hoSSohbeT.com  Sohbet  forumlari

Anasayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   hoSSohbeT.com Sohbet forumlari > Sağlık Sorunları > Sağlık İle İlgili Herşey > Çocuk Sağlığı
Kayıt ol Yardım Sohbet Gazete oku Diyetsaglik Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Çocuk Sağlığı Çocuk ve çocuk sağlığı hakkında herşey



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 25-11-08, 15:09   #1
ehLikeyhif™
 
KaRma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04-06-08
Nerden: Belirsizliklerden..
Yaş: 100
Mesajlar: 63,933
Tecrübe Puanı: 254039 KaRma 1000 KaRma 1000 KaRma 1000 KaRma 1000 KaRma 1000 KaRma 1000 KaRma 1000 KaRma 1000 KaRma 1000 KaRma 1000 KaRma 1000
Çocuklarda yalan

Bugün bir annede yalan söylediği için çocuğuna toplum içinde küçük düşürme cezası verdiğini gördün...Bunu kime söylerseniz mutlaka ben yapmam der ama lüffen ebveynler biraz daha dikkat...Hayatını kararttığınız sizin çocuklarınız ve emin olun yaptığınız söylediğiniz herşey onda bir iz bırakıyor ve size yol su olarak geri dönecek sonra kime çekti bu çocuk demeyin nihayetinde bu sizin yetiştirdiğiniz bir birey......


Çocuklarda görülen yalan söylemenin bir davranış bozukluğu olarak adlandırmadan önce çocuğun hangi yaş grubunda olduğu ve yalanı neden nasıl söylediğine bakmak gereklidir.

Ana babaların birçoğu, çocuğun gerçeğe sadık kalmasını çok erken bir dönemde isterler.Oysa 3 yaş çocuğunun -inanılmayacak öyküler-uydurması ve taklit oyunlarında hoşlanması doğaldır.Çocuk zeki ve hayal gücü geniş olduğu ölçüde bunda başarılı olur.

Öykü uydurma ve taklit oyunu yalan söylemek değildir ve bunu engelliyici hiçbir girişimde bulunulmamalıdır.Öykü uydurmaktan ayrı olarak,kasıtlı biçimde gerçeğe sadık kalmanın küçük bir çocukla doğaldır ve bu tür yalan çocuğun eğlenmeyi sevmenin,birine takılmaktan hoşlanmasının, doğal övünme arzusunun,arkadaşlarından geri kalmama isteğini ya da cezalandırılma korkusunun bir sonucudur.Ayrıca,ana babanın üzerinde durdukları da çocuk bu bir yalana başvurmuş olabilir.

Yaşamın ilk 5 yılında çocuğun yalan söylemesi konusunda endişe etmeye gerek yoktur.Gerçeğe sadık kalma çocukta giderek gelişen bir olgudur.Çocuğun gerçeğe sadık kalması konusunda ısrar etmek ve çocuğa yalan söylediğini kanıtlama girişiminde bulunmak yanlıştır.Çocuk açıkça anlaşılan bir yalan söylediği zaman endişeyle karşılanmamalıdır.Ancak çocuk 4 yaşına geldiğinde,yalan salt övünmekten öte bir amaçla söylenmişse,düş gücü ürünü ya da bir şaka değilse,o zaman annenin çocuğa,eğer doğruyu söylemezse ona ne zaman inanacağını bilmeyeceğini söylemesi yeterlidir.Sert cezalar suçlanmadan kaçmak için çocuğun yalan söylemesine yol açar .

YALAN SÖYLEYEN ÇOCUKLARIMIZA NASIL DAVRANMALIYIZ?

1. Çocuğun yalan söylemesiyle etkili bir mücadele için öncelikle yalanın ne tür olduğu bilinmelidir.

2. Küçük çocuğun (sözde) yalanların ahlakı bir hata gibi görülmemelidir. Böyle bir davranış karşısında değer yargılarını anlatmak ya da kızgınlıkla cezalandırmak yanlış olur. Önceden çocuğa doğru söylemenin övülmeye değer bir davranış olduğu anlatılmalıdır.

