hoSSohbeT.com  Sohbet  forumlari

Anasayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   hoSSohbeT.com Sohbet forumlari > Sağlık Sorunları > Sağlık İle İlgili Herşey > Besinler
Kayıt ol Yardım Sohbet Gazete oku Diyetsaglik Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Besinler Besinler ve özellikleri



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16-01-12, 07:24   #1
╠► Shetan-ın MeLeqi ◄╣
 
SahiL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-11-08
Yaş: 30
Mesajlar: 10,992
Tecrübe Puanı: 1098 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000
SahiL - MSN üzeri Mesaj gönder SahiL isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Yemek aşk ve nefret üçgeni


Yemek aşk ve nefret üçgeni
Yemek yemek bazıları için bir aşk, bazıları için de yapışıp kalan kilolar yüzünden bir nefrete dönüşebiliyor.

İştahımızı belirleyen biyolojik, sosyal ve kültürel güçler hakkında yapılan son araştırmalar, bu ilişkide uyum ve ahengi yakalamamıza yardımcı olabilir. Kilonu sağlıklı bir dengede tutmak istiyorsanız okumaya devam edin.

Keşke dondurma, tavuk derisi veya buharda pişmiş ıspanak hakkında değil de sadece sevgililer hakkında konuşuyor olsaydık. Yemekle kıyaslandığınızda, partnerlerimizle kurduğumuz duygusal bağlar oldukça basit kalıyor. Evet, bazen ağlamamıza, lanet okumamıza veya sokağa bir şeyler fırlatmamıza neden olabiliyorlar ama sonuçta istediğimiz zaman onlarla yolları ayırmamız mümkün.

Peki ya kilolar? Kilolarla vedalaşmak her zaman sevgiliyi terk etmek kadar kolay olmuyor.

Yemek - aşk - nefret ilişkisi için tıklayın...



Yemek aşk ve nefret üçgeni
İştahımızı belirleyen biyolojik, sosyal ve kültürel güçler hakkında yapılan son araştırmalar, bu ilişkide uyum ve ahengi yakalamamıza yardımcı olabilir. Kilonu sağlıklı bir dengede tutmak istiyorsanız okumaya devam edin.

Ertesi gün pişman olacağınızı bilseniz de yatağınıza aldığınız biri olmuştur belki… Ya da arkadaşlarınızın bile bilmesini istemediğiniz biri… Ve tabii senin için iyi olan biri de vardır ama hiç çekici değildir.
Keşke dondurma, tavuk derisi veya buharda pişmiş ıspanak hakkında değil de sadece sevgililer hakkında konuşuyor olsaydık. Yemekle kıyaslandığınızda, partnerlerimizle kurduğumuz duygusal bağlar oldukça basit kalıyor. Evet, bazen ağlamamıza, lanet okumamıza veya sokağa bir şeyler fırlatmamıza neden olabiliyorlar ama sonuçta istediğimiz zaman onlarla yolları ayırmamız mümkün.
Diğer taraftan yemek ve biz, hayat boyu birbirimize kenetlenmiş vaziyetteyiz.
Kendini ‘normal’ biri olarak görseniz bile, konu yemek seçimlerine geldiğinde düşündüğünüzden daha karmaşık olabilirsiniz. Hatta zaman zaman yemekle ilişkiniz, dünyadaki en zor ilişki hâline bile gelebilir. Yaptığımız bir ankete göre, 6.000 Women’s Health okuyucusunun yüzde 30’u yemek konusunda hemen her gün sıkıntı yaşıyor.
Bazen bu huzursuzluk daha da uç noktalara gidebiliyor: Baktığımızda Amerika’daki kadınların yaklaşık yüzde beşinin hayatının bir döneminde yeme bozukluğu yaşadığını görüyoruz. Ayrıca kadın nüfusun yüzde 36’sı obez kategorisinde yer alıyor. Bu uç örnekler dışında, yemeğe yaklaşımı sağlıksız olmayan bizim gibi kişiler bile zaman zaman sorunlar yaşayabiliyor.

