hoSSohbeT.com  Sohbet  forumlari

Anasayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   hoSSohbeT.com Sohbet forumlari > Sağlık Sorunları > Sağlık İle İlgili Herşey > Çocuk Sağlığı
Kayıt ol Yardım Sohbet Gazete oku Diyetsaglik Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Çocuk Sağlığı Çocuk ve çocuk sağlığı hakkında herşey



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14-03-09, 18:12   #1
Huzur iSyanda
 
KaniDeLi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30-06-07
Mesajlar: 2,264
Tecrübe Puanı: 9966 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000
Çocuk Sağlığı Ve Beslenme

2-6 Yaş Arasi Beslenme

2-6 yaş arası çocukların besinlerle tanıştıkları ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının gelişmesi için ilk adımları attıkları kritik bir dönemdir. Bu dönemde anne-babaya ve okul öncesi kurumlara çok önemli roller düşmektedir. Bu yaşlarda çocuklar çevrelerindeki dünya ile iletişime girmeye başlarlar gördükleri her şeyi keşfetmeyi ve denemeyi amaçlarlar. Bu aynı zamanda değişik tatları denemesi ve kendi seçimlerini geliştirmesi için onlara şans vermemiz gereken bir dönemdir.

Çocukların tat alma tomurcukları erişkinlerden çok daha duyarlıdır Erişkinler için cazip olan bazı besinler çocuklarda keskin buruk tuhaf bir tat olarak algılanabilir. Greyfurt çilek portakal elma şalgam brokoli yeşil fasulye gibi besinlerin içerdiği bazı kimyasal maddeler bu tada neden olabilir . Çocuklar bunlara karşı duyarlı olabilirler ve bu besinleri yemek istemeyebilirler.

Bu dönemde en sık karşılaşılan sorun çocukların belli besinleri yemek istemeleri aşırı seçici olmaları ve beslenmelerinin birkaç gıda ürünü ile kısıtlı kalmasıdır. Ancak bu durum geçicidir ve sağlıklı çocuklarda beslenme eksikliği yaratmaz. İştahları da bu dönemde çok iyi olmayan 2-6 yaş grubu çocuklar genellikle bir öğünde iyi yer ihtiyaçları olan besin maddelerini ara öğünlerde alabilirler. 3 ana öğün 2-3 ara öğün de değişik tat renk ve çeşidin sunulması çocukların dikkatini çeker. Ancak şekerli besinlerin ağırlıklı olması diğer besinlere isteksizliğe gereksiz yere boş kalori alımına ve şişmanlığa tokluk hissine ve diş çürüklerine neden olur.
Bu dönemde sağlıklı beslenme alışkanlığının sağlanması için:
Öğün saatlerinin düzenli olması
Besleyici değeri yüksek çeşitli gıdaların sunulması.
Küçük tabaklarda küçük porsiyonların sunulması.
Çocukların tekrar istemelerine izin verilmesi.
Tatlıların besleyici değeri yüksek besinler tüketilinceye kadar sofraya getirilmemesi ancak ödül olarak da sunulmaması.
Çocuğun masada rahat oturduğundan emin olunması.
Çocuklarla birlikte masaya oturulması.
Çocukların masada yeni tatları denemesini ve uygun davranış göstermelerinin övülmesi.
Yemek zamanının pozitif eylemler iyi davranışlar ve yapılan olumlu şeylerin konuşulduğu bir ortam olmasına özen gösterilmesi

Bu dönemde çocukların büyüme ve gelişmelerini olumsuz etkileyebilecek vitamin ve mineral eksikliğine yol açmaması demir eksikliğine bağlı kansızlığın ve özellikle lifli gıdaların yetersiz tüketilmesine bağlı kabızlığın gelişmemesi için çocuklara sunulan öğünlerin çok dikkat ve özenli hazırlanması gerekir.

Kalsiyum (800 mg/gün) demir (10 mg/gün) çinko (10 mg/gün) A vitamini (500 mg/gün) C vitamini (45 mg/gün) alımına dikkat etmek gerekir. İyi bir kalsiyum kaynağı olan inek sütünün aşırı tüketilmesi kansızlığa ve diğer besinlerin yetersiz tüketilmesine neden olur 400 ml den fazla tüketilmesi önerilmemektedir. İki yaşından sonra yarım yağlı sütler kullanılabilir.

Demirden zengin besinler arasında yağsız kırmızı et yumurta sarısı demirle zenginleştirilmiş tahıllar koyu yeşil yapraklı sebzeler kurutulmuş meyveler C vitamininden zengin besinler olarak turunçgiller (portakal mandalina gibi) çilek kivi nektar şeftali ahududu brokoli domates sayılabilir.
Özellikle bu besinlerle zenginleştirilmiş sağlıklı ara öğünler için liften zengin ekmeklerle hazırlanmış küçük sandviçler küçük peynir dilimleri yoğurt taze meyvelerden hazırlanan meyve salataları meyve suları ve hazırlanma-pastörizasyon ve saklanma koşullarına dikkat edilmek şartı ile özellikle yaz aylarında çocukların çok sevdikleri dondurma düşünülebilir
__________________


Bi gün Dönerim .

















Satan Sağ oLdukça , Vatan Sağ oLmaz!!










