Tarsus’un tarihi dokusunu
doğal güzelliklerini dünyaya sergilemenin yolunu arayan ilçe belediyesi ve Berdan Tekstil
çözümü uluslararası bir koşu düzenlemekte buldu. Uluslararası Tarsus Yarı Maratonu’nun 21 kilometrelik parkuru ilçenin turistik bölgelerinden geçiyor. Bu yıl
üçüncü kez düzenlenen koşuya Türk sporcuların yanı sıra 12 ülkeden 50 atlet katıldı. İşte bir maratonun izinde
Perslerden Romalılara
Mısırlılardan Osmanlılara uzanan 7 bin yıllık Tarsus.
Tarsus’un ismiyle ilgili birçok rivayet olmasına rağmen en benimseneni

mitolojideki Pegasus (kanatlı uçan at) öyküsüne bağlananı. Pegasus

Kilikya ovasında yolunu şaşırmış

Tarsus’un bulunduğu yere düşünce ayağı sakatlanmış. Bunun üzerine kente Latince ayak tabanı anlamına gelen ’Tar-sos" adı verilmiş.
Anadolu’nun en eski yerleşim alanlarından biri olan Tarsus

birçok krallığın ve Antik Çağ’da da Kilikya’nın başkenti olmuş; tarihi

kültürel ve ekonomik yönleriyle Ön Asya ile Anadolu’nun en önemli merkezlerinden biri.
Hıristiyanlar’ın en önemli havarilerinden Aziz Paulus’un doğum yeri olması

haç yeri özelliği taşımasıyla

bu dinin yayılmasında önemli bir yere sahip.
Birçok filozof

dil bilgini ve şair Tarsus’da yaşamış. Kültür hayatını etkilemiş. Tarih kitapları

her konuda büyük gelişme gösteren Tarsus’un bilim ve üniversite merkezi olduğunu

halkın felsefe ve diğer bilim dallarını büyük ilgiyle öğrenmeye çaba gösterdiğini

bu özelliğiyle İskenderiye ve Atina’yı geçtiğini yazıyor.
19. yüzyıl sonlarında yöneticilerin ihmali sonucu yerleşimin denizle bağlantısı kesilmiş

deltadaki Aynaz gölü bataklığa dönüşmüş. Bu değişim

Tarsus’un gelişmesini engellemiş. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte bataklıklar kurutulmuş

Berdan üzerinde baraj inşa edilmiş

her türlü tarımsal üretime elverişli yapılmış

karayolu ve demiryolu ağlarının üzerinde olmasıyla yeniden hızlı bir gelişme içine girmiş

ilçede başta tekstil olmak üzere çok sayıda sanayi kuruluşu faaliyette.
TARSUS’UN ŞANSI İKİ BERDAN
Bugünkü Tarsus’a hayat veren iki Berdan var. Biri Toroslar’dan doğup verimli Tarsus vadisinden geçerek Akdeniz’e ulaşan Berdan Çayı. Diğeri de Tarsus’u bir dünya şehri yapmayı amaçlayan

bunun için her türlü girişimde bulunan Berdan Tekstil.
1951 yılında babası Kasım Ekenler’in kurduğu Berdan Tekstil’i

dünyanın tanınmış markaları arasına sokan Muhteşem Ekenler

bir taraftan da memleketine olan vefasını göstermek için Tarsus için faydalı olacağına inandığı her girişime destek olmuş. Bu amaçla kurulan Berdan Vakfı

Tarsus’un altında yatan tarihi eserleri günyüzüne çıkartmak için yıllardır yapıyor.İlk olarak 1993 yılında ortaya çıkan Antik Cadde (Roma Yolu) ile ilgili çalışmalar yapılmış ve Selçuk Üniversitesi’nden gelen arkeologların çalışmaları günümüze kadar sürmüş.
Vakfın bir sonraki projesi ise St. Paul Kuyusu ve çevresinde yapılan iyileştirme ve restorasyon çalışmalarına destek vermek olmuş. 1998 yılında sadece bir kuyudan ibaret bu önemli turizm merkezinin tarihi dokusunu zenginleştirmek üzere Tarsus Müzesi tarafından yapılan kazı çalışmasına destek verilmiş. Üçüncü arkeolojik proje ise yine Tarsus Müzesi yürüttüğü Roma Hamamı kazıları ana sponsorluğu. Vakıf ayrıca

Tarsus’u tanıtan çeşitli yayınlar hazırlanması ve basılması konularında da 1997 yılından bu yana aralıksız çaba gösteriyor. Bunun sonuncusu Çatalburun Köpekleri

bu ay içerisinde basılacak. Kitap

bu endemik ırk hakkında yayımlanan ilk araştırma kitabı olacak. Vakıf bir yandan da sanat değerlerimizi tanıtmak

canlı ve etkin hale getirmek

turizmin gelişmesi ve canlanmasına katkıda bulunmak için çalışmalar yapıyor. Tarihi Tarsus evlerini koruma altına alarak restorasyonlarını gerçekleştiriyor.
TARİHTE KOŞTULAR
Berdan Tekstil