3. Yetişkinler çocuğa iyi birer örnek olmalı ve davranışlarında, çocuklarında görmek istemedikleri hatalara yer vermemelidirler. Patolojik yalan karşısında hem psikolojik durum, hem de eğitsel etkenler üzerinde durulması gerekir. Öncelikle nöro-biyolojik muayene yapılmalıdır. Örneğin, iç salgı bezlerinin işlevleri, ****bolik düzensizlikler, ansefalik bozukluklar araştırılmalıdır. Bunun yanı sıra, yeniden eğitime başvurulmalıdır..

4. Sık sık ne yaptıkları ya da ne gördükleri çocuklara anlattırılmalı, çeşitli bahanelerle davranışlarının nedenleri ve hataları sorulmalıdır. Artık yalan söylemedikleri saptanınca, yeniden eğitimde doğruyu söylemenin gerekliliği üzerinde durulmalıdır. Aşırı duygusal (hiperemotive) çocuğun kaygı ve çekingenlik yüzünden yalan söylemesi nedeniyle ona güven verilmeli, öfke ve kınama tepkilerinden kaçınılmalıdır.

5. Oluşmuş bir yalan karşısında mücadele, kötünün iyisini yapmaktan başka bir şey değildir.Yalan söyleme davranışını iyileştirmek önlemekten daha zordur. Önemli olan, çocuğu yalana itecek durumlara meydan vermemektir.

6. Çocuklarının kendileriyle birlikte ya da kendi yerlerine yalan söylemelerini isteyen ailelerin sayısı, ne yazık ki, az değildir. Bunlar,davranışlarının sonuçlarını küçümser, haklı nedenler gösterirler, hatta bununla eğlenirler. Çoğunlukla yalan böyle bir örnekten kaynaklanır.

7. Yalanın engellenme biçimi çocukta gerilim yaratabilir. Aşırı kızgınlık, çocuğun yalanını engellemek açısından olumsuz bir davranıştır. Bu yolla yaratılan suçluluk duygusu, çocuğu yalandan uzaklaştıracak yerde, daha çok yaklaştırır.

8. Genelde yalan bir hata gibi görülür ve suçluluk duygusu itirafla son bulur. Çocuğun itiraf etmesine yardımcı olmalıdır.Ancak çocuğu kendisi ve çevresiyle barıştırmazsa,itirafı değeri yoktur.

9. Yalan söyleyen çocuk bu mücadeleyi anlamlı, onun iyiliği için böyle davranıldığını bilmelidir. Burada bir güç gösterisi değil, yardım söz konusu olmalı ve ona güven vermelidir.

10. Yalan kişiliğin bir eksikliği, bencilliğe ve kolacılığa doğru bir çıkış, bireyi diğer insanlardan soyutlayıcı bir kendini reddetmedir. Yalanla mücadele yeterli değildir, aynı zamanda dürüstlük, açık yüreklilik, içtenlik ve sevgi için de savaşım verilmelidir. Bunlar bireye denge ve mutluluk getirirler.

11. Kısaca,yalancılık olayı çevresel ilişkilerle birlikte ele alınmalıdır. Önce çocukta yalancılığın gelişmesini kolaylaştıran nedenlerin bulunması gerekir. Sonra da aile çevresiyle işbirliği yapılır, çocuğa doğruluğun yararları, getireceği haz ve avantajlar elle tutulur biçimde öğretilmelidir.

Öneriler

1. Çocuğun yalan söylemesiyle etkili bir mücadele için öncelikle yalanın ne tür olduğu bilinmelidir.

2. Küçük çocuğun (sözde) yalanların ahlakı bir hata gibi görülmemelidir. Böyle bir davranış karşısında değer yargılarını anlatmak ya da kızgınlıkla cezalandırmak yanlış olur. Önceden çocuğa doğru söylemenin övülmeye değer bir davranış olduğu anlatılmalıdır.

3. Yetişkinler çocuğa iyi birer örnek olmalı ve davranışlarında, çocuklarında görmek istemedikleri hatalara yer vermemelidirler. Patolojik yalan karşısında hem psikolojik durum, hem de eğitsel etkenler üzerinde durulması gerekir. Öncelikle nöro-biyolojik muayene yapılmalıdır. Örneğin, iç salgı bezlerinin işlevleri, ****bolik düzensizlikler, ansefalik bozukluklar araştırılmalıdır. Bunun yanı sıra, yeniden eğitime başvurulmalıdır..