KaniDeLi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 14-03-09, 18:12   #2
Huzur iSyanda
 
KaniDeLi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30-06-07
Mesajlar: 2,264
Tecrübe Puanı: 9966 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000
--->: Çocuk Sağlığı Ve Beslenme

Düzenli Beslenme Ve Bebek Gelişimi

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Rukset Ünlü Attar gebelikte beslenmenin önemine dikkat çekerek anne adaylarının dengeli ve düzenli beslenmesinin doğacak bebeklerin sağlık sigortası olduğunu söyledi.

Türkiye Hastanesi Reçete Dergisi'ne "Gebelikte beslenme" konusunda bilgi veren Opr. Dr. Rukset Ünlü Attar gebelikte beslenmeyi belirleyen temel unsurların gebelik öncesi kilo ve boy yaş bebek sayısı bolik hastalık varlığı iştah ve annenin fiziksel aktiviteleri olduğunu belirtti. Gebelikte dengeli bir diyetteki kalorinin üçte birinin yağlardan elde edilmesinin önemine işaret eden Attar "Gebe kadınlar ayçiçek zeytin ve mısırözü gibi bitkisel yağları tercih etmeli. Karbonhidratlar mümkün olduğunca tahıl şeker gibi doğal kaynaklardan karşılanmalı. Gebelerin günlük protein ihtiyacı 48-60 gramdır. Kırmızı et tavuk eti balık yumurta süt ve sütten yapılmış gıdalar başlıca hayvansal protein kaynaklarıdır. Özellikle vejeteryen bir anne açısından önemli olan bitkisel protein kaynakları ise nohut mercimek fasulye bakladır. Kepekli tahıllar ve fındık fıstık ceviz gibi kuru yemişler de bunlara ek olarak sayılabilir" dedi.

Opr. Dr. Attar dengeli beslenen gebede asit dışında ayrıca vitamin kullanımına gerek olmadığını folik aside gebelikten 1-3 ay önce başlanması gerektiğini gebelik boyunca folik asitten zengin olan ıspanak karnabahar kepekli undan yapılmış yiyecekler badem fındık yer fıstığı ve ceviz tüketilmesinin önerilebileceğini ifade etti. Gebe için en önemli minerallerin kalsiyum ve demir olduğunu dile getiren Attar gebelikte hem bebeğin doğumdan sonra kullanabileceği demirin depolanması hem de gebelik nedeniyle artan kan hacmine yeterli oksijenin taşınabilmesi için normalden fazla miktarda demire ihtiyaç olduğunu vurguladı. Alınması gereken demir miktarının günde 60 mg elementer demir olduğunu hatırlatan Attar "Kan hemoglobin düzeyleri normal olan gebelerde rutin olarak demir verilmeyebilir. Ayrıca demir eksikliği olduğu halde yakınması bulunmayan hastalarda demir verilmeyebileceği üzerinde durulmaktadır. Gebelikte demir çinko B6 C ve D) fazla alınması durumunda potansiyel olarak toksik etkiler görülebilir" diye konuştu.

Kalsiyumun pek çok hücresel fonksiyonunun yanı sıra kemik yapımında kullanılan temel eleman olduğuna değinerek "Gebelikte günlük kalsiyum gereksinimi bin 200 mg'dir" diyen Attar günlük fazla kalsiyum gereksiniminin 85 gr. Yağsız peynir 7 dilim beyaz ekmek 2 bardak süt 170 gr sardalye beyaz ekmek yağı alınmış süt yarım yağlı peynir lor peyniri ve taze bademle giderilebileceğini belirtti. Anne adayının sıvı tüketiminin en önemli kısmını suyun oluşturması gerektiğini suyun üreme sistemi dahil bütün organların ve vücuttaki sistemlerin sağlıklı çalışması ve tamiri için gerekli olduğunu dile getiren Attar şunları söyledi:

"Gebe günde 8 bardak su içmelidir. Çay kahve kakao alkollü içkiler ve kola ya hiç ya da mümkün olduğunca az tüketilmelidir. Yüksek miktarlarda kafeinin (günde 4 fincandan fazla) düşük erken doğum ya da bebekte gelişme geriliği yaptığına dair bilgiler vardır. Alkol plasentayı geçebildiği için anne adayının alkol alması halinde bebekte fötal alkol sendromu gelişebilir. Anne adayı fast-food salam sosis sucuk dondurulmuş gıdalardan uzak durmalıdır. Gebelikte barsak hareketleri genellikle yavaşladığı için kabızlık çok sık görülen bir problemdir. Bunu önlemek için diyete lifli gıdalar ve bol sıvı eklenmelidir. Lif ve posa; siyah ekmek portakal elma kepekli ekmek kuruyemiş kepekli makarna bezelye kuru kayısı esmer pirinç kuru üzüm pırasa ile kepekli olarak hazırlanmış unlu gıdalarda bol miktarda vardır."
un selenyum ve bazı vitaminlerin (A ahududu
KaniDeLi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 14-03-09, 18:13   #3
Huzur iSyanda
 
KaniDeLi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30-06-07
Mesajlar: 2,264
Tecrübe Puanı: 9966 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000
--->: Çocuk Sağlığı Ve Beslenme

