SeRGeN
17-08-05, 13:30
Bi lisede biyoloji dersinde öğrenciler laboratuvar çalışması yapıyomuş. Öğretmen, “Herkes lameli dilinin üzerine sürtsün ve mikroskopta incelesin. Böylelikle derslerde anlattığımız bi çok hücre tipini ve bakterileri yakından tanıma olanağı bulacaksınız” demiş. Öğrenciler denileni yapmış. Laboratuvarda bol bol, “Aa, şuna bak... Vay canına aslında dilimde bunlar mı var benim...” sesleri filan duyuluyomuş. Bu sırada fiziksel gelişimini çoktan tamamlayıp afet sıfatını haketmiş bi sarışın, “Hocam, benimkinde değişik bi hücre tipi var. Sanırım biz bunu derslerde işlemedik” diyerek öğretmeni yanına çağırmış. Zaten göreceklerini gördüklerinden artık canları sıkılan öğrencilerin ilgisi kıza yönelmiş. Öğretmen bi süre incelemiş bu değişik hücre tipini ve “Ah, arkadaşlar işte burada da bi sperm hücremiz var” demiş. Zavallı kızcağız gözyaşları içinde, koşarak terketmiş sınıfı
________
halil orak: Peniste kemik var mı?
Hacettepe Tıp Fakültesi'nde biyoloji dersinde üreme organları işleniyormuş. Saf kızımız profesöre sormuş: "Hocam peniste kemik var mı?" Profesör de nelere malolacağını bilmeden şu cümleyi sarfetmiş "Hayır kızım, sana öyle gelmiştir!" Ve tabi sınıftan ağlayarak kaçış...
________________
Gokhan Demirbag: En hareketli organ
Cerrahpaşa'da anatomi dersindeyiz, sene 1991. Hocamız anfiye dönüp "En hareketli organ hangisidir?" diye sordu. Anfide kahkahalar, fısıldamalar, homurdanmalar oldu. Hoca kızlardan birine soruyu tekrarladı. Kız utana sıkıla "penis" cevabını verdi. Bu sefer hocamız gülmeye başladı. Çünkü doğru cevap "dil" imiş
_________
bayir gulu: Kemiklisi denk gelmiş
Bu efsanenin farklı bir versiyonunu duymuştum. Bir tıp fakültesinde anatomi dersi. Hoca erkek üreme sistemini anlatıyormuş. Penis üzerine bilgi verirken bir bakmış ki; arka tarafta bir çift dersle alakalarını kesmiş, resmen sevişiyorlar. Hoca bir anda kıza seslenmiş: "Sen! Arka sırada dersimizi dinlemeyen hanım kızımız". Kız haliyle toparlanıp hocaya bakmış. Hoca devam etmiş: "Söyle bakalım penisin yapısı nasıldır?". Kız tabii dersle ilgilenmediği için sorunun cevabını bilememiş ve "Kemik yapıdadır hocam!" diye kafadan sallamış. Hoca durur mu? Lafı oturtmuş: "Sana orda kemiklisi denk gelmiş".
___________________
Biyoloji dersinde üreme çeşitleri işleniyomuş. Sıra insana geldiğinde öğretmen konuyu anlatırken, “Aslında meninin yapısı şekerin yapısıyla çok benzer özellikler taşımaktadır” gibisinden bi laf etmiş. Bunun üzerine sınıftaki kızların en “hoş”larından biri hemen elini kaldırmış, “Peki hocam, niye tuzlumsu bi tadı var o zaman?” diye sormuş. Sınıftan kopan kahkaha tufanı sonrasında kız farkına varmış sorusunun nereye gittiğinin. Ve kıpkırmızı bi suratla koşarak sınıfı terketmiş.
Bu hikayenin bi çok versiyonu var aslında. Örneğin, bazen hikaye hocanın soruyu yanıtlamasıyla bitiriliyo, “Çünkü tatlıyı algılayan duyargalar dilin ön tarafındadır, gırtlak tarafında değil!”, bazen de hocanın verdiği bilgi, “İnsan ejakülasyonun miktarı sadece bi çay kaşığı kadardır” oluyo. Kızımız yine saftirik sorusunu soruyo tabii ki: “Peki hocam, öyleyse nasıl ortalığı o kadar çok batırabiliyor?”
