PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Anneler


SeRGeN
25-04-05, 15:11
Uzun bir evlilikten sonra "aşk ışıltısını" canlı tutmanın

yeni bir yolunu buldum. Bir süre önce, başka bir kadınla

çıkmaya başladım ve bu aslında eşimin fikriydi.

Bir gün eşim, beni çok şaşırtarak:

"Biliyorum ki onu seviyorsun" dedi.

" Ona da zaman ayırman gerekiyor"

Karımın, ziyaret etmemi istediği "öbür kadın"

19 yıldır dul olan annemdi. İşimin yoğunluğu

ve üç çocuğumun beklentileri sebebiyle annemi

görme fırsatım pek olamıyordu. O akşam annemi

yemeğe ve ardından sinemaya davet ettim.

Endişelendi ve hemen

"İyi misin, her şey yolunda mı?"

diye sordu.

Annem de geç saatte gelen bir telefonun veya

sürpriz bir davetin mutlaka kötü bir anlamı

olacağından şüphelenen tipte kadınlardandı.

"Seninle beraber ikimiz biraz zaman geçirmemizin

güzel olacağını düşündüm."

diye cevapladım. "Sadece ikimiz mi?"

Biraz düşündü ve "Çok isterim"

diye cevap verdi.



O Cuma, iş çıkışı onu almaya giderken

kendimi biraz gergin hissediyordum. Eve vardığımda

fark ettim ki o da, randevumuzdan ötürü hafif gergin

görünüyordu. Kapısının önünde, paltosunu çoktan

giymiş bir şekilde bekliyordu. Saçlarını yaptırmıştı

ve üzerinde babamla kutladıkları son evlilik

yıldönümlerinde giydiği elbise vardı.

Bana melekler kadar ışıltılı bir yüzle gülümsedi.

Arabaya bindiğimizde; "Arkadaşlarıma

oğlumla dışarı çıkacağımı söyledim ve gerçekten

çok etkilendiler" dedi. "Randevumuzun nasıl geçtiğini

duymak için sabırsızlanıyorlar."



Gittiğimiz restorant, çok şık olmasa da sevimli,

sıcak ve servisin kaliteli olduğu bir mekândı.

Annemse, bir kraliçe edasıyla koluma girdi.

Yerimize oturduktan sonra ona menüyü

okumam gerekmişti, çünkü küçük yazıları

göremiyordu. Ben daha menünün ortalarındayken

annemin nemli gözlerle ve nostaljik bir gülüşle

bana bakmakta olduğunu fark ettim:

"Eskiden, sen küçükken, menüleri okuyan bendim,

sense meraklı bakışlarla beni dinlerdin" dedi.

Ben de gülümsedim; "O zaman, şimdi senin rahat

rahat oturma sıran ve ben de okuyarak borcumu

ödeyebilirim" dedim. Yemek boyunca muhabbetimiz

çok güzeldi, sıra dışı hiçbir şey olmadı ama

eskilerden ve hayatlarımızdaki yeniliklerden

bahsederek kaybettiğimiz zamanın birazını telâfi

etmeye çalıştık. O kadar çok konuştuk ve eğlendik ki

film saatini kaçırdık. Akşam annemi bırakırken;

"Seninle tekrar çıkmak isterim ama ancak bu

sefer benim seni davet etmeme izin verirsen" dedi

ve bir akşam tekrar buluşmakta karar kıldık



Eve geldiğimde eşim yemeğin nasıl geçtiğini sordu:

"Çok güzeldi" dedim "Düşünebileceğimin çok üstündeydi"

Birkaç gün sonra annem aniden ciddi bir kalp krizi

sonucu vefat etti. Bu, o kadar âni gerçekleşmişti ki

onun için bir şey daha yapma şansım olmamıştı.

Birkaç zaman sonra evime, annemle yemek yediğimiz

restorantdan, ödenmiş iki kişilik bir yemek faturası

ve üzerine iliştirilmiş bir not yollandı:



"Oğlum, bu faturayı önceden ödedim, çünkü seninle

kararlaştırdığımız randevu gününe gelemeyeceğimden

neredeyse yüzde yüz emindim. Yine de iki kişilik bir

yemek ayarladım çünkü bu sefer eşinle beraber

gitmenizi istiyorum. Seninle olan o günkü randevumuzun

benim için ne anlam ifade ettiğini bilemezsin.

Seni Seviyorum."



O esnada, "Seni Seviyorum" demenin ve hayatta

değer verdiğimiz insanlara hak ettikleri zamanı

ayırmanın önemini anladım. Hayatta hiçbir şey

ailenizden daha önemli değildir. Onlara hakları olan

zamanı ve ilgiyi verin çünkü böyle şeyleri

erteleyebileceğiniz "başka bir zaman" ı her

istediğinizde yakalayamayabilirsiniz...
<!-- / message --><!-- sig -->