Çocuklarda Vitamin Kullanımı
Özellikle sonbaharda ve kışın enfeksiyonlardan korunmada vücut direncini arttırmada vitaminden zengin besinler tüketilmesiVitaminler sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik bileşiklerdir. Latince hayat anlamına gelen “vita” sözcüğünden kaynaklanır. Vitaminler vücutta bolik olayların normal bir şekilde meydana gelmesi ve sağlıklı durumun sürdürülmesi için gerekli olan ve besinler içinde ufak miktarlarda alınan maddelerdir. Vitaminler iki grupta toplanır

Suda gözünen vitaminler: C ve B grubu vitaminleri (B1 B6 gibi)
Yağda çözünen vitaminler: A D E K vitaminleri

Özellikle sonbaharda ve kışın enfeksiyonlardan korunmada vücut direncini arttırmada vitaminden zengin besinler tüketilmesi gereklidir.Yiyeceklerde saklama yıkama pişirme sürecinde de vitamin değerlerinde önemli bir kısmı kaybolmaktadır. Eğer yeterli miktarda vitaminleri doğal yoldan alamıyorsak supleman olarak kullanmalıyız. Özellikle kış aylarında yeteri miktarda güneş ışınlarından yararlanamadığımızdan çocuk ve yaşlıların D vitamini gereksinimi de artmaktadır.

Çocuklar bulundukları ortamlarda virüs ve bakterilerin saldırısına maruz kalır. Okulda veya dışarıda hatta evlerinde tükettikleri besinler bu mikropların doğal yaşam ortamları olabilir. Çocukların bağışıklık sistemi iyi çalıştığında mikroplara karşı daha dirençli olup hastalıklara yakalanma riskleri de azaltmaktadır. Yetersiz ve dengesiz beslenme mevsim değişiklikleri kronik hastalıklar bağışıklık sistemlerinin zayıflamasına yol açmaktadır. Örneğin aşırı hijyenik ortamlarda bulunma bağışıklık sisteminin gelişimini engeller ve allerji potansiyelini arttırır.


Çocuklarda 1-3 yaş arasında bağışıklık sistemlerinin düşmesi daha sık rastlanır ve eğer bu durumun farkına varılırsa bir takım destekler ile daha rahat geçirilebilir.


Bağışıklık sistemini dengede tutmak önemlidir. Bağışıklık sistemini dengede tutmak için ilk önce C ve E vitamini betakarotenin vücut tarafından alınması çok önemlidir. Bunun dışında taze meyve ve sebze yemeyi ihmal etmemek gerekir. Beslenme düzensizliği günümüzde başka hastalıkları da tetikleyen en önemli sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle geri kalmış ülkelerde görülen protein-kalori yetersizlikleri ve vitamin eksiklikleri (özellikle A C ve E vitaminleri) görülmekte 1-5 yaş arası çocuk ölümlerinin birincil nedeni olmaktadır.



B1 sebzelerde tahıllarda baklagillerde meyvelerde bulunur. Büyüme döneminde sinir sisteminin gelişimi ve hızlı bolizma için B1 vitaminine ihtiyaç vardır. Eksikliğinde kusma iştahsızlık huzursuzluk nefes almada zorluk kalp çarpıntısı morarma kalp yetmezliği merkezi sinir sistemi bozuklukları kalp yetmezliği ses kaybı beriberi hastalığı görülebilir.


B2 sakatatta süt ve peynirde ve bazı yeşil sebzelerde bulunur. Eksikliği görme bozukluklarına dudak kenarlarında çatlaklada der ve mukoza hastalıklarına yol açar.

B6 eksikliğinde dilde şişme göz ağız ve burun çevresinde yağlanma görülür. Tahıllar yumurta et ve ciğer yoğun olarak B6 içerir.


B12 eksikliği sinir hücrelerini kaplayan beyaz bir madde olan miyelinin kaybına neden olarak sinir sistemini zedeleyen ve anemiye yol açar. Et balık deniz ürünleri ve yumurtada bulunan bu vitamini süt ve süt ürünleri de az miktarda içerir.


C vitamini turunçgiller brokoli domates bibire karnıbahar ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerde bolca bulunur dokular için kolejen üretimini sağlar.


A vitamini en çok balık ciğerinde yumurtada tereyağında ve sarı renkli meyvalarda bulunur. Kilo alamama boyun uzamaması gözün parlaklığını yitirerek aşırı kuruması gözyaşının yetersiz salgılanması kuru ve pullanmış deri halk arasında tavuk karası diye adlandırılan gece körlüğü görülür.


D vitamini hem beslenme hem de güneş ışığı yoluyla alınır. Balık ciğerinde az olarak peynir süt tereyağı ve yumurta sarısında bulunur. Eksikliği çocuklarda raşitizme neden olur. Kemiklerde kalsiyum ve fosfor dengesini düzenler. Huzursuzluk baş terlemesi kaşıntı uyku bozuklukları ileriki aşamalarda kas güçsüzlüğü kafatasında yumuşama büyümüş bıngıldak kafatası büyüklüğü dişlerin geç çıkması diş çürümeleri diş minesi bozuklukları görülmektedir.


E vitamini antioksidan etkiye sahiptir ve bolik hızın arttığı okul ve ergenlik çağında zararlı maddeleri temizleyici etkisi vardır. Eksikliğinde anemi ödemler görülebilir.