Fi tarihinde Eskişehir’deki Atatürk Lisesi’nin coğrafya hocalarından biri derslerinde sürekli argo konuşuyomuş. Sınıfın kızları da çok rahatsız oluyomuş bu küfürlü konuşmalardan. Bi gün aralarında, öğretmeni protesto etmek için, “hoca böyle konuşmaya başladığı an sınıfı terkedelim” diye bi karar almışlar. Ancak sınıfın ispiyoncularından biri (muhtemelen bi erkek) durumdan haberdar etmiş ağzı bozuk öğretmeni.
Hoca ertesi gün derse protesto olayından haberdar olarak gelmiş taabi. Konuşmasına, “Arkadaşlar, özellikle siz dinleyin kızlar, bugün Afrika ülkelerinden birini, Etiyopya’yı işleyeceğiz. Etiyopya yerlileri dünya ortalamasının üzerindeki penis boylarıyla dikkat çekerler” diyerek başlamış. Zaten kızlar tetikteler ya, bu lafı duyar duymaz hemmen fırlamışlar yerlerinden ve kapıya doğru yürümüşler. Kızlar çıkarken hoca arkalarından seslenmiş: “Acele etmeyin kızlar, Etiyopya uçağına daha yarım saat var!”
___________________________
Bir arkadaşım İstanbul'a sevgilisi ile buluşmaya gideceği gün ishal olmuş. Fakat ne çare ki gitmek zorunda. Deniz otobüsüyle zorlu bir yolculuktan sonra (habire tuvalete taşınarak) buluşma yerine ulaşmış. Beklemeye başlamış.
Çok sıkıştığı bir anda tam tuvalet arayacakken kız arkadaşının geldiğini görünce gidememiş. Ancak o sırada epey bir miktar altına kaçırmış. Renk vermemek için, "Buraya kadar gelmişken gel bir pantolon alalım" diyerek kızı bir mağazaya götürmüş.
Tezgahtarın tüm ısrarına rağmen hiç denemeden mağazadan bir pantolon alıp ayrılmış. Gittikleri bir kafede, "İçime sinmedi. Ben şunu tuvalette bir deneyeyim" demiş. Hemen kirlenmiş çamaşırını ve pantolonunu daracık havalandırma boşluğundan atmış.
Rahatlamanın verdiği huzurla çantanın içindeki poşette duran yeni pantolonu almak üzere eğilmiş. Fakat o da ne! Poşette bir kazak varmış! Gözlerine inanamayan arkadaşım hemen kafasını havalandırmadan sokarak eski pantolonuna ulaşmaya çalışmış ama becerememiş.
Bu arada tuvaletin önünde uzun bir kuyruk oluşmuş. Kapıyı vurmalarına rağmen içeriden tepki gelmeyince kafenin işletmecisi, "Bir delikanlı tuvalete girdi, çıkmıyor. Sanırım içeride eroin kullandı" diyerek polis çağırmış. Emniyet güçleri geldiğinde tabii acı gerçek ortaya çıkmış!
___________________
Bir kız yurdunda kalan kızlar, artık temizlik görevlisine olan kıllıklarından mıdır yoksa nerden çıktığı belli olmayan bir yurt geleneğinden midir, her sabah dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaya öperek iz bırakıyorlarmış.
Yurt müdürü ne yaptı ettiyse bu alışkanlığı ortadan kaldıramamış. Diğer yandan temizlik görevlileri de iyiden baş kaldırmaya başlamışlar. Sonunda müdürün aklına parlak bir fikir gelmiş. Hemmen bir duyuru yapıp, kızları toplantıya çağırmış. Neyse toplanmış bunlar. Müdür “Buyrun tuvalate” demiş. Düşmüş yola, şaşkın kızlar da peşlerinde, temizlik görevlisinin beklediği umumi tuvalete girmişler. Aynalarda sabahki ruj izleri hala duruyormuş.
Müdür “Arkadaşlar” demiş, “Bazılarınız dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaları öperek çıkması güç izler bırakıyor. Temizlik görevlilerimiz bunları temizlerken zorlanıyor. Sizleri görevlimizin bu temizliği yaparken ne kadar zorlandığını bizzat görmeniz için topladım. Bakım ve görün”. Sonra görevliye bir işaret çakmış. Bizimki gayet sakin bir şekilde tuvalet fırçasını almış, klozetteki suya daldırmış ve aynayı temizlemiş. O gün bu gündür o yurtta tuvaletlerde dudak izine bir daha rastlanmamış.
__________________
Malumunuz Afrika'nın fakir ülkelerinde insanlar yokluk içinde yaşıyor. Öyleki oralarda bir dal kürdan bile çok değerliymiş. Kürdan ancak çok zenginlerin kullandığı lüks bir malmış.