Çoğumuz fazla yemek yediğimizde veya vücudumuz için faydalı olmadığını bildiğimiz besinleri tercih ettiğimizde suçluluk duyarız. Bir de belli bir yapısı veya rengi olan yiyeceklerden ya da tabaktaki sebzenin ete değmesinden kaçınmak gibi gariplikler var. Birçoğumuz besinleri atalarımızın düşündüğü gibi sadece yakıt olarak görmüyoruz. Bizim için küçük bir parça çikolata, günah, ödül veya keyif (ya da farklı zamanlarda bunların tümü birden) demek…
Acaba yiyeceklere dengeli biçimde ve pişmanlık duymadan yaklaşmak, pratikte tarih mi oldu?
Yemeyi çok severken neden bir sonraki an nefret ediyoruz diye düşünecek olursak, bunun psikolojik, genetik, ailevi ve kültürel birçok nedeni var. Ancak ağzımıza koyduğumuz şeylerle olan ilişkimizin o kadar da inişli çıkışlı olmasına lüzum yok. Bir kez yeme alışkanlıklarımızı neyin belirlediğini ortaya çıkarırsak, yemek yemeyi çok daha eğlenceli hâle getirebiliriz.


Yemek aşk ve nefret üçgeni
Dilinin Ucunda

Tat alma cisimcikleri, bedeninin en önemli parçası olmayabilir. Ancak onlara sahip olmanız, hayatta kalmanızı sağlıyor. Bilim insanlarının uzun zamandır öne sürdüğü hipoteze göre, acı bir tada sahip olan zehirli yiyecekleri ayırt edebilme yeteneğimizin olması evrimsel bir avantaj.
Eğer tatlıya düşkün biriyseniz, bunu genlerinize borçlusunuz. Çünkü damak zevkin DNA’larına kodlanmış durumda. Physiology & Behavior’da yayımlanmış bir çalışmada, yemek seçimimizin yaklaşık yüzde 45 oranında genlerimiz tarafından belirlendiği ortaya çıkmış. Kısacası kaç adet tat alma cisimciğine sahip olduğunuz da biyoloji tarafından kontrol edilen şeyler arasında. Genlerin, bazı yiyeceklere karşı aşırı duyarlı olmanıza (yemek uzmanları bu kişilere gurme diyor) ve dolayısıyla yedikleriniz konusunda daha seçici hâle gelmenize neden olabiliyor. Acı tatları pek tercih etmeyebiliriz ama tekrarlanan deneyimlerle onlardan keyif almaya başlayabiliriz. (İlk defa kahve ya da bira tattığın anı hatırla!) Damak tadı üzerine denemeler anne karnında başlar. Philadelphia’daki Monell Kimyasal Duyu Merkezi’nde yapılan bir çalışmada, hamileyken havuç suyu içen kadınların bebeklerinin, havuç suyu katılmış mamalara diğer bebeklerden daha kolay alıştığı tespit edilmiş. Diğerlerine kıyasla bu bebeklerin yüzünü daha az ekşittiğini de ilave edersek, bundan hoşlandıklarını bile söyleyebiliriz.
Physiology & Behaviour’daki çalışmada, yemek seçimlerimizin önemli oranda biyolojik olarak belirlendiği, ancak yüzde 55 gibi daha büyük bir oranda başka nedenlere bağlı olduğu belirtilmiş. Çocukluğumuzda tercihlerimizi belirleyen en önemli faktör öğrenme yetimizdi. Bir bebek nasıl anne ve babasının lisanını öğreniyorsa, aynı şekilde yemek seçiminde de onlardan etkilenir. Anne babamızın yemek alışkanlıklarını ufak yaşta kopyalamaya başlarız.

Mindless Eating kitabının yazarı ve Cornell Üniversitesi’ndeki Gıda ve Marka Laboratuvarı’nın kurucusu Doktor Brian Wansink, öğün arasında tatlı yemenin alt sınıfa ait bir davranış olduğunu söyleyen bir anneye sahip olan meslektaşını anımsıyor. Annesi bunu zihnine öyle damgalamış ki, kadın hiçbir zaman az da olsa tatlı keyfi yapmak için kendine izin verememiş.