K vitamini kanda pıhtılaşma için gerekli olan yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Nomalde barsaklardaki bakteriler tarafından yapılır. Pıhtılaşma faktörlerinin senaaai için gereklidir. Eksikliğinde dişeti kanamaları görülebilir.



Çocuklar için önerilen günlük vitamin alım miktarları (RDA)


A E K C D B1 B2 B6 B12
(mcg RE) (mg) (mcg) (mg) (mcg) (mg) (mg) (mg) (mcg)
1-3 YAŞ 400 6 15 40 5 05 05 05 09
4-8 YAŞ 500 7 20 45 5 06 06 06 12
KaniDeLi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 14-03-09, 18:13   #4
Huzur iSyanda
 
KaniDeLi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30-06-07
Mesajlar: 2,264
Tecrübe Puanı: 9966 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000
--->: Çocuk Sağlığı Ve Beslenme

Çocuklarda Yeme Sorunlarında Çözüme Doğru

Çocuk tarafından yiyeceğin reddedilmesi anne-babaya karşı kullanılan güçlü bir silahtır. Bu silahı hiçbir zaman çocuğun eline vermemek...Yeme sorunlarının başında gelen yemeği reddetme ya da seçici davranma çocuklarda sık görülen olumsuz bir yeme davranışıdır. Çoğu durumda çocuk iyi besleniyor ancak ailesinin beklentisi doğrultusunda yemiyordur. Anne çocuğunun daha iyi daha çok yemesini istemektedir. Başkalarının çocukları çok daha güzel yemektedir. Hele yemek bulamayan çocuklar kendi çocuklarının istemediklerini yemek için can atmaktadır.



Bu durumun temelinde bebeklik döneminden beri gelen yanlış beslenme yöntemleri ve yaklaşımları söz konusudur. Gerçek anlamda iştahsızlık çocuğun besini almak istememesi ile ortaya çıkan bir durumdur. Kansızlık bağırsak parazitleri hastalıklar çocukta iştah kaybına yol açabilir. Bu gerçek anlamda iştahsızlıktır. Yeme isteği kaybolmuş hemen hemen hiçbir şeyi yemek istememektedir. Bu durumda kilo kaybı kaçınılmazdır. Kısa süreli bir hastalık nedeniyle ortaya çıkan bu gibi durumlar geçicidir ve asıl sorun ortadan kalktığında süratle iştah düzelir ve kaybedilen kilolar çabucak geri alınır.

Gerçek olmayan iştahsızlık durumunda ise çocuk yeme konusunda isteksiz ya da bazı yiyecekleri yemek istemesine karşın bazılarını yemek istememektedir seçici davranmaktadır. Sonuç olarak bu ocuklar kilo kaybetmezler aksine sıklıkla normal kiloda hatta olması gerekenden fazla kiloda bile olabilirler. Yemeleri uygun olmayan birçok yiyeceği iştahla yerken sağlıklı yiyecekleri yemek istememektedirler.

Okul öncesi yaşlarda gerek iştahsızlık gerekse besini reddetme ya da seçici davranma gibi yeme sorunları büyük ölçüde psikolojik nedenlerle ortaya çıkar. Bu yaşlarda beslenme çocuk ve ailesi arasında duygu alışverişini belirtmenin en iyi yoludur. Çocuk ona bakan kişilerin bu konuya verdikleri önemin bilincine kolaylıkla varır. Bunu kendi iletişimi için kullanır. Yemek yemeyi istemedikçe etrafındakiler onunla daha çok ilgilenmektedirler. O da bu ilginin devam etmesi için yemeyi red ederek sorunun uzamasını tercih edebilir.

Bazı çocuklar dikkat çekmek için beslenmeyi reddedebilirler. Bu durumda yemekten önce çocukla oynamak çözüm olabilir. Çocuk tarafından yiyeceğin reddedilmesi anne-babaya karşı kullanılan güçlü bir silahtır. Bu silahı hiçbir zaman çocuğun eline vermemek verilmişse geri almak uygun olur. Aile ile çocuk arasında yaşanan olumsuz yeme davranışı ile ilgili gerginliklerin devam etmesi daha büyük ve çözümlenmesi zor sorunlara yol açabilir. Ailenin çocuğun yemeğini yemesi konusuna çok önem vermediği mesajını vermelidir.

Olumsuz yeme davranışı olan çocuklara yaklaşımda aşağıdaki noktalara dikkat edilmesi yararlı olabilir.

Çocukların yemekten 1 saat önce ve yemek sırasında sıvı alımları azaltılmalıdır. Bu midenin dolarak gerilmesine ve yalancı tokluk hissine yol açabilir.

Çocuk biberon kullanıyorsa biberon bardakla değiştirilmeye çalışılmalıdır. Çünkü biberon ile beslenme bebeklik döneminde kalmalı çocukluk döneminde sıvılar bardakla alınmalı diğer yiyecekler çiğneyerek yutulmalıdır.

Günlük süt tüketimi 2 su bardağını aşmamalıdır. Sütün fazlası beslenmeyi bozabileceği gibi demir emilimini engelleyerek kansızlığa da yol açabilir.