Bundan 10 yıl kadar önce üniversitelerimize öğrenci değişimi, Birleşmiş Milletler bursuyla filan Afrika'nın çeşitli ülkelerinden bir çok öğrenci gelmiş. Yemekhanelerde her masada kürdan olduğunu gören bu öğrenciler, kendi ülkelerinde çok değerli olan kürdanları kullandıktan sonra tekrar kürdanlığa korlarmış. Bu söylenti o kadar yayılmış ki; o dönem yemekhanelerde kimse kürdan kullanmaz olmuş.
__________________
İzmir'de genç güzel bir kadın otobüs durağında gündüz saatinde bekliyormuş. Durakta kendinden başka üç adam daha varmış. Derken adamlardan iyi giyinimli olanı yanına gelmiş ve "Buranın yabancısıyım. Balçova'ya buradan otobüs var mı?" diye sormuş. Kız "Var" deyip otobüsün numarasını falan söylemiş. Adam teşekkür edip diğer adamların yanına gitmiş.
Biraz sonra yeniden kızın yanına gelmiş "Afedersiniz. Sanırım randevuma geç kalıyorum. Saatim de yok. Saat kaç acaba?" demiş. Kız saatine bakıp söylemiş. Adam "geç kalmışım" demeş ve bir taksiye binip gitmiş. Taksi uzaklaşır uzaklaşmaz diğer iki adam kızın yanına gelip "Eee! Hadi gidelim" diyerek kızın kollarına girmişler. Kız şaşırmış taabi "Ne oluyor? Ne yapıyorsunuz?" diye bağırmaya başlamış.
Adamlar pişkin pişkin, "Peşin ödedik, nazlanma" filan diyorlarmış ki; kız çığlığ koyvermiş. Esnaf kızın imdadına yetişmiş, adamları kıskıvrak yakalamışlar. Polis gelmiş, iki adamı ve kızı karakola götürmüş.
Karakolda komiser gündüz vakti şehrin göbeğinden kız kaldırmaya kalkışan densizleri hemen sorguya almış doğal olarak. Ama adamlar taksiyle giden adamın 100 dolar karşılığında bu kızı pazarladığını hatta "Ne zaman gidebiliriz?" sorusuna da kızın saate bakıp yanıt verdiğini söylemişler. Yemin billah ediyorlarmış. O kadar şaşkınlarmış ki, komiser bu kez kızdan şüphelenmiş.
Kızın ifadesi ise iyice şüphe uyandırmış. "Adamın biri otobüs sordu, sonra da saat kaç dedi ve gitti" diyormuş kız. Ama bir türlü komiseri ikna edememiş. Çalıştığı şirketin genel müdürnü filan aratmış, şirketten arkadaşları gelmiş araya girmişler, kız karakoldan zorla çıkmış. Onlar karakoldan çıkarken iki kafadar hala "Peki bizim paramız ne olacak diye" dert yanıyorlarmış
goingmad
________
halil orak: Peniste kemik var mı?
Hacettepe Tıp Fakültesi'nde biyoloji dersinde üreme organları işleniyormuş. Saf kızımız profesöre sormuş: "Hocam peniste kemik var mı?" Profesör de nelere malolacağını bilmeden şu cümleyi sarfetmiş "Hayır kızım, sana öyle gelmiştir!" Ve tabi sınıftan ağlayarak kaçış...
________________
Gokhan Demirbag: En hareketli organ
Cerrahpaşa'da anatomi dersindeyiz, sene 1991. Hocamız anfiye dönüp "En hareketli organ hangisidir?" diye sordu. Anfide kahkahalar, fısıldamalar, homurdanmalar oldu. Hoca kızlardan birine soruyu tekrarladı. Kız utana sıkıla "penis" cevabını verdi. Bu sefer hocamız gülmeye başladı. Çünkü doğru cevap "dil" imiş
_________
bayir gulu: Kemiklisi denk gelmiş
Bu efsanenin farklı bir versiyonunu duymuştum. Bir tıp fakültesinde anatomi dersi. Hoca erkek üreme sistemini anlatıyormuş. Penis üzerine bilgi verirken bir bakmış ki; arka tarafta bir çift dersle alakalarını kesmiş, resmen sevişiyorlar. Hoca bir anda kıza seslenmiş: "Sen! Arka sırada dersimizi dinlemeyen hanım kızımız". Kız haliyle toparlanıp hocaya bakmış. Hoca devam etmiş: "Söyle bakalım penisin yapısı nasıldır?". Kız tabii dersle ilgilenmediği için sorunun cevabını bilememiş ve "Kemik yapıdadır hocam!" diye kafadan sallamış. Hoca durur mu? Lafı oturtmuş: "Sana orda kemiklisi denk gelmiş".
