hoSSohbeT.com  Sohbet  forumlari

Anasayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   hoSSohbeT.com Sohbet forumlari > Sevgi - Aşk - Tutku > Aşk
Kayıt ol Yardım Sohbet Gazete oku Diyetsaglik Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Aşk Aşk nedir?



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-03-09, 15:19   #1
BoRNoVaLı
 
Burak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 14-05-05
Nerden: Cehennemin En Güzel Yerinden...
Yaş: 26
Mesajlar: 4,067
Tecrübe Puanı: 27 Burak 450 Burak 450 Burak 450 Burak 450 Burak 450
Burak - MSN üzeri Mesaj gönder
Yalnızlığım Oldu En Güzel Aşkım

Bugünlerde sıklıkla bunu düşünüyorum. Yalnızlık aslında öyle yıllar yılı sandığım ve sevdiğim kadar güzel bir şey mi acaba? Yıllarca, yalnızken daha mutlu olduğumu düşündüm ve yalnızlığa ihtiyaç duydum. Susamak, acıkmak gibi bir şeydi yalnız kalma isteği. Tüm savaşlara yalnız girdiğim ve başarıyla çıktığım için daha da içime kapandım. Öyle iki kişiydim ki, ben ve yalnızlığım… Birbirimizden güç alıyorduk.

Yalnızlığım beni baş başa kutlayacağımız zaferler için kışkırtıyordu. “Kimseye güvenme sadece ikimiz varız”, “Kimseye güvenmezsen, sadece birbirimizden destek alırsak başarırız, bu zorluğu da atlarız” diyordu.

Ve öyle de oluyordu.
Belki de ona bu kadar sığınmamın, güvenmemin altında, yalnızlığa kendimi teslim edene kadar güvenliklerimin bıçaklarını sırtımda taşıyor olmam yatıyordu.
Hayatımın bir yerinde aslında hiç kimseyle gerçekten iki kişi olamayacağımı, bir gün, en beklemediğim anda, en yakınımdakinin beni o zorlu mücadelenin ortasında tek başıma bırakacağını gördüm. İşte o ilk terk ediliş anında birden o çıktı karşıma.
Yalnızlık…
Hem iki kişiydik hem de birdim. Çünkü o beni çevreliyordu. Ama her nasılsa bana bu kadar yakınken beni bir tek o vurmuyordu. Şimdi görüyorum ki hep iki kişi savaşmışız.
Belki de beni hiç terk etmemesi ondan başka hiç kimseyi almamama neden oldu, o içimdeki en kuytu yere. O, içimdeki deniz fenerinin gözetleyicisiydi. Tüm hayatım boyunca o fenerin bağlı olduğu kara parçasına kimsenin ayak basmaması için uğraş verdim ve bunu ilk yaralandığım andan itibaren yapmaya başladım.
O en derindeki kara parçasına ulaşmak için zorlu denizleri geçmesi gerekiyordu insanların ama onu geçtiklerinde bile karaya çıkmalarını engelleyecek bir muhafız duruyordu deniz fenerinde.
Ve öyle sağdıktı ki…
Gözünü denizden gelebilecek tehlikelerden hiç ayırmıyordu. Ben insanları derin denizlerimde boğmaya çalışırken, ola ki elimden kurtulan olursa, kıyıda o yakalıyordu onları.
İkimizde biliyorduk ki oraya birisi çıkarsa mutlaka ve mutlaka tehlikeli işler yapacaktı. Sanki beni yalnızlığımdan koparacak, bir çok şeyi onla yapmaya ve mutlu olmaya başlamışken, onla verdiğimiz savaşın ortasında beni terk edip gidecekti.
O kişinin gittiği anlarda yalnızlığım tekrar ortaya çıkıp beni affeder miydi bilmiyorum. Çünkü ne ben ondan koptum bugüne kadar ne de o beni terk etti. Ondan başka kimse zaferlerimin mutluluğunu benle hiçbir kıskançlık duymadan paylaşamazdı. Ve kimse zaferlerime onun kadar duyarlı olamazdı.
İlk terk edilişim neydi acaba? Bence benim varlığım kadar eski bir şey.
Daha bebekken annemsiz uyuduğum ilk gece… Belki sütten kesildiğim ilk gün..
Var olduğum ilk andan itibaren aylarca birlikte olduğumuz, aynı kanı, aynı havayı, aynı yemeği paylaştığımız, sıcağında güvenle ve huzurla uyuduğum ilk insan, bir gün beni kendinden ayrı bilmediğim bir yere koyuyordu. Bilmediğim bir yerde, en sevdiğim tarafından terk edilerek yaşamaya bırakılıyordum. Onun kokusu, sıcaklığı olmadan bir geceyle baş etmek zorundaydım. İlk savaşımdı, ilk savaşımda yalnızdım, üstelik terk edilmiştim. Terk edilmenin acısıyla baş etmeye çalışırken bir savaşın ortasında geceyle de tek başıma mücadele etmeliydim.
İşte galiba ilk o anda karşıma çıktı yalnızlığım. Aşığı tarafından terk edilmiş beni nedenini benimde hiçbir zaman bilmediğim bir sevgi ve sadakatle kuşatarak benimle birlikte savaştı. Sonrasında “o deniz fenerinin” muhafızı olmuştu artık.
Ve ben o gece gördüm ki “kadınlar hep ilk terk edendir hayatımızda”.İlk terk edilişin giden tarafı hep bir kadındır, hayatta. O kadın, o ilk aşkımız annemizdir. O yalnız ilk gecenin bıçak yarası gibi ayrılırken bıraktığı bir çukur halen durur göbeğimizin tam ortasında.