Çocuğun besin seçimindeki öncelikleri dikkate alınarak farklı çeşitte besinler sunulmalıdır. Bu konuda onun tercihleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Fakat bu her zaman köfte kızarmış patates pilav makarna olarak değil de yemesi gerekli olan besin gruplarından onun tercih etmesine fırsat verilmesi tarzında olmalıdır. Örneğin kırmızı et yemesi için köfte yemeğin içinde kıyma parça etli yemek sulu köfte vb. şekilde kırmızı et içeren farklı menülerden kendi tercihine yönlendirilebilir.

Yemek porsiyonları annenin kendi ölçülerine göre değil çocuğun gereksinimine göre ayarlanmalıdır. Genellikle anneler porsiyonları kendilerine göre düşünmektedir. Toplam mide kapasitesi 300 ml olan bir çocuk 200 ml çorba içtikten sonra ancak 100 ml (yaklaşık yarım su bardağı) başka bir besini alabilecektir.

Bir öğünde verilen besin reddedildiyse tamamen farklı bir besin denenmeli ve onun da reddedilmesi durumunda bir sonraki öğüne kadar herhangi bir besin verilmeden beklenmelidir. Bir sonraki öğün zamanında önce istese de bir sonraki öğünü beklemesi gerektiği söylenmelidir.

Ara öğünler küçük porsiyonlar şeklinde olmalıdır. Bu daha sonraki ana öğüne acıkmasını sağlayacak kadar olmalıdır.

Herhangi bir nedenle ödül olarak şeker ve tatlı türünden besinler verilmemelidir. Genel olarak ödül – ceza yemek konusunda uygulanmamalıdır. Bu uygulandığında yemek yemenin stratejik bir olay olduğu mesajı çocuğa verilecektir.

Yiyecekler çocuğun kolayca yiyebileceği ve ilgilenebileceği biçimde hazırlanmalıdır. (Örneğin küçük dilimlenmiş havuç salatalık küçük şekillenmiş köfte sigara böreği karikatürize edilmiş kurabiye kek vb)
Çocuklar anlatılanı değil gördüklerini taklit ederek öğrenirler. Bu nedenle anneler babalar ve çocuğun bakımından sorumlu diğer kişiler olumlu (tutarlı ve benzer) yeme davranışı içinde olmalıdır. Çocuğa yedirmeye çalıştığı yemeyi kendisi yemiyorsa bu hiç de iyi bir örnek olmayacaktır.

Grup halinde yaşıtlarıyla ya da arkadaşının evinde restoranda piknikte yemek çocuklarda özellikle seçici çocuklarda olumlu yeme davranışının gelişmesine yardımcıdır. Evde yeme sorunları olan çocuklar bu gibi durumlarda kötü davranışlarını terk edebilirler.

Geçici olarak bir yiyeceğe düşkünlük veya reddetme bu yaş çocuklarda görülen yaygın bir sorundur. Normal gelişimin bir parçası olarak kabul edilen bu durum çocuğun bağımsızlığının bir ifadesidir. Bir süre için istemediği bir besini bir süre sonra çok sevebileceği gibi sevdiği bir besini de sonra istemeyebilir.

Yemek saatlerinin çocuğun gününün hoş bir bölümü olmasına özen gösterilmelidir. Ailesi birlikte olduğu hoş anların yaşandığı bir zaman dilimi olması sağlanmalıdır. Aksi takdirde yemek zamanı çocuğun hiç hoşlanmadığı bir an olabilir.

Reddetme durumunda çocuğu yemek konusunda zorlama doğru değildir. Bu sorunları daha kötüleştirir. Reddedilen besin daha sonra tekrar denenmelidir. Bir öğün bir gün hatta biraz daha uzunca bir süre yemek yememesi çocuğun genel durumu konusunda zarar vermeyecektir. Yaşayan bir canlı olarak kısa bir süre sonra acıkacak ve yemek isteyecektir.
KaniDeLi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 14-03-09, 18:14   #5
Huzur iSyanda
 
KaniDeLi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30-06-07
Mesajlar: 2,264
Tecrübe Puanı: 9966 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000
--->: Çocuk Sağlığı Ve Beslenme

Çocuklarda Gıda Alerjileri
Bebeğin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini sağlamakta ileride oluşabilecek gıda alerjilerinden korumasında bir yoldur. Eğer çocuğunuzuGıda allerjileri genellikle çocukluk çağında görülmeye başlanan bir rahatsızlıktır burunda tıkanıklık deri döküntüleri bulantı kusma karın ağrısı kızarıklık ishal nefes darlığı öksürük genel halsizliğe neden olabilir. Besinin alınmasından sonra 1–2 saat içinde vücut çocuğun besini ne kadar tükettiğine ve alerji seviyesine bağlı olarak hafif veya şiddetli olarak reaksiyon gösterebilir.

Görülme sıklığı çocuklarda %2 erişkinlerde %15–2 arasındadır. Anne ya da babadan birinin yada ikisinin de alerjik vücut yapısına sahip olması çocukta alerji gelişme riskini artırmaktadır. Gıda alerjilerinin bir kısmı yaşla kaybolurken bazen yaşam boyu beslenmelerine dikkat etmeleri gerekebilir.

