PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Belkİ De....


NilCik
16-08-05, 10:35
Çay bahçesini yanlız öyküleyen kadın,yanından geçip gidiyorum,
haberin yok.Yanımızdan gidenlerden hiç birimizin haberi yok.Benim yörüngemde,O'nunla karşılaşmak umudu var.Birden ali öpülesi
rastlantı biter,belki çantası açılır,kağıtlar dökülür suya,ben toplarım,
hemen verip gitmek ayıp kaçacaktır,şurda biraz oturulur,bazı mecburiyetlere şükran sunulur,kızın adı Şükran değildir,gözler gözlerle tanışır,falanlar filanlara hamiledir...Senin bunlardan haberin yoktur.
Çay bahçesindesin ve garsonla göz göze gelmeme uğraşındasın.
Canın çay istemiyor.Beni beklemediğin belli.
Ama benim beklediğin kişi olmadığın nerden belli?Belki benim O.
Düşünsene,seninle yürüdüğümüz yolların bir yanı kır,
ötesinden tren geçiyor.Kondüktör,o tren sıradanlığının üstünde
o kan,o ter içinde bizi farkediyor.Ve akıp gidiyor hafızası..Yıllar öncesi..
Mahallenin lacivert bulutu,kasabın kızı Nilgün

KONDÜKTÖR-Ne şirin komşu kızıydı Nilgün.Entarisinin göğsü geniş.
Bir eğilse karşıki dağlar erksiyonlara gark olacak.Çiçakli entari rüzgar
beklentisinde.Entari yaşıyor be..Çiçekler insan ağzı gibi güzel..
Nilgün'ün pencereye çıkışı,perdeyi tam kapatmayışı ve hangi yönetmenin fantezisi olarak küçücük aralaıktan şöbiyet profil sunuşu..
Nilgün,en güzel resimli boyama kitabıydı çocukluğumun sokağında.Bir hıyarla evlendi kasabanın kızı Nilgün.Zorla değil,gönül mecburiyetiyle.
Et kokmayan bir ev özlemine sevda adını verdi..Çünkü döküldü entariden.Kapandı perdeliğin aralığı..Işık perdeye çarptı..Işık öldü..
Entari öldü.

Kondüktörü bırakıyoruz kendi aksak ritmine.Yürüyoruz.doldurmuşsun elimi elinle.Belediye otobüsündeyiz.Karşımızdaki koltukta,pişmanlıkları
saçlarını kırlayan adam tuhaf bakıyor sana.göziçine...


PİŞMANLIKLARI SAÇLARINI KIRLAYAN ADAM
-Tuhaf şey...Şaçlarının kıvırlığı aynı Nezihe.Kaşaltından gülüşü
san ki Nezihe'nin kıkırdaması.
.......Niye yalan söyledin be Nezihe? Niye? Fazıl benim arkadaşımdı.
En yakın.Gözüme kan otursa O'na sorardım.En rahat O'ndan isterdim cigarayı.Büyük oğlumuz Rıfat öldüğünde önce Fazıl'ı
aramamış mıydım? Önce O'na ağlamıştım sonra kendime..Sen ve Fazıl
Dölyatak olduğunuz Nezihe..O gün,hiç sevmediğin,zemheri karanlığı sokağımızın köşesine büzdüm kendimi.Kışkıyamet bir akşam,hatırlarsın.Kar suyu karıştı gözümün yaşına...
Artık kovuyorum biliyor musun,yanına insanca sokulan sokak köpeklerini..Hiç bilemedim ama Nezihe,niye?...Tuhaf şey...
Saçlarının kıvırlığı aynı Nezihe..Tuhaf şey...

Yollar sabır çağrıştırıyor.Belki eşya,sabrın tortulaşmasıdır.Yürüyoruz.
Bir camii hüznüne düşüyor yolumuz.Avlusunda yan yana dizili tabutlar.Ölenler şöyle...
Bir manifaturacı.Dükkandan arkadaşları getirmişler eve.Gözlükleri kayıp.Bulunamadı
Bir kadın,tırnaklarının arasında hamur.
Sonuncusu trafik kazası..Ölen genç,geriye kalanların heps ihtiyar.
Buna rağmen,hala yüreyebiliyoruz seninle.Ne yani bizde mi ölelelim diyoruz.Kimse yanıt vermiyor.Yürüyoruz.
Biraz kulak kesilip dinliyoruz.Konuşmalar,konuşmalar...

Çay bahçesindeki kadın,seninle ışıkları söndürmekte mümkün.
Kendimi sana anlatma çabası,çayın demi kadar içten..
Ve sancılarıma ortak etmek seni..Havar,demek sana,havar ki ucunda ölüm var.Sarı saçların,köpüklü gibi sanki,uzun..Onlara,misal,Halepçe'yi
anlatmak,Adını Kürtçe'deki analmını soruyosun bana..Hatırlamıyorum.
Havar,diyorum sadece.Havarki ucunda ölüm var.Soykırımlarda dul kalır geceler,türkü olurlar.Ama senin haberin yok.Sıralarını savarlar,sır olurlar.Ruhun duymaz,maneviyatın üşümez...
Çay bahçesindeki yanlız kadın,ana bakışımdan ekşime!Gözlerindeki
firar boşuna.Zamanın koynunda sakladığı yaşanılasıların yanından geçip gidiyoruz.Hiç düşündün mü belki'yi?belkide eline en yakışan takı benim elim.Belki de en belli olacak yalan benim söylediğim.Belki sen ve belki ben..Belki yıllar sonra..Tuhaf şey..Saçlarının kıvırlığı aynı Nezihe........

angelica
26-11-07, 08:49
yüregine saglik

SaRiSiN
27-11-07, 11:22
:thanks: emeğine sağlık:thumbup: