis anlatmaya...
"Bir gün ben kayboldum..."

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

çocuk kıza bön bön bakıyormuş
kız sonunda dayanamamış ve çocuğa dönüp
- ya bana öyle bi bakıyosun ki kendimi tren gibi hissediyorum, demiş
çocuk;
- walla haklısın, bana da günde 5000 kişi binse bende kendimi tren gibi hissederim
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Jinekologun bri lanet olsun der ve doktorluğu bırakır. Niyeti araba
tamircisi olmaktır. Gider ve sendikanın sınavına girer. Sonuçta 100 üzerinden
150 alıp geçer. Bunun üzerine soruşturma açılır.
Müfettişler hocaya sorar bu iş nasıl oldu diye.
Hoca:
- Valla yağı değiştir dedim değiştirdi. Filtreyi değiştir dedim değiştirdi.
Bujileri temizle dedim temizledi.
Müfettiş:
- İyi de neden 100 değil de 150 verdin ?
Hoca:
- Bunların hepsini egsozdan yaptı.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- Trafik polisi arabayi durdurmus ve egilip sormus:
- Ehliyet ruhsat lutfen
- Tabi buyurun demiş şoför ve vermis.
- Polis bakmış bir problem yok.
- Pekii demis polis, cevre vergisi pulu?
- Burada, buyrun demis adam.
- İlk yardım çantanız var mı? demis polis.
- Tabii deyip bagaji acmis adam.
- Polis bakmış içinde eksik yok.
- Yangın sondurucu?
- Burada buyrun.
- Zincir?
- Derhal çıkarayım buyrun.
- Polis daha sonra tekrar sormus:
- Mezdeke kaseti var mı?
- Şoför çok sasirmis.
- Evet, var buyrun demis.
- Polis: Tamam siz onu takin teybe ve sesini acin demis ve baslamis polis
oynamaya.
Soforun saskinligi daha da artmis ve dayanamamis sormus.
-Hayrola memur bey?
-Polis cevap vermis:
-Ee essek degilsin artik takarsin bi 20 milyon...



----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Aslanın hanımını uyurken Tilki gelip tecavüz etmiş. Ancak Aslanın hanımı kalktığında kimin yaptığını anlayamamış ve kocasına bundan bahsetmiş.
Aslan köpürmüş haliyle tüm hayvanları çağırmış. Bu toplantıya Çakal geç kalmış. Aslan bağırmış.
- Kim karıma tecavüz ettiyse hemen bir adım öne çıksın onu sabaha kadar becericem öldürcem!!
Kimsede tık yok. O sırada gelen Çakal olayı anlamamış ve Tilkiye sormuş.
- Ne oldu Tilki kardeş ne toplantısı bu?
- Aslan ormana müdür seçecekmişte talip varsa bir adım öne çıksın dedi
Çakal da çakal ya hemen zıplamış bir adım öne
Aslan hemen Çakalı almış inine girmiş ve sabaha kadar Çakal'ı becermiş.
Ertesi gün Çakal harap ve bitap bir şekilde ormanda yalpalaya yalpalaya yürüken tilki görmüş Çakalı ve hemen
- Ulan müdür oldun yürüyüşün bile değişti be!


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Osmanlı donanmasıyla Venedik donanması arasında savaş çıkmış. Venedik donanmasının komutanı Andrea Doria imiş. Gözcü Osmanlı donanmasının yaklaştığını fark edince hemen Andrea
Doria'ya haber vermiş:

-Osmanlı yaklaşıyoor.

Andrea Doria sormuş:
-Kaç gemi var?

Gözcü:
-10-20 kadar.

Komutan hemen emir erini çağırmış:
Oğlum bana hemen kırmızı gömleğimi getir.

Emir eri şaşırmış:
- Niçin komutanım?

Andrea Doria:
- Savaşırken yaralanacağız. Kan izi belli olmasın ve de askerlerin cesareti kırılmasın diye... Bu arada gözcüden yine ses gelmiş:
-Efendim 50 kadar oldular.

Andrea Doria heyecanlanmış ve emir erine tekrar seslenmiş:
-Gömleği boş ver. Sen bana kahverengi pantolonumu getir.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Çocuk bara girer ve barmen'e:
- ekmek var mı?
- yok..
- ekmek var mı?
- yok..
- ekmek var mı?
- yok..
- ekmek var mı?
- yok dedik ya..
- ekmek var mı?
- eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim.
- çivi var mı?
- yok..
- ekmek var mı?

