WHoppiX
28-08-05, 09:24
‘Yalnızım..’
Bunca acı tek bir söze nasıl sığabiliyordu..
Asla çözemediğim kurallarıyla beni hep dışına sürükleyen hayata yeniden tutunmaya çalıştığım tek yerin sana duyduğum bu derin aşk olduğunu bilemedin hiç.. Kendimi değil, seni seçtiğimi hiç bilemedin.
Evet yalnızım..
Sadece bunu söyleyip susmak isterdim. Ebediyen susmak. Çünkü canım acıyor.Konuştukça, arzuladıkça, özledikçe; en kötüsü yaşadıkça canım acıyor.
Sorardım, senden değil neden hep kendimden kaçtığımı..
Korktuğum için haykırıyorum. Beni koparmışlar kendimden bir kere. Beni kendime düşman etmişler. Sevgimden, ömrümden çalıyorum.
Yaşayacak yer bırakmadılar bana.
İşte böylesine koparmışlardı beni benden,beni senden..
Yıllardır kötü seviyorum kendimi. Sevgi deyince ölüm geliyor aklıma hemen; yenilgi, yıkım..
Ruhunun o karanlık bahçesinde esir düştüğü için sensiz soluk alamayan küçük çocuk kovulmuştu cennetinden.
Peki bende eksik olan neydi?
Eksik olan, sendin..
Böyle anlarda ben, paramparça ruhuma ağlardım. Kendimle kalamıyordum. Sana ulaşamıyordum. Yalnız kalmak içimde susturamadığım gerçek benle, yani ulaşamadığım seninle kalmak gibiydi. Değerimi yitirmiştim seninle beraber. Artık bu kuyudan kurtulamıyordum. Gidecek hiçbir yerim yoktu. Gerçekliğe geri dönüş yolunu kaybetmiştim.
Oysa sen benim son sığınağımdın. Hayatımda olmasan da, yalnız uzaktaki varlığının düşüncesiyle..
Ama ben artık ben değildim. Ben böyle olsun istememiştim. Tıpkı ölen ruhum gibi soğumuştu bedenim. Üşüyordum..
İçimden bir ses dünyanın sonu geldi diyor. Dünyanın sonu bu halime öyle çok uyuyor ki, hiç üzülmeden, hiç korkmadan kabulleniyorum onu. Öyle bencilim ki, dünyanın sonunu kendim gibi çok seviyorum . Kendim diyorum; oysa kendim diye bir şey var mı gerçekten; işte onu hiç bilmiyorum. Kendim deyince aklıma o sahipsiz sızı geliyor. Kendim deyince sen artık yaşama; sen artık bütün duygularını yitirdin, bir daha hiçbir zaman eskisi gibi sevemeyeceksin diyen o ses geliyor aklıma. Kendim deyince kimse beni bilmesin, tanımasın istiyorum. O büyük yanlışlarım, o büyük yanılgılarım aklıma geldikçe sonsuza dek evime kapanmak istiyorum. Evimde kalıp o büyük boşluğu kapatmak istiyorum. O büyük boşluğu ben hazırladım kendime; şimdi hiçbir yere ait değilim..
Sevgiye en çok muhtaç olduğum anlardı ve ben o anlarda hep can çekişen aşkları kurtarmaya çalıştım. İçimde sanki dünyanın en büyük sızısı vardı.
Geçmişte ne denli yaralanmışsam o denli gecikmişti.
Öyle yanlış bir yerdi ki bu dünya; ben seni o çok karanlıkta kaldığım zamanlarda özlüyordum.
Seni sevmek, tüm ısrarlara rağmen bu eşsiz büyüyü bozmaktan çekinip aylarca seni bir kez bile aramamaktı..Çünkü seni sevmek direnmekti. Güçsüz olanı acımasızca yok eden bu dünyanın hoyratlığına ve senin için artık inanmaktan çoktan vazgeçtiğin o aşk duygusunun gerçekliğinin canlı ispatı olmaya direnmekti..
Kimseye veremedim yüreğimi. Sessizce çekip gittiler. Fark edemedim bile gittiklerini.
Sonra, sen de gittin..
Gittin.