Alerjiye en sık neden olan besinler; süt yumurta yer fıstığı mısır soya muz çilek buğday fındık ceviz balık ve kabuklu deniz ürünleridir.

Alerjiyi tanımlamak özellikle çocuklarda kolay olmamaktadır deri testleri veya eliminasyon diyeti yani alerjiye neden olabileceği düşünülen yiyeceklerin diyetten çıkarılması ve zamanla tekrar diyetlerine eklenerek vücudun tepki verip vermediğinin kontrol edilmesi gerekebilir. Böylelikle çocuğun hangi besine karşı alerjisi olduğu tespit edilir.

Alerjiyi ortadan kaldıracak bir tedavi yöntemi yoktur fakat alerjik hastaların bir kısmı özellikle süt ve yumurta alerjisinde 3 yaşından sonra alerji yapan gıdaları tüketebilir hale gelebilmektedirler. Gıda alerjisinin tedavisinde amaç etken besinin diyetten uzaklaştırılmasıdır. Bu durum çocuklarda bazı vitamin ve mineral eksikliklerinin görülmesini tetikleyebilir.

Bebeğin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini sağlamakta ileride oluşabilecek gıda alerjilerinden korumasında bir yoldur. Eğer çocuğunuzu emziremiyorsanız soya içeren mamalar kullanmamanız riski azaltacaktır. 6. aydan sonra ise pirinçli veya yulaflı mamalarla başlayıp sonrasında buğdaylılardan destek alabilirsiniz. Daha sonrasında sebzeler ve narenciye dışındaki meyve ve meyve suları diyetlerine eklenmelidir. Et ve protein kaynaklı yiyecekler ise 8. aydan itibaren verilmelidir. 1 yaş sonrasında yumurta balık buğday verilmelidir.

Çocuklar genellikle inek sütüne karşı alerjik reaksiyon gösterirler. Eğer çocuğunuzun inek sütüne karşı alerjisi varsa diyetinden peynir yoğurt tereyağı dondurmayı çıkarmanız gerekecektir. Bu durumda çocuğunuzun kalsiyum gereksinimini doktor kontrolünde tamamlayıcılardan sağlamanız yararlı olacaktır.

Eğer çocuğunuz belirli yiyecekleri tükettikten sonra belirli semptomlar oluşuyorsa o yiyecekleri diyetinden kaldırın. Hangi yiyeceğin alerji yaptığını tespit etmek için birkaç haftalık günlük tutabilirsiniz. Çocuğunuzun sabahtan akşama kadar neler tükettiğini yazın ve anı anına gösterdiği belirtileri de kaydedin. Unutulmaması gereken çocuğunuzun bir yiyeceğe karşı alerjisi varsa vücut hemen tepki vermeyebilir. Bağışıklık sistemlerinin bir reaksiyon göstermesi haftalar hatta aylarda sürebilir. Yani çocuğunuzun alerjisi olup ta vücutta reaksiyon vermeyen durumlar söz konusudur. Bu nedenle en sağlıklı yöntem alerji testleridir.
KaniDeLi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 14-03-09, 18:15   #6
Huzur iSyanda
 
KaniDeLi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30-06-07
Mesajlar: 2,264
Tecrübe Puanı: 9966 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000
--->: Çocuk Sağlığı Ve Beslenme

Gıda alerjilerine dikkat!
[Üye Olmadan Linkleri Göremessin! Üye Olmak İçin Tıkla...]


Gıda alerjisi bağışıklık sisteminin belli bir yiyeceğe verdiği anormal bir reaksiyondur. Gıda alerjisinin benzer belirtiler verebilen ancak bağışıklık sistemini etkilemeyen gıda intoleransı ile karıştırılmaması önemlidir.

Gıda alerjisine ne yol açar?

Bir gıdaya karşı alerjik reaksiyonun oluşması için bu gıdaya hassasiyeti olan çocuğun daha önceden bu gıdaya en az bir kere maruz kalmış olması gerekir. Ya da anne sütü yoluyla bu hassasiyet tetiklenebilir. Çocuk bu gıdayı ikinci kez yediğinde alerjik reaksiyonlar gelişir. Bu sefer IgE antikorları gıdaya tepki verir histaminler salgılanır ve bu da çocukta döküntüler astım ağızda kaşıntı solunum güçlüğü mide ağrıları kusma ve/veya ishal olmasına neden olur.

Gıda alerjisi ile gıda intoleransı arasında ne fark vardır?

Gıda alerjisine bağışıklık sisteminin çocukta hafif rahatsızlıklardan yaşamı tehdit eden çeşitli sorunlara varan tepkisi yol açar. Gıda intoleransı gıda alerjisi ile benzer belirtilere yol açsa bile bağışıklık sistemini etkilemez.

Hangi yiyeceklerin gıda alerjilerine neden olma olasılığı fazladır?

Tüm gıda alerjilerinin yaklaşık %90’ına şu 8 yiyecek neden olur:

- Süt
- Yumurta
- Buğday
- Balık
- Soya
- Kabuklu yemişler
- Kabuklu deniz mahsulleri
- Yer fıstığı

Çocuklarda en fazla alerjiye neden olan gıdalar yumurta süt yer fıstığı buğday soya ve kabuklu yemişlerdir. Yer fıstığı kabuklu yemişler ve kabuklu deniz mahsulleri ise çoğunlukla ağır reaksiyonlara yol açar. Çocukların yaklaşık %3’ünde gıda alerjileri görülür. Çocuk büyüyünce bazı gıdalara karşı alerjiyi “yenebilse” de yer fıstığı kabuklu yemişler ve kabuklu deniz mahsulleri alerjisi hayat boyu kalıcı olabilir.