Yemekle ilgili ilk çağrışımlarımız tabii ki çocukluğumuzda oluşur. Brokolini yemediğiniz için televizyon seyredemediyseniz, şu an aynı yiyeceği yemeye çalışmak sizi usandırabilir. Diğer yandan bize yemesi en keyifli gelen besinlerin hepsi zihnimizde güzel duygularla bağdaşmıştır. Wansink’in çalışmasına katılan bir kadın, M&M ve patlamış mısırı birlikte yediğinde kendisini ev gibi, sıcak ve güven dolu bir ortamda hissettiğini belirtmiş. Zaten üniversitedeyken bu abur cuburu beraber hazırladığı erkek arkadaşıyla şu an evli. Wansink, “Hatıralar belirsiz olsa dâhi uyandırdığı duygular, kendini iyi hissetmek ya da yaşamakta olduğun güzel bir hissi korumak istediğin zaman seni aynı şeyleri yemeye yöneltir” diyor.


Yemek aşk ve nefret üçgeni
Yediklerimiz ve Biz

Yiyecekler hakkındaki düşüncelerimizi etkileyen bir diğer unsur da o yiyeceğin bizim için neyin sembolü olduğudur. Bazı yiyeceklere din veya etnik geçmişin nedeniyle düşkün olman mümkün. Washington Üniversitesi’nden Doçent Doktor Kima Cargill, “Yemek tüm seramonilerin parçasıdır. Atalarımızla bağlantı kurma, aile veya kültürün öyküsünü anlatma ya da tutulan yasın üstesinden gelme biçimidir” diyor. Yiyecekler kim olduğumuzun, geçmişten ne hatırlamak istediğimizin, gelecekten ne beklediğimizin ve neleri kaybettiğimizin göstergesidir. Bu kadar iç içe olduğumuz bir konuda nasıl duygusal olmayalım?
Kültürel ve sosyal beklentiler nasıl ya da ne kadar yediğimiz hakkındaki duygularımızı belirler. Maryland’de yaşayan 36 yaşındaki Priya Ramachandran, küçüklüğünü Hindistan’da geçirmiş. Ailesi yemeğe parmak ucundan başka bir yerin değmesini görgüsüzlük olarak kabul edermiş. “Mesela büyük bir dilim pizza ya da sandviç yerken avcunun bir kısmının değmesi kaçınılmazdır. Bu yüzden kendimi hep kötü hissederim” diyor. Dolayısıyla önüne büyük bir dilim pizza konduğunda önce onu iki parçaya kesiyor ve hamburger gibi yiyeceklerin pek yanına yaklaşmıyor.
A Happy You kitabının yazarı Doktor Elizabeth R. Lombardo, Amerika’da ve zayıflığın ödüllendirildiği daha birçok ülkede, yemek (özellikle de tatlı) siparişi vermenin kadınlarda suçluluk duygusu yarattığını belirtiyor. Ancak bu hissin esas nedeni kontrol duygusudur çünkü tatlı yemek bir anlamda kendine hâkim olamamakla özdeşleştirilir.
Seattle’da yaşayan 30 yaşındaki Jane Hedman, bu savaşı oldukça yakından tanıyanlardan biri: “Ne zaman iş yerinde bir arkadaşımın doğum gününü kutlayacak olsak, marketten alınmış sıradan pastanın bir dilimini yiyebilmek için öğle yemeğini atlayıp atlamamak konusunda kendimle yarım saat konuşurum. Oysa erkek iş arkadaşım böyle bir sıkıntı yaşamaz. O sadece pastasını yer!”
__________________
Harf Cerrahı

SahiL
SahiL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Alt 16-01-12, 07:29   #2
╠► Shetan-ın MeLeqi ◄╣
 
SahiL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08-11-08
Yaş: 30
Mesajlar: 10,992
Tecrübe Puanı: 1098 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000 SahiL 1000
SahiL - MSN üzeri Mesaj gönder SahiL isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Cevap: Yemek aşk ve nefret üçgeni


Yemek aşk ve nefret üçgeni
Yemekle Yeniden Dost Olmak

DNA’nı ve kültürel geçmişini değiştiremez ya da zamanı geriye alıp hamile annenin sebze suyu içmesini sağlayamazsın. Ancak artık bahsettiğimiz şeylerin seni nasıl etkilediğini anladığına göre, yemekle yaşadığın her deneyimi keyifli hâle getirebilirsin. Lombardo, tabağındakilerden mutlu olmak için kendine izin vermeni ve doğru yiyeceği, doğru miktarda, doğru şekilde yiyip yemediğin konusunda endişelenmeyi bırakmanı söylüyor.



