piya
06-05-05, 14:22
Zamana bırakılmış tüm imgeler bir şekilde bütünleşmek için mutlak bir dokunuşa ihtiyaç duymaktadırlar.
Ayrılıklardan, özlemlerden ,ölümlerden,aşktan sevgiden,ihanetten ,tutkudan vb bir çok sebebten beslenen şiir olgusu aslında koca bir romanı ,uzunca bir destanı, bir hikaye yada öyküyü bir solukta yada bir nefeste anlatma zorluğuyla karsı karsıya kalınca şair olunması yada şiirin yazılması o kadar zorlasıyor.
Hiç bir şaire taklit etmemek için ,hiç bir şiire benzer yazmamak için elinden geldiğince ózgünlügünü yaratmak istiyen yeni genç şair adaylarından biri olma konusunda kendimi zorlasamda , bazen içime düştüğüm karanlıktan boğuldugum odalardan üşüdüğüm sokaklaradan savrulan bir yaprak olup hayatın akışına kapılmaktan çoğu zaman o büyük şairlerin fısıltılarına tutunarak yureğımi harmanlamaya, içimdeki acıya doğru bir yol açmaya özen gösteriyorum.
Hayatı ve aşkı şiir gibi sevmek gerek ..
Şiirin yüz yıllardır anlatımında bitmeyen yalın dile ve şiirin yıllardır geçtikce geliştirmiş sadakatine saygi gösterme adına her seye şiir herkese şair etiketi vurmamak kanısındayım.
Çünkü şairler de o şairsel dokunuşu geçekleştirmek için günlerce bu sancıyı yaşarlar ,,
Şiirler bir kerede bir anda yazılan kelime yıgını olmanın dısında saatlerce bir yoğunlaşmanın sancının sonucu olarak ,beceri ve edebiyat yetenegiyle bütünleştimi ancak bir somutluluğu ifade eder.
Biliyoruzki bütün ifadeler anlam çıglıgında kendi hesabına zorlanmalarıyla yaşamaktadır.
Meddeciliğin dışsallıgın yoğun olduğu,görsel algılanısın derin yaşandığı bu süreçte ,siir yazmak siir düsünmek şiir yaşamak gercek bir savaş olmaktan baska bir şeye sahne olmuyor gibime geliyor....
Bu savaşa en cok tanıklık edenler onu en iyi yaşıyanlardır.
Bundandirki şiir bir anlamda şairin o zamana bırakılmış tüm imgelere dokunuşu ile kendine benziyen şiirlere dönüştürüyor herseyi.
Benim yaşamımda en belirgin olarak kabullendiğim o dokunuşu o sihirli vuruşlerı yapmaktır,tek amacım herşeyin baslangıcı olan o gizemli öze biraz daha yakın olabilmek.
Bazi gazete sayfalarında ,dergilerde rastladıgım siirler beni ürkütmüyor desem yalan olur.
Toplumsal bir yozlaşmaya ilkin o toplumun edebiyatı ile başlandığını görmemız lazım.
Kültür ereziyonu dediğimiz olgu aslında bu noktada kendini yaşamsal kılıyor.Amerikan müzik sinema ve edebiyatının dünya kültürlerini tehtit ettiği gerçegi ve kanısı git gide daha çok gözlerimizin içine batıyor.
Işte bu hormonlu mantik, bunu görmiyen bazı kesimler ,hazir bir üst kültür edilmenin basitliğini yaşayacağına kendi kültürlerini yenilemeleri ve geliştirmeleri gerektiğini bilmeleri gerekir.
Çünkü silahin ve askerin giremedigi yere şiir ve sanat girebilir,
Ve bunu gören global postmoderin “kültürler’’ dünya sanatına büyük tehtitler ederek maddi heseplar ile ekonomik güç haline gelmek istiyor ve gelmiştir.ve bunu bazı sanal edebiyatcı ve şair denilen kimliksiz kişiler aracılığıyla başarmıyorlar desek yalan olur.
Böylece bu genel yelpezenin içinde olan yeni şair ve şiirde bu marjileşmeyi aşma konusunda zorluklar ve engellerle karşılaşıyor.
Şiir duygu ve mantığın, ince bir tılsımın gercek ile, şiddetin ve hümanizmanın o ahenkli dansiyla gelişen yazı türlerinin en zor ve en etkiliyeci olanıdır.Bu eski dosta sahip çıkma adına onun bize sunduğu gönül gözünü yitirmeden hayatı ve aşkı şiir gibi yaşamaya çalişalim..
Ilkin gok yardı yüzünü ,kırmızı bir çizginin şiddediyle
Göklerse kızgın bir yeryüzünün sabırsız anıydı gecenin bu vakti.
Kan damlıyordu yaprakların uykusal sallanşına.
Her taraf kırmızı bir renk çılgınlığında susuyordu.