___________________
Biyoloji dersinde üreme çeşitleri işleniyomuş. Sıra insana geldiğinde öğretmen konuyu anlatırken, “Aslında meninin yapısı şekerin yapısıyla çok benzer özellikler taşımaktadır” gibisinden bi laf etmiş. Bunun üzerine sınıftaki kızların en “hoş”larından biri hemen elini kaldırmış, “Peki hocam, niye tuzlumsu bi tadı var o zaman?” diye sormuş. Sınıftan kopan kahkaha tufanı sonrasında kız farkına varmış sorusunun nereye gittiğinin. Ve kıpkırmızı bi suratla koşarak sınıfı terketmiş.
Bu hikayenin bi çok versiyonu var aslında. Örneğin, bazen hikaye hocanın soruyu yanıtlamasıyla bitiriliyo, “Çünkü tatlıyı algılayan duyargalar dilin ön tarafındadır, gırtlak tarafında değil!”, bazen de hocanın verdiği bilgi, “İnsan ejakülasyonun miktarı sadece bi çay kaşığı kadardır” oluyo. Kızımız yine saftirik sorusunu soruyo tabii ki: “Peki hocam, öyleyse nasıl ortalığı o kadar çok batırabiliyor?”
Fi tarihinde Eskişehir’deki Atatürk Lisesi’nin coğrafya hocalarından biri derslerinde sürekli argo konuşuyomuş. Sınıfın kızları da çok rahatsız oluyomuş bu küfürlü konuşmalardan. Bi gün aralarında, öğretmeni protesto etmek için, “hoca böyle konuşmaya başladığı an sınıfı terkedelim” diye bi karar almışlar. Ancak sınıfın ispiyoncularından biri (muhtemelen bi erkek) durumdan haberdar etmiş ağzı bozuk öğretmeni.
Hoca ertesi gün derse protesto olayından haberdar olarak gelmiş taabi. Konuşmasına, “Arkadaşlar, özellikle siz dinleyin kızlar, bugün Afrika ülkelerinden birini, Etiyopya’yı işleyeceğiz. Etiyopya yerlileri dünya ortalamasının üzerindeki penis boylarıyla dikkat çekerler” diyerek başlamış. Zaten kızlar tetikteler ya, bu lafı duyar duymaz hemmen fırlamışlar yerlerinden ve kapıya doğru yürümüşler. Kızlar çıkarken hoca arkalarından seslenmiş: “Acele etmeyin kızlar, Etiyopya uçağına daha yarım saat var!”
___________________________
Bir arkadaşım İstanbul'a sevgilisi ile buluşmaya gideceği gün ishal olmuş. Fakat ne çare ki gitmek zorunda. Deniz otobüsüyle zorlu bir yolculuktan sonra (habire tuvalete taşınarak) buluşma yerine ulaşmış. Beklemeye başlamış.
Çok sıkıştığı bir anda tam tuvalet arayacakken kız arkadaşının geldiğini görünce gidememiş. Ancak o sırada epey bir miktar altına kaçırmış. Renk vermemek için, "Buraya kadar gelmişken gel bir pantolon alalım" diyerek kızı bir mağazaya götürmüş.
Tezgahtarın tüm ısrarına rağmen hiç denemeden mağazadan bir pantolon alıp ayrılmış. Gittikleri bir kafede, "İçime sinmedi. Ben şunu tuvalette bir deneyeyim" demiş. Hemen kirlenmiş çamaşırını ve pantolonunu daracık havalandırma boşluğundan atmış.
Rahatlamanın verdiği huzurla çantanın içindeki poşette duran yeni pantolonu almak üzere eğilmiş. Fakat o da ne! Poşette bir kazak varmış! Gözlerine inanamayan arkadaşım hemen kafasını havalandırmadan sokarak eski pantolonuna ulaşmaya çalışmış ama becerememiş.
Bu arada tuvaletin önünde uzun bir kuyruk oluşmuş. Kapıyı vurmalarına rağmen içeriden tepki gelmeyince kafenin işletmecisi, "Bir delikanlı tuvalete girdi, çıkmıyor. Sanırım içeride eroin kullandı" diyerek polis çağırmış. Emniyet güçleri geldiğinde tabii acı gerçek ortaya çıkmış!
___________________
Bir kız yurdunda kalan kızlar, artık temizlik görevlisine olan kıllıklarından mıdır yoksa nerden çıktığı belli olmayan bir yurt geleneğinden midir, her sabah dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaya öperek iz bırakıyorlarmış.