Tarsus’un tüm dünyaya tanınması için üç yıl önce yeni bir girişim başlatmış: Uluslararası Tarsus Yarı Maratonu. Tarsus Belediyesi’nin işbirliğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen maratona Türk atletlerin yanı sıra 12 ülkeden 50’nin üzerinde koşucu katıldı. Maraton

ilçenin tarihi ve turistik yerlerini kapsayan parkurda koşuluyor. Berdan Tekstil çalışanları da maratona gönüllerini koymuş. Bir taraftan hazırlıkların en iyi şekilde yapılması

maraton süresince bir aksilik yaşanmaması için çalışırken diğer yandan ekip olarak kendileri de maratona katılıyorlar.
Etkinliğin isim babası

Berdan Tekstil’in maratoncu yönetim kurulu üyesi Yavuz Sökün. Göteborg’da koştuğu maratondan etkilenerek bu organizasyonu düzenlemeyi düşündüğünü anlatıyor Sökün: "35 bin kişi koştu

100 bin kişi parkur boyunca yarışı izledi

atletlere destek verdi. Bu olayın hem ekonomiye

hem turizme hem de sosyal kaynaşmaya büyük katkısı var. Bu fikri ilettiğim Berdan Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Muhteşem Ekenler hemen onay verdi. Bu yıl 3.’sünü koştuğumuz yarı maratonun 5. yılında 5 bin kişi koştuğunda kendimizi başarılı sayacağız."
Sökün’ün bu amacı yavaş yavaş gerçekleşiyor ve Tarsuslular da yarı maratonu benimsiyorlar. Parkur boyunca dizilip

evlerinin önünde oturup yarışmacıları motive etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Sayıları her yıl biraz daha artan atletler 21 kilometrelik yarı maratonu tamamlamak için mücadele ederken 7 bin yıllık "Tarsus" ismi de dünyaya yayılıyor.
GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER Antik Cadde (Roma yolu): 1993 yılında bir temel kazısıyla açığa çıkan Antik Cadde

Tarsus’un yaklaşık iki bin yıl önceki ihtişamından büyük ve sağlam bir kesit ortaya koyuyor. Antik Çağ’da uzun dönem hizmet verdiği anlaşılan bu yoldan tarihin birçok önemli ismi geçmiş: St. Paul

Cicero

Julius Casear

Athenedoros

Nestor

Kleopatra

M.

Antonius

Augustus ve Hadrian.
Ulu Cami: Cami-i Kebir ya da Cami-i Nur diye de bilinen cami yakın döneme kadar kentin merkezini oluşturmaktaydı. Bugün etrafındaki türbe ve imaret

kuzeydoğusunda ise 1895’de eklenen saat kulesi büyük bir külliye görünümü vermekte. Caminin yapımı 1579 yılında Ramazanoğlu Piri Mehmet Paşa’nın oğlu İbrahim Bey tarafından gerçekleştirilmiştir.
Kleopatra Kapısı: Tarsus’un Antik Çağ ve sonrasında kullanılan surlarından geriye kalan tek yapı. Şehrin doğu yönüne açılan kapısı. Limana yakın olması dolayısıyla "Deniz Kapısı" adı verilmiş. Yakın döneme kadar "Kancık Kapı" olan ismi bugün Kleopatra Kapısı olarak değiştirilmiş.
St. Paul Kilisesi: Tarsus’ta bugün St. Paul adını taşıyan tek kilise

kentin güneyinde

daha 19. yüzyıl sonlarına değin Hıristiyan cemaatin yaşadığı Cami-i Nur semtinde bulunuyor. Yapım tarihi kesin olmamakla birlikte 18. yüzyılın son çeyreği. Doğu batı yönünde

üç sahınlı olarak yapılmış. Girişi batıdaki revaklı bölümden. Oldukça sade bir mimari tarzına sahip. İç süslemelerinde resimler yer alıyor.
Gözlü Kule Höyüğü:
Tarsus kadar Çukurova tarihinde de önemli bir yer işgal eden höyük

bugün Tarsus’un merkezinde ve Cami-i Nur semtinde. 1935 yılında Amerikan kazı ekibinin çalışmalarıyla dünya litaratürüne kazandırıldı. İki ayrı tepeden oluşan höyük

Erken Tunç evrelerinden Osmanlı Dönemi’ne kadar kesintisiz bir yerleşimi ortaya koymakta. Ancak Helenizm sonrasında kentin bugünkü ovaya yayılması nedeniyle tabakalar daha zayıf görülmektedir.
St. Paul Kuyusu: Tarsus’ta Antik Cadde’nin yaklaşık 200 m. kuzeydoğusundaki kuyu ve çevresi

halk arasında Aziz Paul’un yaşadığı ev olarak biliniyor. Bölgede Hıristiyanların yaşadığı dönemlerden itibaren kuyunun suyu kutsal bilinmiş ve şifa getirdiğine inanılmış. Paul’a ait evden geriye sadece yaklaşık 30 m. derinliğindeki kuyu kalmış. Bugün suyu ve ziyaretçisi eksik olmayan bu kuyu Hıristiyanlarca hac yeri olarak kullanılıyor.