Bağlanmak istedikçe öylesine kopmuştum ki insanlardan; öylesine çok sevmiş, öylesine çok inanmıştım ki; içimden bir kötülük, bir acımasızlık, içimden zavallı bir intikam duygusu çıkarıp, o yaralı kendimi, beni ben yapan o kimsesiz sevgimi; kötülükle, acımasızlıkla, hırsla, kıskançlıkla korumaya başladım.
Bekleyişin sonu yoktu. Biri biter, diğeri gelir ardından. Öylece kalırsın. Yalnızlığınla düşersin o boşluğa. O çok korktuğun boşluğa.
Biliyorum bu hayat beni istemiyor, ama ben ondan zaman çalıyorum. Ben ondan kalbimin saf kalmış yanlarını çalıyorum. Onun benden ne istediğini bilmezlikten geliyorum. Bu yüzden gecikiyorum hem kendime, hem hayata. Her şey en sonunda gelip bende toplanıyor ama önümde olup biten hiçbir şeyi değiştirme gücüm bile yok..
Başlattığım her savaşta, ilk ben ölüyorum..
Nasıl bir yalnızlık ki bu; onca aldanmışlıktan sonra artık sırf kendimden hesap sorabiliyorum.
Hayat benden her şeyimi istiyordu. Oysa ben her şeyim neydi bilmiyordum ki.. Tamamlanamamış, eksik bir varlıktım;tıpkı hayat gibiydim..
Sahip olmak değildi ki özlemim!
Sana kapılmak yenilgiyi daha baştan kabul etmek demekti çünkü.
Mahkumlar sevilmez,ben de senin mahkumundum. Sen de kendi mahkumunu sevemedin. En büyük suçumu affedemedin bi türlü, affetmek istemedin. Kapıyı üstüme kapatıp, gittin.
Varlığım sana acı vermek için değil, sadece seni sevmek için yaşadım ben.
Bugün seni özledim, çok özledim, manyaklar gibi özledim biliyor musun?
Bu dünyada varlığımın hâla bir anlam taşıdığını bana söyleyen fısıltıyı duydum.
Küçük bir çizik usul usul kanamaya devam edecekti, belli mi olur belki bir gün ...
Bunca acı tek bir söze nasıl sığabiliyordu..
Asla çözemediğim kurallarıyla beni hep dışına sürükleyen hayata yeniden tutunmaya çalıştığım tek yerin sana duyduğum bu derin aşk olduğunu bilemedin hiç.. Kendimi değil, seni seçtiğimi hiç bilemedin.
Evet yalnızım..
Sadece bunu söyleyip susmak isterdim. Ebediyen susmak. Çünkü canım acıyor.Konuştukça, arzuladıkça, özledikçe; en kötüsü yaşadıkça canım acıyor.
Sorardım, senden değil neden hep kendimden kaçtığımı..
Korktuğum için haykırıyorum. Beni koparmışlar kendimden bir kere. Beni kendime düşman etmişler. Sevgimden, ömrümden çalıyorum.
Yaşayacak yer bırakmadılar bana.
İşte böylesine koparmışlardı beni benden,beni senden..
Yıllardır kötü seviyorum kendimi. Sevgi deyince ölüm geliyor aklıma hemen; yenilgi, yıkım..
Ruhunun o karanlık bahçesinde esir düştüğü için sensiz soluk alamayan küçük çocuk kovulmuştu cennetinden.
Peki bende eksik olan neydi?
Eksik olan, sendin..
Böyle anlarda ben, paramparça ruhuma ağlardım. Kendimle kalamıyordum. Sana ulaşamıyordum. Yalnız kalmak içimde susturamadığım gerçek benle, yani ulaşamadığım seninle kalmak gibiydi. Değerimi yitirmiştim seninle beraber. Artık bu kuyudan kurtulamıyordum. Gidecek hiçbir yerim yoktu. Gerçekliğe geri dönüş yolunu kaybetmiştim.
Oysa sen benim son sığınağımdın. Hayatımda olmasan da, yalnız uzaktaki varlığının düşüncesiyle..
Ama ben artık ben değildim. Ben böyle olsun istememiştim. Tıpkı ölen ruhum gibi soğumuştu bedenim. Üşüyordum..