Gıda alerjisinin belirtileri nelerdir?

Alerji belirtileri alerjiye neden olan gıdanın yenmesinden sonra bir kaç dakika ile birkaç saat arasında ortaya çıkabilir. Gıda alerjisinin en yaygın belirtileri aşağıda belirtilmekle birlikte bu belirtiler çocuktan çocuğa farklılık gösterebilir:

- Kusma
- Bulantı
- Kramplar
- Döküntüler
- Egzama
- Dudaklar dil veya ağızda kaşıntı ve şişme
- Solunum güçlüğü
- Hırıltı
- Kan basıncının düşmesi

Gıda alerjisinin oluşması için alerjiye neden olan gıdadan ne kadar yendiğinin önemi yoktur. Çok çok az miktarda alınması bile ciddi reaksiyonlara neden olabilir.

Gıda alerjisi belirtileri başka sorunlarla ya da tıbbi rahatsızlıklara benzerlik gösterebilir. Teşhis için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Gıda alerjisinin tedavisi

Gıda alerjisini önleyen herhangi bir ilaç mevcut değildir. Tedavinin amacı alerjiye neden olan gıdalardan kaçınılmasıdır. Doktorunuzun alerjiye neden olan gıdayı belirlemesinden sonra bu gıdadan ve o gıda grubundaki benzer gıdalardan kaçınılması çok önemlidir. Bebeğinizi emziriyorsanız sizin de alerjiye neden olan yiyecekten uzak durmanız gereklidir. Alerjen gıdadan çok küçük bir miktarın anne sütü yoluyla bebeğe geçmesi ve alerjiye neden olması mümkündür.

Ayrıca çocuğunuzun bazı yiyecekleri yiyememesi nedeniyle ilave vitamin ve mineral alması gerekebilir. Bu konuyu doktorunuzla görüşünüz.

Çocuğunuzun ağır gıda alerjisi olması durumunda doktorunuz ağır reaksiyonların durdurulmasını sağlayan bir ilacın da bulunduğu bir ilk yardım setini yanınızda bulundurmanızı tavsiye edebilir. Bu konuyla ilgili daha fazla bilgi için doktorunuzla görüşünüz.

Bazı çocuklara 3-6 aydan sonra doktorun kontrolünde alerjiyi yenip yenmediklerini görmek amacıyla bazı gıdalar verilebilir. Çoğu alerjiler kısa süreli olabilmekte ve 3 veya 4 yaşından sonra gıda rahatlıkla tolere edilebilmektedir.

Süt ve soya alerjisi
Bebek ve küçük çocuklarda çoğunlukla süt ve soyaya karşı alerji olduğu görülür. Bu durumda aşağıdaki belirtiler görülebilir:

- Kolik
- Çocuğun kakasında kan
- Büyümesinde yavaşlık

Böyle durumlarda doktorunuz bebeğinizin mamasını veya anne sütünü soya bazlı mama ile değiştirebilir. Soya bazlı mamanın da soruna neden olması durumunda doktorunuz bebeğinizin mamasını kolay sindirilen hipoalerjenik bir mama ile değiştirebilir.

Süt ve soya alerjisinin belirtileri de başka sorunlarla ya da tıbbi rahatsızlıklara benzerlik gösterebilir. Teşhis için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Gıda alerjilerinin önlenmesi
Gıda alerjisinin oluşması önlenemez ancak çoğunlukla aşağıdaki tavsiyelere uyarak geciktirilmesi sağlanabilir:

- Mümkünse ilk altı ay bebeğinizi sadece anne sütü ile besleyin.

- 6 ay dolmadan katı gıdalar vermeyin.

- 1 yaşından önce inek sütü buğday yumurta akı yer fıstığı ve balık vermeyin.
KaniDeLi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 14-03-09, 18:16   #7
Huzur iSyanda
 
KaniDeLi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30-06-07
Mesajlar: 2,264
Tecrübe Puanı: 9966 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000 KaniDeLi 1000
--->: Çocuk Sağlığı Ve Beslenme

Anne Sütü Biberona Karşı
Bebeklerimizin yalnızca yarısı doğumu izleyen ilk bir saat içinde emzirilmektedir. 0-3 aylık bebeklerimizden yalnızca %94'ü tek başına anne sütü almaktadır.

Biberon emmesi ile anne memesinin emzirilmesi farklıdır. Biberonun içindeki mama/su biberonun emziğinin emilmesi ile bebeğin ağzına dolar. Biberon emen çocuğun bir çaba sarf etmesine gerek yoktur. Anne memesini emen çocuk yalnızca meme ucunu değil areolanın (meme başını çevreleyen koyu renkli bölge) büyük bir kısmını ağzının içine alır ve dilini areolanın altına uzatır. İçi sütle dolu kanalların çoğu areola bölgesindedir. Bebek dili ile bu kanalları sağar ve ağzına dolan sütü yutar.