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Adamın biri motosiklet almış. Satıcı adama bir kutu vazelin hediye ederek
"yağmurlu havalarda bunu metallere sür, pas yapmaz" demiş. Adam motorunu
göstermek üzere kız arkadaşına gitmiş. Akşama doğru kız "gel seni bize
götürüp ailem ile tanıştırayım, hem de akşam yemeği yeriz." demiş.
Hemen arkasındanda bir hatırlatmada bulunmuş. "Yalnız dikkat et bizim
evde yemek yerken kimse konuşmaz. Konuşan olursa o bütün bulaşıkları yıkar...
" Adam 4 kişinin bulaşığından ne olacak diye düşünürken eve girdiklerinde
bir de ne görsün dağ taş her yer bulaşık... Uulan bir konuşursak yandık demiş...
Yemek yerken aklına "Ben şimdi bu kızın elini tutsam kimse bir şey diyemez.
" fikri gelmiş. Kızın elini tutmuş, kimseden çıt yok. Bir de öpeyim demiş,
Öpmüş gene çıt yok.. Ulan ben bununla bu işi burada pişireyim demiş.
Herkesin gözü önünde kızla yatmış ama gene çıt yok.. Adam iyice pişkinliğe
vurup yahu bunun anası da güzelmiş deyip onunla da yatmış. Gene çıt yok.
Tam bu sırada dışarıda gök gürleyip yağmur yağmaya başlamış.
Bizimki motoru paslanmasın diye aldığı vazelini cebinden çıkardığı
anda kızın babası bağırarak ayağa fırlamış.
- "Tamam tamam koy onu yerine bulaşıkları ben yıkarım"

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Temel bir gün dertli dertli içiyormuş meyhanede.
-"Ne bu hal", demiş Dursun.
- "Boşver" demiş Temel.
Dursun ısrar etmiş "biz arkadaş değil miyiz?" diyerek.
Temel dayanamamış: - "Ama kimseye anlatma.. Hani ben bir zaman Afrika'ya gitmiştim ayı avlamaya?"
- "Hatırladım bayağı da dönmemiştin" demiş Dursun...
- "Günler sonra buldum en sonunda avlayacak bir ayı ama tam ateş edecekken tüfek bozuldu. Ben de kaçarken uçurumdan aşağı düştüm."
- "Eeeee" demiş Dursun "Sonra..."
- "Her tarafım kan revan içinde, komaya girmişim. Sonra ayı beni yuvasına götürdü. Yaralarımı yaladı, balla, sütle besledi beni, iyileştikten sonra da bana tecavüz etti aylarca" demiş.
- "Buna mı üzülüyorsun, takma kafanı yaa bak bu kadar zaman geçti. Çoluk çocuğa karıştın, mutlu bir hayatın var" demiş Durmuş.
Temel: - "Bu da hayat mı be birader... O Afrika'da ben burda.."

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Temel hastaneye gitmektedir. Girişte birinin ağladığını görür. Yaklaşır ve sorar:
- "Hayrola hemşerim! Neden ağlıyorsun?"
Adam: - "Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmağımı kestiler!" der.
Temel daha şiddetli bir şekilde ağlamaya başlar. Bu sefer susan adam, Temel'e sorar:
-"Hemşerim, sen niye ağlamaya başladın?"
Temel: - "Ben" der, "idrar tahlili yaptırmaya geldim."

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kız erkek arkadaşını arayıp akşam yemeğe davet etmiş. Hem ailesiyle tanıştıracak, hem de ailesi dışarı çıktıktan sonra erkek arkadaşıyla birlikte olacakmış. Çocuk kız arkadaşının evine gitmeden önce bir eczaneye uğrar. Eczacıya:
- "Bana prezervatif verir misiniz?", der; eacı da ne yapacağını sorar. Çocuk da kız arkadaşının evine gideceğini, kızın ailesi gittikten sonra birlikte olacaklarını söyler. Akşam yemek yemek için masaya otururlar. Yemekten önce dua edilir herkes yemeğe başlar ama çocuk hala dua ediyordur. Kız çocuğa,
"ben senin bu kadar dindar olduğunu bilmiyordum", der.
Çocuk da kıza:
- "Ben de senin babanın eczacı olduğunu bilmiyordum!!!"

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmiş. tam da Turkiye'ye tatile gideceği gün. aksilik bu ya
Uçağı kaçıracak, kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı ?!.. Hemen almış yerden, bir bakmış ki Leanardo di Caprio'nun pasaportu..
"Ne olursa olsun" demiş ve şansını denemeye karar vermiş.
Çıkarmıs Leonardo'nun fotografını, kendi fotografını yapıştırmış uçmus Türkiye'ye.
Atatürk Hava Limaninda görevli gümrük memuru Temel in karşısına geçmiş.Almış pasaportu eline Temel adamın ismine bakmış:
''Leonardo di Caprio", fotoğrafa bakmış, bir zenci.
Adama bakmış aynı zenci
Bir kaç saşkın bakıştan sonra Temel öbur masaya seslenmiş,
"Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı?"

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Temel bir gün ailesi ile birlikte İstanbul'a gelir. Yanlışlıkla büyük bir hotele girerler.
Temel hayatında hiç asansör görmedigi için şaşkınlıkla asansöre bakar. şişman çirkin bir
kadın kapıyı açar,içeriye girer.Temel hayretle kadının yaptıklarını izler. Birkaç dakika
sonra kapı açılır ve içerden çıtır bir hatun çıkar. Temel şaşkınlıkla oğluna döner;
-İdris,Ananı çağıır!