Yurt müdürü ne yaptı ettiyse bu alışkanlığı ortadan kaldıramamış. Diğer yandan temizlik görevlileri de iyiden baş kaldırmaya başlamışlar. Sonunda müdürün aklına parlak bir fikir gelmiş. Hemmen bir duyuru yapıp, kızları toplantıya çağırmış. Neyse toplanmış bunlar. Müdür “Buyrun tuvalate” demiş. Düşmüş yola, şaşkın kızlar da peşlerinde, temizlik görevlisinin beklediği umumi tuvalete girmişler. Aynalarda sabahki ruj izleri hala duruyormuş.
Müdür “Arkadaşlar” demiş, “Bazılarınız dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaları öperek çıkması güç izler bırakıyor. Temizlik görevlilerimiz bunları temizlerken zorlanıyor. Sizleri görevlimizin bu temizliği yaparken ne kadar zorlandığını bizzat görmeniz için topladım. Bakım ve görün”. Sonra görevliye bir işaret çakmış. Bizimki gayet sakin bir şekilde tuvalet fırçasını almış, klozetteki suya daldırmış ve aynayı temizlemiş. O gün bu gündür o yurtta tuvaletlerde dudak izine bir daha rastlanmamış.
__________________
Malumunuz Afrika'nın fakir ülkelerinde insanlar yokluk içinde yaşıyor. Öyleki oralarda bir dal kürdan bile çok değerliymiş. Kürdan ancak çok zenginlerin kullandığı lüks bir malmış.
Bundan 10 yıl kadar önce üniversitelerimize öğrenci değişimi, Birleşmiş Milletler bursuyla filan Afrika'nın çeşitli ülkelerinden bir çok öğrenci gelmiş. Yemekhanelerde her masada kürdan olduğunu gören bu öğrenciler, kendi ülkelerinde çok değerli olan kürdanları kullandıktan sonra tekrar kürdanlığa korlarmış. Bu söylenti o kadar yayılmış ki; o dönem yemekhanelerde kimse kürdan kullanmaz olmuş.
__________________
İzmir'de genç güzel bir kadın otobüs durağında gündüz saatinde bekliyormuş. Durakta kendinden başka üç adam daha varmış. Derken adamlardan iyi giyinimli olanı yanına gelmiş ve "Buranın yabancısıyım. Balçova'ya buradan otobüs var mı?" diye sormuş. Kız "Var" deyip otobüsün numarasını falan söylemiş. Adam teşekkür edip diğer adamların yanına gitmiş.
Biraz sonra yeniden kızın yanına gelmiş "Afedersiniz. Sanırım randevuma geç kalıyorum. Saatim de yok. Saat kaç acaba?" demiş. Kız saatine bakıp söylemiş. Adam "geç kalmışım" demeş ve bir taksiye binip gitmiş. Taksi uzaklaşır uzaklaşmaz diğer iki adam kızın yanına gelip "Eee! Hadi gidelim" diyerek kızın kollarına girmişler. Kız şaşırmış taabi "Ne oluyor? Ne yapıyorsunuz?" diye bağırmaya başlamış.
Adamlar pişkin pişkin, "Peşin ödedik, nazlanma" filan diyorlarmış ki; kız çığlığ koyvermiş. Esnaf kızın imdadına yetişmiş, adamları kıskıvrak yakalamışlar. Polis gelmiş, iki adamı ve kızı karakola götürmüş.
Karakolda komiser gündüz vakti şehrin göbeğinden kız kaldırmaya kalkışan densizleri hemen sorguya almış doğal olarak. Ama adamlar taksiyle giden adamın 100 dolar karşılığında bu kızı pazarladığını hatta "Ne zaman gidebiliriz?" sorusuna da kızın saate bakıp yanıt verdiğini söylemişler. Yemin billah ediyorlarmış. O kadar şaşkınlarmış ki, komiser bu kez kızdan şüphelenmiş.
Kızın ifadesi ise iyice şüphe uyandırmış. "Adamın biri otobüs sordu, sonra da saat kaç dedi ve gitti" diyormuş kız. Ama bir türlü komiseri ikna edememiş. Çalıştığı şirketin genel müdürnü filan aratmış, şirketten arkadaşları gelmiş araya girmişler, kız karakoldan zorla çıkmış. Onlar karakoldan çıkarken iki kafadar hala "Peki bizim paramız ne olacak diye" dert yanıyorlarmış
goingmad