PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : bir mektubun cevabı


STAR
27-09-05, 12:24
Karanlığın içindeki aydınlık,
güneşin siyah rengi,
nefretin içindeki sevgi,
sevginin içindeki saflık...
ve o müthiş heyecan.
Heyecanın içindeki garip ama bilmediğin korku,
konuşamadığım ama anlatabildiğim şeyler,
ağladığım ama nedensiz gözyaşlarım,
sana olan gözyaşlarım.
Notasını bilmediğim, ama seni gördüğüm melodiler,
yürüdüğüm, fakat yere basmadığım zamanlar,
dinlediğim fakat, duymadığım, duymak istemediğim hainliklerim,
kimsenin bilmediği ama benim bildiğim sancılarım,
ve seninde bilmediğin...
Bilmeni istediğim; kaybetmekten korktuğum,
çünkü kaybettiğim çok şey var,
bilmeni istediğim sana değer verdiğim.

Ve denizin o mavi rengi...
Huzur vermesi için baktığımız,
ama kendi kendine savaştığını asla bilmediğimiz...

Güneş; gözlerimi senin saçların kadar kamaştırmıyor,
güneş; toprağa vurduğunda güzel durmuyor gözlerinin kahverengisi kadar.

İçimde ölesiye bir sevgiydi eskiden kime duyduğumu bilmediğim,
ölesiye bir özlem,
karşılığını bekleyen sevgim,
saf,
doğal,
yapmacıkların olmadığı
sadece sen ve ben,
herşeyin anlatıldığı, bir sürü çözümün bulunduğu sevgim

sırtımı anneme vermişcesine güven duyacağım sana yaslandığımda,
öyle bir sevgi olmalı.

II.
Acı; kelimelerin gölgesindeki siyahlık kadar silik
ellerimin titreyişi kadar yakındı bana,
yürekler acı çekmek içindir dedin,
acı sevgi için var,
peki sevgi kimin için?

Anlatabildiğin şeyler, baktığın manzaranın ötesindekilerdir,
çünkü benliğin daha ötesini anlatamaz,
çünkü anlamazlar,
bu; kayanın altında kalmış karınca yuvasına benzer aydınlığı görmek
isteyen...
Duyduğun şeyler, duymak istemediklerinin dışındakilerdir,
ama ben öyle yapmıyorum,
çünkü ben bilmek için sadece kulağımı kullanmıyorum.

Ağlaman bana duygularının içine sığmadığını belli ediyor,
ağlamak; "geri dönemeyişlerin anası"
kalbimdeki mezara bir yenisi daha eklendi işte!
Niye öyle tuhaf tuhaf bakıyorsun ki?
Ölmek yalnızca toprak değildir,
herkesin kalbinde bir mezar, bir dünya vardır
yalnızca şekilleri değişiktir...

İnsanlara bakıyorum,
kendilerini zamanın girdabına fırlatmışlar,
hiç bilmezler; birden fırtına durur, yere düşerler, herşey darmadağan
olmuştur,
nerede olduklarını bilmezler,
aslında herzamanki yerlerindeler,
'boşlukta'
bir şekilde mutlu olacağımı biliyorum, ama o şekil ne?
neden mutluluğu başka birinin gözlerinde ya da gülümsemesinde arıyorum ki?

Gerçeği; engel tanımadan akıp giden bir ırmağa,
onu kabul etmeyide ırmağın köpüklerini tutmaya benzet.
O zaman anlarsın vaktin ne hızla geçtiğini,
hayatın ne kadar zor olduğunu
sevgilim...

CaCa
27-09-05, 13:08
cok teskkulerclaps :thanks:

EyLuL
27-09-05, 13:46
Hayat zor malesef...Aglarsin ama sebebsiz..Cok agladigim icin aglamanin ne oldugunu cok iyi biliyom...SaGoL...

STAR
24-01-06, 01:49
Gittin...
Ben arkandan sadece baktim...
Oysa,,, Oysa söylenecek o kadar çok seyim vardi ki...
Gidersen, iyiye dair ne varsa içimde, yitirecegim hepsini.
Gidersen, sönecek içimdeki ates ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen, karanliga mahkum edeceksin gözlerimi, o karanlikta yolumu
kaybedecegim.
...diyecektim sana...
KONUSAMADIM...

Gittin...
Gidisini görmemek için gözlerimi kapadim.
Öylesine acidi ki içim; tutup koparsalardi kolumu, bacagimi bu kadar aci
duymazdim.
Acim yas olup akmaliydi gözlerimden.
AGLAYAMADIM...

Gittin...
Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa...
Tutkum seninle olmakti, tutkum teninde erimek, tutkum hayati sadece
seninle paylasmakti.
ANLATAMADIM...

Gittin...
Gidisini önlemek için tutmak vardi ellerinden.
Ellerim degil miydi her dokunusumda seni ürperten? Ürperirdin yine,
biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdigin bütün
cesaretin kaybolurdu.
TUTAMADIM...

Gittin...
Bir yikim gibiydi gidisin.
Sen adim adim uzaklasirken benden, çöküp kaldi bedenim oldugu yere.

Nice terk edilislere dayanan bu yürek, bu kez yenilmisti.
Bu kadar zayif degildim ben kalkmaliydim.
KALKAMADIM...

Gittin...
Oysa geldigin gün gidecegini biliyordum.
Hazirdim gidisine. Kaçak zamanlari yasiyorduk. Zaman bitecek ve sen
gidecektin.

Bense gidisinin ertesi günü hayatima kaldigim yerden devam edecektim.
DEVAM EDEMEDIM...



Gittin...
Bir sey söyledin mi giderken?..
"Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "Seni Seviyorum" dedin mi?...
"Bekle beni, dönecegim..." diye umut verdin mi?..
Beynim öylesine ugulduyordu ki.
DUYAMADIM...

Gittin...
Nereye gittigin önemli degildi.
Binlerce km. uzakta da olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artik
yoktun ve asil bu düsünce beni felç ediyordu.
Kurtulmaliydim senden, bu yokluk duygusundan kurtulmaliydim.
KURTULAMADIM...

Gittin...
Unutulanlarin arasina katilmaliydin.
Anilari sandiga koyup hayati yeniden yakalamaliydim.
Bu ask noktalanmaliyd, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
YAPAMADIM...

Gittin...
Bir okyanusun ortasinda, tek küregi kaybolmus sandalda dev dalgalarla
bogusan bir denizciyim
simdi.
BIL KI SEVMEKTEN VAZGEÇMEDIM SENI,
BIL KI SENINLE BIRLIKTE, SEVDANI DA TASIYACAGIM YÜREGIMDE,
BIL KI;
SENI ASLA UNUTMAYACAGIM