Yemek aşk ve nefret üçgeni
İşte size bazı ipuçları:

Yemeğinize odaklanın

Her lokmanın tadını çıkarmaya zamanın olmayabilir. Ancak televizyonu kapatıp masada oturmak, yemeğinizden daha fazla zevk almanızı sağlar.


Yemek aşk ve nefret üçgeni
Her şeyi kafanıza takmayın

Wansink, “Neyi ne kadar yediğinin çok fazla farkında olmak, yemek takıntısına dönüşebilir. ‘Eğer üç kilometre yürürsem şu cipslerden daha fazla yiyebilirim’ gibi bir düşünceye sahip olmak felaket bir yaşam şeklidir” diyor.


Yemek aşk ve nefret üçgeni
Kendinize yasak koymayın

Mahrumiyet üzerine kurulu diyetler size başarı getirmez. Wansink, kendine, ‘Gerçekte ne kadar istediğimi bildiğim sürece, istediğim şeyi istediğim an yiyebilirim’ diyebilmenin sizi özgürleştireceğini belirtiyor.


Yemek aşk ve nefret üçgeni
İç sesinizi dinleyin

Eğer et yemek istiyorsanız, herkes salata yiyor olsa bile siz et siparişi verin. Başkalarının değişmez fikirlerini benimsemek zorunda değilsiniz. Lombardo, içinden şu mantrayı tekrarlamanı öneriyor: “Ben bu yemeğin keyfini çıkarmayı seçiyorum.” Kaldı ki günün sonunda hepimiz, yemeğin dostumuz mu yoksa düşmanımız mı olduğu konusunda kendi kararımızı vermek zorundayız.


Yemek aşk ve nefret üçgeni
Çalışkan tat alma cisimcikleri

Eğer yemek konusuna fazla meraklıysanız, uzmanların dediği gibi siz de bir gurme olabilirsiniz
.Anlaşılan o ki, tatları ayırt edebiliyorsunuz. Bu konuda doğuştan daha fazla yetiye sahip olanlarımız mevcut. Dilimizdeki tat alma cisimciği sayısı her birimizde farklıdır ve bunlar bazılarımızda ortalamadan 10, hatta 100 kat daha fazladır. Gurmeler, lezzetlere diğer insanlardan daha duyarlı olur ve dolayısıyla yemek istediği yiyecekler konusunda daha seçicidir.
Bir gurme olup olmadığınızı anlamak için dilinizin üzerinde bulunan mantar şeklindeki çıkıntıları saymanız gerek. Bunlar küçüktür ama gözle görülebilir. Önce bir damla mavi gıda boyasını dilinizin uç kısmına doğru damlatın. Ardından boyanın üzerine daire şeklinde bir kâğıt yerleştirin ve ortaya çıkan kabarcıkları sayın. (Kabarcıklar boyayı emmez, böylece görünebilirler.) Eğer 30’dan fazla sayarsanız, anlayın ki siz de bir gurmesiniz.

Woman'sHealth
SahiL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

  • Submit Thread to Digg Digg
  • Submit Thread to del.icio.us del.icio.us
  • Submit Thread to StumbleUpon StumbleUpon
  • Submit Thread to Google Google
  • Bookmarks

    Etiketler
    ve nefret , üçgeni , yemek aşk

    Seçenekler
    Stil

    Yetkileriniz
    You may not post new threads
    You may not post replies
    You may not post attachments
    You may not edit your posts

    BB code is Açık
    Smileler Açık
    [IMG] Kodları Açık
    HTML-KodlarıKapalı
    Trackbacks are Açık
    Pingbacks are Açık
    Refbacks are Açık



    Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:12 .


    Powered by vBulletin Version 3.8.7
    Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
    Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
    Sohbet ve Sohbet odalari sitesi

    Sohbet Chat Forum Oyunlar1