İçinde ister mama ister su olsun yaşamın ilk günlerinde biberon verilen bebekler (bir kez bile verilse) memeden de biberon gibi emmeye çalışırlar. Bu bebekler yalnızca meme başını emerler ve dilleri ile sağma işlemi yapmazlar. Bu duruma meme başı şaşkınlığı denilmektedir. Çocuk yalnızca annenin meme başını emdiği için memeyi boşaltamaz süt gelmediği için huzursuz olur.

Çocuğun huzursuz olması anneye yeterli sütünün olmadığını (yalancı süt yetersizliği) düşündürür. Bebeğin etkisiz emdiği durumlarda memeler sürekli şiş ve gergindir. Yalnızca meme başının emilmesi nedeni ile meme ucunda zedelenme ve çatlaklar da oluşur. Daha çok biberon kullanılmaya başlanır. Bebek rahata alıştığı için anne memesini bir daha almak istemez. Anne de sütünün yetersiz olduğunu düşünerek ve meme başı sorunları nedeni ile emzirmeyi sürdürmek istemez.

Anne sütü ise her zaman ve her yerde hazır durumdadır. Bebeğin beklemesine gerek yoktur. Bu nedenle emzirilen çocuklar huzurludur. Bebek için "emme" yalnızca karnının doyurması değildir. Aynı zamanda anne ve bebek arasındaki ikili ilişkinin tam olarak gelişmesini sağlar. İlk bir yaş içinde her istediği anda annesini yanında bulan ve emzirilen çocuklarda temel güven duygusu gelişir.

Biberon ile beslemede beslenme süresi boyunca verilen mamanın içeriği aynıdır. Bununla birlikte anne sütünün en önemli özelliği yaşayan bir sıvı özelliği göstermesidir. İçeriği sabit olmayıp çocuğunun yaşına fizyolojik durumuna uygun bir değişim gösterir. Emzirme döneminin başında ya da sonunda olmasına göre anne sütünün içeriği değişir. Emzirme döneminin başındaki süt suludur. Emzirme döneminin sonundaki süt ise yağlıdır bebeğe doygunluk hissi verir. Bebek anne göğsünü gereksinimi kadar emer biberon ile beslemede ise annesinin almasını düşündüğü kadar almak zorundadır. Anne sütü ile beslenen bebeklerde şişmanlık daha az görüldüğü bilinmektedir. Anne sütü ile beslenmede ileri yaşlarda şişmanlık koroner kalp hastalıkları şeker hastalığı (Tip I Diabetes Mellitus) Çölyak hastalığı gelişme riski daha azdır.

Anne sütü yalnızca en ideal besleyici değil aynı zamanda en ekonomik beslenme yoludur. Biberonun temizlenmesi çok zordur ve bebekler için enfeksiyon kaynağı oluşturur. Biberon ile beslenen bebeklerde ishalli hastalıklar sık görülmektedir. Emzirmeden önce anne göğsünün temizlenmesine gerek yoktur. Her koşulda verilebilir Mikrop bulaşması sorunu yoktur. Emzirdikten sonra da annenin bir miktar sütünü sıkıp göğüs uçlarına sürmesi temizlik için yeterlidir. Herhangi bir pomat kullanmaya gerek yoktur. Emzirme öncesi annenin yalnızca el yıkaması gerekmektedir.

Çalışan anneler anne sütünü sağarak eve bırakılabilir ve anne evde olmadığı zaman bebeğe kendi anne sütü verilebilir. Anne sütü buzdolabında 24 saat oda ısısında sekiz saat saklanabilir. İnek sütü ise oda ısısında iki saatte bozulur. Bu sağılan anne sütünün de biberonla değil kaşık ile verilmesi gerekmektedir. Kaşığın temizlenmesi kolaydır ve meme başı şaşkınlığı yaratmaz. Bebeklerin kaşık ile almadığı durumlarda fincan kullanılabilir. Bebek yarı oturur pozisyonda iken bebeğin alt dudağına içinde mama bulunan fincan yaklaştırılır. Bebek dili ile fincanın kenarından mamayı alır. Bebeğin ağzına hiçbir zaman mama dökülmemelidir.

Emzirmenin üstünlükleri tartışılmaz olduğunun bilinmesine karşın biberon kullanımının halen yaygın olması düşündürücüdür. Hastanelerimizin tamamının "bebek dostu hastane" olması emzirmenin yaygınlaşmasını sağlayacaktır.
KaniDeLi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

  • Submit Thread to Digg Digg
  • Submit Thread to del.icio.us del.icio.us
  • Submit Thread to StumbleUpon StumbleUpon
  • Submit Thread to Google Google
  • Bookmarks

    Seçenekler
    Stil

    Yetkileriniz
    You may not post new threads
    You may not post replies
    You may not post attachments
    You may not edit your posts

    BB code is Açık
    Smileler Açık
    [IMG] Kodları Açık
    HTML-KodlarıKapalı
    Trackbacks are Açık
    Pingbacks are Açık
    Refbacks are Açık



    Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:13 .


    Powered by vBulletin Version 3.8.7
    Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
    Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
    Sohbet ve Sohbet odalari sitesi

    Sohbet Chat Forum Oyunlar1