KoF
29-10-05, 23:53
Payımıza düşen hasret... Zorba bir istek duyuyor içinde gitmek için. Ruhunu yakıp kavuran bir istek bu. Yollara düşmeli, bu şehri terk etmeli - yeniden sevebilmek için bu şehri... Kendini yeniden bu şehre ait hissetmek için gitmeli...
Tüm arka sokaklarını, cin fikirli çocuklarını tanıdığı şehir onun değil artık. Ona ait ne kaldı? Kim kaldı geçmişten, hangi aşk düş olmaktan çıktı?
Yollara düşmeli, yeni bir şehirde kendini bulmalı.
Ruhunu yakıp kavuran zorba gitme isteğine boyun eğip ardında bırakıyor acılarla zamanlanan hayatını.
Yolun sessizliğine düşüp yeni bir ses arıyor ruhu için... Yol yeni şehrin gölgesini sunuyor önce, gölge gerçeğe dönüyor ardından yavaş yavaş.
Şehir, yeni gelene kuşkuyla bakıyor. Yaşadıkları şehrin izine bürünüyor insanlar. Bir yabancı artık; kimsenin tanımadığı, kimseyi tanımayan...
Şehir ani yağmurlarını gönderiyor üstüne önce; bir onu seller basıyor...
Ardından çıkmaz sokaklar, denizsiz yokuşlar devralıyor yolcuyu korkutma çabalarını. Şehir onu kabul etmiyor... Yaşadıkları şehrin izine bürünüyor insanlar... Kapılar umutlara kapanıyor.
Onun olmayan bir şehirde eski bir sızı kaplıyor bedenini. Dönmek istiyor kendi şehrine; tüm arka sokaklarını, cin fikirli çocuklarını tanıdığı şehre...
Ruhu için yeni bir ses bulmaya geldiği şehir izin vermiyor nefes almasına. Yenik bir dönüşe düşüyor.
Yolun sessizliği eski bir gurbet türküsüne ses veriyor.
Hasret büyüyor içinde... Ardında bıraktığı acılarla zamanlanan hayatına kaldığı yerden devam edeceğine inanıyor. Yol, şehrin hasretini ince bir sis gibi yavaş yavaş yok ediyor. Küçük bir çocuğun kırmızı salıncağa koştuğu gibi heyecanla koşuyor karşısında duran şehrine. Tanıdık sokaklar nerde peki? Cin fikirli çocuklar nerde?
Hayatının yarım bıraktığı sayfasını çoktan yırtıp atmış şehir... Gidişine küsüp yakmış ayak izlerini...
Bir yabancı artık... İnsanlar gözlerine bakıp "tanıdığım birine benziyor sanki ama kim?" diye soruyor; seslerinin yüksekliğinden çekinmeyerek.
Yolun sonunda varılacak bir şehir olmadığını bilerek yollara düşüyor; yeniden...
Kader gezgin diye not düşüyor geleceğe; payına hasret düşüyor.
Bir zamanlar onun olan her şey için yüreğinde yazdığı öykülere hasret kalıyor... Ardında bıraktıklarının onu hiç hatırlamayan repliklerine kızıyor.
Sılayı ve gurbeti yolun sessizliğine emanet ediyor. Eski bir türkü dilinde hasrete dair; yolun kaderini dinliyor...
Tüm arka sokaklarını, cin fikirli çocuklarını tanıdığı şehir onun değil artık. Ona ait ne kaldı? Kim kaldı geçmişten, hangi aşk düş olmaktan çıktı?
Yollara düşmeli, yeni bir şehirde kendini bulmalı.
Ruhunu yakıp kavuran zorba gitme isteğine boyun eğip ardında bırakıyor acılarla zamanlanan hayatını.
Yolun sessizliğine düşüp yeni bir ses arıyor ruhu için... Yol yeni şehrin gölgesini sunuyor önce, gölge gerçeğe dönüyor ardından yavaş yavaş.
Şehir, yeni gelene kuşkuyla bakıyor. Yaşadıkları şehrin izine bürünüyor insanlar. Bir yabancı artık; kimsenin tanımadığı, kimseyi tanımayan...
Şehir ani yağmurlarını gönderiyor üstüne önce; bir onu seller basıyor...
Ardından çıkmaz sokaklar, denizsiz yokuşlar devralıyor yolcuyu korkutma çabalarını. Şehir onu kabul etmiyor... Yaşadıkları şehrin izine bürünüyor insanlar... Kapılar umutlara kapanıyor.
Onun olmayan bir şehirde eski bir sızı kaplıyor bedenini. Dönmek istiyor kendi şehrine; tüm arka sokaklarını, cin fikirli çocuklarını tanıdığı şehre...
Ruhu için yeni bir ses bulmaya geldiği şehir izin vermiyor nefes almasına. Yenik bir dönüşe düşüyor.
Yolun sessizliği eski bir gurbet türküsüne ses veriyor.
Hasret büyüyor içinde... Ardında bıraktığı acılarla zamanlanan hayatına kaldığı yerden devam edeceğine inanıyor. Yol, şehrin hasretini ince bir sis gibi yavaş yavaş yok ediyor. Küçük bir çocuğun kırmızı salıncağa koştuğu gibi heyecanla koşuyor karşısında duran şehrine. Tanıdık sokaklar nerde peki? Cin fikirli çocuklar nerde?
Hayatının yarım bıraktığı sayfasını çoktan yırtıp atmış şehir... Gidişine küsüp yakmış ayak izlerini...
Bir yabancı artık... İnsanlar gözlerine bakıp "tanıdığım birine benziyor sanki ama kim?" diye soruyor; seslerinin yüksekliğinden çekinmeyerek.
Yolun sonunda varılacak bir şehir olmadığını bilerek yollara düşüyor; yeniden...
Kader gezgin diye not düşüyor geleceğe; payına hasret düşüyor.
Bir zamanlar onun olan her şey için yüreğinde yazdığı öykülere hasret kalıyor... Ardında bıraktıklarının onu hiç hatırlamayan repliklerine kızıyor.
Sılayı ve gurbeti yolun sessizliğine emanet ediyor. Eski bir türkü dilinde hasrete dair; yolun kaderini dinliyor...