4. Sık sık ne yaptıkları ya da ne gördükleri çocuklara anlattırılmalı, çeşitli bahanelerle davranışlarının nedenleri ve hataları sorulmalıdır. Artık yalan söylemedikleri saptanınca, yeniden eğitimde doğruyu söylemenin gerekliliği üzerinde durulmalıdır. Aşırı duygusal (hiperemotive) çocuğun kaygı ve çekingenlik yüzünden yalan söylemesi nedeniyle ona güven verilmeli, öfke ve kınama tepkilerinden kaçınılmalıdır.

5. Oluşmuş bir yalan karşısında mücadele, kötünün iyisini yapmaktan başka bir şey değildir.Yalan söyleme davranışını iyileştirmek önlemekten daha zordur. Önemli olan, çocuğu yalana itecek durumlara meydan vermemektir.

6. Çocuklarının kendileriyle birlikte ya da kendi yerlerine yalan söylemelerini isteyen ailelerin sayısı, ne yazık ki, az değildir. Bunlar,davranışlarının sonuçlarını küçümser, haklı nedenler gösterirler, hatta bununla eğlenirler. Çoğunlukla yalan böyle bir örnekten kaynaklanır.

7. Yalanın engellenme biçimi çocukta gerilim yaratabilir. Aşırı kızgınlık, çocuğun yalanını engellemek açısından olumsuz bir davranıştır. Bu yolla yaratılan suçluluk duygusu, çocuğu yalandan uzaklaştıracak yerde, daha çok yaklaştırır.

8. Genelde yalan bir hata gibi görülür ve suçluluk duygusu itirafla son bulur. Çocuğun itiraf etmesine yardımcı olmalıdır.Ancak çocuğu kendisi ve çevresiyle barıştırmazsa,itirafı değeri yoktur.

9. Yalan söyleyen çocuk bu mücadeleyi anlamlı, onun iyiliği için böyle davranıldığını bilmelidir. Burada bir güç gösterisi değil, yardım söz konusu olmalı ve ona güven vermelidir.

10. Yalan kişiliğin bir eksikliği, bencilliğe ve kolacılığa doğru bir çıkış, bireyi diğer insanlardan soyutlayıcı bir kendini reddetmedir. Yalanla mücadele yeterli değildir, aynı zamanda dürüstlük, açık yüreklilik, içtenlik ve sevgi için de savaşım verilmelidir. Bunlar bireye denge ve mutluluk getirirler.

11. Kısaca,yalancılık olayı çevresel ilişkilerle birlikte ele alınmalıdır. Önce çocukta yalancılığın gelişmesini kolaylaştıran nedenlerin bulunması gerekir. Sonra da aile çevresiyle işbirliği yapılır, çocuğa doğruluğun yararları, getireceği haz ve avantajlar elle tutulur biçimde öğretilmelidir.
__________________






[Üye Olmadan Linkleri Göremessin! Üye Olmak İçin Tıkla...]






! .sɹǝʇ nq ʞǝʇ ɹiq ɐp ɐpunloʎ ʎǝsɹǝɥ iʞuɐs

[Üye Olmadan Linkleri Göremessin! Üye Olmak İçin Tıkla...] /[Üye Olmadan Linkleri Göremessin! Üye Olmak İçin Tıkla...] / [Üye Olmadan Linkleri Göremessin! Üye Olmak İçin Tıkla...] /
[Üye Olmadan Linkleri Göremessin! Üye Olmak İçin Tıkla...] /
[Üye Olmadan Linkleri Göremessin! Üye Olmak İçin Tıkla...] / [Üye Olmadan Linkleri Göremessin! Üye Olmak İçin Tıkla...]

KaRma isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

  • Submit Thread to Digg Digg
  • Submit Thread to del.icio.us del.icio.us
  • Submit Thread to StumbleUpon StumbleUpon
  • Submit Thread to Google Google
  • Bookmarks

    Seçenekler
    Stil

    Yetkileriniz
    You may not post new threads
    You may not post replies
    You may not post attachments
    You may not edit your posts

    BB code is Açık
    Smileler Açık
    [IMG] Kodları Açık
    HTML-KodlarıKapalı
    Trackbacks are Açık
    Pingbacks are Açık
    Refbacks are Açık



    Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:34 .


    Powered by vBulletin Version 3.8.7
    Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
    Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
    Sohbet ve Sohbet odalari sitesi

    Sohbet Chat Forum Oyunlar1