İçimden bir ses dünyanın sonu geldi diyor. Dünyanın sonu bu halime öyle çok uyuyor ki, hiç üzülmeden, hiç korkmadan kabulleniyorum onu. Öyle bencilim ki, dünyanın sonunu kendim gibi çok seviyorum . Kendim diyorum; oysa kendim diye bir şey var mı gerçekten; işte onu hiç bilmiyorum. Kendim deyince aklıma o sahipsiz sızı geliyor. Kendim deyince sen artık yaşama; sen artık bütün duygularını yitirdin, bir daha hiçbir zaman eskisi gibi sevemeyeceksin diyen o ses geliyor aklıma. Kendim deyince kimse beni bilmesin, tanımasın istiyorum. O büyük yanlışlarım, o büyük yanılgılarım aklıma geldikçe sonsuza dek evime kapanmak istiyorum. Evimde kalıp o büyük boşluğu kapatmak istiyorum. O büyük boşluğu ben hazırladım kendime; şimdi hiçbir yere ait değilim..
Sevgiye en çok muhtaç olduğum anlardı ve ben o anlarda hep can çekişen aşkları kurtarmaya çalıştım. İçimde sanki dünyanın en büyük sızısı vardı.
Geçmişte ne denli yaralanmışsam o denli gecikmişti.
Öyle yanlış bir yerdi ki bu dünya; ben seni o çok karanlıkta kaldığım zamanlarda özlüyordum.
Seni sevmek, tüm ısrarlara rağmen bu eşsiz büyüyü bozmaktan çekinip aylarca seni bir kez bile aramamaktı..Çünkü seni sevmek direnmekti. Güçsüz olanı acımasızca yok eden bu dünyanın hoyratlığına ve senin için artık inanmaktan çoktan vazgeçtiğin o aşk duygusunun gerçekliğinin canlı ispatı olmaya direnmekti..
Kimseye veremedim yüreğimi. Sessizce çekip gittiler. Fark edemedim bile gittiklerini.
Sonra, sen de gittin..
Gittin.
Bağlanmak istedikçe öylesine kopmuştum ki insanlardan; öylesine çok sevmiş, öylesine çok inanmıştım ki; içimden bir kötülük, bir acımasızlık, içimden zavallı bir intikam duygusu çıkarıp, o yaralı kendimi, beni ben yapan o kimsesiz sevgimi; kötülükle, acımasızlıkla, hırsla, kıskançlıkla korumaya başladım.
Bekleyişin sonu yoktu. Biri biter, diğeri gelir ardından. Öylece kalırsın. Yalnızlığınla düşersin o boşluğa. O çok korktuğun boşluğa.
Biliyorum bu hayat beni istemiyor, ama ben ondan zaman çalıyorum. Ben ondan kalbimin saf kalmış yanlarını çalıyorum. Onun benden ne istediğini bilmezlikten geliyorum. Bu yüzden gecikiyorum hem kendime, hem hayata. Her şey en sonunda gelip bende toplanıyor ama önümde olup biten hiçbir şeyi değiştirme gücüm bile yok..
Başlattığım her savaşta, ilk ben ölüyorum..
Nasıl bir yalnızlık ki bu; onca aldanmışlıktan sonra artık sırf kendimden hesap sorabiliyorum.
Hayat benden her şeyimi istiyordu. Oysa ben her şeyim neydi bilmiyordum ki.. Tamamlanamamış, eksik bir varlıktım;tıpkı hayat gibiydim..
Sahip olmak değildi ki özlemim!
Sana kapılmak yenilgiyi daha baştan kabul etmek demekti çünkü.
Mahkumlar sevilmez,ben de senin mahkumundum. Sen de kendi mahkumunu sevemedin. En büyük suçumu affedemedin bi türlü, affetmek istemedin. Kapıyı üstüme kapatıp, gittin.
Varlığım sana acı vermek için değil, sadece seni sevmek için yaşadım ben.
Bugün seni özledim, çok özledim, manyaklar gibi özledim biliyor musun?
Bu dünyada varlığımın hâla bir anlam taşıdığını bana söyleyen fısıltıyı duydum.
Küçük bir çizik usul usul kanamaya devam edecekti, belli mi olur belki bir gün ...