Ve içimde bir çoğrafya da yanlız bir savaşcı ölüyordu....
Ayrılıklardan, özlemlerden ,ölümlerden,aşktan sevgiden,ihanetten ,tutkudan vb bir çok sebebten beslenen şiir olgusu aslında koca bir romanı ,uzunca bir destanı, bir hikaye yada öyküyü bir solukta yada bir nefeste anlatma zorluğuyla karsı karsıya kalınca şair olunması yada şiirin yazılması o kadar zorlasıyor.
Hiç bir şaire taklit etmemek için ,hiç bir şiire benzer yazmamak için elinden geldiğince ózgünlügünü yaratmak istiyen yeni genç şair adaylarından biri olma konusunda kendimi zorlasamda , bazen içime düştüğüm karanlıktan boğuldugum odalardan üşüdüğüm sokaklaradan savrulan bir yaprak olup hayatın akışına kapılmaktan çoğu zaman o büyük şairlerin fısıltılarına tutunarak yureğımi harmanlamaya, içimdeki acıya doğru bir yol açmaya özen gösteriyorum.
Hayatı ve aşkı şiir gibi sevmek gerek ..
Şiirin yüz yıllardır anlatımında bitmeyen yalın dile ve şiirin yıllardır geçtikce geliştirmiş sadakatine saygi gösterme adına her seye şiir herkese şair etiketi vurmamak kanısındayım.
Çünkü şairler de o şairsel dokunuşu geçekleştirmek için günlerce bu sancıyı yaşarlar ,,
Şiirler bir kerede bir anda yazılan kelime yıgını olmanın dısında saatlerce bir yoğunlaşmanın sancının sonucu olarak ,beceri ve edebiyat yetenegiyle bütünleştimi ancak bir somutluluğu ifade eder.
Biliyoruzki bütün ifadeler anlam çıglıgında kendi hesabına zorlanmalarıyla yaşamaktadır.
Meddeciliğin dışsallıgın yoğun olduğu,görsel algılanısın derin yaşandığı bu süreçte ,siir yazmak siir düsünmek şiir yaşamak gercek bir savaş olmaktan baska bir şeye sahne olmuyor gibime geliyor....
Bu savaşa en cok tanıklık edenler onu en iyi yaşıyanlardır.
Bundandirki şiir bir anlamda şairin o zamana bırakılmış tüm imgelere dokunuşu ile kendine benziyen şiirlere dönüştürüyor herseyi.
Benim yaşamımda en belirgin olarak kabullendiğim o dokunuşu o sihirli vuruşlerı yapmaktır,tek amacım herşeyin baslangıcı olan o gizemli öze biraz daha yakın olabilmek.
Bazi gazete sayfalarında ,dergilerde rastladıgım siirler beni ürkütmüyor desem yalan olur.
Toplumsal bir yozlaşmaya ilkin o toplumun edebiyatı ile başlandığını görmemız lazım.
Kültür ereziyonu dediğimiz olgu aslında bu noktada kendini yaşamsal kılıyor.Amerikan müzik sinema ve edebiyatının dünya kültürlerini tehtit ettiği gerçegi ve kanısı git gide daha çok gözlerimizin içine batıyor.
Işte bu hormonlu mantik, bunu görmiyen bazı kesimler ,hazir bir üst kültür edilmenin basitliğini yaşayacağına kendi kültürlerini yenilemeleri ve geliştirmeleri gerektiğini bilmeleri gerekir.
Çünkü silahin ve askerin giremedigi yere şiir ve sanat girebilir,
Ve bunu gören global postmoderin “kültürler’’ dünya sanatına büyük tehtitler ederek maddi heseplar ile ekonomik güç haline gelmek istiyor ve gelmiştir.ve bunu bazı sanal edebiyatcı ve şair denilen kimliksiz kişiler aracılığıyla başarmıyorlar desek yalan olur.
Böylece bu genel yelpezenin içinde olan yeni şair ve şiirde bu marjileşmeyi aşma konusunda zorluklar ve engellerle karşılaşıyor.
Şiir duygu ve mantığın, ince bir tılsımın gercek ile, şiddetin ve hümanizmanın o ahenkli dansiyla gelişen yazı türlerinin en zor ve en etkiliyeci olanıdır.Bu eski dosta sahip çıkma adına onun bize sunduğu gönül gözünü yitirmeden hayatı ve aşkı şiir gibi yaşamaya çalişalim..
Ilkin gok yardı yüzünü ,kırmızı bir çizginin şiddediyle
Göklerse kızgın bir yeryüzünün sabırsız anıydı gecenin bu vakti.
Kan damlıyordu yaprakların uykusal sallanşına.
Her taraf kırmızı bir renk çılgınlığında susuyordu.
Ve içimde bir çoğrafya da yanlız bir savaşcı ölüyordu....