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Temel'le Dursun birgün ava gitmisler.Bu arada Temel sıkışmış. çalıların arasına doğru işini yaparken bir yılan firlayıp ısırmış orasından.Temel feryat ederek Dursun'a cep telefonunu uzatarak
-çabuk ilk yardımu ara.
Dursun aramış. Durumu anlatmış.Telefonun ucundaki yardım eden kişi baslamış ilk yardımı nasıl yapacağını anlatmaya.
-Önce ısırılan yeri hafifçe yarın.
Dursun
-Evet anlatın..
-Sonra yılanın ısırdığı yeri emip emip tükürün
Demeye kalmamış Dursun Temel'e dönerek
-Temel hiç şansın yok öleceksin.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Temel Amerikaya gelir ucaktan iner passaport olayi filan falan immigration office alirlar bunu Memur sorar
- What's your name Sir?
-Temel
-Surname?
-Kaya
-Sex?
Temel gayet sakin cevaplar
- 3 times a week
Memur sasirir ve olayi toparlamaya calisir...
- Sir you understood me wrong..I mean male? or female?
Temel yine hic beklemden cevaplar
- Doesn't matter.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Mahkemede hakim, Temel'e sormus;
- Kiminle evlisin?
- Bizum kariylan!
Hakim sinirlenmis,;
- E, herhalde. Sen hic erkekle evlenen duydun mu?
- Duydum tabi, nasil duymadum!
- Kimmis,?
- Bizum kari.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Temel bir gün haca gitmeye karar verir.
Fadime'ye gelir "hakkini helal et ben hacca gidiyorum" der.
Fadime de "bir sartla der benide götürürsen".
Temel ikna edemez Fadimeyi "tamam gel, o zaman annelerimizle helalleselim" der.
Temel'in annesine giderler "anne hakkini helal et biz hacca gidiyoruz" der
annesi de "bir sartla der benide götürsen".
Temel onuda ikna edemez "tamam" der. Hep birlikte Fadime'nin annesine giderler.
"hakkini helal et biz hacca gidiyoruz" der.
Kayinvalide ayni sekilde "Bir sartla beni götürürsen" der.
Temel çaresiz üçünüde alip hacca gider. Haccin gereklerini yerine getirler.
dönecekleri gün herkes son ibadetlerini ve tövbelerini yapmak için odalara geçer.
Temel odasina giderken annesinin tövbesini duyar.
"Allahim beni affet temelin babasini 4 kez aldattim".
Temel inanmiyorum diyerek odasina dogru yürür. ikinci odada kayinvalidesinin tövbesini
duyar "Allahim beni affet Fadimenin babasini 8 kez aldattim".
Temel duyduklarina inanamaz.Son odada Fadime'nin töbesini duyar
"Allahim beni affet Temel'i 1 kez aldattim".
Temel büyük bir sok içerisinde odasina kapanir dizlerinin üstüne çökerek baslar tövbe etmeye:
- Allahim sen onlari bosver esas beni affet senin huzuruna bu kadar ******yu getirdigim için.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

85 yaşında bir adam doğum odasının kapısında beklemektedir.
Doğum odasından çıkan hekim şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:

-"içeride doğum yapan kadın yakınınız mı?"
-"Evet, eşim."
-"Ama bayan 25 yaşlarında..."
-"Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?"
-"Yoo, aklıma benim dedem geldi de."
-"Nesi varmış dedenizin?"
-"Kendisi av meraklısı idi. Sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı.Birgün ava çıkacakken onu uyardık ama kendisi ısrar etti ve hazırlandı.E tabi yaşlılık,çıkarken tüfek yerine baston aldı eline.
Ben de kendisiyle gittim. Ormanda epey yol yürüdükten sonra
bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve
geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..."
Yaşlı adam:
-"Olur mu, başkası vurmuştur
onu."
Doktor:
-"Ben de onu demeye çalışıyorum işte."...
__________________



ALLAH'IM SEN BENİ DOSTLARIMDAN KORU, BEN DÜŞMANLARIMI HALLEDERİM. . .
xaresa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

  • Submit Thread to Digg Digg
  • Submit Thread to del.icio.us del.icio.us
  • Submit Thread to StumbleUpon StumbleUpon
  • Submit Thread to Google Google
  • Bookmarks

    Seçenekler
    Stil

    Yetkileriniz
    You may not post new threads
    You may not post replies
    You may not post attachments
    You may not edit your posts

    BB code is Açık
    Smileler Açık
    [IMG] Kodları Açık
    HTML-KodlarıKapalı
    Trackbacks are Açık
    Pingbacks are Açık
    Refbacks are Açık



    Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:37 .


    Powered by vBulletin Version 3.8.7
    Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
    Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
    Sohbet ve Sohbet odalari sitesi

    Sohbet Chat Forum Oyunlar1