Deliliğe geçişe bir adım kalan tüm anlarda görüyorum ki; insan yalnızlığı tarafından terk edilmişse o sınıra dayanıyor ve o adımı atıveriyor. Tüm buhranlı anlarınızı düşünün. O an öyle bir teklik hissedersiniz ki, yalnızlığınız da yoktur artık. Ve o olmadan hiç bir şeyle savaşamayacağınızı görürsünüz. O anı gördüğümüzde ya deliliğe ya da tavandan sarkan bir ipe son bir adım atarsınız. Yalnızlığınız yoksa sizde siz olarak var olamazsınız.

O midemi bulandıran kriz anlarında, bugünlerde geçmişte olduğumdan daha yalnız olduğumu ve ilk defa bir savaşı kaybetmenin korkusunu yaşıyorum. Acaba yalnızlığımda beni terk mi etti diye soruyorum kendime. Belki de terk etmedi ama niye hayatımın bu evresinde savaşmak için beni kışkırtmıyor ya da niye bana destek olmuyor?
Acaba o da mı yoruldu hep savaşmaktan?

Bir de yıllarca yalnızlığınızla birlikte omuz omuza çarpışırken, varlığınızın anlam kattığı ya da sizin öyle sandığınız hayatlar vardır. (Yani benim vardı.) Onlar bir kalabalık oluştururdu. Varlığınızdan akıttığınız en ufacık bir damla bile o hayatlara belki büyük belki küçük tatlar katardı. Aslında her insan başka insanın çayının şekeri, yemeğinin tuzu, sigarasının dumanıdır bir parça.
Ben son yıllarda benim varlığımın diğer hayatlara böyle bir tat katmadığını düşündüm durdum. Ya da yokluğumdan iki gün sonra bile o hayatların şekersiz çaya alışabileceğini…
Geçmişte bunu böyle savunurken, aslında geçmişte az da olsa tat katmış olabileceğimi görüyorum bugün. Ama bugün gördüğüm öyle bir şey var ki, tam da bugün yokluğumda o hayatlar şekersiz çaya, tuzsuz yemeğe öyle alışmışlar ki…
Bu ne demek biliyor musunuz? Yaşarken ölümünüzün sonrasında arta kalanları görmek demek. Geçmişte, ölümüm sonrasını hayal ediyordum, şimdi görüyorum.
Her gidenin ardından yokluğu nedeniyle şekersiz çay içmeye alıştırıyor hayat bizi, hatta keyif bile aldırtıyor şekersiz çaydan. Kabul etmeli ki bu hayatın bir gerçeği…
Ama yaşarken öldüğünüzü ve artık sizsiz yapılabileceğini görmek dayanılası bir gerçek mi acaba ?
Sanki bu acı, koyu gerçeğin ortasında yine yalnızlığıma tutunursam bu depremi atlatabileceğim hissi var içimde.
Belki tüm gerçekleri bırakıp avucumu yalnızlığın aşkının gerçeğine açmalıyım.

Belki de o bana en iyisini verecektir. BELKİDE KİMBİLİR.......
__________________
Zannetmeyin´ ki : Gücümüz , Bitti Yorgunuz. Zannetmeyin ´ ki silahımız Yok Suskunuz ; Zaman ßekliyoruz , Fırtınalar Kopacak , Fırtınalar Öncesi Hep Boyle Durgunuz ßiz! BeLki Yeniden Doğamayız Ama ; Her Batan Güne$Lede Batmayız ßiz !













Sα∂є¢є sєvмєуι вιℓєηℓєя ιcιη sσyℓüyσяυм…
Sєvιyσяsαηιz αℓℓαhιηα кα∂αя..
Sєvιℓιyσяsαηιz αℓℓαhιηα кa∂aя..
Sєvιp ηαηкσяℓüк gσrüyσяsαηιz Bσşveяιη gιtsιη..
Burak isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

  • Submit Thread to Digg Digg
  • Submit Thread to del.icio.us del.icio.us
  • Submit Thread to StumbleUpon StumbleUpon
  • Submit Thread to Google Google
  • Bookmarks

    Seçenekler
    Stil

    Yetkileriniz
    You may not post new threads
    You may not post replies
    You may not post attachments
    You may not edit your posts

    BB code is Açık
    Smileler Açık
    [IMG] Kodları Açık
    HTML-KodlarıKapalı
    Trackbacks are Açık
    Pingbacks are Açık
    Refbacks are Açık



    Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:09 .


    Powered by vBulletin Version 3.8.7
    Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
    Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
    Sohbet ve Sohbet odalari sitesi

    Sohbet Chat Forum Oyunlar1